Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
Aşk da O, şık da O, Mâşuk da O’dur.
Ve her vücûdun cânı “AŞK” tır…
Hakîkat her vücûdun cânı AŞK tır
Ne cân kim cân içinde cânı AŞK tır
Bu AŞK elinde âciz cümle eşya
Ne sır kim kamu ser-gerdân-ı AŞK tır
Gehî Leylî olur Mecnûn gözünden
Geh olur Leylâ’nın hayrânı AŞK tır
Ene’l- hak çağırır Mansûr dilinden
Cüneyd’de cübbev ü irfân-ı AŞK tır
Vücûdun cübbesin AŞK ile çâk et
Dala gör ona kim ummân-ı AŞK tır

Yunus Emre
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
Aşk işinde hem sevgililerin hem de âşıkların dereceleri birbirlerinden farklıdır. Sevgilinin mayası ne kadar yüksek ve değerli ise âşıkın himmet
ve gayretinin mayası da o derece asil bir hamurdan olur.

Böylece muhabbet kendi dengi ile ölçülecektir. Sevenler arasındaki ruhanî münasebetler, ikisi arasında bir âşinalık doğurur.
Böylece mizaçları bir derecede eşit olanlar,
ruhlarının şeref ve yüksekliği açısından da birbirlerini kabule hazırlanırlar,
arada bir feyiz ve uzlaşma kendini gösterir, Rahmanî sevgi başlar.

Nitekim âşıkın bu mertebelere yükselen meyil, alaka ve cezbesi, içinden dışarıya vurunca, âşıkın kendini fazla göstermez olur, bir sarmaşık gibi varlığını kaplar ve hatta ihtiyarını şaşırtır. Artık onda olan varlık, yalnızca sevgiliye ait olan varlıktır ve âşık bunun sınırının nereden nereye olduğunu bile unutur. Bu durumda sevgilinin va’detmesi, sitem veya azletmesi, yaklaştırma veya dostluk vermesi gibi haller âşık için birdir. Yani sevgilinin lutfu veya kahrı, cemali ve celali âşık için müsavidir.

Sevgi, eserden müessire doğru derecelenerek yaşanır.
Suret, müessirden varlık alemine yansıyan bir eserdir ve insanlar suretlere bakarak güzelliği görür. Bu görüşün en yüksek derecesi ruhlarında aydınlık olanların bakışlarına yansır. Onlar, hiç ayırım yapmaksızın her tür surete bakınca Hakk’ın tecellisinden gayrısını görmezler. Bu yol velilerin aşkına çıkar ve sonunda vahdete (Bir ile birlik olma) varır. Artık âşık mutlak güzelliğin içinde yaşamaktadır....
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
Âşık-ı sâdıka zâhir şîve-i ihsan mıdır
Aşkı bilmez âdemoğlu yâ o da insan mıdır
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
Kim ki aşkı ister, aşık olursa, er veya geç, elbette aşık olduğuna kavuşur.
Çünkü aşk, insan için muharrik güçtür, onu harekete geçirip hedefine yönlendirir.

Ta ezelde içine yerleştirilmiş bir cevherdir ve o cevher işletildiği ölçüde insan kimlik bulur, kemale erer, insan olur. Hüdayi diliyle "Aşk iledir şevk ü sürur / Aşk iledir zevk ü huzur." Bu yüzden insan aşka meyyal yaratılmıştır. Nitekim eskiler aşkı, "İnsan tabiatının bir şeye kemal derecesinde meyletmesi" diye tarif ederler. Kim neye karşı kemal derecesinde meyil gösterirse Allah onun emeğini boşa çıkarmaz, onu istediğine vasıl eder. Allah'a aşık olan (kemal derecesinde meyleden) elbette cennette rü'yete vasıl olur ama dünyada da bir gün ene'l-hak mertebesine ulaşır; Rasulüne aşık olan ötelere vardığında elbette onun meclisinde konuklanır ama dünyada da onu görür, onunla yaşar; cennete aşık olan bir gün cennete girer ama dünyada da cennet gibi bir hayat sürer. İmdi, dünya açısından dahi bir kimse her neye aşık olsa elbette o şeye vuslat bulur. Yeter ki aşık olduğu şeye karşı kemal derecesinde istek göstersin ve o yolda sıdk ile yürüsün. Mal ve mülk de olsa, ilim ve irfan da olsa, şan ve şöhret de olsa... Burada önemli olan, aşık olunan hedefe uygun davranabilmek, o yolun gereklerini yerine getirebilmektir. Bir yandan aşktan bahsedip diğer yandan aşk yolunun kurallarına uyulmuyorsa ömür telef oldu demektir. Kim gecekondu istiyorsa ona göre, kim kaşane istiyorsa ona göre çalışmalı, yolunu ona göre çizmelidir. Çünkü aşk yolu meşakkat ister, sıkıntılara katlanmak ister, zorluklara göğüs germek ister. Hem sıkıntı çekmeyeyim hem de sevgili ele girsin diyen kişi, ahmaklığını ibraz ediyor demektir. Bu yolda önemli olan, aşıklığın hangi derecede benimsendiğidir. O yolun gereklerini ve kurallarını az mı yerine getiriyoruz, gerektiği kadar fedakar mıyız, gereğinden ziyade mi çabalıyoruz?!.. Kays, Leyla'ya aşık olduğu vakit onu kolayca ele geçirebileceğini sanmıştı. Çünkü yolun kurallarını bilmiyordu ve her istediği hemen oluverecek sanıyordu. Sonra aşkın gerektirdiği kadar kendini aşka bağladı ve Leyla'nın aşk lezzetini tatmaya hak kazandı. İlerleyen zamanda bununla da yetinmedi, ona gereğinden fazla itibar etti, kendinden vazgeçip Leyla için var oldu ve adı aşk ile aynileşti. Bunlardan birinci kademede her yerde Leyla'yı araması gerektiğine karar vermişti ama aradığı yollar Leyla'ya çıkmıyordu. İkinci kademede yolları doğrultunca Leyla'nın suretine vuslat buldu. Madde planında vuslatla yetinmeyip suretten geçerek hakikate ermek istediğinde, Leyla artık onun ayağına geldi.

Buraya kadar hep iradî (isteğe bağlı) aşktan bahsettik. Yani talip olanın matlubuna (istenilene) yürümesi... Bir de bunun tersi vardır. Yani seven ile sevilenin rolleri değişir ve sevgili sevenini kendine çeker, onu kendisi için ister. Yine Hüdayi dilince "Koymaz kişide ihtiyar / Varlığını eyler nisar". Burada aşk yolunun sıkıntısını yine aşık çeker. Bunun sebebi, aşka layık olabilecek bir kemale ermesi, aşkı ihata edebilecek bir kaba dönüşmesidir. Yoksa her ham ervahın aşk zarafetiyle buluşması elbette imkânsızdır. Kaldı ki aşkın iltifatı maşuktan ziyade aşıkadır. Aşk gelince maşuku değil aşıkı kemale erdirir. Bu kemal, aşk yolunun çilesini çekmekle mümkündür. Yani önce eziyet ve çile çekilmelidir ki sonunda mükafat olarak vuslat gerçekleşebilsin. Ne denilmiştir?

Aşk olmayınca meşk de olmaz...

İmdi; Hakk'a aşık olan Hak'tan gayrının muhabbetini terk eylemelidir. Rasulullah'a aşık olduğunu söyleyen, sünnet ile amel eylemelidir. Cenneti seven salih amel işlemelidir. Dünyaya aşık olan kâr ve kazanç yolunu tutmalıdır. İlme aşık olan üniversiteden ayrı vakit geçirmemelidir. Sanata aşık olan, üstadının hizmetinden ayrılmamalıdır. Bilgelik isteyen bir mürşid-i kamil eteğine yapışmalıdır. Her kim ki âşık-ı sadıktır, elbette sevdiğine kavuşur, vuslata erer.

O halde soru şu:

-İnsan aşk yolunda nasıl yürümelidir?

El-cevab:

-Sevgili görüyormuş gibi ?
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
Göz, neyi görürse, akıl onun derdine düşüp onunla meşgul oluyor..
Öyleyse, ey göz, güzel bak !..
Sen güzel baktıkça, güzeli gördükçe, kainatın sayfaları açılacak bir bir önüne..
Sen bakmaman gerekenlere baktığında, yorulacak akıl ve kalp.
Gayenin önünü toz kaplayacak..

Kulak, işittiği sözleri tekrarlıyor..
İşitilenlerden akla bir yol gidiyor sanki ve gereksiz her söz,
o yolda ilerleyip, beyin kıvrımlarında yerini alıyor..
Öyleyse, ey kulağım, kötü şeyler işiteceğini bildiğin yerden kaç..
Gıybet ve dedikoduya kapan..

Eller ve ayaklar, her gün türlü işte çalışıyor..
Gidilmesi yere götürmeyip uzanıveriyor bazen ayaklar bir yerlere..
Bazen, eller, vermesi gereken yere uzanmıyor..Geri çekiliyor..
Öyleyse, ey el, “veren” ol..Ve ey ayak, en güzel yerlere taşı bu bedeni..

Kalp, neyle doluysa, ameller de o yönde oluyor..Kalbin ne kadar kısmını boş sevgiler kaplıyor?..Sevgilerin esas sahibine yönelmeyince, bir yük oluyor kalp..
Ey kalp, seni Yaratan’dan çok sevebileceğin kimse var mı?..

Akıl…Güzelliklerin de, kötülüklerin de gerçekleşmesinin önceki durağı..
İradeyle yönlendirilen, niyetlerle anlamlanan ameller…
İşte ey aklım, düşünmektir mesleğin..Tefekkürdür emelin..
Hayrı ve iyiyi hayal etmekte, hayra karar vermekte, iradene hakim olmakta, yani senin işleyişinde belirleniyor her şey..Çizgiler böylece çiziliyor..

Dil, türlü tatlarla mütelezziz..Türlü kelamlarla müteellim..
Bazen, dökülen kelamın her biri ayrı bir tohum, ayrı çınarlar yetiştirecek..
Bazen, ağır bir yük olarak inecek insanların kalbine kırıcı sözler..
İşte, ey dil!… Sarf ettiğin sözleri koru…
Hayra dön, şerde tutul.. İyi tad..
Fabrikanın yasakçısı hükmünü koru..
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
Senin görevin aşkı ARAMAK değil;
Ancak onunla aranda kurduğun
ENGELLERi aramak ve bulmaktır.
Aşkı ARAMA; O KAYIP değil.
Kendini KAYBET ; AşkI BUL

Mevlana
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
Avare gibi çöllerde yanmak değildi Sevda
Her yerde Onu görmekti
Leyla’da değildi Sevda
Heryerde Onunla Olmaktı
Ve asıl Sevda…
Bu yolda ilerlerken Mevla’yı bulmaktı…
Bir saça; bir cemale kanmak değil;
O güzelliğin sahibine yanmaktı…
Ona kavuşma pahasına; ömrü Can’a sunmaktı
Leyla bir sembol…
Asıl Mecnûn içimizde


Evveli aşk ahiri aşk
Batını aşk zahiri aşk
İllede aşk illede aşk
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
Sabır aşka kar etmez. Sabırla aşk bir arada bulunamaz.
Akılda aşığın derdine yetişemez, derman bulamaz
 

burke

YERLI ÜYE :)
 
Üyelik Tarihi
22 Ocak 2011
Mesajlar
277
Aldığı Beğeniler
5
Konum
Almanya
Takım
Diğer
Sevgi-ü Aşk
Sevgi ile aşk arasındaki fark hâkimiyet derecesiyle ölçülür. İnsan gönlündeki hâle hâkim olabiliyorsa buna sevgi denir. Ama gönlündeki hâl insana hâkim ise onun adı aşk olur. Sevgide irade vardır ama aşkta irade elden gider.
Bütün bunlardan sonra Fuzûlî üstat diyorki ''Varlık Allah'a aittir. Gerisi hep hayal ve düşten ibarettir. Bugüne dek bildiğim bulduğum ve sahip olduğum herşey gerçekte O'ndan ibaret imiş. Zannım hakikate yönelince sevgim de aşk oluverdi.''
Aşkında sadık olduğuna şehadetimiz vardır ey hazret-i Fuzûlî!...

İskender Pala ...​
 
Üst Alt