Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

narı_ask

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Şub 2007
Mesajlar
106
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Trabzonspor
Bahçıvan olup biteni anlattı, gülünü kopardığı için kendisini cezalandırdığını söyledi. Bu sefer bülbül sesini daha da yükseltti:

- Yani şimdi sen, yalnızca bir iki gün içinde solacak bir gülü telef ettim diye mi bunu bana reva gördün?.. Bunun için mi hürriyetimi kısıtladın?!.. Bu seninki adalet midir?!..

Bağcı merhamete geldi, bülbülü bıraktı. Özgürlüğüne kavuşan bülbül bahçıvana şöyle dedi:

- Ey iyi kalpli âşık, mademki sen bana hürriyetimi verdin, ben de sana hazine vereyim. Bahçenin falanca yerini kaz.

Bahçıvan orada bir küp altın buldu. Sevindi, yeni gül bahçeleri yapmaya ahd etti. Bu arada bülbülü affetti, her seher şakıyışlarını lezzetle dinlemeye başladı. Ve bir sabah merakını yenemeyip ona sordu:

- Bahçemdeki hazineyi toprak altındayken biliyorsun da gül dalının yanına kurduğum kapanı gözünün önündeyken nasıl bilmedin?

- Senin kapanın kaza ve kaderin gereğiydi, diye başladı söze bülbül. Kadere karşı hikmet gözü kapanır. Kişi ne kadar açıkgöz olursa olsun kazaya karşı kördür.

Çok Güseldi Hikaya Tşkler
 

ihda

Edep_Ya_Hu
 
Üyelik Tarihi
7 Kas 2007
Mesajlar
378
Aldığı Beğeniler
2
Takım
Galatasaray
Kadere karşı hikmet gözü kapanır. Kişi ne kadar açıkgöz olursa olsun kazaya karşı kördür

emegine ve yüregine saglık çok güzel paylaşımdı
:alkis: :alkis: :alkis: :alkis:
 

Uhuda_Sevdalı

....Sonun Başlangıcı....
 
Üyelik Tarihi
14 Şub 2008
Mesajlar
2,577
Aldığı Beğeniler
21
Konum
Bitlis - İstanbul
Takım
Galatasaray
güzel yorumlarınıza kalbi tşekkürler
sağolun
RABBİM razı olsun inşallah
selamm ve dua ile...
 

züleyha

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Nis 2007
Mesajlar
10
Aldığı Beğeniler
0
=Uhuda_Sevdalı;166496]pardonda benim imzama niye bu kadar
Üstad Bediüzzaman sözünden gerektiği zaman yalan söylenebilir gibi bi mana çıkarmanız doğru değildir
lütfen öncelikle okuduğumuzun gerçek anlamını biraz düşünüp sonra doğru yada yanlış olduğunu söyleyelim
ve Üstad Bediüzzaman hakkında bir şey söyleyecekseniz önce onun hakkında gerekli bilgiyi toplayın ki
daha sonra sorun yaşamayalım

Said Nursi’ye “Bediüzzaman” lakabı verilmesi Bedii’in sözlükte iki anlamı vardır: Biri; örneği ve benzeri olmayanı yaratmaktır. İkinci anlamı ise; “örneği ve benzeri olmayan, harika varlıktır. Kur’ana göre bu özellikler yalnız Allah’a aittir:“O (Allah), göklerin ve yerin bedi’idir.”(Bakara 117)

Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, Sekizinci Şua’da konuyla ilgili;“…Hem şimdi anlıyorum ki: Eskiden beri benim liyakatım olmadığı halde bana verilen Bediüzzaman lâkabı benim değildir. Belki, Risale-i Nur’un mânevî bir ismi idi. Zâhir bir tercümanına âriyeten ve emaneten takılmış. Şimdi o emanet isim, hakikî sahibine iade edilmiş.” cümlesi geçer. Öyleyse soralım: Neden bu sıfatı Şakirtlerden başka hiç kimse âlimleri için kullanmıyor? Tarihte bu sıfatı kullanan hangi peygamber, hangi âlim var? El cevab: Yok. Çünkü bu apaçık bir şirktir, bunun lamı cimi de olamaz. Fakat Risale-i Nur’un tercümanı, müritlerince yakıştırılan bu sıfatı kabullenmiş eyvallah demiştir.

Sevgili uhuda sevdalı kardeşim. Allaha ait olan isim ve sıfatlardan hiç birisi. beşer olanlara verilemez. Velevki bu peygamber de olsa böyledir. ben ona hakaret maksadıyla değil, sözün yanlışlığını vurgulamak istedim. İstersem alasını yazarım. Ama benim sahsiyetlerle işim olamaz. Rabbimiz yüce kitabında müslümanların sıfatlarını sayarken onlardan çok dikkat çeken ince bir noktaya bizi adeta odaklamaktadır.

Zümer Suresi 18: Onlar ki, sözü dinler de en güzeline uyarlar. İşte bunlardır, Allah'ın kılavuzladıkları; işte bunlardır, akıl ve gönül sahipleri.
Yani müslüman sözün sahibine bakmaz, sözün ne mana ifade ettiğine bakar. Zira iyi bir insandan kötü bir söz sadır olabileceği gibi, kötü bilinen bir insandan da gayet güzel bir söz sadır olabilir. Bizim buradaki ölçümüz sözün hak ve hakikat ölçülerine uyup uymadığıdır.
Ben gerektiğinde yalan söylenebilir anlamı çıkarmadım o sizin zannınız. Ben her doğrunun her yerde söylenmemesinin iki yüzlülük olduğunu ifade etmeye çalıştım. Çünkü savunduğunuz tezi söyleyemeyecekseniz iddianızda boş bir idddia olacaktır.
İsterseniz size said nursi hakkındaki kendi kitaplarında olan gaflardan nakledebilirim, beni buna zorlamamanızı istirham ederim.
 

Uhuda_Sevdalı

....Sonun Başlangıcı....
 
Üyelik Tarihi
14 Şub 2008
Mesajlar
2,577
Aldığı Beğeniler
21
Konum
Bitlis - İstanbul
Takım
Galatasaray
=Uhuda_Sevdalı;166496]pardonda benim imzama niye bu kadar
Üstad Bediüzzaman sözünden gerektiği zaman yalan söylenebilir gibi bi mana çıkarmanız doğru değildir
lütfen öncelikle okuduğumuzun gerçek anlamını biraz düşünüp sonra doğru yada yanlış olduğunu söyleyelim
ve Üstad Bediüzzaman hakkında bir şey söyleyecekseniz önce onun hakkında gerekli bilgiyi toplayın ki
daha sonra sorun yaşamayalım

Said Nursi’ye “Bediüzzaman” lakabı verilmesi Bedii’in sözlükte iki anlamı vardır: Biri; örneği ve benzeri olmayanı yaratmaktır. İkinci anlamı ise; “örneği ve benzeri olmayan, harika varlıktır. Kur’ana göre bu özellikler yalnız Allah’a aittir:“O (Allah), göklerin ve yerin bedi’idir.”(Bakara 117)

Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, Sekizinci Şua’da konuyla ilgili;“…Hem şimdi anlıyorum ki: Eskiden beri benim liyakatım olmadığı halde bana verilen Bediüzzaman lâkabı benim değildir. Belki, Risale-i Nur’un mânevî bir ismi idi. Zâhir bir tercümanına âriyeten ve emaneten takılmış. Şimdi o emanet isim, hakikî sahibine iade edilmiş.” cümlesi geçer. Öyleyse soralım: Neden bu sıfatı Şakirtlerden başka hiç kimse âlimleri için kullanmıyor? Tarihte bu sıfatı kullanan hangi peygamber, hangi âlim var? El cevab: Yok. Çünkü bu apaçık bir şirktir, bunun lamı cimi de olamaz. Fakat Risale-i Nur’un tercümanı, müritlerince yakıştırılan bu sıfatı kabullenmiş eyvallah demiştir.

Sevgili uhuda sevdalı kardeşim. Allaha ait olan isim ve sıfatlardan hiç birisi. beşer olanlara verilemez. Velevki bu peygamber de olsa böyledir. ben ona hakaret maksadıyla değil, sözün yanlışlığını vurgulamak istedim. İstersem alasını yazarım. Ama benim sahsiyetlerle işim olamaz. Rabbimiz yüce kitabında müslümanların sıfatlarını sayarken onlardan çok dikkat çeken ince bir noktaya bizi adeta odaklamaktadır.

Zümer Suresi 18: Onlar ki, sözü dinler de en güzeline uyarlar. İşte bunlardır, Allah'ın kılavuzladıkları; işte bunlardır, akıl ve gönül sahipleri.
Yani müslüman sözün sahibine bakmaz, sözün ne mana ifade ettiğine bakar. Zira iyi bir insandan kötü bir söz sadır olabileceği gibi, kötü bilinen bir insandan da gayet güzel bir söz sadır olabilir. Bizim buradaki ölçümüz sözün hak ve hakikat ölçülerine uyup uymadığıdır.
Ben gerektiğinde yalan söylenebilir anlamı çıkarmadım o sizin zannınız. Ben her doğrunun her yerde söylenmemesinin iki yüzlülük olduğunu ifade etmeye çalıştım. Çünkü savunduğunuz tezi söyleyemeyecekseniz iddianızda boş bir idddia olacaktır.
İsterseniz size said nursi hakkındaki kendi kitaplarında olan gaflardan nakledebilirim, beni buna zorlamamanızı istirham ederim.


bende size nasıl cevap vericeğimi düşünüyodum
sonunda bir karara vardım
ama yanlış anlaşılmasın lütfen herzaman verilecek bir cevap vardır muhakkak
ben sadece 1000 düşünüp 1 cevap vermeyi sevenlerdenim

size şimdi üstadın kitabından kesitler vererek cevap vermek isterdim ama ne yazık ki ben hizmet ehlinden değilim ve üstadın kitaplarını okumadım
o yüzden size vereceğim cevap kendi sınırlı bilgilerimdendir
bunu açıklıyorum çünkü hizmet ehlinin üstadın kitaplarını neredeyse ezbere bildiğini iyi bilirim

neyse cevap cevap dedim ama verilecek cevap çok basit
şimdi ben size bu sözün yani herzaman doğru söyle ama her doğru heryerde söylenmez sözünün açılımını anlatsam siz yie bana cvp verceksiniz sonra ben yine size cvp vercem bu iş böle uzayıp gitcek
birmizden birinin imanı zayıflayana kadar bu böle devam edicek
en iyisi siz kendi bildiğiniz yoldan bende kendi bildiğim yoldan devam edeyim
malum her koyun kendi bacağından asılır
büyüğümsünüz bi saygısızlık ettiysem özür dilerim
Saygılarrr
 
Üst Alt