- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
Allah, namazın diğer hallerinde değil, özellikle ayaktayken Hakkın sözüyle konuşmayı emretti. Çünkü kul namazda ayaktayken, kaim kıl*ma [bilfiil varlık kazandırma] niteliği ortaya çıkar. Allah ise ‘kazandığı her şeyle her nefsi gözetir.’ Kulun Rabbinin sözünü [okuyarak] ayakta durmasında büyük bir bilgi vardır. Kul ayakta olduğu sürede, sadece Rabbiyle ve O’nun sözüyle konuşur. Acaba konuşurken kime aktar*maktadır? Kimden aktarır? Aktaran kimdir? ‘Allah’ın üzerinde hakim olduğu nefs ne kazanmıştır? İlahi inayet ve ihsan olmasaydı, kul kimdir ki efendisi, ‘kul şöyle dedi, Allah da böyle dedi’ der?
Şöyle bir itiraz yöneltilebilir: ‘Kaim kılmak’ niteliği hakkında işaret ettiğin şeyi anladık. Rükûdan kalkmak da bir tür ayakta olmaktır, fakat onda okuma yoktur. Buna şöyle yanıt veririz. Rükûdan kalkmak, rükû ile secdeleri ayırt etmek için emredildi. Ayakta olduktan sonra secde edilebilir. İnsan rükûdan secdeye gitseydi, bu durum bir eğilmeden meydana gelen başka bir eğilme olurdu. Bir eğilmeden başka bir eğil*menin meydana gelmesi doğru değildir. Çünkü öyle bir şey, girilen bir şeyden çıkmanın ta kendisidir. Tevazu [alçalmak], ancak bir yükseklik*ten olabilir. Bayağı bir nefsin görünüşteki tevazusu tevazu değil, sadece nefsin zayıflığıdır. Dolayısıyla, o tevazu olmaz. Bunun bir örneği, yok*luğun yokluğudur. Yokluğun yokluğu, varlığın ta kendisidir./Muhyiddin-i Arabi- Futuhat-ı Mekkiye
Şöyle bir itiraz yöneltilebilir: ‘Kaim kılmak’ niteliği hakkında işaret ettiğin şeyi anladık. Rükûdan kalkmak da bir tür ayakta olmaktır, fakat onda okuma yoktur. Buna şöyle yanıt veririz. Rükûdan kalkmak, rükû ile secdeleri ayırt etmek için emredildi. Ayakta olduktan sonra secde edilebilir. İnsan rükûdan secdeye gitseydi, bu durum bir eğilmeden meydana gelen başka bir eğilme olurdu. Bir eğilmeden başka bir eğil*menin meydana gelmesi doğru değildir. Çünkü öyle bir şey, girilen bir şeyden çıkmanın ta kendisidir. Tevazu [alçalmak], ancak bir yükseklik*ten olabilir. Bayağı bir nefsin görünüşteki tevazusu tevazu değil, sadece nefsin zayıflığıdır. Dolayısıyla, o tevazu olmaz. Bunun bir örneği, yok*luğun yokluğudur. Yokluğun yokluğu, varlığın ta kendisidir./Muhyiddin-i Arabi- Futuhat-ı Mekkiye