Yakub’tan beri her gidişle
Yusuf’a ağlıyoruz biz…
Her gidiş yüreğime bir koyuştur yolcu
Can evimden bitmek
Bir kez daha yitmektir…
Gidiyorsun,
Gece en ince yerinden bölünüyor şimdi
Şehir bir denize doğru ağlıyor..
Mahmur şiirler dökülüyor ateşime
Kara gözlerimde mülteci sevdalar tutuşuyor..
Yalnızlığında acıyı büyüterek kalabalıklaşıyor bir anne
Can sermayesi savaşta bitiyor
Göz bebeği kurşun kurşun yitiyor..
Dertler yığın yığın
Ayaz lime lime
Karanlık ilmek ilmek doluyor içine..
Kavuşmaya yakışan gönlü ayrılık cümleleri dokuyor..
Bir baba her nefesinde Yusuf kadar esef soluyor
Telaşla içinde bir Yakub arıyor
Kalbinin tenhalarında Yakub kadar sabırlar arıyor..
Gece içine
Gözleri yere dökülüyor..
Penceresinden güz damlayan adamlar gibi
Şafağa öykünüp uykusuz kalıyor..
Ve yakınlarda, çok yakınlarda
Ellerine bir sabır heykelinin elleri değiyor..
Nisan dallarında vurulup da kanı akmayan kanaryalar gibi
Acıyı sezdirmemeye yeminli kardeşler gecenin koynuna sokuluyor..
Mum gibi eriyor
Mum rengince üzülüyor
Yandıkça ağlıyor
Gözyaşlarınca yanarken can ipliklerinde dumanlar tütüyor..
Kandehar dağlarına güller sererek gidiyorsun yolcu
Bir el daha boşluğa düşüyor
Bir göz daha yokluğa..
Saçlarıma ıssız bir çöl yalnızlığı üşüşüyor
Gözlerim iplik iplik çözülüyor..
Rehin gecelerde dualar kadar gözyaşları da vacip oluyor..
Tetikte bekleyen bir silah gibi
Suskunluğum gecenin bomboş yüzüne boşalıyor..
Güneş avuçlarıma hapsolurken
Gece parmaklarımda geziniyor..
Gidiyorsun yolcu
Ne zaman; “Yıllandık bu hayatta, eskidik” desek
Yeni bir gidiş hüzünlere ne kadar acemi olduğumuzu öğretiyor..
Oysa gök ekin misali biçilen nice yiğitler diktik toprağın bağrına..
Senden önce nice yıldızları uğurladık semalarda..
“Öyleyse neden bunca hüzün?” deme yolcu
Yakub’tan beri her gidişle Yusuf’a ağlıyoruz biz
Yusuf ki, şehadetsiz boynu bükük kalmanın adıdır bu mekanlarda..
alıntı
Yusuf’a ağlıyoruz biz…
Her gidiş yüreğime bir koyuştur yolcu
Can evimden bitmek
Bir kez daha yitmektir…
Gidiyorsun,
Gece en ince yerinden bölünüyor şimdi
Şehir bir denize doğru ağlıyor..
Mahmur şiirler dökülüyor ateşime
Kara gözlerimde mülteci sevdalar tutuşuyor..
Yalnızlığında acıyı büyüterek kalabalıklaşıyor bir anne
Can sermayesi savaşta bitiyor
Göz bebeği kurşun kurşun yitiyor..
Dertler yığın yığın
Ayaz lime lime
Karanlık ilmek ilmek doluyor içine..
Kavuşmaya yakışan gönlü ayrılık cümleleri dokuyor..
Bir baba her nefesinde Yusuf kadar esef soluyor
Telaşla içinde bir Yakub arıyor
Kalbinin tenhalarında Yakub kadar sabırlar arıyor..
Gece içine
Gözleri yere dökülüyor..
Penceresinden güz damlayan adamlar gibi
Şafağa öykünüp uykusuz kalıyor..
Ve yakınlarda, çok yakınlarda
Ellerine bir sabır heykelinin elleri değiyor..
Nisan dallarında vurulup da kanı akmayan kanaryalar gibi
Acıyı sezdirmemeye yeminli kardeşler gecenin koynuna sokuluyor..
Mum gibi eriyor
Mum rengince üzülüyor
Yandıkça ağlıyor
Gözyaşlarınca yanarken can ipliklerinde dumanlar tütüyor..
Kandehar dağlarına güller sererek gidiyorsun yolcu
Bir el daha boşluğa düşüyor
Bir göz daha yokluğa..
Saçlarıma ıssız bir çöl yalnızlığı üşüşüyor
Gözlerim iplik iplik çözülüyor..
Rehin gecelerde dualar kadar gözyaşları da vacip oluyor..
Tetikte bekleyen bir silah gibi
Suskunluğum gecenin bomboş yüzüne boşalıyor..
Güneş avuçlarıma hapsolurken
Gece parmaklarımda geziniyor..
Gidiyorsun yolcu
Ne zaman; “Yıllandık bu hayatta, eskidik” desek
Yeni bir gidiş hüzünlere ne kadar acemi olduğumuzu öğretiyor..
Oysa gök ekin misali biçilen nice yiğitler diktik toprağın bağrına..
Senden önce nice yıldızları uğurladık semalarda..
“Öyleyse neden bunca hüzün?” deme yolcu
Yakub’tan beri her gidişle Yusuf’a ağlıyoruz biz
Yusuf ki, şehadetsiz boynu bükük kalmanın adıdır bu mekanlarda..
alıntı