- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,072
- Aldığı Beğeniler
- 2
'Yeni genç neslin rüyalarında gelişmiş bir Türkiye var'
M. FETHULLAH GÜLEN
... Bu insanlar, hiç kimseyi tanımadan kalkmış bir ülkeye gitmişlerdir. Malezyaya gitmişler, Endonezyaya gitmişler, sizin adını bilmediğiniz yerlere gitmişlerdir. Afrikada öyle ülkelere gitmişlerdir ki, bunlar, kendilerini hasbî salmışlar.. niçin salmışlar buralara? Demişler ki; Dinimizde hicret çok önemli bir faktördür. Atalarımız da bazı dönemlerde bu dinamiği değerlendirmişler. Bu düşünceyle gitmişler. O gitmiş, o da ondan örnek almış, ders almış, o da gitmiş, o da gitmiş. Fakat gittikleri yerde ya bir adres bulmuşlar ya da bulamamışlar.
...Meksikaya giden biri oradan bana telefon ediyor: Telefon rehberine baktım, bir tane Müslüman adına rastlamadım ki, gideyim burada ne yapabiliriz diyeyim.
Telefonun başında hıçkıra hıçkıra ağladım, konuşamadım, ahizeyi yere bıraktım! Ve böyle yüzlerce giden insan vardır. Ben Tuvanın adını bilmiyordum. Yerini de bilmiyorum. Bana bugün deseniz ki, Haritada, Asyada yerini çiz çizemem... Yakutistanın yerini çiz, çizemem. Moğolları biraz biliyoruz, Moğolistanı da biliyoruz. Orhun Kitabelerinin yerini de biliyoruz; ama oranın haritasını da çizemem ben.
İşte, buralara belli bir dönemde kalkıp yurdunu, yuvasını terk edip giden insanlar Türk milleti adına gittiler, Türk devleti adına gittiler. Birer sürgün gibi gittiler. Arkada bıraktıkları devleti takviye etmek için gittiler. Dünyanın dört bir yanında Türk devletini tutacak, destekleyecek, kaldıracak lobiler oluşturmak için gittiler. Senin kültürünle insan yetiştirmek için gittiler. Senin milyonlarca dolar harcamak suretiyle oluşturmaya çalıştığın sunî bir kısım lobiler yerine, lobi adına gönlünü ortaya koyacak insanları yetiştirmek için gittiler. Maaş alamadılar, dört ay maaş alamayan insanları duydum ve gözlerim doldu, ağladım burada. Türkiyede evleri vardı, yurtları vardı. Her şeylerini arkada bırakıp, hatta duvağıyla gelinini bırakıp öyle gitmişlerdi. Bunlar öyle fedakârlardı ki, gördüğünüz gibi, dünya adına bu insanların hiçbir beklentisi yoktu. Olsaydı onlar da siyaset sahnesine sıçramak için bir menfez kollar, sıçrar ve onlar da bir hortumun başına otururlardı. Ama yapmadılar bunu. Aç-susuz kaldılar, bir çorbayla iktifa ettiler ve burada arkada kalanların gözlerini yaşartacak cihan-pesendâne fedakârlıklar sergilediler. Bunu görmemezlik körlüktür, bunu kabul etmemezlik bir nankörlüktür.
M. FETHULLAH GÜLEN
... Bu insanlar, hiç kimseyi tanımadan kalkmış bir ülkeye gitmişlerdir. Malezyaya gitmişler, Endonezyaya gitmişler, sizin adını bilmediğiniz yerlere gitmişlerdir. Afrikada öyle ülkelere gitmişlerdir ki, bunlar, kendilerini hasbî salmışlar.. niçin salmışlar buralara? Demişler ki; Dinimizde hicret çok önemli bir faktördür. Atalarımız da bazı dönemlerde bu dinamiği değerlendirmişler. Bu düşünceyle gitmişler. O gitmiş, o da ondan örnek almış, ders almış, o da gitmiş, o da gitmiş. Fakat gittikleri yerde ya bir adres bulmuşlar ya da bulamamışlar.
...Meksikaya giden biri oradan bana telefon ediyor: Telefon rehberine baktım, bir tane Müslüman adına rastlamadım ki, gideyim burada ne yapabiliriz diyeyim.
Telefonun başında hıçkıra hıçkıra ağladım, konuşamadım, ahizeyi yere bıraktım! Ve böyle yüzlerce giden insan vardır. Ben Tuvanın adını bilmiyordum. Yerini de bilmiyorum. Bana bugün deseniz ki, Haritada, Asyada yerini çiz çizemem... Yakutistanın yerini çiz, çizemem. Moğolları biraz biliyoruz, Moğolistanı da biliyoruz. Orhun Kitabelerinin yerini de biliyoruz; ama oranın haritasını da çizemem ben.
İşte, buralara belli bir dönemde kalkıp yurdunu, yuvasını terk edip giden insanlar Türk milleti adına gittiler, Türk devleti adına gittiler. Birer sürgün gibi gittiler. Arkada bıraktıkları devleti takviye etmek için gittiler. Dünyanın dört bir yanında Türk devletini tutacak, destekleyecek, kaldıracak lobiler oluşturmak için gittiler. Senin kültürünle insan yetiştirmek için gittiler. Senin milyonlarca dolar harcamak suretiyle oluşturmaya çalıştığın sunî bir kısım lobiler yerine, lobi adına gönlünü ortaya koyacak insanları yetiştirmek için gittiler. Maaş alamadılar, dört ay maaş alamayan insanları duydum ve gözlerim doldu, ağladım burada. Türkiyede evleri vardı, yurtları vardı. Her şeylerini arkada bırakıp, hatta duvağıyla gelinini bırakıp öyle gitmişlerdi. Bunlar öyle fedakârlardı ki, gördüğünüz gibi, dünya adına bu insanların hiçbir beklentisi yoktu. Olsaydı onlar da siyaset sahnesine sıçramak için bir menfez kollar, sıçrar ve onlar da bir hortumun başına otururlardı. Ama yapmadılar bunu. Aç-susuz kaldılar, bir çorbayla iktifa ettiler ve burada arkada kalanların gözlerini yaşartacak cihan-pesendâne fedakârlıklar sergilediler. Bunu görmemezlik körlüktür, bunu kabul etmemezlik bir nankörlüktür.