- Üyelik Tarihi
- 14 Eki 2005
- Mesajlar
- 7,463
- Aldığı Beğeniler
- 64
Yarın öleceğiz! Şu sokak çocuğunun üstünü başını düzmek, cebine bir harçlık vermek, ilk önümüze çıkan lokantada bir tas sıcak çorba ısmarlamak ve sonrasında iyi günler evladım, demek elimizin altındadır. O akşam çocuğunuza bilmem hangi marka, reklamlardan sipariş edilen yine bilmem hangi yiyeceği almasanızda olur....
Yarın öleceğiz! Allah rızası için bir ekmek parası, diyen ve sahiden yüzünde bir ekmek parası, ihtiyacı olduğu hissi uyandıran dilenciye, al kardeş, bu senin bir yıllık ekmek paran, bir yıl ne olur elegüne muhtaç olma. hadi seni taksiyle evine kadar götüreyim, topladığını yol parası etmekten yahut yayan yürümekten kurtulmuş olursun, demek elinizden ve dilinizden gelir, gelirse esirgemeyin! O hafta et yemeyin, pazar görnmeyin ve dahi sinemaya gitmeyin, hayatın oynadığı oyunu içinizde seyredin!
Yarın öleceğiz! Radyodan anonsu duydunuz, kan grubunuz olan kandan bilmem hangi hastanenin acil servisinde can çekişen bir yaralının ihticaı var. Hiç vakit kaybetmeden, işe yahut eve geç kalmak pahasına ilk vesaitle hastaneye ulaşın ve kan bulunmuş olsa dahi 'yedek' kan verin.
Yarın öleceğiz! Çoçuğunuzun öğretmeniyle konuşun, sınıftaki en fakir öğrencinin gömlek ve ayakkabı numarasını alın, bir öğleden sonra, içinde gömlek, kazak, ayakkabı ve elebtte kitap, kalem ve defter olan bir çantayı yüzünüzü göstermeden öğretmeni aracılığıyla o çocuğa iletin. Varsın çocğunuz bu bayram geçen bayramki kıyafetlerini yeniden giysin!
Yarın öleceğiz! Bir gün telefonu elinize alın, varsın bayram-seyran filan olmasın, uzak yakın bütün akrabalarınızı arayın ve onara esenlik dileyin. Hallerini hatırlarını sorun. O gün, Sizden telefon bekleyen başkalarını aramasanızda olur!
Yarın öleceğiz! Sokağınızın başında çöp karıştıran kediciklere en yakın kasaptan iki kilo ciğer alarak ziyafet çekin. O yıl ciğer yemeye görün canım, bu yüzden kan şekeriniz artma yahut eksilme göstermeyecektir!
Yarın öleceğiz! Bir gün bütün düşünceniz yarın ölmek üzerine olsun. Nasibiniz varsa yarın da yaşarsınız, bir günlük düşünce sizi farklı bir boyuta, bir yürek zenginlğine taşır. Taşındığınız yer, ölümün ve hayatın kesiştiği anlamlı bir yerdir.
Yarın ölecegiz! Önünüze çıkan ve tablasında yüz simit bulunan simitçi çocuğun yüz simidini birden alın. O gün yemeğe çıkacagınız arkadaşlarınıza simit ısmarlayın, çaylar benden olsun, artan simitler güvercinlere, martılara ve denizin çocuklarına bırakın!
Yarın öleceğiz! Size kırıldığını küstüğünü bildiğiniz bir arkadaşınıza, kargoyla, arkadaşınızın gözünde anlamlı ve değerli bir armağan gönderin. Varsın, adres yazmayın ve sizden geldiğini bilmesin.!
Yarın öleceğiz! Bugünden, ölünce gömüleceğiniz mezarlığa, hadi bu zor, herhangi bir mezarlığa uğrayın ve boş bulduğunuz bir köşeye, bir servi gölgesinde bağdaş kurup toprakla oynayın, ey toprak, sana karışacağım, geldiğimde beni hoş karşılarmısın, diye toprakla konuşun!
Yarın öleceğiz! Ayaklarınız sizi bir huzur evine götürsün. Sakinlerin cümlersinin ellerinden öpün, bir ihtiyaçları olup olmadığını sorun. Varsa bir ihtiyaçları, hemen karşılanır cinstense, imkansız ölçüsünde hemen karşılayın. O gün evinizin bir ihtiyacını karşılamasanızda eksiklik sayılmaz.!
.......
(alıntı semerkant dergisinden)
Yarın ölecek miyiz? Oysa ölümsüzlük düşüncesi tenimizin rengi gibi işlemiştir benliğimize.
Hiç ölmeyecekmiş gibi koşarak yaklaşırız ölümün eşiğine. eşiği geçmek üzereyken farkına varırız ki, Dünya ölümlüdür...
Yarın ölmek gibi yaşamıyorsak hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarız. Nafile, yarın ölürüzde, yaşantımız yanımıza kar kalmaz...
Dünyayı kana bulayan savaşlar, her gün binlerce insanın açlıktan ölmesi, işkenceler, ülkelerin yağmalanması, yakılması, sömürülmesi, kirlenen tarih, kirlenen tabiat, kirlenen kişiliğimiz bizim maharetimizdir.....
Yarın geç olmadan.....
Yarın öleceğiz! Allah rızası için bir ekmek parası, diyen ve sahiden yüzünde bir ekmek parası, ihtiyacı olduğu hissi uyandıran dilenciye, al kardeş, bu senin bir yıllık ekmek paran, bir yıl ne olur elegüne muhtaç olma. hadi seni taksiyle evine kadar götüreyim, topladığını yol parası etmekten yahut yayan yürümekten kurtulmuş olursun, demek elinizden ve dilinizden gelir, gelirse esirgemeyin! O hafta et yemeyin, pazar görnmeyin ve dahi sinemaya gitmeyin, hayatın oynadığı oyunu içinizde seyredin!
Yarın öleceğiz! Radyodan anonsu duydunuz, kan grubunuz olan kandan bilmem hangi hastanenin acil servisinde can çekişen bir yaralının ihticaı var. Hiç vakit kaybetmeden, işe yahut eve geç kalmak pahasına ilk vesaitle hastaneye ulaşın ve kan bulunmuş olsa dahi 'yedek' kan verin.
Yarın öleceğiz! Çoçuğunuzun öğretmeniyle konuşun, sınıftaki en fakir öğrencinin gömlek ve ayakkabı numarasını alın, bir öğleden sonra, içinde gömlek, kazak, ayakkabı ve elebtte kitap, kalem ve defter olan bir çantayı yüzünüzü göstermeden öğretmeni aracılığıyla o çocuğa iletin. Varsın çocğunuz bu bayram geçen bayramki kıyafetlerini yeniden giysin!
Yarın öleceğiz! Bir gün telefonu elinize alın, varsın bayram-seyran filan olmasın, uzak yakın bütün akrabalarınızı arayın ve onara esenlik dileyin. Hallerini hatırlarını sorun. O gün, Sizden telefon bekleyen başkalarını aramasanızda olur!
Yarın öleceğiz! Sokağınızın başında çöp karıştıran kediciklere en yakın kasaptan iki kilo ciğer alarak ziyafet çekin. O yıl ciğer yemeye görün canım, bu yüzden kan şekeriniz artma yahut eksilme göstermeyecektir!
Yarın öleceğiz! Bir gün bütün düşünceniz yarın ölmek üzerine olsun. Nasibiniz varsa yarın da yaşarsınız, bir günlük düşünce sizi farklı bir boyuta, bir yürek zenginlğine taşır. Taşındığınız yer, ölümün ve hayatın kesiştiği anlamlı bir yerdir.
Yarın ölecegiz! Önünüze çıkan ve tablasında yüz simit bulunan simitçi çocuğun yüz simidini birden alın. O gün yemeğe çıkacagınız arkadaşlarınıza simit ısmarlayın, çaylar benden olsun, artan simitler güvercinlere, martılara ve denizin çocuklarına bırakın!
Yarın öleceğiz! Size kırıldığını küstüğünü bildiğiniz bir arkadaşınıza, kargoyla, arkadaşınızın gözünde anlamlı ve değerli bir armağan gönderin. Varsın, adres yazmayın ve sizden geldiğini bilmesin.!
Yarın öleceğiz! Bugünden, ölünce gömüleceğiniz mezarlığa, hadi bu zor, herhangi bir mezarlığa uğrayın ve boş bulduğunuz bir köşeye, bir servi gölgesinde bağdaş kurup toprakla oynayın, ey toprak, sana karışacağım, geldiğimde beni hoş karşılarmısın, diye toprakla konuşun!
Yarın öleceğiz! Ayaklarınız sizi bir huzur evine götürsün. Sakinlerin cümlersinin ellerinden öpün, bir ihtiyaçları olup olmadığını sorun. Varsa bir ihtiyaçları, hemen karşılanır cinstense, imkansız ölçüsünde hemen karşılayın. O gün evinizin bir ihtiyacını karşılamasanızda eksiklik sayılmaz.!
.......
(alıntı semerkant dergisinden)
Yarın ölecek miyiz? Oysa ölümsüzlük düşüncesi tenimizin rengi gibi işlemiştir benliğimize.
Hiç ölmeyecekmiş gibi koşarak yaklaşırız ölümün eşiğine. eşiği geçmek üzereyken farkına varırız ki, Dünya ölümlüdür...
Yarın ölmek gibi yaşamıyorsak hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarız. Nafile, yarın ölürüzde, yaşantımız yanımıza kar kalmaz...
Dünyayı kana bulayan savaşlar, her gün binlerce insanın açlıktan ölmesi, işkenceler, ülkelerin yağmalanması, yakılması, sömürülmesi, kirlenen tarih, kirlenen tabiat, kirlenen kişiliğimiz bizim maharetimizdir.....
Yarın geç olmadan.....