Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Futbolcu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 May 2016
Mesajlar
384
Aldığı Beğeniler
855
Yaşamın altında yatan sonsuz Deniz boşluktur. Her şey boşluktan meydana gelir ve boşluğa geri döner. Ufacık bir parçasında bile bütünün bilgisini barındırır. Var etme gücüne sahip sonsuz potansiyel enerji. Belki de bütün düzenin sırrı budur.

Boşluğun elimizdeki yorumlanışı parçacıkların her an ortaya çıkıp kaybolmalarıyla kapsadığı alanların dalgalanmaları ile dolu muazzam enerjiye sahip bir ortam olduğu şeklindedir.

Maddeyi meydana getiren parçacıkların içinden doğdukları boşluktan ayrı olmamaları ve bu ortamın her an her yerde mevcut olduğu kabul edilir.
Belki de bu yüzden kuantum alan teorisi bir parçasın kendisini saran uzaydan ayri kabul edilemeyeceğini öngörür.
Bu boşlukta istemediğiniz kadar enerji bulunduğu öne sürülüyor. Boşlukta meydana gelen bir parçacık ve anti parçacık çifti gibi kısa sürede birbirlerini yok ederek enerjiye dönüşüyormuş.
Uzayda herhangi bir noktada sanal var olma durumuna sıçrayan ve daha sonra hemen birbirini yok eden bir parçacık ve onun anti parçacıgi boşlukta dalgalanmalar meydana getirir( boşluk dalgalanmaları). Bu dalgalanmalar sonsuz sayıda parçacık çifti gerçekliğin bir içine girip bir dışına çıkarak yaratılış ve yok oluşun muhteşem bir göstergesi gibi karşımıza çıkmaktadır.
Anladınız değil mi?. Yoktan var( Gerçek) oluyorlar ve yine yokluğun içinde kaybolub gidiyorlar. bilim boşlukta var olmuş veya var olabilecek her şey halihazırda potansiyel olarak orada diyor.
Toparlayacak olursak bu boşlukta her şeyi var edebilecek olan (big bang,multi universler) ENERJI nedir?.

hiç bitmeyen hep var olan tükenmek bilmeyen enerji neyin nesidir ?.

Hep var hiç tükenmiyor(ölmüyor). Iyide bu nasil olabilir . Bilim bizi kandirmiyorsa o zaman yokluk hiclik yok. O zaman büyük ihtimal bizde ölünce enerji olucaz , cünkü hersey gibi bizlerde ordan geldik.

Ben iste tam bu noktada tanrinin gemisine atliyorum.
Tabiki bu tanri iispati degildir, olamazda zaten ama en azindan bu teori tanri severleri yol da birakmiyor.
Ateistler bu konuda,iste bakin görün, hersey kendiliginden oluyor diye bilirler.

O zamanda tesadüf tartismalari ortaya cikiyor iste. Ne yapicaz ben de bilmiyorum.
Ama bildigim bir sey var o da yoklugun olmadigi.

Oradan geldik oraya geri dönücez gibi görünüyor.
1)Bilincli gelmedik ama bilincli mi gidecez ?. Bilincli gidersek birseyler görücez mi ?,göre bilirsek neyi görüp neyi yasiyacaz?.
2)Bilincli gelmedik ,bilincsiz de gider isek neyin anlami kalir ?. Sonsuz bir potansiyellikde tesadüfen gelmis anlamsiz gitmis oluruz.
Ama bu anlamsizlik nasil olabilir. Hayatimizda gördügümüz herseyin bir anlami yok mu ?. Maddeyi olusturan atomlardan, hücreden canlilara kadar ,her sey anlamli ve bilincli bir sekilde calismaktadir.
Sonsuzlukta zaman olmadigindan tesadüf olabilir ama hayatimizda zaman dedigimiz olay yüzünden tesadüf hesaplari tutmayacak derecede yoktur.
Hayatimizin icinde olup bitenleri hesaba vurursak tesadüf teorisi yok denecek derecede sayif kaliyor. Ama biz yok yoktur demisdik degilmi , ozaman tesadüf yok cümlesini kurmus olmam yanlis olmus olur degilmi , ama ne zaman yanlis olmus olur?. Iste zaman oldugu vakit hesaplarda tesadüf yok oluyor, ama zamanin olmadigi yerde tesadüf ola bilir.

Bu zaman dedigimiz seyin neden var oldugunu kendime hep sormusumdur ,.
Tesadüf cümlesini düsünmemiz icin olmasin sakin ?.


alıntı
 

Yusufça

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Ocak 2012
Mesajlar
9,323
Aldığı Beğeniler
30,359
Konum
Bitlis
Takım
Beşiktaş
“…Geçip gitmiş olmasa “geçmiş” zaman olmayacak. Bir şey gelecek olmasa gelecek zaman da olmayacak.
Peki nasıl oluyor da geçmiş ve gelecek var olabiliyor? Geçmiş artık yok. Gelecek ise henüz gelmedi.
Şimdiki zaman sürekli var ise bu sonsuzluk olmaz mı? ”
diyordu Aziz Augustinus.

Zaman dediğimiz hadise hareketle ilgilidir, izafidir.
Eskilerin bir sözü vardır: “Değene taş gibi, değmeyene düş gibi gelir.”
Ya da üstadın ifadesiyle “Zindanda dakika farksızdır aydan”

Zaman kavramı, belli bazı cisimlerin belli bir eksendeki periyodik hareketlerinden ibarettir.
Örneğin, dünyanın kendi eksini etrafında dönmesinden gece-gündüz/24saatlik zaman dilimi meydana gelir.
Dünyanın güneşin etrafında dönmesiyle aylar, yıllar meydana gelir.
Şemsu’ş-şumus denilen yıldız/veya güneşin kendi etrafında bir defa dönmesinden
bizim günümüze göre bin/veya elli bin yıl meydana gelir.

Buna göre, “zaman” mefhumu ancak yaratılmış olan bazı cisimlerin hareketine bağlı olarak söz konusudur.
Kur’an’da farklı zamanlardan bahsedilince,
bu farklı zaman periyotları ve farklı zaman mekanizmalarından bahsedilmiş oluyor.

Allah’ın eşyayı zamana bağlaması, eşyanın tabiatıyla ilgilidir.
Bir binayı yapan ustanın varlığını, kullandığı malzemeyle ilişkilendirerek onun o malzeme içinde olduğunu
veya varlığıyla ona muhtaç olduğunu düşünmek akıldan istifa etmek manasına gelir.

Aynen bunun gibi Allah’ın ezeli varlığını yarattığı kâinat / evren binasının malzemelerinden olan zaman
veya mekânla ilişkilendirmek ve bunları ona bir zarf kabul etmek ondan bin kat daha akla ziyan bir düşünce ürünüdür.

Zaman da tabiat gibi olsa olsa bir nakıştır, nakkaş olamaz; âciz bir hadistir, ezeli bir varlık olamaz;
bir binadır usta olamaz; bir harçtır mühendis olamaz; aciz bir mahluktur sonsuz kudreti içine alamaz...
Göreceliği olan bir seyyaldir, sabit/değişmez bir ezeliyi kuşatamaz.
 
Üst Alt