P
Pusarık
Guest
Yorumsuz
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşegi, kuyunun birine düşmüş.
Niye düşer, nasıl düşer sormayın... Eşek bu... Düşmüş iste...
Belki kör bir kuyuydu, agzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşegin agırlıgını çekemedi ve gümmm!
Güm degilse de paldır küldür eşegi yuttu kuyu. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bagırdı kendi dilinde...
Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşegi, kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor, üstelik yaralanmış.
Karşılaştıgı bu durumda kendini eşegi kadar zavallı hisseden adamcagız, köylüleri yardıma çagırdı.
Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya degmez.
Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar.
Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü.
Ayaklarının altına aldıgı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve sonunda Köylüler, agzı açık bakakaldı...
"Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır.
Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu,
yakınıp sızlanmak degil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlıga adım atmaktır. Kör kuyularda olsan bile..."
Gündüz güneşsiz, gece yıldızsız kalmamanız dilegiyle...
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşegi, kuyunun birine düşmüş.
Niye düşer, nasıl düşer sormayın... Eşek bu... Düşmüş iste...
Belki kör bir kuyuydu, agzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşegin agırlıgını çekemedi ve gümmm!
Güm degilse de paldır küldür eşegi yuttu kuyu. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bagırdı kendi dilinde...
Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşegi, kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor, üstelik yaralanmış.
Karşılaştıgı bu durumda kendini eşegi kadar zavallı hisseden adamcagız, köylüleri yardıma çagırdı.
Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya degmez.
Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar.
Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü.
Ayaklarının altına aldıgı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve sonunda Köylüler, agzı açık bakakaldı...
"Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır.
Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu,
yakınıp sızlanmak degil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlıga adım atmaktır. Kör kuyularda olsan bile..."
Gündüz güneşsiz, gece yıldızsız kalmamanız dilegiyle...
