Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

ilminur

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ara 2007
Mesajlar
8,908
Aldığı Beğeniler
128
Takım
Fenerbahçe
Yalnızlığın Galasında Söyleşi

--------------------------------------------------------------------------------

I.
Gürültülü fırtınalardır saran çevreleri. Sessiz haykırışlardır, toprağımdan fay olup kırılan. Zelzelem ki; denizlerde doğar. Gözleri alan bir ışık, nâtık varlıkları yakalar. Ezilmemeli yaprağın içine ağını ören yeşil örümcek. Müziği kurulmalı sonu gelmeyen notalarımın. Dağınık eller düzeltemez, umutlarımın dağılan kitapçıklarını. Türlenen morluk, tül gerilerinden hüznü resmeder. Ölüm neyine senin ey keder; sen ki bende yaşayıp durmaktasın.

Sol elimdi sıkıca tutunan dala, yoksa sağ ayağımın bastığı çürük dal, sele serpe yığacaktı uykusuzluğumu ebedi uykuya. Belki de sakatlığım yanıma yâdigâr kalacaktı ki korkmadım o dem, korunuyor olmalıydım mutlaka. Aşka güvendim ve soluk soluğa kaldı dermanım. Bu sabah ve tüm gece Sevgili’yi anmamış mıydım ve dahi Sevgili anışımı duymamış mıydı? Çürüyen yaşlı içime dokunmamış mıydı kırıklar. Kırıklar ve aynalar…

Bardağı yıkayan suyun ıslaklığında sıyrıldım dünyadan. Yağmur yaklaşacak! Davetiye dağıtan rüzgâr beni de çağırdı. Bir adımlık mesafe olur ânım, olur da bulutlaşırsam beni yerde arama. Geri geri gitmeler, hızı ayarlatır çok kez hayat maratonuna. Birincilikte nazarım yok; ödülüm olman için tüm yorgunluğum. Hele bir de bakmasan, nasıl mecâl gelir parmaklarıma ve nasıl tutuşur yüreğimin koşusu. Kimse değil; sen izle beni yeter. Sıraya giremeyince köprüdeki otobüsler, lâstiği patlar öfkelerin ve çığırından çıkar evvel efe beyleri. Ulu dağlarıma ağıtlı ceylan, pınarlarını paketli bırakır. Ürperir titremeyi tatmamış levhalarım.

Tozlu aynalar göstermez görülmesi gerekilen gerçeği. Bir kere kopmuşsa kapı kolu, açılması emek ister. Mayın döşeli tarlalar ölüm kokarken, hür bakışım endişelendirir atak gözleri. Sesinin tonu kalabalık gülüşlerde ırak illerin frekansından gelir. Hüznün yamalı entarisini gece elbisesi zarafetinde giymeyenler, dikiş tutturamazlar okyanuslarda. Bedeli ödenmemiş bir doyma, aç bırakır insanı. İntizar suskunluğu yeminlidir kavgalara. Esenliğin esiri olur ertelenmemiş emârem.

Sensizliğin ürküntüsüne kapıldım dalıp gitmelerimde. Aşksızlık, yüzümüze baka baka insanlığımızı çalıyor. Bu arsızlık koyuyor edip ruhlu canlara. Narin yapılı hazanda, köy duruşlu taylar, tırmanarak büyültürler gamlı çayırlıklarını. Kayın ağaçlarıdır şelâleme şırıltılı gölge. Yükseklerden düşmesin kara sevdalar yüklenen taşım. Ve bir serçe acılanarak yok olmasın, dayanamam. Başım olsun gelip uçsun içimde, girsin bağrıma mavilerin mercan emaneti. Musalla masasında sıcaklığını koruyunca kalem, mevtalığımın mektuplarında usul usul okusunlar sevdiğimin el yazması ismini.

II.
Çehresi buz, çevirileri donuk yalnızlığın galası. Gitarı sadeleştirilmiş yelkenlilerin. Sıkışıp kalmış naylon torbalarda yapma çiçekler. Sahiciler, görülmeyen meydanların bahçelerinde kalakalmış. Pikolanmış ve ucu bastırılmış acılarımın.

Neydi telâşın kalbim; kedilerin gözlerinde bile ağladın! Gökçek umutların sandalında vazifeli kundağındaydın. Yel savurdu minnacık sevinçlerini. Sürüklenerek hangi sazlıklara yanaştın. Kulağına giren ilk ses neydi ve adının şifresini kim çözecekti…

Neydi melâlin kalbim; hazin hazin göz çekyatlarında uykusuz sabahladın! Kanepe örtülerindeydi unutulası anıların. Diz çöküşlerin romatizma sancılarında, liman kasırgasında kaldın. Söyle şimdi örtüne yerleşti mi hicap ve hitap, Ulubatlı yaslandı mı burçlarına…
Neydi vilâyetin kalbim; kaçıncı zamanda oluşmuştu tutsaklığındaki kömür madenin? Dağların, yangına nasıl yükselmiş; ovaların, ne vakit açılmıştı tefekkürün temaşa taraflarına. Deli eden nazlı nilüferin nasıl akmaya başlamıştı. Kim dikmişti ağaçlarını bir bir şu karşı bayırlığa ve kim görmüştü yiğidini…

Sen neydin kalbim; üfledikçe içinden içine üfürülen, inim inim inleyen miydin kalbim… Susacaksan ben neyleyim; Nil uzantısında muştulanan kudsî yerleşimim, ayaklarıma bensiz izler bırakacaksa söyle neyleyim. Sayılı nefesleri yok sayamam. Hesapların ulvî katında Sevgili’den başka cevap bulamam.

Muayenem gelmiş, nefesimi tutmalı üstelik derince almalıymışım. Seni içimde ne kadar saklayabilirim. Bulursun bir yolunu gün yüzüne çıkmanın. Nefeslerimde seni işaretlerken tüm herkese, verdiğini aldım hep. Cömertliğin büyüklüğünün nişanıdır ve ben küçüklerin küçüğüyüm ân be ân. Böyle mesudum, böyle memnun. Âminli dualarımdır, sezişi pürdikkat gecelerde yanına sokuluşlarım. Bûselenir alnım yakınlaştıkça sana. Ne çok seviyorum bu kapanışları, bu secdeleri ben. Dökülesi avuçlarım uzanır bin recâyla yârlığına. Ümidimi değil, yeislerimi keserim. Hele bir de çatlayan dilim adını andığında; var mı başka teselli, bilmiyorum bu dünyada.

Bekliyorum ay düşsün göğüme. Yolunda emekliyorum çulsuz çaresizliğimin müstesna garantisine. Kevserî bir edadan düşler damıtıyorum. Bekliyorum ve biliyorum, bu tadımlıklar kandırmaz kalbimi.
Çok susadım, gemimi hazırla Sevgili!

Fâtıma Zehra Merinos
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Canim mükemmel bir yazi yazanin yüregine seninde emegine saglik kalbi tesekkürler
Cenab-i Hak razi olsun insaAllah
Selam ve Dualarimla........
 
Üst Alt