Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Züleyha, kalbi acının anlamına doğru sınırlarda dolaşmaya başlayınca Yûsuf'a bir mektup yazmaya karar verdi. İçindeki hallere tercüman olacak sözcükleri bulup da Yûsuf'a göstermek istedi. Dedi, her vasfın karşılığı bir sözcük var nasılsa. Ben de halimi arz edeyim sözcüklerle Yûsuf'uma.

Papirüsten ezilmiş kâğıdı, sivri kalemi aldı eline.
Yûsuf, diye yazdı, nâmenin en başına, sayfanın tam ortasına. İçinden binlerce Yûsuf ses verdi.

Ey içimdeki yıldızlar mütercimi, ölü olmayan kuşlarım benim
Mısr'ın sularına dökülmüş kandillerin aydınlığı
Gizli bahçelerden geçen yeşillerin ıslak çoğulluğu
Konuşan ağacım bana, konuşan ırmağım benim.
Işıklı yağmurum.
Gözlerimle gören ey, ey gözleriyle gördüğüm.

Yûsuf, dedi Züleyha, nâmenin tam ortasına, sayfanın başına. İçinden binlerce Yûsuf daha ses verdi.

En derin kuyusunda kaybolduğum ey,
Nil'in sesi geliyor, gelsin, sesim Nil'e gitmiyor gitmesin.
Sesi bana gelmeyen, sesim ona gitmeyen ey.

Züleyha sayfanıın tam ortasına devam etti, Yûsuf, dedi.

Ey kalbimle seven
Ey kalbiyle sevdiğim.
Muhabbeti kolay giyilir libas olmayan,
Vahayı terk edip çölün rahmetine düşen defterim,
Yitik tahtına gönlünce kurulan çöl misillemesi sevdiceğim,
Dağ lâlesi
Çöl çiçeği


Âh benim yitik ezel gülü vasfınca sahiplendiğim,
âh beni ezel gülü vasfınca sahiplenip de sahiplendiğini henüz bilmeyen sevgilim,


Âh benim! Âh benim!
Ey adı gelecek zamanların ve mekanların insanlarına adımla birlikte kalacak olan,
Ey adım adıyla bile yazılacak olan
Sularıma dökülen karanlık, yoklarımı örten aydınlık
Tezatlarım benim, benim tekrirlerim
Ama muhabbetinden asla dönmediğim
Gün geçtikçe çoğalan benzetmelerim,
Sözcüklerim, lugatim. lisan hacmince vasıfladığım vâsıfım

Yûsuf, yazdı Züleyha, sayfanın tam ortasına. Hâlâ hitaptaydı kalemi, bir satır ileri geçemedi. Bir satır ileri geçsem hitaptan, dedi, yanacağım. Ses verdi içinden bir ses: Yan o zaman, yan o zaman! Züleyha devam etti:

Âh benim Yûsuf'um, âh benim, âh/senim, dedi, başka bir şey diyemedi.

Züleyha, Yûsuf'a bir mektup yazmaya başlayınca. Yûsuf diye başladı, Yûsuf diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın nâmesinde ser-nâmeden öte kelam yok. Ve Züleyha'nın lügatinde Yûsuf'tan öte sözcük yok.

Yûsuf, dedi, kelâmım artık sende hükümsüz. Ama kelâmımın hükümsüz kaldığı bu yerde beni küçümseme. Bil ki kelâmdan da ötede sadece âh var, âh ki dünya onun üzerinde durur, gök kubbe onun hararetiyle döner.



Nazan Bekiroğlu
Yusuf İle Züleyha
 

Hafız_70

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2007
Mesajlar
8,243
Aldığı Beğeniler
6,432
Takım
Fenerbahçe
Elleriniz der görmesin lunay kardeşim.Bu güzel paylaşımınız için Rabbim razı olsun.

Allaha emanet olun.
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun kardeşim emeğine sağlık...
 

KaTrEe

Enderun-i
 
Üyelik Tarihi
10 Mar 2008
Mesajlar
1,472
Aldığı Beğeniler
15
Konum
Şehr-i Şahane
Mevlâna Zeliha o hâle gelmişti ki. diyor çörekotundan öd ağacına kadar her şeyin adı Yusuf'tu onun için. Yusuf'un adını başka adlara gizlemişti; mahremlerine bu sırrı söylemişti.

Mum ateşte yumuşadı, dese; sevgili bize alıştı, yüz verdi, demiş olurdu. Bakın ay doğdu, dese; söğüt dalı yeşerdi, dese başım ağrıyor, dese; başımın ağrısı geçti, iyiyim, dese hep ayrı mânâları vardı bu sözlerin.

Birini övse onu överdi, birinden şikayet etse onun ayrılığını söylemiş olurdu. Yüzbinlerce şeyin adını ansa, maksadı da Yusuf'tu onun, dileği de..

teşeküerler....
 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
Kollukçular Yusuf'u alıp götürdükten ve hüzünlü gece Nil'in üzerinde bir ürperti gibi asılı kaldıktan sonra hiç uyumadan ertesi sabahı buldu Züleyha ama,
hayatı her zamanki tadınıda bulmadı.
İçten içe derin bir öfke önce,
sonra nedeni belirsiz bir kendinden hoşnutsuzluk hali.
Her zaman doğruyu gösteren yürekte istikamet tayini.
Aşkını düşündü Züleyha,
şimdiye kadar hiç düşünemediği hallerdeydi.
Tapınaklarda genç rahiplerin buhur yakma görevini yerine getirmesinden bile erken saatte Züleyha ırmağa bakarak düşünmeye başladı.
İlk kez Nil'in güllerinden yapılmaz tacını başına,
yasemenden bileziğini ayağına takmamıştı.
Züleyha ilk kez gece kadar sade sabah kadar yalındı.
Yusuf..,dedi Züleyha,
sen benim, evvel düşen şehrimsin,
ahir düşen şehrimsin.
Ezel düşen şehrimsin,
ebed düşen şehrimsin.
Yusuf..,dedi Züleyha; kalbim sen,
benimsin yalnız benimsin,
kalbin ben,seninim yalnızca seninim.
Yusuf..., dedi Züleyha,
sen masumsun, sen de bilirsin, ben de bilirim.
Şu dört duvar, şu sıkı sıkı kapalı kapı,döşemenin üzerinde ezilen sarı gülün yaprakları tanık ki suçun yok senin.
Fakat güzelsin.
Güzelliğin yoruyor beni,
çünkü mümkünü var,
suret kasrında bir suret değilsin.
Suçlu değilsen de bana,
beni suçlu kılacak kadar güzelsin.
Mümkünü olan bir güzelliğin sahibiysen Yusuf,
ve bu güzellik yoruyorsa beni,
sen dünyanın en masum mücrimisin.
Suçlu,suçunu her zaman bilerek işlemez Yusuf ve güzellik bazen suça dönüşür.
Yaratılmışların en güzeli karşısında,
ruhum kadar bedenim,
kalbim kadar kalbimden çıkıp da bütün bedenimi deveran eden kanım ve damarlarım,
ve bütün zerrelerim akıyorsa sana,
ben de dünyanın en mücrim masumu değil miyim?
Çünkü, dedi Züleyha,
güzelliğin bir derin kuyu senin.
Bir düşenin kurtuluşu kolay olmaz.
Ne mutlu kalbine sen düşene,ve ne mutlu senin kalbine düşene.
Tufandan kurtulmak için kendi derinliğine akan bir ırmak gibi;
akmasam sana ölürdüm Yusuf,
aktım,
yine öldüm.
Kendi ölümümün şeklini seçmem özgürlüğümse susarak ölmeyi değil,söyleyerek ölmeyi seçtim.
Tortulanarak ve bulanarak değil,taşarak ve coşarak ölmeyi istedim.
Hükmümün Yusuf olduğu yerde ölümlü olduğumu bildim.
Ve yine dirilecek olmamın emniyetiyle ölümlü oluşumu çok sevdim. Yusuf,dedi Züleyha,
bütün bir hayat, kınanma, horlanma,
yitirme,her şey kalbimin üzerinden geçecek ve ben kalbimin altında kalacağım.
Bana dair ve bana rağmen var olan bir dünyada büyüklüğü,yitirdiklerinin çokluğuyla ölçülen bir Züleyha kalbi olacağım.
Senin zindan karanlığın benim özgür aydınlığıma denk düşecek,
o kadar ki karanlık olacağım Sancıyla elimi attığım fundalıklar mavi çiçeklere dönüşmedi henüz,
ama aslolan kalp olacak ve hayatı sonradan bulacağım.
Yusuf,dedi Züleyha, aşk zorlu bir sınav,
ben bu sınavı en baştan ve gönüllü mü kaybettim?
Hayır işte! Yitirmiş görünsem de kazancımsın sen benim.
Ve şer gibi görünsem de göreceksin,
yitirdiğin ne varsa benim sana açtığım kuyuda,hayrın olacağım sonunda.
Yusuf,dedi Züleyha, sana, gel kaderim ol,
demem.


O kadar ki, güldeki sevda, çöldeki ateş,

denizdeki su kadar kadersin bana.

Bak alnına, iki kaşının ortasına.

Orada benim mührüm var.

Alnımın yazısı olduğun kadar, alnına da yazıyım.


Değil mi ki sen Yusuf güzelisin, gömleğin çoktan yırtık senin.
Ve değil mi ki ben tecelli etmesem eksik kalır sana dair kader.
"Senin kaderin benim tecellim.",
kaderimde zindan varsa,
Yusufluğum su götürmez benim.


Nazan Bekiroğlu
 

vuslatt

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
18 Ocak 2008
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
15
Ey kalbimle seven
Ey kalbiyle sevdiğim.
Muhabbeti kolay giyilir libas olmayan,
Vahayı terk edip çölün rahmetine düşen defterim,
Yitik tahtına gönlünce kurulan çöl misillemesi sevdiceğim,
Dağ lâlesi
Çöl çiçeği


Âh benim yitik ezel gülü vasfınca sahiplendiğim,
âh beni ezel gülü vasfınca sahiplenip de sahiplendiğini henüz bilmeyen sevgilim,



Ellerinize saglık cok güzel paylaşımdı teşekkürler
 
Üst Alt