- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
"Tek katlı bir adam bu: Mahzeni tavan arasının içinde” Joe Bousquet
...
Carl Gustav Jung, “Yeniden Doğuş” arketipini incelediği, Dört Arketip adlı kitabında, ruhumuzun yeterince geniş olmaması durumunda, nesnemizin büyüklüğü ile asla baş edemeyeceğini söyler ve insanların içsel bir genişliğe sahip olmaları gerektiğini vurgular. İçsel bir genişlik ise, ancak “otantik olma” durumunu yaşayarak, insanın kendi bireysel varlık alanlarına yönelmesiyle mümkün olmaktadır.
Hakkı Celis de (kiralık konak) tertemiz duygularla âşık olduğu fakat karşılık bulamadığı Seniha sayesinde kendine yönelerek içsel derinliği kazanmaya başlamıştır. Bu noktadan sonra genç şairin, dünya görüşü ve modelinde, dolayısıyla da hayatında köklü bir değişim geçirerek “yeniden doğuş”u yaşaması kaçınılmazdır. Bu değişimin işaretleri yazar tarafından da metne yansıtılır: “Genç adamın ruhu, son zamanda değişe değişe, dolaşa dolaşa epeyce yüksek zirvelere varmıştı. Seniha’nın yanına yaklaşamadığı bütün o hicran ve hasret demlerinde, ıstırabını, göğsü üstünde bir kedi gibi okşamanın ve kalbini parça parça edip tekrar toplamının sırrına erdi. Kendi varlığından sızarak, kendi varlığını kaplayan sıcak hava içinde bütün yeşil ve ham tarafları sonbahar yemişleri gibi olgun ve pişkin bir hale girdi ve bulunduğu yerden uçarak yükselen veya koşarak uzaklaşan bir insan gibi arkasında bıraktığı şeyler ona naçiz, adi, küçük ve gülünç görünmeye başladı."/
İbrahim Tüzer
...
Carl Gustav Jung, “Yeniden Doğuş” arketipini incelediği, Dört Arketip adlı kitabında, ruhumuzun yeterince geniş olmaması durumunda, nesnemizin büyüklüğü ile asla baş edemeyeceğini söyler ve insanların içsel bir genişliğe sahip olmaları gerektiğini vurgular. İçsel bir genişlik ise, ancak “otantik olma” durumunu yaşayarak, insanın kendi bireysel varlık alanlarına yönelmesiyle mümkün olmaktadır.
Hakkı Celis de (kiralık konak) tertemiz duygularla âşık olduğu fakat karşılık bulamadığı Seniha sayesinde kendine yönelerek içsel derinliği kazanmaya başlamıştır. Bu noktadan sonra genç şairin, dünya görüşü ve modelinde, dolayısıyla da hayatında köklü bir değişim geçirerek “yeniden doğuş”u yaşaması kaçınılmazdır. Bu değişimin işaretleri yazar tarafından da metne yansıtılır: “Genç adamın ruhu, son zamanda değişe değişe, dolaşa dolaşa epeyce yüksek zirvelere varmıştı. Seniha’nın yanına yaklaşamadığı bütün o hicran ve hasret demlerinde, ıstırabını, göğsü üstünde bir kedi gibi okşamanın ve kalbini parça parça edip tekrar toplamının sırrına erdi. Kendi varlığından sızarak, kendi varlığını kaplayan sıcak hava içinde bütün yeşil ve ham tarafları sonbahar yemişleri gibi olgun ve pişkin bir hale girdi ve bulunduğu yerden uçarak yükselen veya koşarak uzaklaşan bir insan gibi arkasında bıraktığı şeyler ona naçiz, adi, küçük ve gülünç görünmeye başladı."/
İbrahim Tüzer