- Üyelik Tarihi
- 5 Eyl 2011
- Mesajlar
- 3,789
- Aldığı Beğeniler
- 13,779
- Takım
- Galatasaray
Hayrettin Taylan
yedinci masal
-üstat sezai karakoç'a
girizgah /
ölümsüzlüğün muştu kelâmında, açılıyor kalemin melali yokluğun açık suçlu sorularında, yanıtsız kalıyor nefsin dili ahirinde kalıyor dün/ya kıyametini ismarlayan taha'nın hızır düşlerinde uyanıyorum kıymetini eken asım'ın istiklal destanında yeşeriyor epik uğurum artık, kendime benziyor gibi dirilişe sarmaşık bilinç kulesiyim
taha...:
uykusu kaçmış türkiye'nin diriliş bülbülü, kafeste utkusu batırılmış asım'ın ikbâl gemisi şöhretin kuytusunda umudu çalınmış şehrinaz'ın niyaz kitabı yozlaşma yangınında nefsani coğrafyanın k'ayıp şehirlerinde geziniyor biz'den olanlar uyandım, dirilişin tanında muhammedi duruş yolcusu olarak
naz coğrafyanda, üst benliğini kaybetmiş şehirler var, şehrinaz havva libasını giyip tüm ilklerin iliklerinde hüsn'ü okut aşk'a kulluğunu; helalinin hilaline leyl-i aşk kıl sonra bekle, sevilmenin dirilişini sonra, sür hüzünleri aşkın hücrelerine sevmek yolcudur bekleyenin yolu bitmez şehrinaz
şehrina....
o hâl ile tani beni, çok düşün ve düşünüşün el'aziziyim tecellinin kaderle ekildiği buluşmanın filiziyim itikafa girmiş vaktin gerçeğinde, devriyelerim uzanır bekabillah'ın kıyısında "semi “bir zerreyim tevazuunun mabedinde, saklıdır mabeyinlerim beni, ben değil, “ben" gibiler anlar niyetler atlasında, iyiliğin rengine bulaşır benliğim hâlin hâl ile hâlleşme siratın'dan düştüm kendime artık, malik sırların suretinde okunur, kendime kavuşmalar artık, aşktır, ayrılıktır, mahşer-i vuslattır hayatım artık, maide suresinin gölgesinde anlaşılmanın zerresiyim "taha"
...mutluluğa on sekiz bin alem doğuran sevinin yetmiş dilde, yetişmişiyim mistik düşünüşlerin resim sergisinde, duldasını salan huzurun bikri adıyım adını unutmuşlarla adını hiç unutmamışların atlasında mavinin tonlarındayım bekle diyor "asım'ın" aslı, duruşumun nesli zemheri düşlerden arınmış baharlar açtırdım, çiçek umutlarımdan meyveler gibiyim, duruşmalarımda besilidir, muştunun "karakoç'u" suskun hazanların şafağında bekleyen kavuştağın bülbülünedir ahdım güller de ölür "taha"
papatyalar ismarlayan sistemin sevilmeyen adılıyım bekle diyor aşk, şiir ve şuur "
sevenin yolu bitmez "taha
taha....
özlenen ve beklenen sevgili gibi osmani divânında otur seven baki'dir, sen sakiysen hak yolunda bekleyen nabi'dir aşka, sen nedimeysen kendine aysbergi biter bu yalnızlığın, bu karmaşanın bakışın tüm uzak ve büyük sevgililerin eşkâli gibi döner aşka yelesindeki sessizliği dağıtır, imdatların imbatları kekre suskunluğun sessiz harfinde başlar esintiler yarın daha yarın, bir yarın daha yarin için kesintiler
şehrinaz....
vuslatın dokunmasız meclisinde, mey sundum özüme duaların limanına, ummanlar biriktirdim yunus ile karşıla beni, asım'ın geçilmez çanakkale'sinde seyit çavuş portresinde,halis demir okunuşu ekledim epik yüreğime bu ülkede kahramanlar, aşklar,anneler ve şiirler bitmez "taha" çelişkili hazanların çizgisinden aldık dersimizi çok sesli bir uyanışın haritasında, pafta pafta çizildik muştuya yarın hep yarındır ve bizimdir "taha" ihlas'ın gölgesinde ihlası artan bülbüllerin kanadıyım uçtum aşka o'nu sevenler yenilmez ve bitmez sevmeyi kim yenmiş ki “taha"
taha.:
yazılmış, unutulmuş filmin son sahnesi gibi nemliydi gözlerin anavatan gibi yurtsanmış düşünüşlere damlıyordu ciğerin a'sırların telmihler ajandasında, beni de bilen narin bir zerreydin dizelerden, yüreklere tırmanışın andı gibi okunan sözler gibiydin çiçekler, çocuklar, şiirler sunduğumuz aynı duruşun yolcusuyduk yol belli
sabrın meyvesi belli belli yolun yolcusu biter mi ki şehrinaz
şehrinaz...
azrail'in son sözünde kalmış bembeyaz gerçek gibi her şey asıl olana kavuşmak kadar berraklara sarılı olmak gibi aslımız bir'in senfonisiydi ,yürek yolculuğumuzda çalınan elif'in kütüphanesiydi, ikra düşlere bizi salık veren hasret yüklü simurg gibi gidiyorduk ta ezele, evvele,an'a hep o'na bakışlarımızda vaha sendin bizi anlayan taha
susuz, sessiz, hatta bensiz uyanışın setleri önündeyiz vâr olmanın müjdesiydim, ağyar sevdalar içinde ol'muş'tunun seçili sesiydik yağmur düşüren nur bulutlarımız varken sis'i kim okur ki taha ile asım yürek kütüphanemizde ilk heceyken hâlık'ı bilenler takar mı ki hâluk'u bin yıldır, yılın yolu,yolun bir'i sonsuzluğun dili olmuşuz kimse bizi tasfiye edemez "taha"
yedinci masal
-üstat sezai karakoç'a
girizgah /
ölümsüzlüğün muştu kelâmında, açılıyor kalemin melali yokluğun açık suçlu sorularında, yanıtsız kalıyor nefsin dili ahirinde kalıyor dün/ya kıyametini ismarlayan taha'nın hızır düşlerinde uyanıyorum kıymetini eken asım'ın istiklal destanında yeşeriyor epik uğurum artık, kendime benziyor gibi dirilişe sarmaşık bilinç kulesiyim
taha...:
uykusu kaçmış türkiye'nin diriliş bülbülü, kafeste utkusu batırılmış asım'ın ikbâl gemisi şöhretin kuytusunda umudu çalınmış şehrinaz'ın niyaz kitabı yozlaşma yangınında nefsani coğrafyanın k'ayıp şehirlerinde geziniyor biz'den olanlar uyandım, dirilişin tanında muhammedi duruş yolcusu olarak
naz coğrafyanda, üst benliğini kaybetmiş şehirler var, şehrinaz havva libasını giyip tüm ilklerin iliklerinde hüsn'ü okut aşk'a kulluğunu; helalinin hilaline leyl-i aşk kıl sonra bekle, sevilmenin dirilişini sonra, sür hüzünleri aşkın hücrelerine sevmek yolcudur bekleyenin yolu bitmez şehrinaz
şehrina....
o hâl ile tani beni, çok düşün ve düşünüşün el'aziziyim tecellinin kaderle ekildiği buluşmanın filiziyim itikafa girmiş vaktin gerçeğinde, devriyelerim uzanır bekabillah'ın kıyısında "semi “bir zerreyim tevazuunun mabedinde, saklıdır mabeyinlerim beni, ben değil, “ben" gibiler anlar niyetler atlasında, iyiliğin rengine bulaşır benliğim hâlin hâl ile hâlleşme siratın'dan düştüm kendime artık, malik sırların suretinde okunur, kendime kavuşmalar artık, aşktır, ayrılıktır, mahşer-i vuslattır hayatım artık, maide suresinin gölgesinde anlaşılmanın zerresiyim "taha"
...mutluluğa on sekiz bin alem doğuran sevinin yetmiş dilde, yetişmişiyim mistik düşünüşlerin resim sergisinde, duldasını salan huzurun bikri adıyım adını unutmuşlarla adını hiç unutmamışların atlasında mavinin tonlarındayım bekle diyor "asım'ın" aslı, duruşumun nesli zemheri düşlerden arınmış baharlar açtırdım, çiçek umutlarımdan meyveler gibiyim, duruşmalarımda besilidir, muştunun "karakoç'u" suskun hazanların şafağında bekleyen kavuştağın bülbülünedir ahdım güller de ölür "taha"
papatyalar ismarlayan sistemin sevilmeyen adılıyım bekle diyor aşk, şiir ve şuur "
sevenin yolu bitmez "taha
taha....
özlenen ve beklenen sevgili gibi osmani divânında otur seven baki'dir, sen sakiysen hak yolunda bekleyen nabi'dir aşka, sen nedimeysen kendine aysbergi biter bu yalnızlığın, bu karmaşanın bakışın tüm uzak ve büyük sevgililerin eşkâli gibi döner aşka yelesindeki sessizliği dağıtır, imdatların imbatları kekre suskunluğun sessiz harfinde başlar esintiler yarın daha yarın, bir yarın daha yarin için kesintiler
şehrinaz....
vuslatın dokunmasız meclisinde, mey sundum özüme duaların limanına, ummanlar biriktirdim yunus ile karşıla beni, asım'ın geçilmez çanakkale'sinde seyit çavuş portresinde,halis demir okunuşu ekledim epik yüreğime bu ülkede kahramanlar, aşklar,anneler ve şiirler bitmez "taha" çelişkili hazanların çizgisinden aldık dersimizi çok sesli bir uyanışın haritasında, pafta pafta çizildik muştuya yarın hep yarındır ve bizimdir "taha" ihlas'ın gölgesinde ihlası artan bülbüllerin kanadıyım uçtum aşka o'nu sevenler yenilmez ve bitmez sevmeyi kim yenmiş ki “taha"
taha.:
yazılmış, unutulmuş filmin son sahnesi gibi nemliydi gözlerin anavatan gibi yurtsanmış düşünüşlere damlıyordu ciğerin a'sırların telmihler ajandasında, beni de bilen narin bir zerreydin dizelerden, yüreklere tırmanışın andı gibi okunan sözler gibiydin çiçekler, çocuklar, şiirler sunduğumuz aynı duruşun yolcusuyduk yol belli
sabrın meyvesi belli belli yolun yolcusu biter mi ki şehrinaz
şehrinaz...
azrail'in son sözünde kalmış bembeyaz gerçek gibi her şey asıl olana kavuşmak kadar berraklara sarılı olmak gibi aslımız bir'in senfonisiydi ,yürek yolculuğumuzda çalınan elif'in kütüphanesiydi, ikra düşlere bizi salık veren hasret yüklü simurg gibi gidiyorduk ta ezele, evvele,an'a hep o'na bakışlarımızda vaha sendin bizi anlayan taha
susuz, sessiz, hatta bensiz uyanışın setleri önündeyiz vâr olmanın müjdesiydim, ağyar sevdalar içinde ol'muş'tunun seçili sesiydik yağmur düşüren nur bulutlarımız varken sis'i kim okur ki taha ile asım yürek kütüphanemizde ilk heceyken hâlık'ı bilenler takar mı ki hâluk'u bin yıldır, yılın yolu,yolun bir'i sonsuzluğun dili olmuşuz kimse bizi tasfiye edemez "taha"