~ZÜLFİKAR~
Karşısında öyle mahçup duruyorduki.Bu işe ihtiyacı olduğunu fazlasıyla hissettirir halleri gözünden kaçmamıştı.Çiftlik sahibi, eşiyle birlikte adamı soru yağmuruna tutarlarken, köylü oluşunu,cahil oluşunu çok defa yüzüne vurmuşlardı...
Adını sorduklarında:
- "Adım Zülfikardır beyim.Hanımım çok hasta.Ne evimi geçindirecek, nede hanımı hastaneye götürecek param yok.Dört ay sonra ameliyat olması gerek.Bu parayu kazanmak için, ne iş verirsen hakkıyla yaparım.İstersen geceleri bile burda kalırım.Fazladan beş kuruşta istemem-"dediğinde, bu cümlelerden zerrece etkilenmemişti Tahsin bey.
Hanımına dönüp, Zülfikar'ın üzerinde belki beş kadar yeri yırtık gömleğini gösterek:
-" Bunlarda insanlık aranmaz hatun.Döner dolaşır sana ihanet ederler. Bilirim ben bunların ciğerini. Acımayacaksın bunlara... -"demiş, fakat çok para istemeyip,haddinden fazla çalışacağına söz veren adama sırf menfafat için bu işi vermişti...
Ağustos ayının en yakıcı zamanlarında öğle güneşinde, soluk almadan dinlenmeden öyle bir çalışması vardıki Zülfikar'ın.Yanında getirdiği üç gömleğin her birini belki üç defa değiştirmişti terden fazlasıyla ıslandığı için.Ama yüzü gülüyordu.Yaren'i iyileşecek, çocuklarının karnı doyacaktı artık.Çiftliğin hizmetçisi Sebahat kadın ona samanlıkta bir yer göstermişti. Her gece kendisine verilen kuru ekmeği yerken, ay sonunda çocuklarına ve eşine para götüreceği için sevinç gözyaşları döküyordu...
- "Yaren'im... Benim biricik eşim.Azıcık sabret.En iyi doktorlara götüreceğim seni-" diye sayıklayarak uyurdu her gece..
İşinden arta kalan zamanlarda sürekli yanına gelen Tahsin bey'in oğluna el işi tahtadan gemicikler yaptığında çocuğun sevgisini kazanması öyle kolay olmuştuki. Samet'in o günden sonra dilinden" Zülfikar abi"sözü düşmüyor, Tahsin bey ise bir uşak parçasının oğluna böyle yakşamasına sinirlenip, zavallı adama olmadık haddinden fazla zor işler veriyordu...
Elbette mecbur olduğunu ve işten ne eziyet yaparsa yapsın çıkmayacağını bildiği için bu kadar eziyet edebiliyordu Zülfikar'a. Nede olsa hasta eşi ve ondan ekmek bekleyen çocukları olduğu için kendisine muhtaçtı...
Bir gün Samet çiftliğin avlusunda oynarken , birden topu yola kaçmış ve biranda yola doğru koştuğunda, Zülfikar elindeki samanları bırakıp peşinden yıldırım gibi takip etmişti çocuğu.Acı bir fren sesi yankılanmıştı o anda. Çocuk bembeyaz olmuş bir halde kendini kurtaran ve kamyonun duramaması sonucu çarptığı, eli yüzü kanlar içinde kalan Zülfikar'a bakıyordu...Sonra gözyaşlarıyla koşup sarılmış ve defalarca teşekkür etmişti.
O sıralarda koşarak yanlarına gelen Tahsib bey-"Hep bu çocuğu sen alıştırıyorsun.Demedimmi sana bu çocuk dışarıya çıkmayacak diye. Aptal adam-" diye bağırmıştı....
Zülfikar'a. Üstelik oğlunu kurtarıp, yüzü gözü kan içinde kalmasını hiç umursamadan...
Kamyon çarptığında bedeni okadar acımamıştıda.-"Aptal adam-"sözü yüreğine oturmuştu adeta.Birkaç gün sekerek dolaştı çiftlikte.Kazada ayağı birhayli incinmişti. O günlerde ise Samet bir rahatsızlık geçirmiş hastahaneye kaldırılmıştı. Tahsin bey'in tavırlarından durumun ciddi olduğunu anlamıştı Zülfikar.Haftabaşında ise bir mektup almış, hanımı Yaren'in artık fazlaca rahatsızlandığını ve dayanacak takati kalmadığını yazmıştı mektupta komşuları.Dördüncü aylığınıda aldığında ameliyat parası tamam olacaktı artık...
Aksi gibi ogünlerde ise çiftlikte bir hırsızlık olmuş ve Tahsin bey'in bir kese altını çalınmıştı kilitli sandığından.İki gün önce ameliyat parası için aylığını biraz daha erken vermesini isteyen Zülfikar dan şüphelenmişti hemen.Üzerindeki elbiselerde yırtıklar olduğu için başkasında şuç aramak olurmuydu hiç?
-"Sen insanmısın? Ekmek yediğin kapıya ihanet etmek ha?
Hırsız herif-" diyerek belindeki kayışı çıkarıp onunla vurmaya başlamıştı Zülfikar'a.Belki akşam ezanında zavallı adam kanlar içinde bayıldığında ancak bırakmıştı onu Tahsin bey...
Ertesi gün yüzü gözü mosmor bir şekilde, aylığını istemek için yanına gittiğinde, kovulduğunu ve aylığını vermeyeceğini söyleyen Tahsin beyin paçalarına yapışmıştı...
- "Etme beyim.Yine döv istersen. Elimi kaldırmam.Ama Yaren'im ölecek bu ameliyatı olmazsa.Sana yemin ederim ben çalmadım altınlarını.Fakirim diye, ihtiyacım var diye hırsız belleme beni.Ben kimsenin parasına el uzatmam-" dediysede,.
Tahsin bey binbir hakaretle beş kuruş vermeden kovmuştu Zülfikar'ı...
Tam bir ay Samet'in ameliyatı için çalmadığı kapı kalmamıştı Tahsin bey'in.En sonunda hastahanedeki eşi Selma dan güzel bir haber gelmiş ve apar topar ameliyathaneye alındığını öğrenmişti Samet'in
Ve güzel haberi alır almaz, hemen koşup hastahaneye gitmişti. Hanımı belki bir haftadır oğlunun yanunda refakatçi olarak duruyordu hastahanede.Ameliyathaneden önce oğlu çıkarılmıştı.Sonrasında ise Zülfikar çıkarılırken gözlerine inanamıştı Tahsin bey.Selma hanım, oğullarına böbreğini veren kişinin Zülfikar olduğunu söylediğinde içi yanmıştı adeta.Öyle bir pişmanlık duymuştuki..
Zülfikar ayıldığında ise defalarca teşekkür etmişti.Özür dilemişti belki yüzlerce kez.Hiç konuşmuyordu zavvalı adam.Sadece ağlıyor ağlıyordu... Bir ara Selma hanım, hasta eşini sordu Zülfikar'a... İlk defa o sözlerine cevap verdi.-"Yare'nim melek oldu hanımım.Ameliyat parasını denkleştiremedim-" derken hıçkırıklara boğulmuştu... Tahsin bey yüzü kireç gibi hastahane odasından nefes almak için çıkacağı sırada.
-"Hanımım bilin istedim.Altınları Sebahat kadın çalmıştı.Ben o işinden olsun, kovulsun istemedim.Bu yüzden söyleyemedimdi... Mutfaktaki sedir'in altına saklarken gördüm altınları," dediğinde içine ılık ılık birşeyler dökülmüştü Tahsin bey'in...
Koku nasıl birşeydi?
Bir yemekten, yada çiçekten, yada parfümdenmi gelirdi hoş koku? ... Hastahane odasında o an
buram buram insanlık koktuğunu hissetmişti karı koca...
Oğlunun canını kurtaran bu adama yaptığı eziyetleri, ettiği iftiraları, söylediği can yakıcı sözleri hatırladıkça insanlığından utanıyordu Tahsin bey.Üstelik hakkı olan aylığı vermeyip, Zülfikar'ın eşi Yaren'in de ölümüne sebep olmuştu. Bile isteye...
Selma hanım hastahane koridoruna çıktığında bağırışlarını, yakarışlarını duyşmuştu eşinin...
- "ALLAH'ım affet bilemedim.İnsanlığın adamın üzerinde değil, içinde olduğunu biledim-" diye bağırırken.
Zülfikar'ın hıçkırıkları, onun vicdan azabıyla dolu yakarışlarına karışıyordu...
Kimseyi küçüksememek gerek bu hayatta.İnsanlığı kişinin üzerindekilerle değil, yüreğinde aramak gerekir...
Yazar Suat Özge
Karşısında öyle mahçup duruyorduki.Bu işe ihtiyacı olduğunu fazlasıyla hissettirir halleri gözünden kaçmamıştı.Çiftlik sahibi, eşiyle birlikte adamı soru yağmuruna tutarlarken, köylü oluşunu,cahil oluşunu çok defa yüzüne vurmuşlardı...
Adını sorduklarında:
- "Adım Zülfikardır beyim.Hanımım çok hasta.Ne evimi geçindirecek, nede hanımı hastaneye götürecek param yok.Dört ay sonra ameliyat olması gerek.Bu parayu kazanmak için, ne iş verirsen hakkıyla yaparım.İstersen geceleri bile burda kalırım.Fazladan beş kuruşta istemem-"dediğinde, bu cümlelerden zerrece etkilenmemişti Tahsin bey.
Hanımına dönüp, Zülfikar'ın üzerinde belki beş kadar yeri yırtık gömleğini gösterek:
-" Bunlarda insanlık aranmaz hatun.Döner dolaşır sana ihanet ederler. Bilirim ben bunların ciğerini. Acımayacaksın bunlara... -"demiş, fakat çok para istemeyip,haddinden fazla çalışacağına söz veren adama sırf menfafat için bu işi vermişti...
Ağustos ayının en yakıcı zamanlarında öğle güneşinde, soluk almadan dinlenmeden öyle bir çalışması vardıki Zülfikar'ın.Yanında getirdiği üç gömleğin her birini belki üç defa değiştirmişti terden fazlasıyla ıslandığı için.Ama yüzü gülüyordu.Yaren'i iyileşecek, çocuklarının karnı doyacaktı artık.Çiftliğin hizmetçisi Sebahat kadın ona samanlıkta bir yer göstermişti. Her gece kendisine verilen kuru ekmeği yerken, ay sonunda çocuklarına ve eşine para götüreceği için sevinç gözyaşları döküyordu...
- "Yaren'im... Benim biricik eşim.Azıcık sabret.En iyi doktorlara götüreceğim seni-" diye sayıklayarak uyurdu her gece..
İşinden arta kalan zamanlarda sürekli yanına gelen Tahsin bey'in oğluna el işi tahtadan gemicikler yaptığında çocuğun sevgisini kazanması öyle kolay olmuştuki. Samet'in o günden sonra dilinden" Zülfikar abi"sözü düşmüyor, Tahsin bey ise bir uşak parçasının oğluna böyle yakşamasına sinirlenip, zavallı adama olmadık haddinden fazla zor işler veriyordu...
Elbette mecbur olduğunu ve işten ne eziyet yaparsa yapsın çıkmayacağını bildiği için bu kadar eziyet edebiliyordu Zülfikar'a. Nede olsa hasta eşi ve ondan ekmek bekleyen çocukları olduğu için kendisine muhtaçtı...
Bir gün Samet çiftliğin avlusunda oynarken , birden topu yola kaçmış ve biranda yola doğru koştuğunda, Zülfikar elindeki samanları bırakıp peşinden yıldırım gibi takip etmişti çocuğu.Acı bir fren sesi yankılanmıştı o anda. Çocuk bembeyaz olmuş bir halde kendini kurtaran ve kamyonun duramaması sonucu çarptığı, eli yüzü kanlar içinde kalan Zülfikar'a bakıyordu...Sonra gözyaşlarıyla koşup sarılmış ve defalarca teşekkür etmişti.
O sıralarda koşarak yanlarına gelen Tahsib bey-"Hep bu çocuğu sen alıştırıyorsun.Demedimmi sana bu çocuk dışarıya çıkmayacak diye. Aptal adam-" diye bağırmıştı....
Zülfikar'a. Üstelik oğlunu kurtarıp, yüzü gözü kan içinde kalmasını hiç umursamadan...
Kamyon çarptığında bedeni okadar acımamıştıda.-"Aptal adam-"sözü yüreğine oturmuştu adeta.Birkaç gün sekerek dolaştı çiftlikte.Kazada ayağı birhayli incinmişti. O günlerde ise Samet bir rahatsızlık geçirmiş hastahaneye kaldırılmıştı. Tahsin bey'in tavırlarından durumun ciddi olduğunu anlamıştı Zülfikar.Haftabaşında ise bir mektup almış, hanımı Yaren'in artık fazlaca rahatsızlandığını ve dayanacak takati kalmadığını yazmıştı mektupta komşuları.Dördüncü aylığınıda aldığında ameliyat parası tamam olacaktı artık...
Aksi gibi ogünlerde ise çiftlikte bir hırsızlık olmuş ve Tahsin bey'in bir kese altını çalınmıştı kilitli sandığından.İki gün önce ameliyat parası için aylığını biraz daha erken vermesini isteyen Zülfikar dan şüphelenmişti hemen.Üzerindeki elbiselerde yırtıklar olduğu için başkasında şuç aramak olurmuydu hiç?
-"Sen insanmısın? Ekmek yediğin kapıya ihanet etmek ha?
Hırsız herif-" diyerek belindeki kayışı çıkarıp onunla vurmaya başlamıştı Zülfikar'a.Belki akşam ezanında zavallı adam kanlar içinde bayıldığında ancak bırakmıştı onu Tahsin bey...
Ertesi gün yüzü gözü mosmor bir şekilde, aylığını istemek için yanına gittiğinde, kovulduğunu ve aylığını vermeyeceğini söyleyen Tahsin beyin paçalarına yapışmıştı...
- "Etme beyim.Yine döv istersen. Elimi kaldırmam.Ama Yaren'im ölecek bu ameliyatı olmazsa.Sana yemin ederim ben çalmadım altınlarını.Fakirim diye, ihtiyacım var diye hırsız belleme beni.Ben kimsenin parasına el uzatmam-" dediysede,.
Tahsin bey binbir hakaretle beş kuruş vermeden kovmuştu Zülfikar'ı...
Tam bir ay Samet'in ameliyatı için çalmadığı kapı kalmamıştı Tahsin bey'in.En sonunda hastahanedeki eşi Selma dan güzel bir haber gelmiş ve apar topar ameliyathaneye alındığını öğrenmişti Samet'in
Ve güzel haberi alır almaz, hemen koşup hastahaneye gitmişti. Hanımı belki bir haftadır oğlunun yanunda refakatçi olarak duruyordu hastahanede.Ameliyathaneden önce oğlu çıkarılmıştı.Sonrasında ise Zülfikar çıkarılırken gözlerine inanamıştı Tahsin bey.Selma hanım, oğullarına böbreğini veren kişinin Zülfikar olduğunu söylediğinde içi yanmıştı adeta.Öyle bir pişmanlık duymuştuki..
Zülfikar ayıldığında ise defalarca teşekkür etmişti.Özür dilemişti belki yüzlerce kez.Hiç konuşmuyordu zavvalı adam.Sadece ağlıyor ağlıyordu... Bir ara Selma hanım, hasta eşini sordu Zülfikar'a... İlk defa o sözlerine cevap verdi.-"Yare'nim melek oldu hanımım.Ameliyat parasını denkleştiremedim-" derken hıçkırıklara boğulmuştu... Tahsin bey yüzü kireç gibi hastahane odasından nefes almak için çıkacağı sırada.
-"Hanımım bilin istedim.Altınları Sebahat kadın çalmıştı.Ben o işinden olsun, kovulsun istemedim.Bu yüzden söyleyemedimdi... Mutfaktaki sedir'in altına saklarken gördüm altınları," dediğinde içine ılık ılık birşeyler dökülmüştü Tahsin bey'in...
Koku nasıl birşeydi?
Bir yemekten, yada çiçekten, yada parfümdenmi gelirdi hoş koku? ... Hastahane odasında o an
buram buram insanlık koktuğunu hissetmişti karı koca...
Oğlunun canını kurtaran bu adama yaptığı eziyetleri, ettiği iftiraları, söylediği can yakıcı sözleri hatırladıkça insanlığından utanıyordu Tahsin bey.Üstelik hakkı olan aylığı vermeyip, Zülfikar'ın eşi Yaren'in de ölümüne sebep olmuştu. Bile isteye...
Selma hanım hastahane koridoruna çıktığında bağırışlarını, yakarışlarını duyşmuştu eşinin...
- "ALLAH'ım affet bilemedim.İnsanlığın adamın üzerinde değil, içinde olduğunu biledim-" diye bağırırken.
Zülfikar'ın hıçkırıkları, onun vicdan azabıyla dolu yakarışlarına karışıyordu...
Kimseyi küçüksememek gerek bu hayatta.İnsanlığı kişinin üzerindekilerle değil, yüreğinde aramak gerekir...
Yazar Suat Özge