Veda Hutbesi'nin yıldönümü iki hafta önce sessizce geçiştirildi. Biz, geç de olsa hatırlatalım Efendim!
O gün, Efendimiz Aleyhisselamın Veda Hutbesi’ni irad etmesinin yıldönümüydü. Adam, bu özel günü hatırladı ve kutlamak istedi. Daha önce defalarca okuduğu Veda Hutbesi’ni o günün akşamı defalarca okudu. Sanki Efendimiz Aleyhisselam'ı çağlar ötesinde değil de yanındaymış gibi hissetti.
Veda Hutbesi’nin mesajları kafasında yankılanırken televizyonu açtı. Bir TV kanalı, Arap Baharı’nı anlatıyor; görüntülerde Suriye’deki, Yemen’deki, Libya ve Mısır’daki katliamları veriyordu.
Adamın kafasında Veda Hutbesi çınladı: “Ashabım! Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O'da sizi yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız!”
Adam kanal değiştirdi. Haberde, ödenmeyen çek ve senetleri zorla tahsil eden çetelerden ve insanların kanını emen tefeci çetelerinden bahsediyordu. Adamın zihninde Veda Hutbesi çınladı: “Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır.’’
Adam, haber değiştirdi. Haberde kan davasından dolayı bir köyde kırk kişinin katledildiğini veriyordu. Adamın zihninde Veda Hutbesi yankılandı: “Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır.”
Adam, söylenerek kanal değiştirdi… Bu kez, kadına şiddet konusu tartışılıyor, ekrana insanı dehşete düşüren mağdur kadın görüntüleri yansıyordu. Adamın zihninde okuduğu Veda Hutbesi yankılandı:
“Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır.”
Başka bir kanalı açtığında, irticadan bahsediliyordu. Konuşmacılar cemaat ve irtica kurmacası üzerinden, Kuran’a ve Allah’ın Peygamberine saldırıyorlardı. Adamın zihninde veda Hutbesi yankılandı:
“Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberin sünnetidir.”
Adam yeniden kanal değiştirdi. Kanalda, PKK cinayetlerinden bahsediyordu. Adamın zihninde Veda Hutbesi canlandı:
“Mü'minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman'a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz.”
Adam başka bir kanalı açtı. Kanalda halka tepeden bakan bazı kişilerin konuşmaları vardı. Kendi ırklarının daha üstün olduğunu ima ediyorlar, kendilerinden olmayanları ötekileştirici konuşmalar yapıyorlardı. Adamın zihninde Veda Hutbesi canlandı:
“Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır.”
Adam başka bir kanaldaki haberlere takıldı. Haberde, bir siyasi, diğer siyasi partilileri “Hâkimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır” dedikleri için eleştiriyor, hâkimiyetin halkın olduğunu vurguluyordu. Diğer haberde, sokak ortasında birbirini kurşunlayan ve bıçaklayan insan görüntüleri vardı. Başka bir haberde, zina yapan siyasetçinin utancı ekranlara yansıtılıyordu. Başka bir haberde de, hırsızlıkların arttığından bahsediyordu. Adamın zihninde Veda Hutbesi yankılandı;
“Ashabım! Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:
- Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.
- Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.
- Zina etmeyeceksiniz.
- Hırsızlık yapmayacaksınız.
Adamın yüreği kabardı birden. Ayağa kalktı:
“Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab!” diye, haykırmaya başladı.
136. Sayı
Nisan 2012
GÜLİSTAN DERGİSİ
O gün, Efendimiz Aleyhisselamın Veda Hutbesi’ni irad etmesinin yıldönümüydü. Adam, bu özel günü hatırladı ve kutlamak istedi. Daha önce defalarca okuduğu Veda Hutbesi’ni o günün akşamı defalarca okudu. Sanki Efendimiz Aleyhisselam'ı çağlar ötesinde değil de yanındaymış gibi hissetti.
Veda Hutbesi’nin mesajları kafasında yankılanırken televizyonu açtı. Bir TV kanalı, Arap Baharı’nı anlatıyor; görüntülerde Suriye’deki, Yemen’deki, Libya ve Mısır’daki katliamları veriyordu.
Adamın kafasında Veda Hutbesi çınladı: “Ashabım! Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O'da sizi yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız!”
Adam kanal değiştirdi. Haberde, ödenmeyen çek ve senetleri zorla tahsil eden çetelerden ve insanların kanını emen tefeci çetelerinden bahsediyordu. Adamın zihninde Veda Hutbesi çınladı: “Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır.’’
Adam, haber değiştirdi. Haberde kan davasından dolayı bir köyde kırk kişinin katledildiğini veriyordu. Adamın zihninde Veda Hutbesi yankılandı: “Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır.”
Adam, söylenerek kanal değiştirdi… Bu kez, kadına şiddet konusu tartışılıyor, ekrana insanı dehşete düşüren mağdur kadın görüntüleri yansıyordu. Adamın zihninde okuduğu Veda Hutbesi yankılandı:
“Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır.”
Başka bir kanalı açtığında, irticadan bahsediliyordu. Konuşmacılar cemaat ve irtica kurmacası üzerinden, Kuran’a ve Allah’ın Peygamberine saldırıyorlardı. Adamın zihninde veda Hutbesi yankılandı:
“Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberin sünnetidir.”
Adam yeniden kanal değiştirdi. Kanalda, PKK cinayetlerinden bahsediyordu. Adamın zihninde Veda Hutbesi canlandı:
“Mü'minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman'a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz.”
Adam başka bir kanalı açtı. Kanalda halka tepeden bakan bazı kişilerin konuşmaları vardı. Kendi ırklarının daha üstün olduğunu ima ediyorlar, kendilerinden olmayanları ötekileştirici konuşmalar yapıyorlardı. Adamın zihninde Veda Hutbesi canlandı:
“Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır.”
Adam başka bir kanaldaki haberlere takıldı. Haberde, bir siyasi, diğer siyasi partilileri “Hâkimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır” dedikleri için eleştiriyor, hâkimiyetin halkın olduğunu vurguluyordu. Diğer haberde, sokak ortasında birbirini kurşunlayan ve bıçaklayan insan görüntüleri vardı. Başka bir haberde, zina yapan siyasetçinin utancı ekranlara yansıtılıyordu. Başka bir haberde de, hırsızlıkların arttığından bahsediyordu. Adamın zihninde Veda Hutbesi yankılandı;
“Ashabım! Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:
- Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.
- Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.
- Zina etmeyeceksiniz.
- Hırsızlık yapmayacaksınız.
Adamın yüreği kabardı birden. Ayağa kalktı:
“Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab!” diye, haykırmaya başladı.
136. Sayı
Nisan 2012
GÜLİSTAN DERGİSİ
Son düzenleme: