- Üyelik Tarihi
- 13 May 2010
- Mesajlar
- 724
- Aldığı Beğeniler
- 12
Bir gün kapı çalmış. Ama kapıda
kimsecikler yokmuş. Kapının önünde yalnızca bir kavanoz. Etrafa bakınmış
kimseyi görememiş. Almış içeri kavanozu. Gözleri yaşlı açmış kapağını. İçinde
turuncu bir balık görmüş. Tam o sırada gözlerinden bir damla gözyaşı damlamış
kavanoza.
Balık birden kıpırdanmaya başlamış. Daracık kavanozun içinde orada...n oraya
dönmüş durmuş. Kız anlam vermemiş neler olduğuna. Daha çok ağlamaya
başlamış. Üzülmüş balığın haline. Ağladıkça damlalar kavanoza dökülmüş. Balığın
rengi morarmaya başlamış. Sonra anlamış gözyaşlarının küçük balığı
zehirlediğini.Hemen gidip suyu değiştirmiş. Balık tekrar canlanmış eski haline geri
dönmüş.Aradan günler geçmiş. Kız balığına şarkılar söylemiş durmadan.
Dertleşmiş derdini anlatmış. Balık dinlemiş. Ama ağlamamış hiç. Balığım ölmesin
diye. İçine akıtmış gözyaşlarını. O kadar çok sevmiş ki küçük balığı hiç
ağlayamamış, hiç belli edememiş.Ama günler geçtikçe kız hastalanmaya başlamış.
Rengi solmuş. Halsiz kalmış. Kimse ne olduğunu anlayamamış. Ama kimse
bilememiş, içine akıttığı gözyaşlarının kendisini zehirlediğini. Asıl ağlarken daha
mutlu olduğunu, zehrini böyle dışarı akıttığını kimse öğrenememiş. Ondan geriye
yalnızca turuncu bir balık kalmış... Daha mı değerliydi uğruna gözyaşlarımızı
sakladığımız.. kendimizi zehirlemek daha mı kolay.. saklanmak.. kaçmak çözüm
mü? Daha mı değerli turuncu balıklar? Daha mı değerli kendi hayatımızdan?
Durma ağla. Durma akıt gözyaşlarını. Dök içindekileri, bırak gitsin gidenler. Bırak
ölsün balıklar, bırak kırılsın kavanoz. Elbet bir balık var gözyaşlarında canlanacak,
elbet bir kavanoz var gözyaşlarından kırılmayacak. Elbet bir balık var seni
ağlatmayacak, gözyaşlarını dindirecek, senin sesinle konuşacak. Gözyaşlarında bir
sorun yok...
Kapında bile olsa, tek mesele yanlış balık, yanlış kavanoz.
Ya da yanlış zaman yanlış insan...
__________________
ALINTI
kimsecikler yokmuş. Kapının önünde yalnızca bir kavanoz. Etrafa bakınmış
kimseyi görememiş. Almış içeri kavanozu. Gözleri yaşlı açmış kapağını. İçinde
turuncu bir balık görmüş. Tam o sırada gözlerinden bir damla gözyaşı damlamış
kavanoza.
Balık birden kıpırdanmaya başlamış. Daracık kavanozun içinde orada...n oraya
dönmüş durmuş. Kız anlam vermemiş neler olduğuna. Daha çok ağlamaya
başlamış. Üzülmüş balığın haline. Ağladıkça damlalar kavanoza dökülmüş. Balığın
rengi morarmaya başlamış. Sonra anlamış gözyaşlarının küçük balığı
zehirlediğini.Hemen gidip suyu değiştirmiş. Balık tekrar canlanmış eski haline geri
dönmüş.Aradan günler geçmiş. Kız balığına şarkılar söylemiş durmadan.
Dertleşmiş derdini anlatmış. Balık dinlemiş. Ama ağlamamış hiç. Balığım ölmesin
diye. İçine akıtmış gözyaşlarını. O kadar çok sevmiş ki küçük balığı hiç
ağlayamamış, hiç belli edememiş.Ama günler geçtikçe kız hastalanmaya başlamış.
Rengi solmuş. Halsiz kalmış. Kimse ne olduğunu anlayamamış. Ama kimse
bilememiş, içine akıttığı gözyaşlarının kendisini zehirlediğini. Asıl ağlarken daha
mutlu olduğunu, zehrini böyle dışarı akıttığını kimse öğrenememiş. Ondan geriye
yalnızca turuncu bir balık kalmış... Daha mı değerliydi uğruna gözyaşlarımızı
sakladığımız.. kendimizi zehirlemek daha mı kolay.. saklanmak.. kaçmak çözüm
mü? Daha mı değerli turuncu balıklar? Daha mı değerli kendi hayatımızdan?
Durma ağla. Durma akıt gözyaşlarını. Dök içindekileri, bırak gitsin gidenler. Bırak
ölsün balıklar, bırak kırılsın kavanoz. Elbet bir balık var gözyaşlarında canlanacak,
elbet bir kavanoz var gözyaşlarından kırılmayacak. Elbet bir balık var seni
ağlatmayacak, gözyaşlarını dindirecek, senin sesinle konuşacak. Gözyaşlarında bir
sorun yok...
Kapında bile olsa, tek mesele yanlış balık, yanlış kavanoz.
Ya da yanlış zaman yanlış insan...
__________________
ALINTI