- Üyelik Tarihi
- 17 Tem 2009
- Mesajlar
- 9,052
- Aldığı Beğeniler
- 63
- Takım
- Galatasaray
Allah dostları der ki: Yüce Allah’a yolculuk ancak ihlâsla olur. İhlâs, her iş ve ibadeti sadece Allah rızası için yapmaktır.
Böyle yapmayan kimse, ne kadar amel ve ibadet yapsa Allah’a kavuşamaz. Dünya için kılınan bir namaz kulu Allah’tan uzaklaştırır, azaba yaklaştırır.
Yüce Allah’a yolculuk, boş temenniler ve tembellik ile gerçekleşmez.
Bu yol, sevgi ile amel ve ibadet ister.
İbadetlerin başında farz olan ameller gelir. Onu nafile ve fazilet olan ameller takip eder.
Tembel, gevşek ve ciddi olmayan kimseden Allah dostu olmaz.
Yüce Allah’a yolculuk, haya, tevazu, sevgi ve cömertlik ister. Edebe dikkat etmeyenden hayır gelmez.
Kibirli bir kalp Cenab-ı Hakk’ı müşahede edemez. Cimriden veli olmaz. Seyyid Abdulkadir Geylanî k.s. der ki:
“Ben geceleri çokça namaz kılarak, gündüzleri nafile oruç tutarak ve halka ilim öğreterek Allah’a ulaşmadım.
Benim Yüce Allah’a ulaşmam, cömertliğim, herkese karşı alçak gönüllü oluşum ve gönlümün temizliği sebebiyledir.”
Yüce Allah’a yolculuk ve vuslat, sadece Kur’an ve Sünnet çizgisinde giderek mümkün olur.
İslâm’ın öğrettiği usül dışında hiç kimse kendi fikir, felsefe, eğitim, riyazat ve çabası ile Allah’a ulaşamaz.
İmam Rabbani k.s. der ki: Hindu rahipleri, Brahmanlar ve Hak Din’e uymayan diğer gruplar, senelerce açlık ve çile çektikleri halde Allah’a vasıl olamamışlardır. Çünkü Ehl-i Sünnet çizgisi dışında kimse Allah’a ulaşamaz. ‘Allah’a giden yollar mahlukatın adedi kadardır’ sözü, herkes kendi halince istediği gibi Allah’a gider manasında değildir.
Bu söz, ‘iman ve İslâm dairesine girdikten sonra, herkesin Yüce Rabbine yönelişi farklıdır, iman eden her kalpte Yüce Rabbi ile bir irtibat yolu vardır’ manasındadır.
Yüce Allah’a yolculuk, ölene kadar amel, ibadet ve güzel kulluk yaparak devam eder.
Hiçbir makamda kuldan ibadetler düşmez. Yüce Allah’a kavuşmak, O’na yaklaşma sebebi olan amelleri gereksiz kılmaz. Aksine, Allah’a yakınlığı artan kulun edebi, zikri ve ibadeti daha da çoğalır, şükrü artar.
Kim, ben Allah’a kavuştum diyerek ibadetleri terk eder ve artık haramların kendisine zarar vermeyeceğini düşünüp haram işlere dalarsa, o kimse Allah’a değil, ateşe ulaşmış olur.
Böyle birisi Allah’ın değil, şeytanın dostudur.
Yüce Allah’a yolculuk, bu yolu bilen alim, arif, güvenilir ve irşatla izinli bir rehber ile olursa, Hak yolcusu, şeytanın oyunlarından ve nefsin hilelerinden emin olur.
Hedefine kolayca kısa zamanda ulaşır.
Bu rehber, kendisine samimi olarak tabi olan kimseye Yüce Allah’a kavuşana kadar örnek olur, yardım eder, feyz verir, yolunu açar, onu tehlikelere karşı uyanık tutar.
Kâmil mürşid, terbiye edip Allah katında sevilecek ve kabul görecek hale getirdiği hak yolcusunu Yüce Allah’a teslim eder ve aradan çekilir.
Bu yolun ehli olmayan kimseye uyan kimse ise bocalar, yolda kalır, şaşırır, zarar eder.
Dr. Dilaver Selvi