- Üyelik Tarihi
- 1 Kas 2005
- Mesajlar
- 4,662
- Aldığı Beğeniler
- 29
- Konum
- İstanbul - Eyüpsultan
- Takım
- Galatasaray
Bağdat'ta medfun bulunan büyük velîlerden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri, bir gün buyurdu ki: - Âlimin yanında bulunmak ibadettir. Nitekim hadîs-i şerîflerde; Evliyâ görülünce Allah hatırlanır ve Âlimin yüzüne bakmak ibadettir buyuruluyor.
Ve ilave etti:
- Onlarla bulunanlar kötü olmaz. Peygamberimiz; Ümmetimin âlimlerine hürmet ediniz. Onlar yeryüzünün yıldızlarıdır buyuruyor.
Şöyle devam etti:
- İşte kardeşlerim böyle mübarek âlimlerin, Allah adamlarının sohbeti, bulunmaz nîmettir. Ancak bu zatlar her zaman bulunmayabilirler.
- O zaman ne yapmalı? dediler.
- Onlar yoksa, onların kitaplarını okumalıdır. Edeble okunursa, sohbetindeymiş gibi feyz alınır. Çünkü o büyüklerin ismi nerede anılırsa, ruhları orada hazır olur.
Şöyle bitirdi:
- Cenab-ı Hak hepimizi o büyük insanların feyz ve bereketine kavuştursun.
Ölümü düşünün!
Bir gün de;
- Zaman, büyük nîmettir, buyurdu. Kıymetini bilip, onu boş yere harcamayın. Beş vakit namazı cemaatle kılın. Seher vakitlerinde tövbe istiğfar edin. Ölümü ve âhireti düşünün. Ölümü düşünmek ölüm getirmez.
- Nasıl yâni? dediler.
- Yâni ölümü düşünmekle insan ölmez. Bilakis ömrü uzar. Allahü teâlâdan gafil olmayın. Her an O'nu hatırlayın. İslâmiyete uygun olarak yapılan her iş, zikir sayılır.
- Her iş mi efendim?
- Evet. Ticaret ve alışveriş de olsa, zikir olur.
- Hikmeti ne acaba?
- Çünkü o işi yaparken Allahü teâlânın emrini düşünmüştür. Allah'ı hatırlamıştır yâni. Zikrin mânâsı da, Allahü teâlâyı hatırlamaktır zaten.
Şöyle bitirdi:
- Her bir işi yaparken Rabbimizin emir ve yasaklarını düşünen ve ona göre yapan kimse, her an zikir halinde sayılır ve gafletten kurtulmuş olur.
Ve ilave etti:
- Onlarla bulunanlar kötü olmaz. Peygamberimiz; Ümmetimin âlimlerine hürmet ediniz. Onlar yeryüzünün yıldızlarıdır buyuruyor.
Şöyle devam etti:
- İşte kardeşlerim böyle mübarek âlimlerin, Allah adamlarının sohbeti, bulunmaz nîmettir. Ancak bu zatlar her zaman bulunmayabilirler.
- O zaman ne yapmalı? dediler.
- Onlar yoksa, onların kitaplarını okumalıdır. Edeble okunursa, sohbetindeymiş gibi feyz alınır. Çünkü o büyüklerin ismi nerede anılırsa, ruhları orada hazır olur.
Şöyle bitirdi:
- Cenab-ı Hak hepimizi o büyük insanların feyz ve bereketine kavuştursun.
Ölümü düşünün!
Bir gün de;
- Zaman, büyük nîmettir, buyurdu. Kıymetini bilip, onu boş yere harcamayın. Beş vakit namazı cemaatle kılın. Seher vakitlerinde tövbe istiğfar edin. Ölümü ve âhireti düşünün. Ölümü düşünmek ölüm getirmez.
- Nasıl yâni? dediler.
- Yâni ölümü düşünmekle insan ölmez. Bilakis ömrü uzar. Allahü teâlâdan gafil olmayın. Her an O'nu hatırlayın. İslâmiyete uygun olarak yapılan her iş, zikir sayılır.
- Her iş mi efendim?
- Evet. Ticaret ve alışveriş de olsa, zikir olur.
- Hikmeti ne acaba?
- Çünkü o işi yaparken Allahü teâlânın emrini düşünmüştür. Allah'ı hatırlamıştır yâni. Zikrin mânâsı da, Allahü teâlâyı hatırlamaktır zaten.
Şöyle bitirdi:
- Her bir işi yaparken Rabbimizin emir ve yasaklarını düşünen ve ona göre yapan kimse, her an zikir halinde sayılır ve gafletten kurtulmuş olur.