Her insan dünyaya gelirken bir aile içine doğar.
Birçok insan zanneder ki bu ailede, bu kentte, bu koşullarda doğması bir tesadüftür.
Evreni yaratan ve ezelden beri yüce bir düzen içinde yaşatan Yaradan,
evrendeki her varlığın yaşayış ve ölümüne kadar geçen zamanın,
her anının sahibi, yaratanı ve yönetenidir.
Hayatın her noktası yüce planın bir parçasıdır, tesadüfe yer bulunmaz.
Ete kemiğe bürünüp dünyaya gelen her insanın gelişmek ve olgunlaşmak yolunda
bu dünyadan ve doğduğu aileden öğrenecek, alacak çok şeyi olduğu gibi öğretecek
ve verecek de çok şeyi vardır.
Başlayan dünya yolculuğu ve bu aile birliğine katılış,
yüce Yaradan’ın içinde hiç tesadüf olmayan yüce bir eseridir.
Bu anlayış ve bakış açısı içinde aile birliğine, aile bütünlüğüne
ve aile yaşamına büyük değer vermemiz, korumamız gerekir.
Çünkü biz ilahi görevlerle ve bu görevlere uygun bir aile içinde,
görevleri gerçekleştirecek yeteneklerle dünyaya gelmişizdir.
Ailemizin tüm bireylerini gelişim okulumuzun hem öğretmenleri,
hem öğrencileri olarak görmemiz gerekir.
Güçlü ve sağlam topluluğun temeli; birbirini eğiten, geliştiren,
kendi içinde birlik ve bütünlüğe ulaşan ailelerle kurulabilir.
İmam Gazali “Çocuk su gibidir, içinde bulunduğu kabın şeklini alır.” der.
O nedenle ailedeki birlik, ilişkilerdeki düzen, disiplin
ve aile bireyleri arasındaki sevgi dolu bağlılık;
ailenin sürdürülebilirliğini, mutluluğunu ve dünyaya gelmekle üstlenilen
yüce görevin gerçekleştirilmesini sağlamak için gereklidir.
Dünya değerlerine odaklı yaşayan insanlar sürdürdükleri yoğun
ve karmaşık hayat nedeniyle, stresli, sabırsız,
zaman zaman şiddete ulaşan bir öfke içinde yaşıyorlar.
Bu büyük rahatsızlığın tedavisini insanlar ancak kendi evlerinde,
kendi ailelerinin içinde bulabilirler.
Çünkü aile sabrın, şefkatin, erdemin
ve ahlak güzelliklerinin öğrenildiği, yaşandığı bir okul olmalıdır.
Aile içinde huzuru, barışı bulamayan,
yüksek ahlak değerlerini öğrenemeyen bir insan dışarıda hiç bulamaz.
Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’e göre; aile sosyal birliğin en üst düzeyde
ve en sağlam şekilde kurulduğu; sevgi, saygı, bağlılık, iyilik, hoşgörü,
doğruluk, sadakat, yardımlaşma ve dayanışma içinde yaşandığı yer olmalıdır.
Bu düzeye ulaşabilmek için her aile bireyi ailenin kutsallığına inanmalı,
sevgiyi, şefkati, merhameti tek yol yapmalıdır.
İnal Aydınoğlu
Birçok insan zanneder ki bu ailede, bu kentte, bu koşullarda doğması bir tesadüftür.
Evreni yaratan ve ezelden beri yüce bir düzen içinde yaşatan Yaradan,
evrendeki her varlığın yaşayış ve ölümüne kadar geçen zamanın,
her anının sahibi, yaratanı ve yönetenidir.
Hayatın her noktası yüce planın bir parçasıdır, tesadüfe yer bulunmaz.
Ete kemiğe bürünüp dünyaya gelen her insanın gelişmek ve olgunlaşmak yolunda
bu dünyadan ve doğduğu aileden öğrenecek, alacak çok şeyi olduğu gibi öğretecek
ve verecek de çok şeyi vardır.
Başlayan dünya yolculuğu ve bu aile birliğine katılış,
yüce Yaradan’ın içinde hiç tesadüf olmayan yüce bir eseridir.
Bu anlayış ve bakış açısı içinde aile birliğine, aile bütünlüğüne
ve aile yaşamına büyük değer vermemiz, korumamız gerekir.
Çünkü biz ilahi görevlerle ve bu görevlere uygun bir aile içinde,
görevleri gerçekleştirecek yeteneklerle dünyaya gelmişizdir.
Ailemizin tüm bireylerini gelişim okulumuzun hem öğretmenleri,
hem öğrencileri olarak görmemiz gerekir.
Güçlü ve sağlam topluluğun temeli; birbirini eğiten, geliştiren,
kendi içinde birlik ve bütünlüğe ulaşan ailelerle kurulabilir.
İmam Gazali “Çocuk su gibidir, içinde bulunduğu kabın şeklini alır.” der.
O nedenle ailedeki birlik, ilişkilerdeki düzen, disiplin
ve aile bireyleri arasındaki sevgi dolu bağlılık;
ailenin sürdürülebilirliğini, mutluluğunu ve dünyaya gelmekle üstlenilen
yüce görevin gerçekleştirilmesini sağlamak için gereklidir.
Dünya değerlerine odaklı yaşayan insanlar sürdürdükleri yoğun
ve karmaşık hayat nedeniyle, stresli, sabırsız,
zaman zaman şiddete ulaşan bir öfke içinde yaşıyorlar.
Bu büyük rahatsızlığın tedavisini insanlar ancak kendi evlerinde,
kendi ailelerinin içinde bulabilirler.
Çünkü aile sabrın, şefkatin, erdemin
ve ahlak güzelliklerinin öğrenildiği, yaşandığı bir okul olmalıdır.
Aile içinde huzuru, barışı bulamayan,
yüksek ahlak değerlerini öğrenemeyen bir insan dışarıda hiç bulamaz.
Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’e göre; aile sosyal birliğin en üst düzeyde
ve en sağlam şekilde kurulduğu; sevgi, saygı, bağlılık, iyilik, hoşgörü,
doğruluk, sadakat, yardımlaşma ve dayanışma içinde yaşandığı yer olmalıdır.
Bu düzeye ulaşabilmek için her aile bireyi ailenin kutsallığına inanmalı,
sevgiyi, şefkati, merhameti tek yol yapmalıdır.
İnal Aydınoğlu
haklısın