Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Akıp giden zaman içinde bir kafesteyim ,
Her türlü amelde çok ahesteyim ,
Kabrim beni bekliyorken dünyalık hevesteyim ,
Uyandır artık Ya Rab !
Belki son nefesteyim..!
Ya neydi kirpiğinin kıvrığına tutulup kalan burukluk.Hani neydi nesre çevrilemeyen söz. Neydi bilgiye adanmış ayazların derununu dolduran acı.
Sabır bir aydınlık, sabır bir teselli...
Büyük sahraya yağmur,istiridyeye inci... Sabır göz pınarlarını kurutan ferahlık; sabır hüzünler kulübesinin ışığı... Eyyub ile Yakub, Derviş ile Sultan...
Nur-ı aynım,iki gözüm bildinmi neydi sabır?
Haşre dek yokluğa hüküm giymiş bir güzelin kadehindeki iksir miydi;
son gezginin gözyaşlarıyla suladığı bir çiçek mi,
ıssız harabelerin eşiğinde ıstırabı emerek büyümüş nazenin bir kelebek mi?
Senin beni unutma ihtimalini hatırlayıp
çıldırıyorum bazı günler ve bazı geceler yüzünü
eskisi gibi hayal edemeyeceğimden korkup kahroluyorum.
Sonra tevbeler ediyorum. Seni unutma ihtimalini
düşündüğüm için..
Ve Hiç haberiniz oldu mu; dünyalar dolusu mülkü bagısladıgınızda ;
bir baskasının kalbini kendi kalbinize sıgdıramayacagınızdan…?
KALPLERI BIRBIRINE ISINDIRAN ANCAK ALLAH’TIR!
Enfal-63