Herhangi bir şeyin hayâli kurulmuş ve hayâli kurulan şeyle karşılaştığını ZAN edip onunla hemhal (buluşma,birleşme,temas) olunmuşsa, artık sizin bir adet hayal kırıklığınız var demektir.
Yüreğinizde bir kırık var oldu artık.Yüreğin kırılması için bu kadarcık bir etki dahi yeterlidir.
Acılar, ızdıraplar, gamlar, yanmalar v.s olmasa dahi bu yeter.
Onlar ise çatlağı yahut kırığı, yarığa dönüştürmüşlerdir.
**
Şems-i Tebrizi der ki;
"Küpün içinde ne varsa, dibinden sızdırdığı da odur."
Küpün dibindeki çatlaktan sızan sirke ise, içindekini merak etmeye gerek kalmaz, sirkedir içindeki. İçindeki bal olaydı, sızan da bal olurdu.
Yüreğinizde kırık var ise, en gizli sırlarınız dahi meydandadır, siz farkında olmasanız bile.
Yüreğin kapısında öyle bir kilit vardır ki, onda Sultanın mührü
bulunur.Hiçbir varlık ve kudret onu dışarıdan açamaz.
Ancak içeriden, yüreğin içinden açılabilir kapısı.
Yüreğe giren bu yüzden Sultan muamelesi görür daima.
Bu yüzden insan Yüreğinden gelen sese daima güvenir.
Şeytan dahil hiçbir kudret ve başka ruh o kapıyı dışardan açamaz.
Durum böyle ise, nasıl olur da insanlar yürek seslerini dinlemelerine rağmen tercihlerinin sonuçları negatif duygular (acı, gam, kin…v.s)
olabilir?
O tercihleri belirleyen esas kuvvet Yürekten gelen ses değil midir, bazıları Hissetme bazıları ise Duygu demekte.
Şeytan, yürekteki bu kırıklardan Ruhun ve nefsin haberi olmadan girer yüreklere.Biz ise hâla Yüreğimizin sesini duyuyoruz zan ederiz.
**
Acılar işaret fişekleridir, insana gittiği yolun yanlışlığını haber eder.
Lakin insan patlayan acının meydana getirdiği etkiye yani patlama anına takılır da, o anda meydana gelen kısmi aydınlıktan faydalanıp dönüp içine, yüreğinin içine bakmaz.
O kısa aydınlık anında bakabilse yüreğinin içine, olanları apaçık görecek.
Ve elbet kırıkları ve yarıkları da görecek.
Acının büyüklüğü, hem patlamasını büyütür hem de ışığını fazlalaştırırken aydınlanma süresini de uzatır.
Bu yüzden bazıları yürekteki kırıkların ve yarıkların sebebi olan o yanlışı
görürler.
Sonra o kırığı, yarığı onarmaya girişir kişi.
Kimisi dikiş atar, kimisi yama yapar, kimisi de tampon yapar tıkar.
Bu çözüm olmaz.
En küçük bir sarsıntıda tekrar açılır o yarıktaki dikişler, yamalar düşer, tamponlar dökülür.
Artık dibi delik bir küpe su doldurmaya çalışmakla geçer ömür.
O küp asla suyla dolamaz.
Bunun gibi o yürekte asla doyamaz duyguya, birikemiyor ki daima
sızdırmakta.
Doymayan hiç Tatmin olabilir mi?
**
Acılar neticedir.
Hataların neticesidir, yanlışların neticesi.
Hataya, tercih edilen yollar götürür.
Esas olan o yola girmeye neden olan ,tercihimizi belirleyen HÜKÜMdür.
Hüküm ise beyinde var olan bilgilerin, donelerin düşünme denen fiil ile yapılan hesabın sonucudur.Hüküm vermden önce herne kadar düşünme etkili görünse bile, gerçekte Hüküm Yürekten gelen ses ile verilir.
Hüküm bir tercihe dönüşür.
Tercih edilen yolun sonunda mutlaka bir olgu vardır, o olguya duygu denir.Sevinç, haz, mutluluk, huzur, hayal kırıklığı, acı, ızdırab v.s hepsi de duygudur.
Ve tercih edilen bir yolun sonundaki neticedirler.
**
Yürekteki kırıkların, yarıkların tek GERÇEK ve KESİN tedavisi vardır.
O ise hatadan dönmektir.
Yani sonu acı v.s gibi negatif duygu olan yolun başına dönmek.
Tercihe sebep olan hükmü görmek ve o hükme sebep olan yanlış
bilgiyi bulmak ve onu yok etmekle olur.
Acının yada negatif duygunun yaşandığı yerden,yani neticenin ortaya çıktığı yerden yolu değiştirmek sorunu çözmez.
Neticeyi değiştiren, yanlış tercihe sebep olan hükme dönüp,yani yolun başına dönüp, o hükme sebep olan bilgiyi yok etmek ve yeni Hüküm, yeni Tercih ile yepyeni bir yola koyulmaktır.
Bu ise hatayı kabul etmek demektir ve her hata kabulü HADDİNİ bilmek olduğu için, yüreklerde ki zaman geriye döndürülür,tıpkı hatadan döner gibi ve o kırıklar ve yarıklar yok olur.
Şimdi yepyeni ve sağlam bir yüreğiniz oldu.
Ve dahi Haddini bilmenin hediyesi olarak Yürekten taşan, Mutlu edecek büyüklükte bir SEVİNÇ...vesselam.
Yüreğinizde bir kırık var oldu artık.Yüreğin kırılması için bu kadarcık bir etki dahi yeterlidir.
Acılar, ızdıraplar, gamlar, yanmalar v.s olmasa dahi bu yeter.
Onlar ise çatlağı yahut kırığı, yarığa dönüştürmüşlerdir.
**
Şems-i Tebrizi der ki;
"Küpün içinde ne varsa, dibinden sızdırdığı da odur."
Küpün dibindeki çatlaktan sızan sirke ise, içindekini merak etmeye gerek kalmaz, sirkedir içindeki. İçindeki bal olaydı, sızan da bal olurdu.
Yüreğinizde kırık var ise, en gizli sırlarınız dahi meydandadır, siz farkında olmasanız bile.
Yüreğin kapısında öyle bir kilit vardır ki, onda Sultanın mührü
bulunur.Hiçbir varlık ve kudret onu dışarıdan açamaz.
Ancak içeriden, yüreğin içinden açılabilir kapısı.
Yüreğe giren bu yüzden Sultan muamelesi görür daima.
Bu yüzden insan Yüreğinden gelen sese daima güvenir.
Şeytan dahil hiçbir kudret ve başka ruh o kapıyı dışardan açamaz.
Durum böyle ise, nasıl olur da insanlar yürek seslerini dinlemelerine rağmen tercihlerinin sonuçları negatif duygular (acı, gam, kin…v.s)
olabilir?
O tercihleri belirleyen esas kuvvet Yürekten gelen ses değil midir, bazıları Hissetme bazıları ise Duygu demekte.
Şeytan, yürekteki bu kırıklardan Ruhun ve nefsin haberi olmadan girer yüreklere.Biz ise hâla Yüreğimizin sesini duyuyoruz zan ederiz.
**
Acılar işaret fişekleridir, insana gittiği yolun yanlışlığını haber eder.
Lakin insan patlayan acının meydana getirdiği etkiye yani patlama anına takılır da, o anda meydana gelen kısmi aydınlıktan faydalanıp dönüp içine, yüreğinin içine bakmaz.
O kısa aydınlık anında bakabilse yüreğinin içine, olanları apaçık görecek.
Ve elbet kırıkları ve yarıkları da görecek.
Acının büyüklüğü, hem patlamasını büyütür hem de ışığını fazlalaştırırken aydınlanma süresini de uzatır.
Bu yüzden bazıları yürekteki kırıkların ve yarıkların sebebi olan o yanlışı
görürler.
Sonra o kırığı, yarığı onarmaya girişir kişi.
Kimisi dikiş atar, kimisi yama yapar, kimisi de tampon yapar tıkar.
Bu çözüm olmaz.
En küçük bir sarsıntıda tekrar açılır o yarıktaki dikişler, yamalar düşer, tamponlar dökülür.
Artık dibi delik bir küpe su doldurmaya çalışmakla geçer ömür.
O küp asla suyla dolamaz.
Bunun gibi o yürekte asla doyamaz duyguya, birikemiyor ki daima
sızdırmakta.
Doymayan hiç Tatmin olabilir mi?
**
Acılar neticedir.
Hataların neticesidir, yanlışların neticesi.
Hataya, tercih edilen yollar götürür.
Esas olan o yola girmeye neden olan ,tercihimizi belirleyen HÜKÜMdür.
Hüküm ise beyinde var olan bilgilerin, donelerin düşünme denen fiil ile yapılan hesabın sonucudur.Hüküm vermden önce herne kadar düşünme etkili görünse bile, gerçekte Hüküm Yürekten gelen ses ile verilir.
Hüküm bir tercihe dönüşür.
Tercih edilen yolun sonunda mutlaka bir olgu vardır, o olguya duygu denir.Sevinç, haz, mutluluk, huzur, hayal kırıklığı, acı, ızdırab v.s hepsi de duygudur.
Ve tercih edilen bir yolun sonundaki neticedirler.
**
Yürekteki kırıkların, yarıkların tek GERÇEK ve KESİN tedavisi vardır.
O ise hatadan dönmektir.
Yani sonu acı v.s gibi negatif duygu olan yolun başına dönmek.
Tercihe sebep olan hükmü görmek ve o hükme sebep olan yanlış
bilgiyi bulmak ve onu yok etmekle olur.
Acının yada negatif duygunun yaşandığı yerden,yani neticenin ortaya çıktığı yerden yolu değiştirmek sorunu çözmez.
Neticeyi değiştiren, yanlış tercihe sebep olan hükme dönüp,yani yolun başına dönüp, o hükme sebep olan bilgiyi yok etmek ve yeni Hüküm, yeni Tercih ile yepyeni bir yola koyulmaktır.
Bu ise hatayı kabul etmek demektir ve her hata kabulü HADDİNİ bilmek olduğu için, yüreklerde ki zaman geriye döndürülür,tıpkı hatadan döner gibi ve o kırıklar ve yarıklar yok olur.
Şimdi yepyeni ve sağlam bir yüreğiniz oldu.
Ve dahi Haddini bilmenin hediyesi olarak Yürekten taşan, Mutlu edecek büyüklükte bir SEVİNÇ...vesselam.