- Üyelik Tarihi
- 15 Eyl 2005
- Mesajlar
- 61
- Aldığı Beğeniler
- 0
Disarida yagmur vardi, aksamin lacivert karanligi tum guzelligi ile inmeye baslamisti.
"hadi sinemaya gidelim bu aksam, once guzel bir yemek yer, ardindan filmimizi izleriz. Ne dersin?"
Boyle aksamlarin "hayir" denemeyecek teklifini yapmisti bana.
Havadaki koku, gokyuzunun rengi, romantik bir film izlemeye davet eder gibiydi.
Oyle de yaptik...
Enfes bir filmdi.
"Melekler Sehrini" hatirlayanlariniz olabilir. Ona benzer tarzdaydi.
Adi "cennet gibi" (Just Like Haven)...
Film, kendini doktorluk meslegine adamis bir genc kadinin tam aski yakalamak uzereyken trafik kazasi gecirmesi ile basliyordu.
Detaylara simdi girmiyim, izlemenizi oneririm. Filmin guzelligi bir yana , asil icerdigi mesaj cok tesir etti bana.
"Yasanmasi gereken ne varsa hayatta, eninde sonunda yasaniyor, eksik bir seyler kaldi ise, illa tamamlanmasini bekliyor"
evet...
Sinema salonundan ciktigim anda her zamanki gibi ayaklarim yere siki basamadan, merdiven basamaklarini bulmakta gucluk cekerek, izlediklerimin hos sarhoslugu ile onun koluna girdim ve bu sozu soyledim kulagina :
"Yasanmasi gereken ne varsa hayatta, eninde sonunda yasaniyor"
Sonra bu sozun uzerine tatli tatli konusarak, bazen de guluserek eve geldik. 16 aylik oglum bizi sevincle karsiladi, ucumuz birbirimize sarilip dans ettik salonun ortasinda, hostu....
Bir yerlerde okumustum. Diyordu ki "yasanmasi gereken ne varsa yasiyorsunuz. Sizin icin takdir edileni yasiyorsunuz. Cunku gercekten hayirda, serde, iyi gun de, kotu gun de insanlar icin. Hepsi bir imtihan vesilesi. Ve hep sunu gordum : Inanin, Cenab-i Hak bir elinizi tutmadan obur elinizi birakmiyor."
Gercekten de yasam cok da zorlanarak ilerletilmiyor. Kimi zaman olmasi gereken sonun ne oldugunu bilmedigimiz icin aksi yonde zorluyoruz hayati. Nihayetinde goruyoruz ki bosuna. Oysa bazen durup beklemek, akintinin bizi ne yone cektigini anlamaya calismak, biraz soluklanmak daha uygun gibi gorunuyor.
Bazen tercihlerimizin bizi nereye cikaracagini bilmiyoruz. Yoksa illaki yasamamiz gereken seyi mi tercih ediyoruz? Hic dusundunuz mu bunu?
Hayat imtihaninda sectigimiz yol ve tercihlerimiz bize ya arti puan verecek ya da eksi. Ama inaniyorum ki nihayet degismeyecek. O mutlak son ne ise o olacak ve yasanacak.
Seneca'nin da dedigi gibi , muhim olan omrun sarf edildigi yere gore kiymet kazandigini dusunerek yasamaktir.Omrun uzunluguna yada kisaligina bakmamak lazim.
Film deki bir sahne daha geldi su an aklima:
Adamin elinde kadini ve ablasini gosteren, son derece neseli olduklari bir fotograf var.
"cok mutlu bir gununuzde mi cekilmisti bu resim?" diye soruyor kadina.
Kadinin cevabi ilginc :
"hayir. Aksine tip fakultesine giremedigimi ogrendigim bir gundu. Degil fakulteye girebilmeyi, acik ogretimi bile kazanamamistim. O gece sinav sonuc kagitlarimi yirttim ve ablamla sabaha kadar eglendim. Hayatimin ilk basarisizligi idi. Oysa butun hayatim basarilarla doludur benim. Ve hep
calis-calis-calislarla... Ilginc olan ve bu resmi onemli kilansa omrumun hicbir gununde o basarisiz gunumde oldugu kadar mutlu olmamistim ben."
Peki ya bizler?...
Dusunmek zamani.....
Selam ile efendim
Rana COLAK
www.hayalmavisi.com
www.degisimgazetesi.com
"hadi sinemaya gidelim bu aksam, once guzel bir yemek yer, ardindan filmimizi izleriz. Ne dersin?"
Boyle aksamlarin "hayir" denemeyecek teklifini yapmisti bana.
Havadaki koku, gokyuzunun rengi, romantik bir film izlemeye davet eder gibiydi.
Oyle de yaptik...
Enfes bir filmdi.
"Melekler Sehrini" hatirlayanlariniz olabilir. Ona benzer tarzdaydi.
Adi "cennet gibi" (Just Like Haven)...
Film, kendini doktorluk meslegine adamis bir genc kadinin tam aski yakalamak uzereyken trafik kazasi gecirmesi ile basliyordu.
Detaylara simdi girmiyim, izlemenizi oneririm. Filmin guzelligi bir yana , asil icerdigi mesaj cok tesir etti bana.
"Yasanmasi gereken ne varsa hayatta, eninde sonunda yasaniyor, eksik bir seyler kaldi ise, illa tamamlanmasini bekliyor"
evet...
Sinema salonundan ciktigim anda her zamanki gibi ayaklarim yere siki basamadan, merdiven basamaklarini bulmakta gucluk cekerek, izlediklerimin hos sarhoslugu ile onun koluna girdim ve bu sozu soyledim kulagina :
"Yasanmasi gereken ne varsa hayatta, eninde sonunda yasaniyor"
Sonra bu sozun uzerine tatli tatli konusarak, bazen de guluserek eve geldik. 16 aylik oglum bizi sevincle karsiladi, ucumuz birbirimize sarilip dans ettik salonun ortasinda, hostu....
Bir yerlerde okumustum. Diyordu ki "yasanmasi gereken ne varsa yasiyorsunuz. Sizin icin takdir edileni yasiyorsunuz. Cunku gercekten hayirda, serde, iyi gun de, kotu gun de insanlar icin. Hepsi bir imtihan vesilesi. Ve hep sunu gordum : Inanin, Cenab-i Hak bir elinizi tutmadan obur elinizi birakmiyor."
Gercekten de yasam cok da zorlanarak ilerletilmiyor. Kimi zaman olmasi gereken sonun ne oldugunu bilmedigimiz icin aksi yonde zorluyoruz hayati. Nihayetinde goruyoruz ki bosuna. Oysa bazen durup beklemek, akintinin bizi ne yone cektigini anlamaya calismak, biraz soluklanmak daha uygun gibi gorunuyor.
Bazen tercihlerimizin bizi nereye cikaracagini bilmiyoruz. Yoksa illaki yasamamiz gereken seyi mi tercih ediyoruz? Hic dusundunuz mu bunu?
Hayat imtihaninda sectigimiz yol ve tercihlerimiz bize ya arti puan verecek ya da eksi. Ama inaniyorum ki nihayet degismeyecek. O mutlak son ne ise o olacak ve yasanacak.
Seneca'nin da dedigi gibi , muhim olan omrun sarf edildigi yere gore kiymet kazandigini dusunerek yasamaktir.Omrun uzunluguna yada kisaligina bakmamak lazim.
Film deki bir sahne daha geldi su an aklima:
Adamin elinde kadini ve ablasini gosteren, son derece neseli olduklari bir fotograf var.
"cok mutlu bir gununuzde mi cekilmisti bu resim?" diye soruyor kadina.
Kadinin cevabi ilginc :
"hayir. Aksine tip fakultesine giremedigimi ogrendigim bir gundu. Degil fakulteye girebilmeyi, acik ogretimi bile kazanamamistim. O gece sinav sonuc kagitlarimi yirttim ve ablamla sabaha kadar eglendim. Hayatimin ilk basarisizligi idi. Oysa butun hayatim basarilarla doludur benim. Ve hep
calis-calis-calislarla... Ilginc olan ve bu resmi onemli kilansa omrumun hicbir gununde o basarisiz gunumde oldugu kadar mutlu olmamistim ben."
Peki ya bizler?...
Dusunmek zamani.....
Selam ile efendim
Rana COLAK
www.hayalmavisi.com
www.degisimgazetesi.com