“Ve Yusuf bir bir aşılamakta zamanı Tavizsiz adımlarla beraber
Çağ yeni olsa da Zindan eskimemiştir, Yusufsuz kalınmamıştır
Zalimin alın teri ile yenilenmiştir Züleyha üzgündür durumundan
Hayalleri yüreği ile karışmış” ( .................)
Söylenen aşkın destanı bir kez daha söylendi
Yusuf bir kör kuyudan gelemedi
Altın suyuna batırılmış aşk
Kendi rengine düşerken yanıldı
Sözler edebiyatlılarla çoğaldı
Kendi daracık yüzeyinde dağlandı
Adına şarkılar türküler yakıldı
Hatta ağıtları yankılandı
Ve Züleyha bu kez emeline kavuştu
Aldı Yusuf’u hayallerine ulaştı
Yusuf bir türlü züleyha’yı anlayamadı
Hoyratça söylenen şarkı gibi doladı diline
bir tutku edip içine aldı Yusuf züleyhayı
Yüreğinde bir kokuşmuşluk duymak istemedi
Gözlerinde bir hırs vardı göremedi
Hedefinde bir yokluk vardı anlayamadı
Ama yalan bir mutluluk iniltisindeydi
Galibiyetin tek gerçek mağlubuydu
Ve Yusuf bir kez daha düşmüştü kuyuya
Gelen olmayacaktı gelecek içindeki cevherdi
Yusuf gülüyor ağlamayı unutarak
Yusuf büyüyor yüreği küçülerek
Yusuf koşuyor gerilere koşarak
Yusuf düşünüyor düşünesi şeylerden uzak
Yusuf gidiyor elden ele düşerek
Ve Yusuf yine düşüyor düştüğünü bilmeden
Yusuf yine kuyuda boş dünya kuyusunda
Yusuf perişan Yusuf derbeder Yusuf bir avare
İçersindeki varlık yokluk ile ölüyor
Halbuki Yusuf vardı elbet içerisinde
Varlığının ötesinde bir Yusuf gibi
Kuyu kör kuyu karanlık kuyu zehirdir
Tek çaresi Yusuf un Yusuf olabilmesi idi
Bunun için züleyhayı anlayabilmekti
Ve Yusuf anlamak için Yusuf olabilmeyi denemeli
Her mesnetsiz varlığı züleyha bilmesi idi
Gün doğuyor Yusuf bilmiyor
Gece çöküyor Yusuf anlamıyor
Zaman bitiyor Yusuf durmuyor
Yusuf ecel geliyor Yusuf dinlemiyor
Ve Yusuf’a uyan deniyor Yusuf uyanmıyor
Yusuf kör kuyu ile son buluyor
Çağ yeni olsa da Zindan eskimemiştir, Yusufsuz kalınmamıştır
Zalimin alın teri ile yenilenmiştir Züleyha üzgündür durumundan
Hayalleri yüreği ile karışmış” ( .................)
Söylenen aşkın destanı bir kez daha söylendi
Yusuf bir kör kuyudan gelemedi
Altın suyuna batırılmış aşk
Kendi rengine düşerken yanıldı
Sözler edebiyatlılarla çoğaldı
Kendi daracık yüzeyinde dağlandı
Adına şarkılar türküler yakıldı
Hatta ağıtları yankılandı
Ve Züleyha bu kez emeline kavuştu
Aldı Yusuf’u hayallerine ulaştı
Yusuf bir türlü züleyha’yı anlayamadı
Hoyratça söylenen şarkı gibi doladı diline
bir tutku edip içine aldı Yusuf züleyhayı
Yüreğinde bir kokuşmuşluk duymak istemedi
Gözlerinde bir hırs vardı göremedi
Hedefinde bir yokluk vardı anlayamadı
Ama yalan bir mutluluk iniltisindeydi
Galibiyetin tek gerçek mağlubuydu
Ve Yusuf bir kez daha düşmüştü kuyuya
Gelen olmayacaktı gelecek içindeki cevherdi
Yusuf gülüyor ağlamayı unutarak
Yusuf büyüyor yüreği küçülerek
Yusuf koşuyor gerilere koşarak
Yusuf düşünüyor düşünesi şeylerden uzak
Yusuf gidiyor elden ele düşerek
Ve Yusuf yine düşüyor düştüğünü bilmeden
Yusuf yine kuyuda boş dünya kuyusunda
Yusuf perişan Yusuf derbeder Yusuf bir avare
İçersindeki varlık yokluk ile ölüyor
Halbuki Yusuf vardı elbet içerisinde
Varlığının ötesinde bir Yusuf gibi
Kuyu kör kuyu karanlık kuyu zehirdir
Tek çaresi Yusuf un Yusuf olabilmesi idi
Bunun için züleyhayı anlayabilmekti
Ve Yusuf anlamak için Yusuf olabilmeyi denemeli
Her mesnetsiz varlığı züleyha bilmesi idi
Gün doğuyor Yusuf bilmiyor
Gece çöküyor Yusuf anlamıyor
Zaman bitiyor Yusuf durmuyor
Yusuf ecel geliyor Yusuf dinlemiyor
Ve Yusuf’a uyan deniyor Yusuf uyanmıyor
Yusuf kör kuyu ile son buluyor