YARATILIŞ GAYEMİZ TEVHİD
Alemlerin yaratıcısı, lütfü ile doğru yolu gösteren, karanlıklardan aydınlığa çıkaran. Rahman, Rahim ve Din Gününün Sahibi Allah(cc)'a hamd olsun.
Alemlere Rahmet olarak gönderilen Efendimiz, Önderimiz, Tek Liderimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'a, O'nun aline ve ashabına ve O'nun yolunda olmaya çalışan tüm Müslümanlara salat ve selam olsun.
Allah(cc)'ın yeryüzündeki halifesi olmak üzere yaratılan insan; sadece yemek, içmek, çiftleşmek için yaratılmamıştır. Bu sayılanları hayvanlarda yapar. İnsan Allah(cc)'ın yeryüzündeki temsilcisi (halifesi) olmak ve Allah-ü Teala'ya kulluk görevim layıkıyla yerine getirmek için yaratılmıştır.
insanı hayvanlardan ayıran temel özellik Allah(cc)'ın; insanı en mükemmel bir şekilde yaratması, doğruyu yanlıştan ayıran akıl ve irade vermesi ve insanı doğru yola ulaştıracak kitaplar ve peygamberler gönderilmesidir.
Madem ki aklımız ve irademiz var. Madem ki insanız ve sadece Allah'a kulluk için yaratıldık, madem ki bizim için Cennet ve Cehennem var. O zaman gaflet uykusundan uyanıp kendimize, özümüze yani kulluğumuza geri dönmeliyiz. Bu da sadece "La İlahe illallah, Muhammedür Resulullah" kelimesini (Tevhid) bilinçli bir şekilde söylemek ve daha da önemlisi hayata geçirmekle mümkün olacaktır. Çünkü Tevhid olmazsa kulluğun ve imanın olması, iman olmadan da cennetin kazanılması mümkün değildir.
"De ki; 'işte benim tuttuğum yol budur. Ben, bana tabi olanlarla birlikte şuur ve basiretle insanları Allah'a (Allah'ın Tevhid Dini'ne) davet ediyorum. Ben ve bana tabi olanlar böyleyim Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzili ederim. Ben müşriklerden (Allah'a şirk koşanlardan) değilim. (Yusuf, 108)
Tevhid; Birlemek, tekleştirmek, hayat görüşünü O'ndan almak ve her şeyi O'na has kılmaktır. Tevhid, Allah tarafından belirlenen kural ve kavramlara zıt her türlü anlayışı reddetmektir.
Tevhid ile bilinçlenen ve ahlâklanan kişiye ise Muvahhid denir. Muvalıltid; Tüm yaptıklarım yalnızca içinde bulunduğu fani alemin ölçülerine göre değil; insanın mazisi olan "Ruhlar aleminin" ve insanın istikbali olan "ebedi alemin" ölçülerine vuran ve ilah olarak sadece Tek ve En Büyük îlaha kulluk eden "akıllı insan "dır. Muvahhid; kimliği ve kişiliği bozulmamış, tevhidi hayat biçimi olarak kabul eden ve yaşayan, içinde yaşadığı toplumda tevhidin, İslamın yani; Allah'ın Dini'nin hakim olması için çalışan kimsedir.
"La ilahe illallah" "Allah'tan başka ilah yoktur' anlamına gelir. "La îlahe" kelimesi; insanın kalbinden, düşüncesinden ve tüm yaşamından sahte ilahları koymasıdır. Yalnız Allah'a bağlaması gerektiği halde, Allah'tan başkasına bağlandığı tüm bağları koparması, kanun ve hüküm koyucu olarak yalnız Allah'ı kabul etmesidir.
Yüreğin!, seni yaratan .yaşatan, varlığım Zatına borçlu bulunduğun, üzerinde herkesten fazla hakkı bulunan bir Zat'a vermek yerine; Senin ve kendinin geçmişim ve geleceğin! elinde tutamayan ölümlü birine vermek şirk'tir. insan Allah(cc)'ı bırakıp da kendi cinsine kul olur, onu ilah edinir, ondan korkar, ondan ümit eder, (Allah'ın hükümleri ile çelişse bile) onun hükümlerine boyun eğer ve uygular, özetle ona kul olursa; bu hem sonsuzluk için yaratılmış kendisini geçici bir hayatla sınırladığı için kendisine, hem de kendisinden başka hiç kimsenin kul olunmaya layık olmadığı yaratıcısına karşı büyük bir haksızlıktır.
Kelime-i Tevhidin ikinci kısmı olan "illallah" ise, kişinin Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceğine, ilah, kanun koyucu, itaat edilecek tek makam olarak Allah'ı kabul edeceğine dair söz vermesidir. Tevhidi ruhuna, gönlüne, aklına ve hayatına nakşeden insan yaratılışının gayesini anlamıştır. Artık özgürlük ve mutluluk basamaklarım tırmanmaya başlayacaktır.
"Andolsun ki biz, sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele. Sabredenlere bir musibet isabet ettiğinde derler ki: 'Biz Allah'a aidiz ve ona dönücüleri!,' Rablerinden bağışlanma ve Rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır. (2,Bakara: 15 5-15 7)
Allah'a kulluk etmek için yaratılan insan musibetler ve belalarla imtihan edilecektir, însana düşen;
sabretmek, dünyanın geçici, ahiretin ebedi olduğunu ve bu ebedi hayata çok iyi hazırlanması gerektiğini, düşünmek, bir gün bu dünya hayatinin biteceğini ve Allah'ın huzurunda hesap vereceğini bilmek ve buna bağlı olarak yaratılış gayesi olan tevhidi iyi bilmek ve hayatına aktarmaktır.
Allah-ü Teala şöyle buyuruyor: "Doğrusu Allah kendisine eş koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındakileri ise, dilediği kimse için affeder. Her kim Allah'a şirk koşarsa son derece büyük bir sapıklığa düşmüş olur.(4,Nisa: 116)
Ayette de belirtildiği gibi Allah'ın kesinlikle bağışlamayacağı bir günah var ki, o da şirktir. En büyük günah ve tek ilacı Tevhid olan bir hastalıktır. Bundan dolayı Tevhidi 4e çok iyi anlamamız ve yaşamamız gerekir. Günümüzde bir çok insan şirk batağına bilgisizlik nedeniyle saplanmaktadır.
Tevhidi gereği gibi anlamak için Allahın isimlerinden biri olan ve Kuran-ı Kerimde 969 yerde geçen "Rabb" kavramım iyi bilmemiz gerekiyor. Kabirdeki ilk soru da "Rabbin kim?" olacaktır. Kabir sorularım bu dünyada iken ne kadar ezberlese ezberlesin, eğer bu soruların ve doğru cevapların gerektiği gibi yaşamıyorsa (Haşa) Allahı kandıramaz. Dünyada tağutlara itaat edenler, "Rabbim Allah" diyemeyecek, yaşamadığı bir şeyi söyleyemeyeceklerdir. Bu yüzden dünyada Rabb olarak kabul ettiğimiz güç ahretin de sahibi ve hakimi olmalıdır. Zaten dünyadaki sahte ilahların ahirette kendilerine de kullarına da bir faydaları olmayacaktır.
Rabb: Sadece yaratıp bırakmayan; koruyan, gözeten, eğiten, hükmeden, emreden, boyun eğdiren, yeryüzünde insanın mutluluğu için kurallar koyan gibi anlamlara gelir.
"Din ayrı, devlet ayrı, Dini siyasete alet etmeyin." gibi sözlerle Allah(cc)ı dünya işlerine karıştırmak istemeyen seküler (dünyevi) mantığa, ilahi red şu Ayet-i Kerimelerdir: "O gökte de ilahtır, yerde de. " (43, Zuhruf:84), "İlahınız birdir; O göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların Rabbidir."(37, Saffat:4-5) İslam; hukuku, sosyolojisi, ekonomisi ve siyasetiyle ayrılmaz bir bütündür. insanın sorunlarım ve bu sorunların çözümlerim en iyi her şeyi bilen ve insanı yaratan Allah(cc) bilir. Tabiri caizse Allah; insanları yaratıp bırakmaz. Ticaretten ziyarete, ekonomiden politikaya, aileden devlete kadar her şeye karışır.
"Tağutu inkar ve Allaha iman" Tevhidin en temel ve birbirini tamamlayan iki ilkesidir. Bunlardan birisi olmadan Tevhid'den söz etmek mümkün değildir. Allah(cc) şöyle buyuruyor: "Kim tağutu inkar eder, Allaha inanırsa, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allahı hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir." (2, Bakara: 256), "Biz her topluma Allah! a kulluk edin, tağuttan kaçının. diye bir elçi gönderdik." (l6, Nahl: 36) Bu ayetlerden anlaşılan şu ki: Allaha iman etmek, tağutu inkar etmeyi gerektirir. O halde tağut nedir?
Tağut: Haddi aşan, Allah dışında kendisine kulluk ve itaatte bulunulan, hayata yön veren herkes ve her şeydir.
Tağut, Allah(cc)m hükümlerini tanımayıp, kendi görüşüne göre hüküm koyan ve bu hükümlerle insanları yöneten ve zulmedendir. "Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?" (95, Tin:8)
Dünyada ve ahirette mutlu olabilmeniz; Allah(cc)a samimi bir imanla teslim olmak, tevhidin her yönünü çok iyi kavramak ve hayata geçirmekle mümkün olacaktır.
"insanlardan korkmayın da Benden korkun ve ayetlerimi yok pahasına satmayın. Her kim Allahın indirdikleriyle hükmetmezse, işte asıl kâfir olanlar onlardır." "Kim Allahın indirdiğiyle hükmetmezse işte asıl zalim olanlar onlardır." (5, Maide suresi:44-45)
Allah-ü Teala melekleri akıllı ve şehvetsiz, hayvanları ise şehvetli ve akılsız yarattı. Akıl ve şehvetin birleştiği tek varlık insandır. Eğer insan aklı ve iradesi ile şehvetine galip gelirse, meleklerden daha faziletli olur. Eğer şehveti aklına ve iradesine üstün gelirse hayvanlardan daha aşağı seviyeye düşer.
Tüm insanlar, ruhlar aleminde Allah(cc)a verdikleri sözü, amelleri ile ispatlamak zorundadırlar, îman bir iddiadır ve fiillerle ispatı gerekmektedir.
Allaha verdikleri sözü tutmayanlar hesap bilincini kaybedenlerdir. Hesap bilinci hayatı, yaptıklarından hesaba çekileceğinin ve dünyanın bir imtihan alanı olduğunun bilinci ile anlamlı kılma hareketidir. Allah-ü Teala buyuruyor: "Hanginizin daha güzel amelde bulunacağım denemek için hayatı ve ölümü yaradan Odur. O Azizdir, Gafurdur." (67,Mülk: 2)
Allah-ü Tealanın verdiği rızıkla hayatlarını devam ettirdikleri halde, insanların görev sorumluluklarım kendi heva ve heveslerine göre tayin etmeye çalışanlar, yanı Allahın mülkünde yaşayıp, Onun bahşettiği sayısız gıda ve nimetlerden faydalandığı halde, o nimetleri vereni görmezlikten gelerek, kendi görüşüne ve çıkarlarına göre hüküm koyarak ve bu hükümlerle insanlara zulmedenler tağutlaşanlardır. Tabii yaratılış gayesini ve kulluk görevlerini Allahtan ve Onun Şeriatından öğrenmek yerine bu insanlardan öğrenmeye kalkanlar da hesap bilincini kaybedenlerdir.
Allah(cc) şöyle buyuruyor: "İnsanlar yalnız İnandık demekle bırakılıvereceklerini, kendilerinin imtihana çekilmeyeceklerim mi sandılar? Andolsun ki bit onlardan evvelkilerini de imtihan etmişizdir. Allah sadık olanları da yalancı olanları da elbette bilir. Yoksa kötülük yapanlar kurtulabileceklerim mi sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar." (29,Ankehut:2-4) Bu ayetler insana hesap bilincini kazanmasını ve korumasını emretmektedir. Hesap bilinci; hesap vermek üzere dirileceğinin bilinci île hareket etmektir. Peygamberler bu bilincin öğretmenleridir. Kendilerine örnek, model olarak peygamberleri seçenler hesap bilincini kazanmışlardır. Tağutları lider ve örnek olarak seçenler ise kullara kul olmuşlardır. Hesap bilincini kazanmış olanlar dinlerini yaşamak için dünyalarım feda etmekten çekinmezler. Onlar için ahiret dünyadan daha hayırlıdır.
Alemlerin yaratıcısı, lütfü ile doğru yolu gösteren, karanlıklardan aydınlığa çıkaran. Rahman, Rahim ve Din Gününün Sahibi Allah(cc)'a hamd olsun.
Alemlere Rahmet olarak gönderilen Efendimiz, Önderimiz, Tek Liderimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'a, O'nun aline ve ashabına ve O'nun yolunda olmaya çalışan tüm Müslümanlara salat ve selam olsun.
Allah(cc)'ın yeryüzündeki halifesi olmak üzere yaratılan insan; sadece yemek, içmek, çiftleşmek için yaratılmamıştır. Bu sayılanları hayvanlarda yapar. İnsan Allah(cc)'ın yeryüzündeki temsilcisi (halifesi) olmak ve Allah-ü Teala'ya kulluk görevim layıkıyla yerine getirmek için yaratılmıştır.
insanı hayvanlardan ayıran temel özellik Allah(cc)'ın; insanı en mükemmel bir şekilde yaratması, doğruyu yanlıştan ayıran akıl ve irade vermesi ve insanı doğru yola ulaştıracak kitaplar ve peygamberler gönderilmesidir.
Madem ki aklımız ve irademiz var. Madem ki insanız ve sadece Allah'a kulluk için yaratıldık, madem ki bizim için Cennet ve Cehennem var. O zaman gaflet uykusundan uyanıp kendimize, özümüze yani kulluğumuza geri dönmeliyiz. Bu da sadece "La İlahe illallah, Muhammedür Resulullah" kelimesini (Tevhid) bilinçli bir şekilde söylemek ve daha da önemlisi hayata geçirmekle mümkün olacaktır. Çünkü Tevhid olmazsa kulluğun ve imanın olması, iman olmadan da cennetin kazanılması mümkün değildir.
"De ki; 'işte benim tuttuğum yol budur. Ben, bana tabi olanlarla birlikte şuur ve basiretle insanları Allah'a (Allah'ın Tevhid Dini'ne) davet ediyorum. Ben ve bana tabi olanlar böyleyim Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzili ederim. Ben müşriklerden (Allah'a şirk koşanlardan) değilim. (Yusuf, 108)
Tevhid; Birlemek, tekleştirmek, hayat görüşünü O'ndan almak ve her şeyi O'na has kılmaktır. Tevhid, Allah tarafından belirlenen kural ve kavramlara zıt her türlü anlayışı reddetmektir.
Tevhid ile bilinçlenen ve ahlâklanan kişiye ise Muvahhid denir. Muvalıltid; Tüm yaptıklarım yalnızca içinde bulunduğu fani alemin ölçülerine göre değil; insanın mazisi olan "Ruhlar aleminin" ve insanın istikbali olan "ebedi alemin" ölçülerine vuran ve ilah olarak sadece Tek ve En Büyük îlaha kulluk eden "akıllı insan "dır. Muvahhid; kimliği ve kişiliği bozulmamış, tevhidi hayat biçimi olarak kabul eden ve yaşayan, içinde yaşadığı toplumda tevhidin, İslamın yani; Allah'ın Dini'nin hakim olması için çalışan kimsedir.
"La ilahe illallah" "Allah'tan başka ilah yoktur' anlamına gelir. "La îlahe" kelimesi; insanın kalbinden, düşüncesinden ve tüm yaşamından sahte ilahları koymasıdır. Yalnız Allah'a bağlaması gerektiği halde, Allah'tan başkasına bağlandığı tüm bağları koparması, kanun ve hüküm koyucu olarak yalnız Allah'ı kabul etmesidir.
Yüreğin!, seni yaratan .yaşatan, varlığım Zatına borçlu bulunduğun, üzerinde herkesten fazla hakkı bulunan bir Zat'a vermek yerine; Senin ve kendinin geçmişim ve geleceğin! elinde tutamayan ölümlü birine vermek şirk'tir. insan Allah(cc)'ı bırakıp da kendi cinsine kul olur, onu ilah edinir, ondan korkar, ondan ümit eder, (Allah'ın hükümleri ile çelişse bile) onun hükümlerine boyun eğer ve uygular, özetle ona kul olursa; bu hem sonsuzluk için yaratılmış kendisini geçici bir hayatla sınırladığı için kendisine, hem de kendisinden başka hiç kimsenin kul olunmaya layık olmadığı yaratıcısına karşı büyük bir haksızlıktır.
Kelime-i Tevhidin ikinci kısmı olan "illallah" ise, kişinin Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceğine, ilah, kanun koyucu, itaat edilecek tek makam olarak Allah'ı kabul edeceğine dair söz vermesidir. Tevhidi ruhuna, gönlüne, aklına ve hayatına nakşeden insan yaratılışının gayesini anlamıştır. Artık özgürlük ve mutluluk basamaklarım tırmanmaya başlayacaktır.
"Andolsun ki biz, sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele. Sabredenlere bir musibet isabet ettiğinde derler ki: 'Biz Allah'a aidiz ve ona dönücüleri!,' Rablerinden bağışlanma ve Rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır. (2,Bakara: 15 5-15 7)
Allah'a kulluk etmek için yaratılan insan musibetler ve belalarla imtihan edilecektir, însana düşen;
sabretmek, dünyanın geçici, ahiretin ebedi olduğunu ve bu ebedi hayata çok iyi hazırlanması gerektiğini, düşünmek, bir gün bu dünya hayatinin biteceğini ve Allah'ın huzurunda hesap vereceğini bilmek ve buna bağlı olarak yaratılış gayesi olan tevhidi iyi bilmek ve hayatına aktarmaktır.
Allah-ü Teala şöyle buyuruyor: "Doğrusu Allah kendisine eş koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındakileri ise, dilediği kimse için affeder. Her kim Allah'a şirk koşarsa son derece büyük bir sapıklığa düşmüş olur.(4,Nisa: 116)
Ayette de belirtildiği gibi Allah'ın kesinlikle bağışlamayacağı bir günah var ki, o da şirktir. En büyük günah ve tek ilacı Tevhid olan bir hastalıktır. Bundan dolayı Tevhidi 4e çok iyi anlamamız ve yaşamamız gerekir. Günümüzde bir çok insan şirk batağına bilgisizlik nedeniyle saplanmaktadır.
Tevhidi gereği gibi anlamak için Allahın isimlerinden biri olan ve Kuran-ı Kerimde 969 yerde geçen "Rabb" kavramım iyi bilmemiz gerekiyor. Kabirdeki ilk soru da "Rabbin kim?" olacaktır. Kabir sorularım bu dünyada iken ne kadar ezberlese ezberlesin, eğer bu soruların ve doğru cevapların gerektiği gibi yaşamıyorsa (Haşa) Allahı kandıramaz. Dünyada tağutlara itaat edenler, "Rabbim Allah" diyemeyecek, yaşamadığı bir şeyi söyleyemeyeceklerdir. Bu yüzden dünyada Rabb olarak kabul ettiğimiz güç ahretin de sahibi ve hakimi olmalıdır. Zaten dünyadaki sahte ilahların ahirette kendilerine de kullarına da bir faydaları olmayacaktır.
Rabb: Sadece yaratıp bırakmayan; koruyan, gözeten, eğiten, hükmeden, emreden, boyun eğdiren, yeryüzünde insanın mutluluğu için kurallar koyan gibi anlamlara gelir.
"Din ayrı, devlet ayrı, Dini siyasete alet etmeyin." gibi sözlerle Allah(cc)ı dünya işlerine karıştırmak istemeyen seküler (dünyevi) mantığa, ilahi red şu Ayet-i Kerimelerdir: "O gökte de ilahtır, yerde de. " (43, Zuhruf:84), "İlahınız birdir; O göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların Rabbidir."(37, Saffat:4-5) İslam; hukuku, sosyolojisi, ekonomisi ve siyasetiyle ayrılmaz bir bütündür. insanın sorunlarım ve bu sorunların çözümlerim en iyi her şeyi bilen ve insanı yaratan Allah(cc) bilir. Tabiri caizse Allah; insanları yaratıp bırakmaz. Ticaretten ziyarete, ekonomiden politikaya, aileden devlete kadar her şeye karışır.
"Tağutu inkar ve Allaha iman" Tevhidin en temel ve birbirini tamamlayan iki ilkesidir. Bunlardan birisi olmadan Tevhid'den söz etmek mümkün değildir. Allah(cc) şöyle buyuruyor: "Kim tağutu inkar eder, Allaha inanırsa, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allahı hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir." (2, Bakara: 256), "Biz her topluma Allah! a kulluk edin, tağuttan kaçının. diye bir elçi gönderdik." (l6, Nahl: 36) Bu ayetlerden anlaşılan şu ki: Allaha iman etmek, tağutu inkar etmeyi gerektirir. O halde tağut nedir?
Tağut: Haddi aşan, Allah dışında kendisine kulluk ve itaatte bulunulan, hayata yön veren herkes ve her şeydir.
Tağut, Allah(cc)m hükümlerini tanımayıp, kendi görüşüne göre hüküm koyan ve bu hükümlerle insanları yöneten ve zulmedendir. "Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?" (95, Tin:8)
Dünyada ve ahirette mutlu olabilmeniz; Allah(cc)a samimi bir imanla teslim olmak, tevhidin her yönünü çok iyi kavramak ve hayata geçirmekle mümkün olacaktır.
"insanlardan korkmayın da Benden korkun ve ayetlerimi yok pahasına satmayın. Her kim Allahın indirdikleriyle hükmetmezse, işte asıl kâfir olanlar onlardır." "Kim Allahın indirdiğiyle hükmetmezse işte asıl zalim olanlar onlardır." (5, Maide suresi:44-45)
Allah-ü Teala melekleri akıllı ve şehvetsiz, hayvanları ise şehvetli ve akılsız yarattı. Akıl ve şehvetin birleştiği tek varlık insandır. Eğer insan aklı ve iradesi ile şehvetine galip gelirse, meleklerden daha faziletli olur. Eğer şehveti aklına ve iradesine üstün gelirse hayvanlardan daha aşağı seviyeye düşer.
Tüm insanlar, ruhlar aleminde Allah(cc)a verdikleri sözü, amelleri ile ispatlamak zorundadırlar, îman bir iddiadır ve fiillerle ispatı gerekmektedir.
Allaha verdikleri sözü tutmayanlar hesap bilincini kaybedenlerdir. Hesap bilinci hayatı, yaptıklarından hesaba çekileceğinin ve dünyanın bir imtihan alanı olduğunun bilinci ile anlamlı kılma hareketidir. Allah-ü Teala buyuruyor: "Hanginizin daha güzel amelde bulunacağım denemek için hayatı ve ölümü yaradan Odur. O Azizdir, Gafurdur." (67,Mülk: 2)
Allah-ü Tealanın verdiği rızıkla hayatlarını devam ettirdikleri halde, insanların görev sorumluluklarım kendi heva ve heveslerine göre tayin etmeye çalışanlar, yanı Allahın mülkünde yaşayıp, Onun bahşettiği sayısız gıda ve nimetlerden faydalandığı halde, o nimetleri vereni görmezlikten gelerek, kendi görüşüne ve çıkarlarına göre hüküm koyarak ve bu hükümlerle insanlara zulmedenler tağutlaşanlardır. Tabii yaratılış gayesini ve kulluk görevlerini Allahtan ve Onun Şeriatından öğrenmek yerine bu insanlardan öğrenmeye kalkanlar da hesap bilincini kaybedenlerdir.
Allah(cc) şöyle buyuruyor: "İnsanlar yalnız İnandık demekle bırakılıvereceklerini, kendilerinin imtihana çekilmeyeceklerim mi sandılar? Andolsun ki bit onlardan evvelkilerini de imtihan etmişizdir. Allah sadık olanları da yalancı olanları da elbette bilir. Yoksa kötülük yapanlar kurtulabileceklerim mi sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar." (29,Ankehut:2-4) Bu ayetler insana hesap bilincini kazanmasını ve korumasını emretmektedir. Hesap bilinci; hesap vermek üzere dirileceğinin bilinci île hareket etmektir. Peygamberler bu bilincin öğretmenleridir. Kendilerine örnek, model olarak peygamberleri seçenler hesap bilincini kazanmışlardır. Tağutları lider ve örnek olarak seçenler ise kullara kul olmuşlardır. Hesap bilincini kazanmış olanlar dinlerini yaşamak için dünyalarım feda etmekten çekinmezler. Onlar için ahiret dünyadan daha hayırlıdır.