Yarım Hocaların Dinden Ediş Usulü
İstikametimiz Batı'ya doğru çevrildiğinden beri,bizim Din'i algılama ve yaşama tarzımıza da bir çözülme arız oldu.
Nefsimize ağır gelen hükümleri devre dışı bırakmak ya da o hükümlerle muhatap olmadığımızı ispatlamak için olmadık yorumlar yapar hale geldik.
Eğer nefsimize ağır gelen hüküm, Kur'an ayeti ile sabit ise,o konuda sünnet'i,sahabe'nin ve ulemanın anlayışını görmezden gelerek ayete kendi anlayışımız doğrultusunda anlam vermenin gayreti içinde olduk.Kur'an 1400 yıl önce inmiştir,ama her çağa hitap etmektedir.Onun her çağda yeniden yorumlanması,evrenselliğin bir gereğidir.gibi saçma sapan gerekçelerle Allah'ın kitabı'nı kendi heva ve heveslerimiz doğrultusunda olamadık yorumlara tabi tuttuk.
Bahis konusu olan hüküm,sünnet-le/hadislerle sabit olmuş ise,iş biraz daha kolaylaşıyor.Müsteşrikler marifetiyle hadislere güvensizlik virüsünün çoktan bulaştığı aklımıza bu aşamada hemen uydurma hadisler söylemi geliveriyor.söz konusu hadisin de uydurulanlar cümlesinden olduğu söyleyerek işin içinden sıyrılıyoruz!
İcma ya da Kıyas'a gelince,orada yükümüz büsbütün hafiflemiştir.Zira yüzlerce yık önce meydana gelmiş bir icmanın bugün bizi bağlamayacağı,kıyasla verilen hükümlerin ise Kur'an'ın/Sünnet'in ruhu dediğimiz şeye aykırı olduğu yorumu hemen yanıbaşımızdadır.
Modern zamanlarda Edile-i Şer'iyye adeta hayatımızdan çıkmış,onun yerine şu üç ilke almıştır:
Kolaycılık
Akılcılık
Değişim
Bu ilkelere uymayan delil,ayet de olsa, hadis de olsa, bir çaresine bakılır ve mutlaka devre dışı bırakılır.
Ebubekir Sifil /SEMERKAND DERGİSİ