Siz Sevgililerim. Tabutlarınızı kendim çakmak isterdim teker teker. Fakat buna izin vermeden, siz her seferinde gömdünüz beni. Ölümü ve terkedişi ayrı tadlarda sundunuz boğazıma. Öpüşleriniz hep farklıydı. Çoğunuzun öpüşü ölüm kadar soğuktu. Sanki öperken beni gömecek gibiydiniz. Yazık ki hiçbiriniz o an'da gerçekten benimle olmadınız. Eskilerde kalmış hatıralarınızı, gerçekleştirmek için hayalini kurduğunuz küçük dünyaların içine hapsederek kendinizi, kullandınız ve attınız beni..
Hepiniz kış mevsimini seviyordunuz sanırım. Bu yüzden olabilir, hep gri ve yağmurlu havalarda kazdınız yatağımı. Ellerinizle nazik bir şekilde koydunuz beni ve başımı. Hatta giderken de siz haklıydınız. Beni aslında acıtmaya içiniz elvermiyordu. Bana kıyamıyordunuz, öyle ya sevgili duygusal olmalıydı. Vedalarınız bile ümit doluydu. Öldürmek üzere olduğunuz bir 'ceset'e hala değer veriyordunuz. Gittiğiniz ve beni nemli toprağa gömdüğünüz için siz, kazanandınız.
Şimdi üzerinden aylar geçti, ara sıra çiçek attınız üzerime. Gelip, belki beni özlediniz yalandan. Gözyaşı da dökmüş olabilirsiniz. Her defasında, sırf diri diri gömüldüğüm ve haketmediğimi düşündüğüm
ölümler için isyana başvurdum. Ellerimle, hapsettiğiniz tabutu kırmaya çalıştım. Çünkü yalnızlık, bedenimi çürütmeye başlamıştı. Çıkmalı, gün ışığını görmeliydim. Siz, mezar taşımın yanında olsanız da, olmasanız da.
Çoğunuz, çok güzeldiniz. Güzel olmayanlarınız bile, sonradan güzelleşti. Gülümseyişleriniz, içimi de ısıttı üstelik. İlk elini tuttuğum yitik meleğim'i hatırlıyorum da, titremem dakikalar sürmüştü. Fakat boğazımı kurutan, ne sevişme isteği, ne de çılgınca bakışmaktı. Yüzümü döndüğümde bile hala aklımda kalan, iz bırakan çehresi ile o sevgilim, en acısız defnimi gerçekleştirendi. O zaman tatmaya başladım avuç avuç toprağı. Ama ne yağmur ıslatmıştı toprağı, ne de mevsim kış'tı. Sessiz sedasız, kimse toplanmadan etrafıma gömülmüştüm. Kazanan o'ydu tekrar.
Çoğunuz, beni acıtmaktan korktuğunuzu iddia ettiniz. Şimdi sanırım bunu neden söylediğinizi anlıyorum, diri diri gömüp de gittiğiniz günden beri, sadece sizin için birşey yaptım. Masum bir çocuk gibi tabutumdan çıkıp da korkutmadım sizleri. Ama unutmayın ki, ara sıra, dolunay'da, rüzgar'lı ve yağmur'lu bir gecede, rüyanıza girip yüzünüzü okşayamadan geri dönen benim..
Ali Yalçın
Hepiniz kış mevsimini seviyordunuz sanırım. Bu yüzden olabilir, hep gri ve yağmurlu havalarda kazdınız yatağımı. Ellerinizle nazik bir şekilde koydunuz beni ve başımı. Hatta giderken de siz haklıydınız. Beni aslında acıtmaya içiniz elvermiyordu. Bana kıyamıyordunuz, öyle ya sevgili duygusal olmalıydı. Vedalarınız bile ümit doluydu. Öldürmek üzere olduğunuz bir 'ceset'e hala değer veriyordunuz. Gittiğiniz ve beni nemli toprağa gömdüğünüz için siz, kazanandınız.
Şimdi üzerinden aylar geçti, ara sıra çiçek attınız üzerime. Gelip, belki beni özlediniz yalandan. Gözyaşı da dökmüş olabilirsiniz. Her defasında, sırf diri diri gömüldüğüm ve haketmediğimi düşündüğüm
ölümler için isyana başvurdum. Ellerimle, hapsettiğiniz tabutu kırmaya çalıştım. Çünkü yalnızlık, bedenimi çürütmeye başlamıştı. Çıkmalı, gün ışığını görmeliydim. Siz, mezar taşımın yanında olsanız da, olmasanız da.
Çoğunuz, çok güzeldiniz. Güzel olmayanlarınız bile, sonradan güzelleşti. Gülümseyişleriniz, içimi de ısıttı üstelik. İlk elini tuttuğum yitik meleğim'i hatırlıyorum da, titremem dakikalar sürmüştü. Fakat boğazımı kurutan, ne sevişme isteği, ne de çılgınca bakışmaktı. Yüzümü döndüğümde bile hala aklımda kalan, iz bırakan çehresi ile o sevgilim, en acısız defnimi gerçekleştirendi. O zaman tatmaya başladım avuç avuç toprağı. Ama ne yağmur ıslatmıştı toprağı, ne de mevsim kış'tı. Sessiz sedasız, kimse toplanmadan etrafıma gömülmüştüm. Kazanan o'ydu tekrar.
Çoğunuz, beni acıtmaktan korktuğunuzu iddia ettiniz. Şimdi sanırım bunu neden söylediğinizi anlıyorum, diri diri gömüp de gittiğiniz günden beri, sadece sizin için birşey yaptım. Masum bir çocuk gibi tabutumdan çıkıp da korkutmadım sizleri. Ama unutmayın ki, ara sıra, dolunay'da, rüzgar'lı ve yağmur'lu bir gecede, rüyanıza girip yüzünüzü okşayamadan geri dönen benim..
Ali Yalçın