Aşk (ki) imkansızlığa çoğalır.hep geçmiş zamanlı bir hikayede bulur kendini; imreniriz.
ne kadar zorsa ne kadar ulaşılmazsa değeri bir okadar fazladır.
ayrılık bir nakarattır sanki ve yanında hep aynı sima : yalnızlık.
ondan korkarız , onunla bir arada görülmek istemeyiz. yalnızlık anlaşılmamaktır.
içindeki yangını anlatmak ister insan, içindeki çoşkuyu , neşeyi paylaşmak ister.
insan , anlaşılmak ister ve yalnızlık anlaşılmamaktır .
bir çelişkimidir bu ?
zor olana , imkansız olana imrenen insan neden bunun gerekçelerinden kaçar ve korkar ?
mecnun bir hüzün kipidir. o hüzün, o yalnızlık, o çiledir imrendiğimiz aslında.
yalnızlığın ve dahi ızdırabın göğüs kafesini genişlettiği ilk anın adıdır aşk.
acıyı sevgilinin gözlerinde billurlaştırdığın zaman bir çıkmaz sokağa saparsın. göğüs kafesin yırtılır , kelimeler yiter ,
yalnızlık bir gölge gibi peşinde tek dostun olur ki akıl senden gitmiştir ve alem-i avamın gözünde acınacak haldesindir.
bumudur istediğin ?
pek tabi hayır yanıtı gelir ki bu bir çelişkidir !
yusuf bir hüzün kipidir ! züleyha ateş ! ve ateşlere imrenen bir kalp !
yalnızlık bir çelişkidir !
aşk gerçekten imkansızlığamı çoğalmalıdır ?
basit ve yalın bir teması olamaz mı yani aşkın ?
ve dünyanın en meşhur sorusu gelir bulur sizi : aşk nedir ?
gel ey aşk uyandır beni !
Alıntıdır...
