Zaman Şahsiyet ve Enaniyet Zama-nı Değil Cemaat Zamanıdır.
Bu zaman, ehl-i hakikat için, şahsiyet ve enâniyet zamanı değil, zaman, cemaat zamanıdır. Cemaatten çıkan bir şahs-ı manevi hükmeder ve dayanabilir. Büyük bir havuza sahip olmak için bir buz parçası hükmündeki enaniyet ve şahsiyetini, o havuza atmaktır ve eritmek gerektir. Yoksa, o buz parçası erir, zayi olur; o havuzdan da istifade edilmez. (Kastamonu Lahikası, s. 102.)
Salisen: Bu zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası ne kadar harika da olsalar, cemaatin şahs-ı manevisinden gelen dehasına karşı mağlup düşebilir... Alem-i İslamı bir cihette tenvir edecek ve kudsi bir dehanın nurları olan bir vazife-i imaniye, biçare, zayıf, mağlup, hadsiz düşmanları ve onu ihanetle, hakaretle çürütmeye çalışan muannid hasımları bulunan bir şahsa yüklenmez. Yüklense, o kusurlu şahsın ihanet darbeleriyle düşmanları tarafından sarsılsa, o yük düşer, dağılır.(Emirdağ Lahikası-I, s. 70.)
Üstat Zaman, şahsiyet ve enaniyet zamanı değil, cemaat zamanı derken cemaatin önemini vurguladığı gibi aynı zamanda önemli bir vasfını da belirtmektedir. O da cemaatin şahsiyet ve enaniyet karşıtı bir özellik taşıyor olmasıdır. Bu üstadın idealize ettiği bir cemaat denebilir. Zira normalde bazı şahsın veya şahısların önemli olduğu veya lider olduğu cemaatlerde, pekala olabilir ve olagelmiştir. Keza fertlerinin enaniyetli olması da cemaatin cemaat vasfını kaldırmaz. Fakat Üstat burada belki de önce kendine sonra has talebelerine ve diğer cemaat fertlerine şunu söylüyor denebilir. Cemaatin şahs-ı manevisi önemlidir. Temayüz eden şahıs ve şahıslar değil, yine havuz (cemaat) önemlidir. Yoksa her birimizin buz parçası hükmünde olan enaniyeti değil. Bu öyle bir cemaat olmalı ki şahs-ı maneviyi temsil eden havuzda, erimemiş bir şahıs ve enaniyet buzu kalmasın.
Bu anlayış vazife-i imaniyenin başarısı için de mecburidir. Çünkü Ferdi şahısların dehası ne kadar harika da olsalar, cemaatin şahs-ı manevisinden gelen dehasına karşı mağlup düşebilir. Çünkü o biçare, zayıf, mağlup, hadsiz düşmanları ve onu ihanetle, hakaretle çürütmeye çalışan muannid hasımları bulunan bir şahıstır ve bu sebeple bu vazife ona yüklenmez. Yüklense o yük düşer, dağılır.
Burada zaman, cemaat zamanıdır derken zamana yapılan vurgu da önem arzetmektedir. Çünkü, cemiyet XIX. Yüzyıl sonunda ortaya çıkan modern Arapçaya ait bir tabir iken cemaat İslamın ilk asrından itibaren kullanılan ve önemi vurgulanan bir terimdir.
Nitekim Kuran-ı Kerimde içinizden iyiliğe çağıran, marufu emredip, münkerden sakındıran bir cemaat bulunsun buyurulmaktadır.
Üstat şimdiki zamanda sosyal ilişkilerin yoğunluğu ve komplikasyonu, iletişim bombardımanı, deccaliyet ve süfyaniyet çağının özel tehlikelerinden olsa gerek, zaman, cemaat zamanıdır diyerek tahşidat yapıyor.