Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme Saygı Gösterilmesi:

Peygambere Salallahu aleyhi ve sellem saygı gösterilmesi, onun ümmeti üzerindeki en önemli haklarından biridir. Yüce Allah şöyle buyurdu:
Biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ta ki Allaha ve Rasûlüne iman edesiniz, Rasûlüne yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam onu tesbih edesiniz (Feth, 48/8).
Ona, ilâhlık makamına yükseltmeden saygı gösterilmesi gerekir. Çünkü bu haramdır, caiz değildir, ilahlık sadece Allaha mahsustur. İsmi, sözü, dini, ailesi, sahabîleri gibi, uzaktan yakından onunla ilgili her şeye saygı gösterilmesi gerekir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hiçbir kimse ona denk olamayacak ve yaklaşamayacak kadar derecesi yüksek bir insandır.
Onun önüne geçmemek de, ona saygı demektir. Yüce Allah bunu şu âyette belirtmektedir:
Ey iman edenler! Allahın ve Rasûlünün önüne geçmeyin. Allahtan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir. Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygambere yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz farkına varamadan amelleriniz boşa gidiverir (Hucurât, 49/1-2)
Peygamberle sallallahu aleyhi ve sellem konuşurken sesin yükseltilmesi de yasaklanmıştır. Onunla konuşan kimse bağırarak konuşmaz, sesini kısar, edepli, yumuşak ve saygılı bir şekilde konuşur.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onlardan birisi gibi değildir. Ümmetinin üzerindeki hakkı, ona iman ve imanın ancak kendisiyle gerçekleştiği sevgi konusunda başkasından farklı olduğuna göre onunla konuşmada farklıdır.
Bunları yapmamakta, farkına varmadan, kulun amelinin boşa gideceği tehlikesi vardır: Ayrıca ona karşı edepli olmak, sevap kazanma ve amellerin makbul olma sebebidir.
Âlimler şöyle demişlerdir: Rasûlullahın sallallahu aleyhi ve sellem kabri yanında sesi yükseltmek, hayatında olduğu gibi, mekruhtur. Çünkü o, sağlığında da öldükten sonra da muhteremdir.
Rivayet edildiğine göre, Ömer, Peygamber Mescidinde, iki kişinin yüksek sesle konuştuğunu duydu. Yanlarına gidip: Nerede olduğunuzu biliyor musunuz? Dedi. Arkasından: Siz nerelisiniz? Diye sordu. Onlar: Tâifliyiz, dediler, Ömer radıyallahu anh: Medineli olsaydınız, size sopa atardım, dedi.
Onun yanında sesi yükseltme yasağı, öfkelenebileceği endişesindendi. O, öfkelenirse yüce Allah da öfkelenir ve bilmeden onu öfkelendirenin ameli boşa gider.
Allah, Rasûlullahın sallallahu aleyhi ve sellem yanında sesini kısan kimseyi övdü ve böyle yapılmasını istedi: Allahın Elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, öyle kimselerdir ki Allah, onların kalplerini, takva için imtihan etmiş (onların takvaya ehil olduklarını bilmiş)tir. Onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır (Hucurât, 49/3).
Bunlar, Allahın takva için deneyip sınadığı kimselerdir. Bunun sonucu, kalplerinin Alahın emrine uymalarıyla ortaya çıktı. Böylece; kalpler, takvanın sahipleri ve yeri oldu. Onların akibeti, günahlarının bağışlanması, sadece herşeyin rabbinden göklerin, yerin hazinelerinin anahtarı elinde olandan, sebeplerin müsebbibinden büyük ecrin elde edileceği müjdesi oldu. Bu, yaptıklarına uygun bir karşılıktı.
Kim Allahın emrine sarılırsa ve onun rızasına uyarsa, buna koşarsa, onu keyfi arzularına tercih ederse ve kalbini temizlerse, onun kalbi ihlaslı ve samimi olur. Kim böyle olmazsa, onun takvaya uygun olmadığı ortaya çıkar.
Peyambere sadece adıyla hitabedilmemesi de, ona saygı demektir. Muhammed! denilmez. Allahın peygamberi ve Allahın Rasûlü denilir.
Onun hadislerine saygı göstermek, ona saygı göstermektir. Rivayet edildiğine göre, Cafer b. Muhamed es-Sâdık, çok şakacı, çok gülümseyen birisiydi. Yanında Peygamber Salallahu aleyhi ve sellem anıldığında yüzü sararırdı. Rasûlullahtan Salallahu aleyhi ve sellem ancak temizken (abdestliyken) bahsederdi.
İbn Mesûd radıyallahu anh, Rasûlullahtan sallallahu aleyhi ve sellem bahsederken, telaşa kapılır ve alnından ter akardı.
Şu da ona gösterilen saygıyla ilgili rivayetlerdendir: Ebû Mahzûrenin bir kâkûlü vardı. Oturduğunda, salıverse yere ulaşırdı. Ona: Onu kestirmeyecek misin? denildi. O da: Rasûlullahın Salallahu aleyhi ve sellem elinin dokunduğunu kestirecek kişi değilim.
Bunlar, ona saygı gösterme konusunda zikredilenlerin pek azıdır. Aslında o, bunlardan daha üstündür. Rabbimin salât ve selâmları, yıldızlar parladığı ve bulutlar toplandığı sürece onun üzerine olsun.
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Onun İçin Nasihat Etmenin Gerekli Olduğu:

Nasihat, kişinin, kardeşi için hayır istemesi, onu hayra çağırması hakikati açıklayıp ona teşvik etmesidir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dinin nasihat olduğunu söylemiştir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bazı sahabîleriyle, her müslümana nasihat etmeleri şartıyla beyatleşti. Bu, müslümanların birbirlerine karşı haklarındandır. Yüce Allah şöyle buyurdu:
Müminler ancak kardeştirler (Hucurât, 49/10)
Size öğüt veriyorum (Arâf, 7/62)
Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm (Arâf, 7/68 )
Din kardeşliği, soy kardeşliğinden daha güçlüdür. Dinsiz soy kardeşliği bir şey değildir. Bundan dolayı Nuh Aleyhisselam Rabbine:
Oğlum, benim âilemdendir. Senin sözün elbette haktır (Hûd, 11/45) dediğinde, yüce Allah şöyle buyurdu:
O, senin ailenden değildir. Onun yaptığı, yaramaz bir iştir (Hûd, 11/46). Din kardeşliği ise, gerçek kardeşliktir. Bunu yüce Allahın şu sözü doğrulamaktadır:
Müminler ancak kardeştirler (Hucurât, 49/10).
Ülkeleri ne kadar uzak, dilleri ne kadar farklı olursa olsun, müminler kardeştirler.
İbn Receb şöyle demiştir: Hayatında Rasûlullaha sallallahu aleyhi ve sellem nasihat; ona itaat, onun muzaffer olması ve ona yardım konsusunda çaba göstermek; istediğinde malını sarfetmek ve onun sevgisini elde etmeye çalışmaktır. Onun vefatından sonra da, onun sünnetine özen göstermek, ahlak ve âdâbını elde etmek, emrine saygı göstermek ve yapmaya çalışmak, sünnetine aykırı hareket edenlere gazap etmek ve onlardan yüz çevirmek; dindar olsa bile, sünneti dünya menfaati için uygulayana kızmak; akrabalık, muhacirlik, yardım etme, müslüman olarak gece yahut gündüz bir saat bile olsa onunla sohbet etme bakımından, ondan olanları sevmek; kıyafetinde ona benzemek, ona ve getirdiğine iman; ona düşman olana düşman olmak; ona dost olana dost olmak vb. şeyler.
Rasûle nasihat birçok şeyi içine alır:
1- Onun risaletine (getirdiği dine) ve yüce Allahın onu Arap, Arap olmayan, insan ve cin bütün yaratılmışlara gönderdiğine tam iman, Yüce Allah şöyle buyurdu:
Seni insanlara elçi gönderdik (
Nisâ, 4/79),
Biz seni ancak âlemlere rahmet için gönderdik (Enbiyâ, 21/107).
2- Onun verdiği haberi ve kendisinin doğru, güvenilir, getirdiği vahyin gerçek olduğunu tasdik etmek.
3- Ona uymada sadık olmak, Onun dininin zamanı geçmez, artmaz ve ondan hiçbir şey eksilmez. Çünkü peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bütün ibadetlerde imam ve önderdir. O, bu ümetin imamıdır. Bir kimsenin ondan başkasına uyması helal değildir. Ancak, tebliğ edenle, adına tebliğde bulunulan arasında vasıta olacak ve bağımsız olarak dini bir emirde bulunmayacak şekilde, Rasûlullahtan tebliğde bulunan bundan müstesnadır.
4- Onun dininin savunulması ve kimsenin, dinde olmayanı ona ilave etmemesi veya kimsenin ondan eksiltme ve çıkarmada bulunmaması şekilde korunması. Söz, davranış ve inançla ilgili bidat sahipleriyle savaşılması da Rasûle nasihatın kapsamındadır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Her bidat sapıklıktır
5- Sahabîlerine saygı ve sevgi gösterilmesi: Sahabiler en hayırlı nesildir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sevgisi ve ona nasihat, ashabına veya onlardan birine buğzetme bir arada olamaz. Sahabeye söven dini kötülemiş demektir. Çünkü onlar, o dinin peygamberinin sallallahu aleyhi ve sellem vefatından sonra yüce Allahın dinini tebliğ edenlerdir. Bunda, Allahı yerme ve ona sövme ve Onun hikmetinde şüphe uyandırma da vardır. Yüce Allah, Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem ve onun dininin taşınıp nakledilmesi için buna lâyık olan kimseleri seçti. Çünkü Allah, dinini koruyacağına garanti verdi ve bunun için, onu insanlara tebliğ edecek âlimler hazırladı. Ümmet dalalette bir araya gelemez.
Ashabını sevmek, Rasûlullaha nasihat demektir. Çünkü onlar, bu dini onun adına tebliğ eden kimselerdir.


devam edecek...
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Ehl-i Beytinin (Âilesinin) ve Sahabîlerinin Sevilmesi:

Rasûlullahın sallallahu aleyhi ve sellem Ehl-i Beytini ve ashabını sevmek onu sevmek demektir. Bu, şart olan sevgidir. Kim, Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem Ehl-i Beytinden veya ashabından birini kızdırırsa, Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem kızdırmış olur, Çünkü onu sevmek, onları sevmeye bağlıdır. Daha önce bu konuda açıklama yaptığım için, uzatmak istemiyorum ancak, Rasûlullahın sallallahu aleyhi ve sellem Ehl-i Beytini ve ashabını sevmeye delâlet eden bazı rivayetleri sunmak istiyorum:
1- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:
Ehl-i Beytim hakkında Allah adına sizi uyarıyorum
2- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Ehl-i Beytinden olan Abbâs hakkında şöyle dedi:
Canım elinde olan Allaha yemin ederim ki, Allah ve Rasûlü için sizi sevmedikçe, iman kişinin kalbine girmez. Kim amcamı incitirse, beni incitmiş demektir. Kişinin amcası babası gibidir
3- Yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem birisine:
Âişe hakkında beni rahatsız etme demişti.
4- Ömer b. Abdilaziz, Abdullah b. el-Hasen b. el-Huseyne: Bir ihtiyacın olduğunda bana birisini gönder veya yaz. Allahın, seni benim kapımda görmesinden utanırım. demişti.
Bu, Ömer b. Abdilazizin, Rasûlullahın âilesine duyduğu hürmet ve saygıdan ileri geliyordu.
5- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sahabîleri hakkında şunu söylemiştir:
Benim sünnetime ve benden sonraki doğru yolda olan Hulefâ-i Raşidînin sünnetine, dişlerinizle ısırır gibi sarılın
6- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Sahabîlerime sövmeyin. Sizden biriniz Uhud dağı kadar altını sadaka olarak verse, sahabilerden birinin iki avuç sadakasına, hatta bunun yarısına bile ulaşamaz 7- Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ensâr hakkında şöyle demiştir:
Kötülük edenlerinkini affedin, iyilik edenlerinkini kabul edin 8- Mâlik b. Enes şunu söyledi: Rasûlullahın ashabını kızdıran kimse yüce Allahın: Onlar ile kâfirleri öfkelendirir sözünün muhatabı olur.
9- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Benden sonra iki kişiyi yani Ebû Bekrle Ömeri örnek alın

Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem Salât Getirilmesi:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem anıldığında, kendisine salât getirmeleri onun ümmeti üzerindeki haklarındandır. Yüce Allah şöyle buyurdu:
Allah ve melekleri, peygambere salât etmektedir. Ey inananlar! siz de ona salât edin; içtenlikle selâm edin (Ahzâb, 33/56).
İbn kesir bu âyeti tefsir ederken şöyle demiştir: Yüce Allah kullarına Peygamberinin yücelerin yücesindeki mevkiini haber veriyor ve onu kendisine yakın meleklerin yanında övdüğünü, meleklerin de onun için mağfiret dilediklerini bildiriyor. Sonra da bu süflî âlemdeki insanlara, Peygamberine salât ve selâm getirmelerini emrediyor ki ulvî ve süflî âlemin varlıkları ona övgü ve senâda ittifak edip birleşsinler.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme salât ve selâm getirilmesi, her erkek ve kadın müminin üzerine farzdır. Bu yapıldığı takdirde yüce Allah büyük ecir verecektir. Yine bu, verilen emre itaat anlamına gelir. İnsan sadece salât veya selâmla yetinmemelidir. İkisini beraber getirir. Sadece Allah ona salât etsin ve Ona selâm olsun demez. en-Nevevî böyle dedikten sonra şunu ilâve etti: Peygambere salât getirildiğinde, salâtla selâm bir araya getirilmelidir yani Salat ve selâm onun üzerine olsun denilmelidir. Yüce Allahın şu sözü bunu tasdik etmektedir:
Siz de ona salât edin; içtenlikle selâm edin (Ahzâb, 33/56)
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Ehl-i Beytinin (Âilesinin) ve Sahabîlerinin Sevilmesi:

Rasûlullahın sallallahu aleyhi ve sellem Ehl-i Beytini ve ashabını sevmek onu sevmek demektir. Bu, şart olan sevgidir. Kim, Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem Ehl-i Beytinden veya ashabından birini kızdırırsa, Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem kızdırmış olur, Çünkü onu sevmek, onları sevmeye bağlıdır. Daha önce bu konuda açıklama yaptığım için, uzatmak istemiyorum ancak, Rasûlullahın sallallahu aleyhi ve sellem Ehl-i Beytini ve ashabını sevmeye delâlet eden bazı rivayetleri sunmak istiyorum:
1- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:
Ehl-i Beytim hakkında Allah adına sizi uyarıyorum
2- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Ehl-i Beytinden olan Abbâs hakkında şöyle dedi:
Canım elinde olan Allaha yemin ederim ki, Allah ve Rasûlü için sizi sevmedikçe, iman kişinin kalbine girmez. Kim amcamı incitirse, beni incitmiş demektir. Kişinin amcası babası gibidir
3- Yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem birisine:
Âişe hakkında beni rahatsız etme demişti.
4- Ömer b. Abdilaziz, Abdullah b. el-Hasen b. el-Huseyne: Bir ihtiyacın olduğunda bana birisini gönder veya yaz. Allahın, seni benim kapımda görmesinden utanırım. demişti.
Bu, Ömer b. Abdilazizin, Rasûlullahın âilesine duyduğu hürmet ve saygıdan ileri geliyordu.
5- Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sahabîleri hakkında şunu söylemiştir:
Benim sünnetime ve benden sonraki doğru yolda olan Hulefâ-i Raşidînin sünnetine, dişlerinizle ısırır gibi sarılın
6- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Sahabîlerime sövmeyin. Sizden biriniz Uhud dağı kadar altını sadaka olarak verse, sahabilerden birinin iki avuç sadakasına, hatta bunun yarısına bile ulaşamaz 7- Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ensâr hakkında şöyle demiştir:
Kötülük edenlerinkini affedin, iyilik edenlerinkini kabul edin 8- Mâlik b. Enes şunu söyledi: Rasûlullahın ashabını kızdıran kimse yüce Allahın: Onlar ile kâfirleri öfkelendirir sözünün muhatabı olur.
9- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Benden sonra iki kişiyi yani Ebû Bekrle Ömeri örnek alın

Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem Salât Getirilmesi:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem anıldığında, kendisine salât getirmeleri onun ümmeti üzerindeki haklarındandır. Yüce Allah şöyle buyurdu:
Allah ve melekleri, peygambere salât etmektedir. Ey inananlar! siz de ona salât edin; içtenlikle selâm edin (Ahzâb, 33/56).
İbn kesir bu âyeti tefsir ederken şöyle demiştir: Yüce Allah kullarına Peygamberinin yücelerin yücesindeki mevkiini haber veriyor ve onu kendisine yakın meleklerin yanında övdüğünü, meleklerin de onun için mağfiret dilediklerini bildiriyor. Sonra da bu süflî âlemdeki insanlara, Peygamberine salât ve selâm getirmelerini emrediyor ki ulvî ve süflî âlemin varlıkları ona övgü ve senâda ittifak edip birleşsinler.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme salât ve selâm getirilmesi, her erkek ve kadın müminin üzerine farzdır. Bu yapıldığı takdirde yüce Allah büyük ecir verecektir. Yine bu, verilen emre itaat anlamına gelir. İnsan sadece salât veya selâmla yetinmemelidir. İkisini beraber getirir. Sadece Allah ona salât etsin ve Ona selâm olsun demez. en-Nevevî böyle dedikten sonra şunu ilâve etti: Peygambere salât getirildiğinde, salâtla selâm bir araya getirilmelidir yani Salat ve selâm onun üzerine olsun denilmelidir. Yüce Allahın şu sözü bunu tasdik etmektedir:
Siz de ona salât edin; içtenlikle selâm edin (Ahzâb, 33/56)
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem Salât Getirmenin Hükmü:

İbn Hacer -Rahimehullah- Fethul-Bârîde şöyle demiştir: Peygambere salât ve selâm getirmenin hükmüne gelince, âlimlerin bu konuda on görüşü vardır.
1- İbn Cerîrn görüşü. Bu, müstehaptır. O, bu konuda ittifak olduğunu iddia etti.
2- Bu, sınırlama olmaksızın toptan farzdır. Fakat bunun en azı, bir defa yapılmasıdır.
3- Ömürde, bir namazda veya başka bir durumda farzdır. Bu, kelime-i tevhide benzemektedir.
4- Namazın sonundaki oturmada (Kadede) farzdır.
5- Teşehhüdde farzdır.
6- Yer belirlenmeden namazda farzdır
7- Sayı belirlemeden onu çoğaltmak gerekir.
8- Her anıldığında salât ve selâm getirilmelidir.
9- Defalarca anılsa bile, her mecliste bir defa salât getirilir.
10- Her duada.
Bazı âlimler, ömürde bir defa -ki doğru olan budur- farz olduğunu söylediler. Salat ve selâm getirilmesi gereken yerlerde de böyledir.
Aşağıdakiler salât getirmenin farz olduğunu bildiren delillerdendir!
Yüce Allah şöyle buyurdu:
Allah ve melekleri, Peygambere çok salât getirirler. Ey inananlar! Siz de ona salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin (Ahzâb, 33/56).
Abdullah b. Amr b. el-Âs radıyallahu anh Rasûlullahtan şunu duydu:
Kim bana bir salât getirirse, Allah ona on salât getirir
İbn Mesudun radıyallahu anh rivayet ettiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Kıyamet günü, bana en yakın insan bana en çok salât getirendir.
Fedâle b. Ubeyd şunu rivayet etti: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazında dua edip Rabbini temcid etmeyen (övmeyen) ve peygambere salât getirmeyen birisini duydu ve: Bu adam acele etti dedi. Sonra onu yanına çağırıp şöyle dedi:
Sizden birisi namaz kılınca, önce Rabbini övmekle başlasın, sonra Peygamberine salât getirsin. Daha sonra dilediği gibi dua etsin Ebu Hureyrenin radıyallahu anh rivayet ettiğine göre Rasûlullah Salallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Yanında anıldığımda bana salât getirmeyen kimsenin burnu yere sürtülsün
İmam Ahmedn Musnedinde, Ali b. el-Huseynin babasının Rasûlullahtan sallallahu aleyhi ve sellem rivayet ettiği şöyle bir hadis vardır: Cimri, yanında anıldığımda bana salât getirmeyen kimsedir.
Ebu Hureyrenin radıyallahu anh rivayet ettiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Bir grup bir mecliste oturup da Allahı anmadan ve bana da salât getirmeden dağılırsa, kıyamet günü onların üzerine bir hasret ve üzüntü çöker. Allah dilerse onlara azap eder, dilerse bağışlar
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem Salât Gereken Yerler:

1- En önemlisi budur. Müslümanlar bunun meşru olduğunda ittifak ettiler. Bu, namazda son teşehhüdde getirilen salâttır. Son teşehhüd namazın on dört rüknunden biridir. Bunu kasten terkedenin namazı batıl olur. Beyhakî, büyük tabiî Şabiden güçlü bir senetle, Peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem şu hadisini rivayet etti:
Teşehhüdde peygambere sallallahu aleyhi ve sellem salat getirmeyen namazını iade etsin.
Bu konuda, daha önce geçen Fedâlenin rivayeti de vardır. Hadis sahihtir. Ona baş vurulmalıdır.
2- Cenaze namazında, ikinci tekbirden sonra. Sünnette şöyledir: Birinci, tekbirden sonra Fatihayı okur. İkinci tekbirden sonra, Peygambere salât getirir. Üçüncü tekbirden sonra, ölüye dua okur, dördüncü tekbirden sonra, biraz bekler, sonra bir defa sağa selâm verir.
3- Hutbelerde: Cuma, bayram hutbeleri ve yağmur duası gibi.
4- Müezzinin sesini duyunca: İmam Ahmedin Musnedinde, Abdullah b. Amr b. el-Âsın rivayet ettiği şöyle bir hadis vardır: Müezzini duyunca, onun söylediğinin aynısını söyleyin, sonra bana salât getirsin. Çünkü kim bana salât getirirse, Allah da ona salât getirir..
5- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem anılınca: Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Cimri, yanında anıldığımda bana salât getirmeyen kimsedir buyurmuştur. İbn Hacer Fethul-Bârîde Ebu Hureyrenin rivayet ettiği şu hadisi nakletmiştir:
Yanında anıldığımda bana salât getirmeyen kimse, öldüğünde cehenneme girer ve onu Allah rahmetinden uzaklaştırır
6- Cuma günü ve gecesi: Şeddâd b. Evsin rivayet ettiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Cuma günü, en faziletli günlerinizdendir. Âdem o gün yaratıldı. Ruhu da o gün alındı. Nefâ (Sûra üfürülme) o gün olacak. O gün bana, bol bol salât getirin. Çünkü salâtınız bana sunulur. Sahabîler şöyle dediler: Allahın Rasûlü! Senin vücudun çürümüş haldeyken bizim salâtımız sana nasıl sunulur?Dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu soruya şöyle cevap verdi: Yüce Allah yere Peygamberlerin cesetlerini yemeyi yasaklamıştır 7- Camiye girerken ve çıkarken: Fâtıme şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem camiye girerken Muhammede salât ve selâm getirir ve: Rabim! Günahlarımı bağışla ve bana lütuf kapılarını aç derdi. Ve çıkarken de aynı duayı yapardı.
8- Anıldığında ve her zaman, Peygambere salât getirilmesi: Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Allahın yer yüzünde seyahat eden melekleri vardır, onlar ümmetimden bana selâm tebliğ ederler.
9- Duadan önce ve sonra: Dua eden kimse duasına Allaha hamd ve senâ (övgü) ile başlar, sonra Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme salât getirir, dünya ve ahiret iyilikleri diler, duasını Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem salâtla bitirir. Çünkü şöyle bir rivayet vardır: Bana yapılan iki salât arasındaki dua, geri çevrilmez. Bu konuda Abdullah b. Mesûdun radıyallahu anh şöyle bir rivayeti vardır: Sizden birisi Allahtan bir şey istediğinde, Allaha hamd ve ona lâyık bir şekilde övgüyle başlar, sonra Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem salât getirir.
Şu hadis yukarda geçmişti: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem duasında Allaha övgüde bulunmayan ve Peygambere salât getirmeyen birisini duydu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Bu kişi acele etti dedikten sonra onu çağırdı ve şöyle dedi:
Sizden birisi namaz kılınca, Allaha hamd ve senâya başlasın, sonra Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem salât getirsin, daha sonra da dilediği sayıda dua etsin
10- İsmi yazıldığında ve okunduğunda: Çünkü Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme namazların teşehhüdünde ve başka yerlerde salât getirmek meşrudur. Bu Rasûlullahın adı, bir kitaba, mektuba, makale vb. şeye yazılırken de gerçekleşir. Meşru olan, Allahın bize emrettiğini gerçekleştirmek için salâtın tam yazılmasıdır. Okuyucu, görünce onu hatırlamalıdır. Salâtın (s.), (s.a.s.) (a.s.) gibi kısaltılarak yazılması uygun değildir. Bunda yüce Allahın Ona salât getirin ve samimi bir şekilde selâm edin emrine aykırı davranma vardır.
İbnus-Salâh Mukadimetu ibnis-Salâh diye bilinen Ulûmul-hadiste şöyle der: Dokuzuncusu: Anıldığında, Allahın Rasulüne salât ve selâm olsun diye yazmaya dikkat etmesi ve tekrar tekrar yazmaktan usanmaması. Çünkü bu, hadis öğrencilerinin peşinen elde ettikleri kazançların en büyüklerindendir. Bunu ihmal eden, büyük bir kısmetten mahrum olur .
Bununla ilgili bazı salih rüyalar da vardır.
İbnus-Salah şöyle der: Yazarken şu husustan sakınmalıdır.
Ve sellem= selâm etsini yazmamak sûretiyle, onu eksik olarak yazması, Hamza el-Kınanî şunu anlattı: Hadisi yazıyordum. Peygamberin adı geçtiğinde kısaltmak için ve sellemi yazmıyordum. Rüyamda Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem gördüm. Bana: Niçin bana salâtı tamamlamıyorsun? dedi. Ondan sonra Ve sellemsiz hadis yazmadım. İbnus-Salâh şunu ilave etti: Aleyhis-Selâm yazılması mekruhtur.
Allâme es-Sehâvî, Fethul-muğhis Şerhu Elfiyyetil-hadîs lil-Irâkî adlı kitabında şöyle der: Ey yazıcı! Allahın Rasûlüne salât ve selâm olsunu yazarken kısaltma yoluna gitmekten sakın.
Es-Suyûtî de Tedribur-râvî fî şerhi Takrîbin-Nevâvî adlı kitabında şöyle der: Salât ve selâmı yazarken kısaltma yapmak mekruhtur. Tam yazılmalıdır.
Her erkek ve kadın müminin görevi, her zaman Peygambere salât ve selâm getirmeye devam etmek, en iyiyi, ecir ve sevabı artıranı istemek, Peygamberin ümmeti üzerindeki en önemli haklarından olan bunun gibi şeylerde, şeytanı ve onun aldatma ve küçümsemesini bırakmaktır.
Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem salât getirilecek yerler yukarda yazılanlardan daha çoktur. Bunları âlimler kitaplarında belirttiler. Bazılarını özetleyeceğim:
11- Kunutun sonunda,
12- Safâ ile Mervede, meclislerde bir araya gelindiğinde.
13- Telbiye bitirildiğinde.
14- Tavafta Hacer-i Esvede dokunulduğunda.
15- Ders, konferans ve seminerlerde.
16- Kurân hatmedildikten sonra.
17- Meclisten kalkıldığında
18- Camilerin yanından geçildiğinde ve onlar görüldüğünde.
19- Üzüntü, keder ve sıkıntılarda
20- Yüce Allahtan mağfiret ve rahmet dilendiğinde,
21- Günün başında ve sonunda
22- Günah işleyen, Allahın onu bağışlaması için günahtan hemen sonra.
23- Erkek kadınla nişanlandığında
24- Eve girilince
25- Allahı her zikrettiğinde
26- Bir şeyi unutup hatırlamak istediğinde
27- Yatarken
28- Namazlardan sonra
29- Kulak çınladığında
Bunlar, âlimlerin belirttiği yerlerin bir kısmıdır. Ancak sen, Peygamberi her zaman an. Muslimin Sahihinde, Hz. Peygamberin şu hadisi vardır: Kim, Peygambere bir defa salât getirirse, Allah da ona on defa salât getirir.
 

kardelenn

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ocak 2006
Mesajlar
180
Aldığı Beğeniler
0
Rabbim bizi kendisinin ve Resulünün yolundan ayırmasın.Amin.
 

YaMusaB

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,716
Aldığı Beğeniler
5
Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali MuhammedAllahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed
 

Rumeysa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Eki 2005
Mesajlar
3,942
Aldığı Beğeniler
2,483
Konum
İstanbul
Takım
Galatasaray
Sizden birisi namaz kılınca, ALLAHa hamd ve senâya başlasın, sonra Peygambere sallALLAHu aleyhi ve sellem salât getirsin, daha sonra da dilediği sayıda dua etsin

Rabbim son nefese kadar lailaheillalah muhammedun resullullah demeyi nasib etsin....
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
ORiJiNAL YAZARI : rumeysa
Sizden birisi namaz kılınca, ALLAHa hamd ve senâya başlasın, sonra Peygambere sallALLAHu aleyhi ve sellem salât getirsin, daha sonra da dilediği sayıda dua etsin

Rabbim son nefese kadar lailaheillalah muhammedun resullullah demeyi nasib etsin....



Amin velhamdulillahi rabbil alemin.
 
Üst Alt