Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

yasemin71

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Ağu 2007
Mesajlar
743
Aldığı Beğeniler
4
Konum
izmir
Takım
Fenerbahçe
Akşam;mesai sona ermiş. Balık istifi otobüste, biri kalksa da otursam diye sağa sola bakınıyorsunuz. Otobüs sarsıldığında, yorgunluktan titreyen bacaklarınız, bedeninizi taşıyamayacak gibi oluyor. Eve en yakın durakta inip, zorlukla eve doğru adım atarken, eski bir dostunuzla karşılaşıyor; son gücünüzü ve dağılan kafanızı toplayıp üç-beş kelam ediyor ve günlük koşturmalardan bahis açıyorsunuz.
Arkadaşınız, ciddi ciddi suratınıza bakıyor, yorgunluk gözlerinizden akıyor olduğu halde, “Demek tembellik yapıyorsun” diyor.
Bu durumda ne yaparsınız?
Sanırım, hemen herkes, bu durumda benzer tepkiler verir. Yüzü kızarır, sinirden yüzünün şekli değişir, kaşları ters ‘v‘ biçimine dönüşür, burun delikleri derin solup alıp verişler nedeniyle genişler; çatlak, gür ve asabi bir sesle, en iyimser beklentiyle, “Şaka yapıyorsun herhalde” diyerek sözü uzatmadan geçip gidersiniz. Yatışmanız ise, epey bir vakit alır. Bu arada, gerginliğinizin acısını başka insanlar ve hatta başka nesneler çeker.
Fakat, bu sözü söyleyen, biçip tartarak konuşan, şakasını da bir hakikatin ifadesi bâbında yapan, hayatını imanî bir duyarlılık içinde yaşayan, iyiniyetine de kesinlikle itimad ettiğiniz biri olsa, galiba benim yaşadığım sorgulamayı yaşarsınız. Önce ‘tembellik’in sözlük anlamından başlarsınız düşünmeye. Klasik anlamıyla, tembellik, vazifesini ağır-aksak yapmak, önemsemeden yapmak veya hiç yapmamaktır. Tek kelimeyle, tembellik, vazifesizlik ya da vazife kaçkınlığıdır.
Bu düşünmenin beraberinde, zihninize yeni bir boyut gelir: Peki ya vazife nedir? Yaratılmış olduğunun farkında olan biri için, vazife, kısaca yaratılış amacına uygun yaşamaktır. Hayatının her anında, yaratan, terbiye eden, öğreten, nimetlendiren, bunlar gibi daha birçok fiilin ardındaki Fail olan Rabbini bilmek ve tanımaktır.
Gerçi bizler bir sürü iş yapıyor, çok çalışıyor ve yoruluyoruz. Ama bunlar, işte bu vazife anlayışıyla yapılmadığından, ‘iş’ olarak kalıyor sadece. Çalışıyoruz, işler yapıyoruz; fakat bu işlerle vazifemizi yapmıyoruz!

Meselâ, hesaplar yapmak, düşünmek, planlamak için bize verilen beyni kullanıyor; beyni vereni hatırlamıyoruz.

Bütün gün çalışan kol kaslarımızla övünüyor; ama bize o gücü veren gerçek kudret Sahibini tanımıyoruz.

Yazılar yazıyor, konferanslar veriyor, yılların bilgi birikimini sunuyor; ama bilgileri zihinlerimizde tutanı unutuyoruz.

Birkaç aylık bebeğimizi emzirirken, ‘ben’in altını çizerek, “Benim evladım” diye seviyor; onu yaratan ve rızkını göndereni farketmiyoruz.

Bütün gün evde temizlik yapıyor, ne kadar temiz ve titiz olduğumuzdan dem vuruyor; ama bütün kâinatı tertemiz yaratan ve bize de temizliği sevdiren Kuddûsü hiç hesaba katmıyoruz.

Kısacası, bir sürü iş yapıyor, yoruluyor, yoruluyor, ama vazifemizi yerine getirmiyoruz.

Sonuçta, yorulmamız, bizi ‘vazife tembeli’ olmaktan kurtarmıyor.

Gerçek çalışkanlıktan söz etmek için ise, yirmidört saat ‘vazife’ başında olmak gerekiyor.

Sevde Sevan Uşak
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Emegine saglik Yasemin kardesim güzel anlamli bir yazi paylasim icin tesekkürler
Cenab-i Hak razi olsun
Selam ve Dua ile.......
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
Paylaşımın için teşekkürler.
 

Hafız_70

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2007
Mesajlar
8,243
Aldığı Beğeniler
6,432
Takım
Fenerbahçe
Paylaşımınız için teşekkürler Yasemin kardeşim.

Selam ve dua ile kalın.
 
Üst Alt