Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
ZİKİR NEDİR? DELİLLERİ NELERDİR?

SORU :

Sûfiyye ricâli arasında bilinen şekliyle ta'Iîm ve
telkin edilen zikir hakkında şer'î bir delil var mıdır?

CEVAP :

Vardır. Zikir ta'lim ve telkini de oldukça önemli ve mu'teber addedilmektedir. Çünkü Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem; Ashâb-ı kirâma gerek tek tek, gerekse toplu olarak zikir ta'lim ve telkin etmiştir. Hz. Ali kerremallahü veche'ye cehri, Hz. Ebû Bekir radıyallahü anh'e de hafi zikri bizzat telkin etmiştir. Aşağıdaki fetvalarda bu konu etraflıca anlatılmaktadır. Şeyhlerin müridlerine zikir telkininde bulunması, oklukça güzel ve sevilen bir husûstur. Bunun sıhhati edille-i erba'a (Kitap, sünnet, icmâ'-ı ümmet ve kıyâs- ı fukahâ) ile sâbit ve Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem'in sünneti seniyyesine de uygundur. Nitekim Ahmed İbni Hanbel meşhûr Müsned'inde şu
rivâyete yer vermektedir:

«Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem hem tek tek, hem de toplu olarak ashâbına zikir telkin ve ta'- liminde bulunmuştur. Tek tek zikir telkinine dâir bir rivâyet Yûsuf el-Gürâni ve diğer râviler tarafından
Hz. Ali kerremallahü veche'den sahih bir senedle ve şöyle nakledilmektedir:

«Hz. Ali kerremallahü veche, kullar için Allah'a giden en kısa, en kolay ve Allah indinde en faziletli yolu kendisine göstermesini Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem'den istedi. Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem: «Yâ Ali! Halvette ve yalnızken, celvette ve insanlarla bir
arada bulunurken Allah'ı zikretmeye devam etmelisin » buyurdu. Hz. Ali radıyallahü anh: «Allah'ı nasıl zikredeyim yâ Rasûlâllah?» diye sordu. Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem de: Gözlerini kapat ve benim üç def'â söylediğimi dinle. Sonra sen üç def'a tekrar et ben dinleyeyim» buyurdu. Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem gözlerini kapatarak, yüksek sesle üç def'a «Lâ ilâhe illallah » dedi. Hz. Ali kerremallahü veche de büyük bir huşû' içinde O'nu dinliyordu. Sonra Hz. Ali radıyallahü anh gözlerini kapatarak, yüksek sesle üç defa
«Lâ ilâhe illallah» dedi. Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem de aynı şekilde O'nu dinliyordu. Sonra Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem: «Benim ve benden önce gelen peygamberlerin söylediği en faziletli
söz «Lâ ilâhe illallah»'dır. Yer yüzünde «Allah, Allah, Allah..» diyenler bulundukça kıyâmet kopmaz» buyurdu. (Sahih-i Müslim)

Ahmed bin Hanbel'den rivâyet edilen bu hadis, Hz. Ali kerremallahü veche'ye telkin buyurulan cehri ve açık zikrin bir delilidir. (Fetâvâ-yı Halili) İster lâfza-i celâl, ister murâkabe, ister nefy ü isbat, ister huzûr olsun, hareketsiz ve sessiz olarak yapılan kalbî ve bâtmî zikrin telkinine gelince, o da Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem tarafından Hz. Ebû
Bekir radıyallahü anh'e teveccüh yoluyla telkin buyurulmuştur. Bu konuda Hz. Peygamber sallâllah aleyhi ve sellem: «Allah'ın benim gönlüme tevdi buyurduğu her şeyi, Hz. Ebû Bekir'in gönlüne boşalttım. » Diğer bir hadisi şerifte de: «Allah Ebû Bekir'i namaz ve orucunun çokluğu ile değil, kalbine tevdi edilen bir emânetle, Cenâb-ı Hakk'a karşı duyduğu ta'zim ve hürmet hissiyle sizlere üstün kılmıştır» buyurmuştur. Birinci hadis; nakş-bendiyye ricâli indinde, teveccüh
usûlü ile müridin kalbine, kalbi zikir, muhabbet ve cezbenin tevdiinin delili olarak kabûl edilmiş, ikinci hadis de huzûr ve murâkabe telkin ve ta'liminin delili olarak ileri sürülmüştür. Bilâhare, Hz. Ali ve Hz. Ebû Bekir radıyallahü anh'e nisbetle rivâyet edilen bu hadîslere dayanarak
tarikatlar «Aleviyye ve Sıddikıyye» adlarıyla şöhret bulmuş, muhtelif şu'be ve kollarına ayrılarak günümüze kadar gelebilmiştir.
Allah ü Te'âlâ ikisinin de yardımcısı olsun.

SORU;

Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem'in zikir telkini, sâdece Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ali'ye mi inhisâr etmiş, yoksa kendilerine zikir telkin edilen başka sahâbe var mıdır?

CEVAP ;

Kalabalık bir sahâbe topluluğuna zikir telkini yapıldığı sâbit ve vâkîdir. Zira Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem; bir gurup sahâbe ile evinde otururlarken,Efendimiz: «İçinizde yabancı bir kimse varsa
onu dışarı çıkarıp, kapıyı kapatınız» buyurduğunda biz: «İçimizde yabancı birisinin olmadığını» söyledik. Hücre-i sa'âdetin kapısını kapatıp oturduktan sonra, bir sûre «Lâ ilâhe illâllah, Lâ ilâhe illallah» diyerek, topluca ve yüksek sesle zikrettik» şeklinde bir rivâyeti Ahmed b. Hanbel, Şeddâd b. Evs radıyallahü anh'den sahih kaydıyla şöyle nakletmektedir:

«Biz Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem'in huzûrunda idik. O: «Aranızda hristiyan, yahûdi, ya da şerî'atın esrârına, vâkıf olmayan yabancı bir kimse var mı?» deyince biz de: «Hayır yok yâ Rasûlâllah!» dedik. Efendimiz kapının kapatılmasını emretti. «Ellerinizi kaldırın ve «Lâ ilâhe illâllah» deyin» buyurdu. Ellerimizi kaldırdık ve öylece bir süre kelime-i tevhid zikrini icrâ ettik. Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem ellerini indirince biz de indirdik. Hz. Peygamber aleyhissalâtü vesselâm; zikrin sonunda :

«Allah'ım sana hamdolsun. Muhakkak sen beni bu kelime-i tevhidin tebliği ile peygamber olarak gönderdin. Onunla zikretmeyi bana emrettin ve bunun karşılığında da bana cenneti va'dettin. Asla sen verdiğin sözden caymazsın» diye duâ etti.» Sonra da: «Size müjdeler olsun ki Cenâb-ı Hakk, hepinizi afvetti» buyurdu. (Munziri bu hadisin Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inden naklen hasen olduğunu söylemiştir.)

Elinizdeki bu eserin müellifi Ömer Zıyâüddin-i DAĞISTÂNİ merhûm:

«Nakş-bendiyye ricâlinden bazıları, müridleriyle birlikte topluca icrâ ettikleri Hatm-i Hâce zikri esnâ sında, kapıların kapatılmasına ve aralarında bu zikrin yapılış şeklini bilmeyen kimselerin alınmamasına
hükmetmişler ve delil olarak da bu hadîs-i şerifi ileri sürmüşlerdir. Zira Hatm-i Hâce'ye karşı yabancı olan birinin zihninde şüphe ve tereddütler doğabilir. Bu düşüncelerle Hatm-i Hâce zikrine yabancı kimselerin iştirak etmesinde bir takım mahzûrların varlığı ileri sürülmüştür. Çünkü hakkında muhtelif rivâyetler bulunan ve belirli sayılarda yapılması gereken zikirlerde eksiklikler olabilir. İşin aslını bilmeyen kimseye, zikir sırasında müridlere çakıl taşları ve baklalar
dağıtılması garib gelebilir. Hattâ câhil bir takım kimseler buna karşı gelmiş ve itiraz etmişlerdir. Yapılan zikir, tesbih ve okunan ihlâs sûresinin sayılarını eksiksiz yapabilmek için dağıtılan bu taşlar için :
«Bu taşlar ne? Bunlarla ne yapmak istiyorsunuz?» diye sormuşlardır.

Yabancıların Hatmi Hâce halkasına girmesinin mahzûrlarından biri de: Alışık olmadığı bir zikirle karşılaşan ve işin acemisi olan böyle birinin zikrin te'- siriyle «sekr» hâline gelerek kendinden geçmesi ve şuûrunu kaybetmesidir. Biz böylelerini çok gördük ve ricâ -minnet halkanın dışına çıkarabildik. Ayrıca diğer tarikat ve tekkelerin zikir ve âyinlerini, yalnızca seyretmek ve vakit geçirmek için gelen seyircilerle, münafık, kâfir ve yabancıların da bulunduğunu gördük. Böylesine önemli bir zikir halkasında sâdece iyi ve sâlih kimselerin biraraya gelmesinin düşünülmesi, kişilerin birbirine yansıtacağı karakter transferinde
aranmalıdır. Unutulmamalıdır ki üzümün üzüme baka, baka karardığı gibi, insanlar da birbirine baka baka, konuşa konuşa, olgunlaşır ve güzel hasletlere bürünürler. Kişilerin sevdikleriyle beraber haşrolunacağı dikkatten uzak tutulmamalıdır.
 

asuman

Affet ALLAH'ım!!
 
Üyelik Tarihi
1 Mar 2008
Mesajlar
347
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Beşiktaş
Çok degerli bilgiler..
Rabbim razı olsun..
Selam ve dua ile....
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Amin İnşeallah.
 

Gölge

Dost İstersen Allah Yeter
 
Üyelik Tarihi
1 Kas 2005
Mesajlar
4,662
Aldığı Beğeniler
29
Konum
İstanbul - Eyüpsultan
Takım
Galatasaray
Bilgilendirme için Allah razı olsun Bayram kardeşim istifade edenlerden olmak duasıyla inşaAllah .....​
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Cenab-i Hak razi olsun insaAllah Bayram bey kardesim bilgilerndirme icin tesekkürler
Selam ve Dua ile......
 

Hafız_70

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2007
Mesajlar
8,243
Aldığı Beğeniler
6,432
Takım
Fenerbahçe
Allah razı olsun sevgili Bayram kardeşim.Ömrünüze bereket.
Allaha emanet olun.
 

vakkas

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eki 2008
Mesajlar
7,027
Aldığı Beğeniler
42
Konum
karaman,almanya
Takım
Diğer
cok önemli bir konu acilmis allah razi olsun

kardesler zikir etmek ne güzel rabbinin ismini anmak allah demek ne güzel

tarikat ne güzel ama gercek tarikat tarikat arab cada yol manasina ceker yani anlaami yol dur

insanin rabbine varmasi enyakin yollardan biride tarikattir yani cabuk varilan yoldur

bir allah dostunun eteginden tutmak sarti ile mümkün olur


rasulallah efendimize magarada demisti ya eba bekir dilini damagina daya kalbinle allah de allah bizimle beraberdir demisti ve sonra efendimize uygulanmasini ve tarifinide anlatmis ebu bekir efendimizin koluna yani naksi kolu deniliyor .

hz, ali efendimizin koluna ise kadri tarikati deniliyor ne mutluki gercek tarikat ehli olana
 

ase

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
13 Haz 2009
Mesajlar
1
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
Kalabalık bir sahâbe topluluğuna zikir telkini yapıldığı sâbit ve vâkîdir. Zira Hz. Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem; bir gurup sahâbe ile evinde otururlarken,Efendimiz: «İçinizde yabancı bir kimse varsa
onu dışarı çıkarıp, kapıyı kapatınız» buyurduğunda biz: «İçimizde yabancı birisinin olmadığını» söyledik. Hücre-i sa'âdetin kapısını kapatıp oturduktan sonra, bir sûre «Lâ ilâhe illâllah, Lâ ilâhe illallah» diyerek, topluca ve yüksek sesle zikrettik» şeklinde bir rivâyeti Ahmed b. Hanbel, Şeddâd b. Evs radıyallahü anh'den sahih kaydıyla şöyle nakletmektedir:

«Biz Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem'in huzûrunda idik. O: «Aranızda hristiyan, yahûdi, ya da şerî'atın esrârına, vâkıf olmayan yabancı bir kimse var mı?» deyince biz de: «Hayır yok yâ Rasûlâllah!» dedik. Efendimiz kapının kapatılmasını emretti. «Ellerinizi kaldırın ve «Lâ ilâhe illâllah» deyin» buyurdu. Ellerimizi kaldırdık ve öylece bir süre kelime-i tevhid zikrini icrâ ettik. Rasûlüllah sallâllahü aleyhi ve sellem ellerini indirince biz de indirdik. Hz. Peygamber aleyhissalâtü vesselâm; zikrin sonunda :

«Allah'ım sana hamdolsun. Muhakkak sen beni bu kelime-i tevhidin tebliği ile peygamber olarak gönderdin. Onunla zikretmeyi bana emrettin ve bunun karşılığında da bana cenneti va'dettin. Asla sen verdiğin sözden caymazsın» diye duâ etti.» Sonra da: «Size müjdeler olsun ki Cenâb-ı Hakk, hepinizi afvetti» buyurdu. (Munziri bu hadisin Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inden naklen hasen olduğunu söylemiştir.)

Bayram kardeşim Bu hadis Ahmed b. hanbel'in MÜsned kitabında geçmemektedir bu hadisin kaynağını doğru dürüst belirtir misiniz?

Bu hadis uydurmadır mı?

Eğer uydurma ise şu hadis şerifi hatırltmak isterim

(Benden bir şey nakleden hakkı, doğruyu söylesin! Söylemediğim şeyi, bana isnat eden gireceği ateşe hazırlansın!) [İbni Mace, Hakim]

Cevabınızı bekliyorum
 
Üst Alt