Kadını İş Hayatının İçinde Tutmaya Zorlamak
18. yy ile birlikte batıda büyük sanayi devriminden sonra bir taraftan kadın iş gücüne duyulan ihtiyaç
diğer taraftan tüketim ekonomisini körükleme arzusu sebebi ile kadın çalışmaya zorlanmıştır.
Zamanla kadının çalışması gerekliliği, bir kadın hakkı olarak takdim edilir hale gelmiştir.
Kadını bir iş gücü olarak kullanma, tüketim nesnesi yapma ve cazibesi ile tüketimi arttırma arzusu,
hak ve eşitlik kılıfı altına saklanmaktadır. Kadının çalışması,
bir tercihten ziyade psikolojik bir baskıya dönüşmüştür.
Herhangi bir sebeple çalışmamayı tercih eden bir kadın “tüketici” olarak etiketlenmektedir.
Maalesef toplumumuzda da çalışmayan ev hanımını tüketici,
eşinin diğer bir ifadeyle elin adamının parasına mahkûm asosyal bir insan olarak olarak görülmeye başlandı.
Sosyal hayata dâhil olmaktan anlaşılan şey, çalışma hayatına dâhil olmak oldu.
Kadının bütün hayatı çalışma hayatına endekslendi.
Kadın her şeyden kendinden, ailesinden hatta inançlarından taviz verebilir
ama çalışma hayatından taviz veremez oldu.
Kadın çalışıyor, moda, güzellik ve eğlence sektörüne kazancını akıtıyorsa özgür ve mutlu bir kadın;
çalışmıyor eşinin kazandığı ile ailesinin ve kendisinin ihtiyaçlarını karşılıyorsa
eşinin eline bakan zayıf bir kadın algısı,
kadınımızı kapitalist sistemin gönüllü kölesi hâline getirdi.
Kadının çalışma hakkı ile psikolojik baskı kurularak kadının çalışmama hakkı elinden alındı.
-alıntı-
18. yy ile birlikte batıda büyük sanayi devriminden sonra bir taraftan kadın iş gücüne duyulan ihtiyaç
diğer taraftan tüketim ekonomisini körükleme arzusu sebebi ile kadın çalışmaya zorlanmıştır.
Zamanla kadının çalışması gerekliliği, bir kadın hakkı olarak takdim edilir hale gelmiştir.
Kadını bir iş gücü olarak kullanma, tüketim nesnesi yapma ve cazibesi ile tüketimi arttırma arzusu,
hak ve eşitlik kılıfı altına saklanmaktadır. Kadının çalışması,
bir tercihten ziyade psikolojik bir baskıya dönüşmüştür.
Herhangi bir sebeple çalışmamayı tercih eden bir kadın “tüketici” olarak etiketlenmektedir.
Maalesef toplumumuzda da çalışmayan ev hanımını tüketici,
eşinin diğer bir ifadeyle elin adamının parasına mahkûm asosyal bir insan olarak olarak görülmeye başlandı.
Sosyal hayata dâhil olmaktan anlaşılan şey, çalışma hayatına dâhil olmak oldu.
Kadının bütün hayatı çalışma hayatına endekslendi.
Kadın her şeyden kendinden, ailesinden hatta inançlarından taviz verebilir
ama çalışma hayatından taviz veremez oldu.
Kadın çalışıyor, moda, güzellik ve eğlence sektörüne kazancını akıtıyorsa özgür ve mutlu bir kadın;
çalışmıyor eşinin kazandığı ile ailesinin ve kendisinin ihtiyaçlarını karşılıyorsa
eşinin eline bakan zayıf bir kadın algısı,
kadınımızı kapitalist sistemin gönüllü kölesi hâline getirdi.
Kadının çalışma hakkı ile psikolojik baskı kurularak kadının çalışmama hakkı elinden alındı.
-alıntı-
![Shake2[1] :anlastik: :anlastik:](https://www.yenidendogus.net/images/smilies/shake2[1].gif)
Yusuf hocam