- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
"DAHA NE YAPABİLİRİM?"
Aksaray'daki eğitimim için uçtuğum Konya havaalanından şirketin getir götür işlerini yapan taksici Uğur aldı beni. Konya'dan Aksaray'a yol uzun. Konuşmaya başladık.
Alıştığım taksilerden çok farklı. İçi tertemiz, mis gibi kokuyor. Arka koltukta oturuyorum, gayet düzgün yerleştirilmiş güncel gazeteler ve birkaç iş dergisi önümdeki koltuğun üzerinde duruyor. Uğur "Gazeteler günlük, dergiler bu haftanın, hangisini isterseniz okuyun" dedi. Uğur ile sohbet etmeyi tercih ettim. Yolda kesinlikle hız sınırlarına uyuyordu. Tüm şerit değiştirmelerde sinyal veriyordu. Takip mesafesini biliyor ve kullanıyordu.
Bir ara "Ne kadar iyi kullanıyorsunuz arabayı" dedim. "Benim görevim bu, hem doğru kullanmalıyım ki ne siz tedirgin olun ne de hayatlarımız tehlikeye girsin" dedi. 35 yaş civarında gözüküyordu. Yol boyunca çok güzel bir sohbetimiz oldu.
Fabrikadaki ilgiliye Uğur'dan bahsettim. "Biliyoruz, çok iyi iş yapar o nedenle yıllardır onunla çalışıyoruz" dediler.
O akşam yine Uğur beni fabrikadan aldı, otele doğru yola çıktık. "Nerede yemek yesem iyi olur" diye sordum. Anlattı. "Uğur, eğer yemediysen gel beraber akşam yemeği yiyelim, seni biraz dinlemek istiyorum" dedim. Şaşırdı. Ama davetimi kabul etti.
"Uğur sen özel bir insana benziyorsun, bana anlatsana senin taksiciliğin neden farklı?" diye sordum. Anlatmaya başladı:
"Lisede bizim taksi durağında tanıdığım vardı, heves ederdim, arada bana da iş verirlerdi, vakit geçirirdim. Çok severdim bu işi. Ama geleceği olan bir iş değildi taksicilik gözümde. Ben de üniversiteye hazırlandım. Niğde'deki üniversitenin Halkla İlişkiler Bölümü'nü kazandım. Üç yıl çok güzel okudum. Ama öğrencilerle aram hoş değildi, hep kaytarma fırsatı ararlardı. Ödev, ders yapmamak için ne taklalar atarlardı. Ben onlarla anlaşamadım. Dersimi çalışır, ödevimi adam gibi yapardım. Hocalar sever, öğrenciler benden gıcık kapardı. Bir gün kantinde biri geldi, bu okulda bir siyasi tarafın başıydı. Ben karşı taraftan değildim ama bunlardan hiç değildim. 'Kalk oradan ben oturacağım' dedi. 'Burada ben oturuyorum görmüyor musun?' dedim. Arkada tayfası var. Beni itti kaktı, ben de bunu dövdüm, sonra onlar beni dövdüler. Okuldan soğumaya başladım.
Kendime şunu sordum; ben ne olmak istiyorum? Ben hayatta nelerden keyif alıyorum? Ben bu okulu ve bu bölümü aslında sevmiyorum -bunu o sırada anladım, o zamana kadar pek farkında değildim- peki bütün ömrümü böyle mi geçireceğim? Ben neyi seviyorum? Abi, bir baktım ki ben taksiciliği çok seviyorum. O gün karar verdim; ben Aksaray'ın en iyi taksicisi olacağım. En iyi taksi, en doğru taksi, en güzel taksi bende olacak. Anam babam istemedi ama ben bıraktım okulu, Aksaray'a döndüm.
Borç harç Ford Focus aldım. bizim taksi durağında çalışmaya başladım. İçine tam 8 bin liralık masraf yaptım. Kahve makinası, internet, televizyon her şey vardı. Duraktakiler dalga geçerdi. Ama ben yılmadım. Hatta bana gıcıklık olsun diye ceza yazan polisler bile oldu. Ben devam ettim. Bir gün bu senin fabrikanın işlerini gören firmanın tüm araçları doluymuş, beni aradılar. O fabrikayla da öyle tanıştım. Binen kişi de yetkili biriymiş, demiş ki bundan böyle beni her yere Uğur götürecek. O yıldan beri önemli bir misafirleri varsa işleri hep bana verirler.
Dedim ki daha ne yapabilirim? Cip taksi yapacağım dedim. Focus'u sattım. Nissan Kaşkay aldım. Şimdi o sanayide, bu senin bindiğin benim asıl taksim değil, içini aynı şekilde yaptırıyorum, on gün sonra teslim alacağım."
Çok teşekkür ettim. Çok önemli bir insan olduğunu söyledim kendisine. Beni otele bıraktı. İnsanlardan öğrenecek ne çok şey vardı.
Ertesi gün eğitim bitince beni geri havaalanına götürmesi için buluştuk gene. Bana uçağımın numarasını sordu. Cep telefonuna bir uygulama indirmiş, Kayseri, Niğde ve Konya havaalanlarındaki tüm uçuşların durumunu takip edebiliyor. Abi dedi, senin uçağın İstanbul'dan geç kalkmış, zaten zamanımız var, şimdi daha da rahatız dedi. Fabrikadan onu ararlar ve uçakların durumunu ona sorarlarmış. Abi dedi, ben farklı ne yapabilirim, daha ne yapabilirim, müşterimin ihtiyacı neler, onlara nasıl destek olabilirim diye bakıyorum abi, dedi.
İşim bu ve ben işimi seviyorum. Eğer ben bunu farklı ve sevgiyle yapmayacaksam, okulu niye bıraktım ki abi, dedi.
Uğur'ların sayısının artması dileğiyle...
Aksaray'daki eğitimim için uçtuğum Konya havaalanından şirketin getir götür işlerini yapan taksici Uğur aldı beni. Konya'dan Aksaray'a yol uzun. Konuşmaya başladık.
Alıştığım taksilerden çok farklı. İçi tertemiz, mis gibi kokuyor. Arka koltukta oturuyorum, gayet düzgün yerleştirilmiş güncel gazeteler ve birkaç iş dergisi önümdeki koltuğun üzerinde duruyor. Uğur "Gazeteler günlük, dergiler bu haftanın, hangisini isterseniz okuyun" dedi. Uğur ile sohbet etmeyi tercih ettim. Yolda kesinlikle hız sınırlarına uyuyordu. Tüm şerit değiştirmelerde sinyal veriyordu. Takip mesafesini biliyor ve kullanıyordu.
Bir ara "Ne kadar iyi kullanıyorsunuz arabayı" dedim. "Benim görevim bu, hem doğru kullanmalıyım ki ne siz tedirgin olun ne de hayatlarımız tehlikeye girsin" dedi. 35 yaş civarında gözüküyordu. Yol boyunca çok güzel bir sohbetimiz oldu.
Fabrikadaki ilgiliye Uğur'dan bahsettim. "Biliyoruz, çok iyi iş yapar o nedenle yıllardır onunla çalışıyoruz" dediler.
O akşam yine Uğur beni fabrikadan aldı, otele doğru yola çıktık. "Nerede yemek yesem iyi olur" diye sordum. Anlattı. "Uğur, eğer yemediysen gel beraber akşam yemeği yiyelim, seni biraz dinlemek istiyorum" dedim. Şaşırdı. Ama davetimi kabul etti.
"Uğur sen özel bir insana benziyorsun, bana anlatsana senin taksiciliğin neden farklı?" diye sordum. Anlatmaya başladı:
"Lisede bizim taksi durağında tanıdığım vardı, heves ederdim, arada bana da iş verirlerdi, vakit geçirirdim. Çok severdim bu işi. Ama geleceği olan bir iş değildi taksicilik gözümde. Ben de üniversiteye hazırlandım. Niğde'deki üniversitenin Halkla İlişkiler Bölümü'nü kazandım. Üç yıl çok güzel okudum. Ama öğrencilerle aram hoş değildi, hep kaytarma fırsatı ararlardı. Ödev, ders yapmamak için ne taklalar atarlardı. Ben onlarla anlaşamadım. Dersimi çalışır, ödevimi adam gibi yapardım. Hocalar sever, öğrenciler benden gıcık kapardı. Bir gün kantinde biri geldi, bu okulda bir siyasi tarafın başıydı. Ben karşı taraftan değildim ama bunlardan hiç değildim. 'Kalk oradan ben oturacağım' dedi. 'Burada ben oturuyorum görmüyor musun?' dedim. Arkada tayfası var. Beni itti kaktı, ben de bunu dövdüm, sonra onlar beni dövdüler. Okuldan soğumaya başladım.
Kendime şunu sordum; ben ne olmak istiyorum? Ben hayatta nelerden keyif alıyorum? Ben bu okulu ve bu bölümü aslında sevmiyorum -bunu o sırada anladım, o zamana kadar pek farkında değildim- peki bütün ömrümü böyle mi geçireceğim? Ben neyi seviyorum? Abi, bir baktım ki ben taksiciliği çok seviyorum. O gün karar verdim; ben Aksaray'ın en iyi taksicisi olacağım. En iyi taksi, en doğru taksi, en güzel taksi bende olacak. Anam babam istemedi ama ben bıraktım okulu, Aksaray'a döndüm.
Borç harç Ford Focus aldım. bizim taksi durağında çalışmaya başladım. İçine tam 8 bin liralık masraf yaptım. Kahve makinası, internet, televizyon her şey vardı. Duraktakiler dalga geçerdi. Ama ben yılmadım. Hatta bana gıcıklık olsun diye ceza yazan polisler bile oldu. Ben devam ettim. Bir gün bu senin fabrikanın işlerini gören firmanın tüm araçları doluymuş, beni aradılar. O fabrikayla da öyle tanıştım. Binen kişi de yetkili biriymiş, demiş ki bundan böyle beni her yere Uğur götürecek. O yıldan beri önemli bir misafirleri varsa işleri hep bana verirler.
Dedim ki daha ne yapabilirim? Cip taksi yapacağım dedim. Focus'u sattım. Nissan Kaşkay aldım. Şimdi o sanayide, bu senin bindiğin benim asıl taksim değil, içini aynı şekilde yaptırıyorum, on gün sonra teslim alacağım."
Çok teşekkür ettim. Çok önemli bir insan olduğunu söyledim kendisine. Beni otele bıraktı. İnsanlardan öğrenecek ne çok şey vardı.
Ertesi gün eğitim bitince beni geri havaalanına götürmesi için buluştuk gene. Bana uçağımın numarasını sordu. Cep telefonuna bir uygulama indirmiş, Kayseri, Niğde ve Konya havaalanlarındaki tüm uçuşların durumunu takip edebiliyor. Abi dedi, senin uçağın İstanbul'dan geç kalkmış, zaten zamanımız var, şimdi daha da rahatız dedi. Fabrikadan onu ararlar ve uçakların durumunu ona sorarlarmış. Abi dedi, ben farklı ne yapabilirim, daha ne yapabilirim, müşterimin ihtiyacı neler, onlara nasıl destek olabilirim diye bakıyorum abi, dedi.
İşim bu ve ben işimi seviyorum. Eğer ben bunu farklı ve sevgiyle yapmayacaksam, okulu niye bıraktım ki abi, dedi.
Uğur'ların sayısının artması dileğiyle...