Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Yusufça

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Ocak 2012
Mesajlar
9,323
Aldığı Beğeniler
30,359
Konum
Bitlis
Takım
Beşiktaş
Kadını İş Hayatının İçinde Tutmaya Zorlamak

18. yy ile birlikte batıda büyük sanayi devriminden sonra bir taraftan kadın iş gücüne duyulan ihtiyaç
diğer taraftan tüketim ekonomisini körükleme arzusu sebebi ile kadın çalışmaya zorlanmıştır.
Zamanla kadının çalışması gerekliliği, bir kadın hakkı olarak takdim edilir hale gelmiştir.


Kadını bir iş gücü olarak kullanma, tüketim nesnesi yapma ve cazibesi ile tüketimi arttırma arzusu,
hak ve eşitlik kılıfı altına saklanmaktadır. Kadının çalışması,
bir tercihten ziyade psikolojik bir baskıya dönüşmüştür.
Herhangi bir sebeple çalışmamayı tercih eden bir kadın “tüketici” olarak etiketlenmektedir.
Maalesef toplumumuzda da çalışmayan ev hanımını tüketici,
eşinin diğer bir ifadeyle elin adamının parasına mahkûm asosyal bir insan olarak olarak görülmeye başlandı.
Sosyal hayata dâhil olmaktan anlaşılan şey, çalışma hayatına dâhil olmak oldu.


Kadının bütün hayatı çalışma hayatına endekslendi.
Kadın her şeyden kendinden, ailesinden hatta inançlarından taviz verebilir
ama çalışma hayatından taviz veremez oldu.
Kadın çalışıyor, moda, güzellik ve eğlence sektörüne kazancını akıtıyorsa özgür ve mutlu bir kadın;
çalışmıyor eşinin kazandığı ile ailesinin ve kendisinin ihtiyaçlarını karşılıyorsa
eşinin eline bakan zayıf bir kadın algısı,
kadınımızı kapitalist sistemin gönüllü kölesi hâline getirdi.
Kadının çalışma hakkı ile psikolojik baskı kurularak kadının çalışmama hakkı elinden alındı.


-alıntı-
 

Hafız_70

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2007
Mesajlar
8,243
Aldığı Beğeniler
6,432
Takım
Fenerbahçe
Birileri çıktı insanoğluna başta baş tacı kadınlarımıza cazip gelen bir çok şeyler öne sürerek kadını ilk önce eşinden sonrada evinden kopardı diye düşünüyorum. Kim istemez kadınlarımız da okusunlar ülkemize ve milletimize hizmet etsinler.
Bu hizmet hizmet olmaktan çıktı ve kadınlarımızı aile hayatından iyice uzaklaştırdı. Küçük çocuklar anne şefkatinden uzak tutularak yetişme şekline müdahale edildi.
Söyleyecek okadar çok şey varki birinin kalbini incitmekten korkarım.
Allah cümlemize paygamberimizin aile yaşantısını sahabelerin aile yaşantısını nasip etsin.
Güzel ve önemli konu için Allah razı olsun kardeşim
 

seylan_54

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Ocak 2011
Mesajlar
3,957
Aldığı Beğeniler
1,393
Kadının toplumdaki, ekonomideki, siyasetteki, vs. yeri bizden yüzyıllar öncesinden tartışılagelmiş bir konu. Günümüzde tv'lerde, sosyal medyada, forumlarda çeşitli şekillerde hep tartışıldı nedense. Tartışmalar hep münakaşaya dönüştü ve kavga ile bitti.

cok derin bi konu

Dilsitan'ın dediği gibi derin bir konu. Eşelemekte sıkıntı yok elbette ancak istemeden de olsa maksadını aşan sözler söylenebiliyor. Ve bu durumda çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle ben fazla eşelemeden konu hakkındaki fikrimi söyleyip kaçayım :)

Kadının toplumdaki yeri daha genel anlamda "dünya"daki yeri genellikle hem kadınlar hem de erkekler tarafından çokça istismar edilmektedir. Kadın ve erkek çalışma hayatında evvelinden beri vardır. İnanç boyutuyla değerlendirirsek, Hz. Havva, Hz. Adem'e hiç mi yardım etmedi? Hiç hayvan otlatmadı mı? Hiç sığır sağmadı mı? Hiç ağaçlardan meyve toplamadı mı? Yoksa sadece evde çocuklarına mı baktı? Yada ek olarak evde yemek mi yaptı? Yada evi mi temizledi?

Yine aynı şekilde günümüzde kadınlar tarlada, bağda bahçe de çalışıyor. Bu işleri erkeklere bıraksalar zaten yapamazlar :)

Bu açıdan bakıldığında kadının çalışma hayatında olmaması mantığa aykırı. Ha yukarıda verilen örnekleri göz önünde bulundurarak değerlendirirsek; kadının tarlada, bağda bahçede çalışması (anadolu'da genellikle kadınlar bu işleri görür) sorun edilmemekte ancak kadının kamuda veya özel bir yerde çalışması genellikle sorun edilmektedir.

Birde şu boyutu var, adamın hanımı hastalanır, doktora götürür. Fellik fellik kadın doktor arar. Hanımına başkasının dokunmasını istemez. İyi de amcacığım, hem kadının çalışmasını istemezsin hem de kadın doktor ararsın. (!)

Kadınlar tarafından da özellikle üniversite mezunları için söylüyorum: "bunca sene boşuna mı okuduk. Madem evde oturacaktım niye o kadar sene dirsek çürüttüm." Bunu söyleyen kadın bence sonuna kadar haklı :) Yirmi yıl boşuna mı kafa patlattı, çeşitli meşakkatlere gögüs gerdi.

Lafı toparlayalım. Yorumum konudan uzun olmuş :D :D

Bence, kim dünyaya hangi pencereden bakıyorsa o kapsamda ister üniversite mezunu olup evde otursun isterse de ilkokul mezunu olup çalışmak istesin. Yeter ki, edebiyle helalinden kazansın. Zaten edebe, helale harama dikkat eden kimse "bende çalışıp kazanıyorum." demez. Evde otorite polemiğine ise hiç girmez.
 

Tuğraa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Ara 2009
Mesajlar
1,563
Aldığı Beğeniler
1,778
Takım
Diğer
Kadının toplumdaki, ekonomideki, siyasetteki, vs. yeri bizden yüzyıllar öncesinden tartışılagelmiş bir konu. Günümüzde tv'lerde, sosyal medyada, forumlarda çeşitli şekillerde hep tartışıldı nedense. Tartışmalar hep münakaşaya dönüştü ve kavga ile bitti.



Dilsitan'ın dediği gibi derin bir konu. Eşelemekte sıkıntı yok elbette ancak istemeden de olsa maksadını aşan sözler söylenebiliyor. Ve bu durumda çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle ben fazla eşelemeden konu hakkındaki fikrimi söyleyip kaçayım :)

Kadının toplumdaki yeri daha genel anlamda "dünya"daki yeri genellikle hem kadınlar hem de erkekler tarafından çokça istismar edilmektedir. Kadın ve erkek çalışma hayatında evvelinden beri vardır. İnanç boyutuyla değerlendirirsek, Hz. Havva, Hz. Adem'e hiç mi yardım etmedi? Hiç hayvan otlatmadı mı? Hiç sığır sağmadı mı? Hiç ağaçlardan meyve toplamadı mı? Yoksa sadece evde çocuklarına mı baktı? Yada ek olarak evde yemek mi yaptı? Yada evi mi temizledi?

Yine aynı şekilde günümüzde kadınlar tarlada, bağda bahçe de çalışıyor. Bu işleri erkeklere bıraksalar zaten yapamazlar :)

Bu açıdan bakıldığında kadının çalışma hayatında olmaması mantığa aykırı. Ha yukarıda verilen örnekleri göz önünde bulundurarak değerlendirirsek; kadının tarlada, bağda bahçede çalışması (anadolu'da genellikle kadınlar bu işleri görür) sorun edilmemekte ancak kadının kamuda veya özel bir yerde çalışması genellikle sorun edilmektedir.

Birde şu boyutu var, adamın hanımı hastalanır, doktora götürür. Fellik fellik kadın doktor arar. Hanımına başkasının dokunmasını istemez. İyi de amcacığım, hem kadının çalışmasını istemezsin hem de kadın doktor ararsın. (!)

Kadınlar tarafından da özellikle üniversite mezunları için söylüyorum: "bunca sene boşuna mı okuduk. Madem evde oturacaktım niye o kadar sene dirsek çürüttüm." Bunu söyleyen kadın bence sonuna kadar haklı :) Yirmi yıl boşuna mı kafa patlattı, çeşitli meşakkatlere gögüs gerdi.

Lafı toparlayalım. Yorumum konudan uzun olmuş :D :D

Bence, kim dünyaya hangi pencereden bakıyorsa o kapsamda ister üniversite mezunu olup evde otursun isterse de ilkokul mezunu olup çalışmak istesin. Yeter ki, edebiyle helalinden kazansın. Zaten edebe, helale harama dikkat eden kimse "bende çalışıp kazanıyorum." demez. Evde otorite polemiğine ise hiç girmez.


Yazdıklarınızı destekleyerek bir kaç şey eklemek istiyorum.
Çalışma hayatının içinde bulunduğum süreçte bazı şeyler dikkatimi çekti. Kadınlar çalışırlarken içinde bulundukları ortama uyum sağlamaları lazım. Ama bu konuda sınırı iyi ayarlamak gerekiyor. Kadınlar ve hatta erkekler bu konuya çok dikkat etmeliler. Aslında hayatımızda her zaman Kuran ve sünnet çerçevesinde ilerlemeye çalışmak sosyal hayat konusunda bizim işlerimizi oldukça kolaylaştırıyor. Detaylı bir konu..

Rabbim razı olacağı bir ömür nasip etsin...
 

Yusufça

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Ocak 2012
Mesajlar
9,323
Aldığı Beğeniler
30,359
Konum
Bitlis
Takım
Beşiktaş
Değerli dostlar, güzel yorumlarınıza teşekkürler ediyorum

Paylaştığım yazıdan ve sizlerin yorumlarınızdan anladığım kadarıyla,
Bir eksik bir fazla aynı fikirdeyiz..
Hiç kimse tamamıyla bayanların çalışmasına karşı değil
Fakat gerçek olan şu ki; günümüz tarzının geldiği nokta çok yanlış..
Aile içi; "özgürlüğümü kazanma, kendi ayaklarımın üstünde durma" gibi cümleler
Aile kavramına bir dinamittir..
Bizler, "Aile kenetlenmesi, aile birlikteliği, ailede görev paylaşımı" ve
"Bağlılık, sevgi, saygı,(değil karı-koca-çocuk) komşunun bile komşuya muhtaç olduğu"
Cümleleriyle, kültürüyle, değerleriyle büyüdük..
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
Tüm söylenenlere aynen katılmakla birlikte kadınların iş hayatına atılıp maddi özgürlüklerine kavuşmasıyla boşanma oranlarının da etkilendiğini de eklemek isterim.
Tabii ki de herkes için geçerli değil.
 
Üst Alt