Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Peygamberin vazifesi ancak tebliğ etmekten ibarettir...” (Mâide Sûresi, âyet 99)
---
06
Nisan Cumartesi 2013
Hicrî: 25 Cemâziyelevvel 1434 • Rûmî: 24 Mart 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:47 05:07 06:31 13:17 16:55 19:45 21:15
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 03:23:15
Bursa'nın Fethi (1326)
96. Gün 14. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
RESÛLULLAH’IN (S.A.V.) HÜKÜMDARLARI İSLÂM’A DAVETİ

Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem Efendimiz bütün milletlere peygamber gönderilmiş olduğundan İslâm dinine davet için hicretin yedinci senesi Muharrem ayında birer mektup yazdırıp mühürledikten sonra birer elçi ile etraftaki hükümdarlara göndermiştir.

Bu mübarek mektuplar, Necâşî denilen Habeş hükümdarı Ashame’ye, Mısır hükümdarı Mukavkıs'a, Doğu Roma imparatoru Hirakl'e, Hirakl'in Şam valisi bulunan Hâris'e, Yemâme hükümdarı Hristiyan Ali oğlu Hevze’ye, İran hükümdarı Husrev Perviz'e ve sâireye yazılmıştı.

Necâşî mektubu alır almaz öpüp yüzüne gözüne sürmüştü. Habeşistan'a hicret etmiş bulunan Hazret-i Câfer'in huzurunda İslâmiyet'i kabul etmişti.

Mısır hükümdarı da Hazret-i Peygamberin elçisine hürmette bulunmuş, Resûl-i Ekrem Efendimiz'e Düldül adındaki meşhur katırı ile bazı hediyeler göndermişti.

Rûm hükümdarı da birçok hediyeler göndermiş, fakat kavminden korktuğu ve saltanatına düşkün olduğu için müslüman olmamıştır.

Haris ise Resûl-i Ekrem'in mübarek mektubunu yere atmış olduğundan Hazret-i Peygamber’in duasıyla az sonra kahrolup cehenneme gitmiştir.

Yemâme hükümdarı da “Hazret-i Muhammed beni kendisine veliaht ederse müslüman olurum yoksa kendisiyle harp ederim.” diye edepsizlikte bulunduğundan çok geçmeden helak olmuştur.

İran hükümdarı ise mektubu alır almaz parçalamış olduğundan Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) “Yâ Rabbi, o benim mektubumu parçaladı, sen de onun mülkünü parçala!” diye duâ buyurmuştu. Hakikaten, az bir zaman sonra İran devleti parçalandı, büsbütün sönüp İran ülkesi müslümanların eline geçti.

Bunlar, Hazret-i Peygamber’e ve onun mukaddes dinine ihanet edenlerin dünyadaki cezalarıdır. Âhiretteki cezaları daha büyük olacaktır.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Sizin en hayırlılarınız, hanımları hakkında ahlâkça en güzel olanınızdır.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
---
07
Nisan Pazar 2013
Hicrî: 26 Cemâziyelevvel 1434 • Rûmî: 25 Mart 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:45 05:05 06:30 13:16 16:55 19:46 21:16
Sultan Birinci Abdülhamid Han'ın Vefatı ve Üçüncü Selim Han'ın Tahta Geçmesi (1789) • Fas'ın İstiklâli (1956)
97. Gün 14. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
İMANIN ŞUBELERİNDEN: HANIMLARLA İYİ GEÇİNMEK

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):

“Kadınlarınıza hayırla emrediniz. Zira onlar din ve dünya işlerinde sizin yardımcılarınızdır.” buyurdular.

Kişinin zevcesine ikramı da imanın bir şubesidir.

“Mü’minlerin imanca en kâmili ahlâkı en güzel olanı ve ehline, ailesine en lütufkâr bulunanıdır.” buyurmuşlardır.

Kadınlar ile geçinmek erkekler ile geçinmekten daha güçtür. Zira onlar daha zayıf ve daha nahîftirler.

Erkeğin zevcesinden gelecek ezaya tahammül etmesi, Resûlullâh Efendimiz’e uyarak öfkelendiğinde halîm davranması güzel ahlâktandır.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) kadının iffet ve nezâhetini şüphe ve fitnelerden nasıl muhâfaza edileceğine irşâd ederek buyurmuşlardır ki:

“Sizden bir adam bir kapalı yerde mahremi olmayan bir kadınla, baş başa yalnız bulunmasın.”

Hz. Âişe vâlidemiz şöyle buyurdular:

“Vallâhi Resûlullâh aleyhisselâmın eli -mahremi olmayan- hiçbir kadının eline aslâ değmemiştir.”

NÜKTE: AT SAHİBİNİN ZEKASI

Adamın atı çalınmıştı. Çalınan atını görünce davacı oldu ve hırsızla hâkimin huzuruna çıkartıldılar.

Atın sahibi, isbat edebilmek için hayvanın bir gözünün kör olduğunu söyledi ve atın başına bir mendil örtüp hangi gözünün kör olduğunun hırsızdan teşhisini istedi.

Hırsız, hayvan kendisinin olmadığından gelişi güzel “Sağ gözü lekelidir...” deyince sahibi;

“Bu hayvanın iki gözü de sağlamdır ve at benimdir deyince atın davacıya ait olduğu anlaşıldı.

BEYİT:

Kendi kendine ettiğin âdem
Bir yere gelse îdemez âlem. Adlî (Sultan İkinci Bayezîd)

İnsanın kendi kendisine ettiğini dünya bir araya gelse edememez.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Abdestsiz namaz kabul olmaz, haram maldan da sadaka kabul olmaz.” (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)
---
08
Nisan Pazartesi 2013
Hicrî: 27 Cemâziyelevvel 1434 • Rûmî: 26 Mart 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:43 05:03 06:28 13:16 16:56 19:47 21:18
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 01:55:04
Koca Ragıp Paşa'nın Vefatı (1763) • Nusretiye Câmii'nin Açılması (1826) • Şer'iye Mahkemelerinin Lağvedilmesi (1924)
98. Gün 15. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
NAMAZ KILMAK MEKRUH OLAN VAKİTLER

• Güneşin doğmasından 40-50 dakika sonrasına kadar.

• Güneş tam tepede iken yani öğle namazından evvelki 15-20 dakika

• Güneş batarken, akşam namazından evvelki 40-50 dakika farz ve vâcib olan namazlar kılınmaz. Ancak o günün ikindi namazı kılınmamış ise güneş batarken kılınması sahîhdir.

Bu üç vaktin dışında hazırlanan cenazenin namazı da bu üç vakitde sahîh olmaz.

Bu üç vaktin haricinde okunan secde âyetinin secdesi de bu üç vakitde edâ edilmez.

Bu üç vakitde ve bundan başka:

• Sabah namazının vaktinde,
• İkindinin farzından sonra güneş batıncaya kadar ve güneş battıktan sonra akşamın farzını kılmazdan önce nafile kılmak kerâhet-i tahrîmiyye ile mekrûhdur.

Bu vakitlerde nafile namaza başlamış olsa mekrûh olmakla birlikte edası caizdir. Ancak kerahetten kurtulmak için namazı kesip kerahetin olmadığı vakitte kaza etmelidir.

Bu vakitlerde Kur’ân-ı Kerîm okunabilir, zikir yapılabilir.

GÖKYÜZÜ NEDEN MAVİ?

Gökyüzünün niçin mavi olduğunu ilk defa Müslüman âlim El-Kindî (M.796-866) açıklamıştır.

El-Kindî, “Risâle fi’l-İlleti'l-Levni’l-Lâzeverdî” adlı eserinde, gökyüzünün tabiî olarak kendiliğinden mavi olamayacağını, engin sular ve denizlerin mavi oluşunun sebebini ve gökyüzünün maviliğinin sebebini, su ve havadaki zerrecikler vasıtasıyla ışık kırılmaları ve akisleri ile izah etmektedir. Bu da, bugünkü ilmî görüşün aynısıdır.

Bugün gökyüzünün mavi renkte görünmesinin sebebi şöyle açıklanmaktadır:

Mavi renk kısa dalga boylu olduğundan atmosferdeki gazlarla daha çok çarpışarak gökyüzüne dağılmakta ve gökyüzünün mavi görünmesine sebep olmaktadır.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“(Ey ümmetim) Size iki şey bıraktım. Bu iki şeye sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmez, doğru yoldan ayrılmazsınız: Allâhü Teâlâ’nın kitâbı ve peygamberinin sünneti.” (Hadîs-i Şerîf, İmâm Mâlik, Muvatta)
---
09
Nisan Salı 2013
Hicrî: 28 Cemâziyelevvel 1434 • Rûmî: 27 Mart 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:42 05:02 06:26 13:16 16:56 19:48 21:19
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 03:33:31
Mimar Sinan'ın Vefatı (1588) • Mora Zaferi (1770)
99. Gün 15. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
RESÛLULLAH (S.A.V.)’IN ŞEFKATİ

Fudâle bin Amr (r.a.) dedi ki: Mekke’nin fethi yılında Müslüman olmadan evvel Resûlullah’ı (s.a.v) öldürmek istemiştim.

O, Beytullah’ı tavaf ediyordu. Ona yaklaşınca:

“Fudâle misin?” dedi. “Evet” dedim.

“Nefsin sana ne vesvese veriyor?” diye sordu. “Hiçbir şey.” dedim.

Tebessüm etti ve benim için Allah’a istiğfar etti, elini göğsüme koydu. Resûlullah’a düşmanlık kalbimden çıktı ve Resûlullah Allâh’ın yarattıklarının en sevgilisi oluncaya kadar elini göğsümden kaldırmadı.

CEMÂATE SONRADAN YETİŞEN NE YAPAR

İftitah tekbirinde imama yetişemeyen kimse:

İmam kıyamda iken yetişirse; sesli okumuyorsa tekbir alıp sübhânekeyi okuması sünnettir. Sesli okuyorsa sübhânekeyi okumayıp imamı dinler.

İmama rükû'da yetişirse (tekbir alıp) sübhânekeyi okuduğunda rükûda yetişeceğine aklı keserse sübhânekeyi okur. Rükûda erişeceğini aklı kesmezse sübhânekeyi terk edip rükûya gider.

İmama birinci yahut ikinci ka’dede (oturuşta) erişse sübhânekeyi okumadan iftitah tekbiri alıp oturur.

Rükûya erişemeyen kimse o rek’ate ulaşmış olmaz.

Bir kimse kaç rek’ati kaçırdıysa imam selâm verdikten sonra kalkıp kaza eder. İmam selâm vermeden kaza etmeye kalkmak tahrîmen mekruhtur.

Bir veya iki rek’ate erişemediği takdirce -o rek’atleri kaza ederken- fatiha ve zamm-ı sûre okur. Eğer iki rek’atına erişemediği akşam namazıysa bir rek’at kılar. Oturup teşehhüdden sonra kalkıp bir rek’at daha kıldıktan sonra selâm ile bitirir.

İmama dördüncü rek’ata yetişmiş ise fatiha ve zamm-ı sûre ile bir rek’at kılıp oturur, ettehıyyâtüyü okuyup kalkar yine fatiha ve zamm-ı sûre ile bir rek’at daha kıldıkdan sonra son rek’atde yalnız fatihayı okuyup namazı tamamlar.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
ir kimse sıkıntıda olan bir şahsa kolaylık gösterirse Allâhü Teâlâ da o kimseye dünyâda da, âhirette de kolaylık ihsân buyurur.” (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)
---
10
Nisan Çarşamba 2013
Hicrî: 29 Cemâziyelevvel 1434 • Rûmî: 28 Mart 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:40 05:00 06:25 13:15 16:56 19:49 21:20
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 00:54:45
Şâir Nâbi'nin Vefâtı (1712) • Emniyet Teşkilatı'nın Kuruluşu (1845)
100. Gün 15. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
ZEKÂT KİMLERE VERİLİR KİMLERE VERİLMEZ

Bir Müslüman zekâtını;

Kendi babası yahut baba ve ana taraflarından büyük babaları,

Anası yahut ana ve baba taraflarından büyük anaları,

Kendinin evlâdı ve evlâdının evlâdına veremez.

Diğer akrabasına vermek caizdir. Belki akrabasında muhtaç kimse varsa onlara vermek daha iyidir.

Akrabasından önce kardeşleri, sonra onların evlâtları, sonra amca ve halaları, sonra dayı ve teyzeleri, sonra diğer akrabası, sonra komşuları, sonra mahallesi ve sonra beldesi fakirlerine vermesi daha faziletlidir.

Karı kocadan birisi zengin diğeri fakir olursa zengin olan fakir olana zekâtlarını vermeleri caiz değildir.

Bir kimse bir fakirden alacağını ona zekât olarak vermek isterse şöyle yapmalıdır:

Fakire malının zekâtından o kadar miktar verip o fakir aldıktan sonra borcu için geri verir. Yoksa, böyle etmeyip, senin şu kadar borcunu zekâtım için sana verdim deyip o borçlu fakir de “Kabul ettim” demekle malının zekâtını ödemiş olmaz.

CEMÂZİYELÂHİR AYI İCTİMA‘I, RU’YET VE BAŞLANGICI

Hicrî Kamerî 1434 yılı Cemâziyelâhir ayı ictimâ‘ı bugün (10 Nisan Çarşamba) Türkiye saati ile 12.36’dadır.

Ru’yet ise yarın (11 Nisan Perşembe) günü Türkiye saati ile: 03.47’dedir.

Hilâl’in görüldüğü yerler: Kuzey Amerika Kıtasının tamamı, büyük okyanusun orta ve kuzey kesimi, Endonezya Malezya, Japonya, Avustralya’nın kuzey eyaletleri, Japonya, Çin ve Hindistan ile Asya ve Avrupa kıtaları.

Hilal; Türkiye, Almanya, Avusturya, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından görülemeyecektir.

Hilâlin görüldüğü günü takip eden (11 Nisan Perşembe) günü de Cemâziyelâhir ayının 1’i olmaktadır.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Özür dilemek zorunda kalacağın bir şey yapmaktan sakın.” (Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)
---
11
Nisan Perşembe 2013
Hicrî: 1 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 29 Mart 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:38 04:58 06:23 13:15 16:57 19:50 21:22
İkindi Vaktine Kalan Zaman: 03:25:01
Osmanlı Meclis-i Mebûsânı'nın Dağılması (1920) • Şanlıurfa'nın Kurtuluşu (1920) • GAP Şanlıurfa Tüneli Açıldı (1995)
101. Gün 15. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
ÖZÜR DİLEYECEĞİN SÖZÜ SÖYLEME

Sahâbeden Hz. Sa’d bin Ubâde (r.a.) oğluna “Daha sonra özür dileyeceğin sözü ve işi terk et. Muhakkak insan yaptığı hayırlı işten dolayı özür dilemez.” demiştir.

Emevî Halîfesi Ömer bin Abdülazîz, Meymûn bin Mihrân'a bir tavsiyesinde şöyle dedi:

“Benden şu sözleri al ve sakla:

Bir iyiliği emretmek için yahut münkerden nehyetmek için de olsa sultanla arkadaşlık etme,

Kur’ân okutmak için de olsa bir kadınla baş başa kalma,

Sıla-i rahmi terk edenle dost olma, zira senden de alâkasını keser.

Ertesi gün özür dileyeceğin sözü söyleme.

Zünnûn-i Mısrî (k.s.) şöyle buyurdular:

Üç şey kemâl; olgunluk alâmetlerindendir:

1. Konuşmadan önce sözünü tartmak
2. Daha sonra özür dilemek gereken şeyi söylememek.
3. Sefîhe (hafif akıllıya) cevap vermemek.

MÜ’MİN, MÜNÂFIK VE KÂFİRİN MİSALİ

Abdullâh bin Mesûd Hazretleri buyurdular ki:

“Mü’min, münâfık ve kâfirin misâli şu üç kişinin hâline benzer ki onlar bir vadiye gelmişlerdir. Vadiyi sel basacaktır ve karşıya geçmeleri gerekmektedir.

Onlardan birisi hemen yol alarak geçer.

Sonra diğeri yola girer, vadinin yarısına geldiğinde arkada kalan arkadaşı ona “Nereye gidiyorsun, helâk olacaksın orada, hemen buraya, başladığın yere geri dön.” der.

Geçmiş olan ise ona, “Haydi, kurtuluş buradadır, buraya gel.” der. O, bir ardına, bir ileriye bakar ve bu sırada gelen selde boğularak helâk olur.

İşte onlardan vadiyi geçmiş ve kurtulmuş olan, mü'mindir.

Ortada bir ileri bir geri giden münâfıktır ki, onun hakkında “İmân ile küfür arasında mütereddit bir haldedir ne mü’minlere, ne kâfirlere, ikisi arasında bocalar dururlar...” buyrulmuştur. (Nisâ sûresi, âyet 143)

Geride kalan da kâfirdir.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Muhakkak insanlardan bazıları, hayrın anahtarları ve şerrin kilitleridir. İnsanlardan bazıları da şerrin anahtarları, hayrın kilitleridir.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
---
12
Nisan Cuma 2013
Hicrî: 2 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 30 Mart 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:36 04:56 06:22 13:15 16:57 19:51 21:23
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 03:13:50
Hakkari'nin Kurtuluşu (1918) • İlk Uzay Mekiği Colombia'nın Fırlatılışı (1981)
102. Gün 15. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
Resûlullah’ın Nihayetsiz Mûcizelerinden: HZ. SÜHEYL BİN AMR (R.A.)

İslam tarihinin en büyük fethini hazırlayan Hudeybiye sulhnâmesini Kureyş namına imzalayan Süheyl bin Amr, Kureyş’in en belîğ ve hikmetli konuşan hatiplerindendir. Mekke’nin fethi sırasında Müslüman olmuş ve Resûl-i Ekrem (s.a.v.) tarafından kendisine Huneyn ganimet malından büyük bir hisse verilmiştir.

Müslüman olmadan önce Mekke’de Resûl-i Ekrem (s.a.v.) aleyhinde konuşur, propaganda yapardı. Bedir muharebesinde de Kureyş müşrikleri ile katılmış ve esir düşmüştü. Hz. Ömer bu fırsattan istifade ederek Resûl-i Ekrem'e (s.a.v.) “Yâ Resûlallâh! Müsaade ediniz de aleyhinizde söylediği sözlerin cezası olarak Süheyl’in iki ön dişlerini sökeyim; aleyhinizde bir daha konuşamasın.” dedi. Resûl-i Ekrem (s.a.v.):

“Yâ Ömer! Süheyl'i bırak! Belki o bir gün gelir, bir hutbe irad eder de senin takdir ve şükranını kazanır,” buyurdu. Ve hakikaten Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) bu sözleri, âhirete irtihalinden sonra Arapların irtidadı; dinden dönmesi sırasında tahakkuk etti. Bu sırada Kureyş’in iman ve iradesi de Mekke’de sarsılmaya başlamıştı. Böyle dağdağalı bir zamanda imanına tam bağlı kalan Süheyl (r.a.) mühim bir halk karşısında beliğ bir hutbesinde hulâsaten şöyle dedi: “Ey Kureyşliler! Sakın siz iman edenlerin sonu, irtidat edenlerin de önü olmayınız! Vallahi bu İslam dini, güneşle ay gibi beşeriyeti nurlandırarak devam edip gidecektir.”

Mekke'nin fethi sırasında Müslüman olan Kureyşliler içinde Hz. Süheyl (r.a.) derecesinde metanet gösteren hiçbir kimse bulunmamıştır.

Aynı zamanda Hz. Süheyl (r.a.) Hazret-i Kur’ân’ın mukaddes huzurunda çok ince kalbli idi. Kur’ân-ı Kerîm’in okunması tesiriyle rengi sararır ve ağlardı.

Hz. Ömer'in hilafeti zamanında bütün akrabasıyla Şam’ın fethine iştirak etmiş, yakınlarının hemen hepsi de şehit olmuşlardır. Kendisi de Yermuk harbinde şehit düşmüş veya taûndan vefat etmiştir. Radıyallâhu anhüm.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“(Ey ümmetim) Muhakkak ki siz kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz, zorlaştırıcı olarak gönderilmediniz.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvud)
---
13
Nisan Cumartesi 2013
Hicrî: 3 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 31 Mart 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:34 04:54 06:20 13:15 16:57 19:52 21:25
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 03:51:43
Muallim Nâci'nin Vefâtı (1893) • 31 Mart Vakası (1909)
103. Gün 15. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
SEMİZOTU

Semizotu, Omega-3 bakımından, demir, bakır, manganez, C ve D vitaminlerince de zengin bir bitkidir. Madenî tuzlar ve vitaminlerce çok zengin olan semizotundan tam istifade için salata olarak yenilmesi tavsiye edilir. Semizotunun iyisi tarlalarda yetişen yabanisidir.

Pişirilmesi arzu ediliyorsa gıda değerlerini kaybetmemesi için çok hafif pişirilmelidir.

Semizotu yere yakın bir sebzedir. Topraklı olabileceğinden iyice yıkanmalı, sirkeli suda bekletilmelidir. Semizotu mevsimi olan Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz aylarında haftada 3-4 kez yiyilebilir.

Bazı faydaları: Kanı temizler, idrar söktürür, sinir krizlerini ve beyin yorgunluğunu geçirir, böbrek taşı ve kumunu döker, şeker hastalarının susuzluğunu azaltır, kabızlığa iyi gelir, şişmanlara kilo verdirir, kalorisi düşüktür. Ağrı kesicidir, yaşlılar ve midesi hassas olanlara faydalıdır, vücudu mikroplara ve gribe karşı korur, sinirleri dinlendirip, uykunun düzene girmesine yardımcı olur, ihtiva ettiği Omega 3 sayesinde kalbe faydalıdır.

Semizotunun zeytinyağlı olarak pirinçle veya yeşil mercimekle yemeği yapılabilir veya pişirmeden limon ve zeytinyağı ile yahut üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek salata yapılabilir. En iyisi zeytinyağlı limonlu salatasıdır.

MUTFAĞIMIZ:..ZEYTİNYAĞLI SEMİZOTU (5-6 Kişilik)

Malzemeler: Yarım kg. semizotu, 3 adet domates, 2’şer adet soğan ve havuç, 2 çorba kaşığı pirinç, 3 diş sarımsak, tuz, zeytinyağı.

Yapılışı: Semizotları iyice yıkanıp doğranır, havuç, domates ve soğan kuşbaşı doğranır. Soğan ve havuç yağda kavrulur, domates ilave edilerek bir müddet daha kavrulur, üzerine semizotu konulur. Ara sıra karıştırarak ağzı kapalı on dakika kaynatılır. Tuz ve yeterince su ilave edilir, üzerine pirinç ilave edilip kısık ateşte biraz kaynatıldıktan sonra dinlenmeye bırakılır.
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Onlara (Firavun ve kavmine), âyetlerimiz hakikati gözlerine sokarcasına geldiği vakit onlar ‘Bu apaçık bir sihir.’ dediler.” (Neml sûresi, âyet 13)
---
14
Nisan Pazar 2013
Hicrî: 4 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 01 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:32 04:52 06:18 13:14 16:58 19:53 21:26
Piyale Paşa'nın Sakız Adasını Fethi (1566) • Doğubayazıt, Diyadin ve Patnos'un Kurtuluşu (1918)
104. Gün 15. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
BİR HANIM SAHÂBÎ: ZİNNÎRE (R.ANHÂ)

Zinnîre (r.anhâ), ilk Müslüman olanlardan Rum asıllı hanım bir sahabîdir. Önceleri bir müşrikin cariyesi iken Müslüman olmuş. Bunu öğrenen efendisi dininden çıkması için daima kendisine işkence edermiş. Hz. Ebû Bekir (r.a.) bunu öğrenince satın alarak âzât etti. Hz. Ebû Bekr’in âzât ettiği yedi kişiden birisidir.

Zinnîre (r.anhâ), İslam’a girince gözleri kör olmuştu. Müşrikler “Lât ve Uzzâ’yı terk ettiği için onun gözünü kör etti.” dediler.

Hz. Zinnîre, “Lât ve Uzzâ kendilerine tapanları ne bilirler? Benim Rabb’im gözümü bana tekrar vermeye kâdirdir.” dedi ve ertesi sabah uyandığında gözleri görmeye başlamıştı.

Bunun üzerine Kureyş müşrikleri “Bu da Muhammed’in sihridir.” dediler.

OSMANLININ İLK ARABA VAPURLARI

Boğaz’ın iki yakasında at, araba ile askeriyenin ağırlıklarının taşınması için husûsî vapurlara ihtiyaç vardı. Bilhassa ordu hayvanlarının, topların karşıdan karşıya geçirilmesi büyük güçlüklerle ve hayli zaman kaybıyla mümkün olabiliyordu.

Şirket-i Hayriye müdürü Hüseyin Hâki Efendi, Müfettiş İskender Efendi ve Hasköy Fabrikası Başmimarı Mehmed Usta ile baş başa verip o güne kadar benzeri görülmemiş bir vapur imal etti ki buna araba vapuru dendi.

İki başında kıyıya indirilecek kapakları olan bu tekne, iki yanındaki çarklarını ileri ya da geri döndürerek iki yöne de aynı hızla ilerleyebiliyordu. Yolcuların oturmalarına mahsus sıralar da kaldırıldığı için ana güverte atları, arabaları rahatça alabilecek kadar geniş tutulmuştu. Suhulet adı verilen bu araba vapuru 1871 yılından itibaren Üsküdar- Kabataş arasında çalışmaya başladı. Hemen sonra Sahilbend adlı arabalı vapur da hizmete girdi. Bu iki araba vapuru yıllar boyunca iki yaka arasında at, araba, yük, eşya, yolcu ve asker taşıyıp durdular... (Çamlıca Basım Yayın, Osmanlıda Ulaşım)
 

İnŞiRaH

Evla İle meşgul
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2013
Mesajlar
727
Aldığı Beğeniler
1,236
Konum
Yeşil Bursa
Takım
Diğer
“Müşriklere karşı mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihâd ediniz.” (Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)
---
15
Nisan Pazartesi 2013
Hicrî: 5 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 02 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
04:30 04:50 06:17 13:14 16:58 19:54 21:27
Öğle Vaktine Kalan Zaman: 02:19:19
Titanik'in Batışı (1912) • Ağrı'nın Kurtuluşu (1918)
105. Gün 16. Hafta 4. Ay FAZİLET TAKVİMİ
HENDEK GAZVESİ (M. 627)

Hendek Harbi hicretin beşinci senesinde olmuştur. Kureyşliler Yahudilerin teşvikiyle birtakım kabilelerle ittifak ederek onbin kişiden fazla bir ordu ile Medîne-i Münevvere’ye doğru yürüdüler.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Selmân-ı Fârisî’nin (r.a.) tavsiyesi üzerine Medîne-i Münevvere’nin düşman gelecek tarafına hendek kazdırdılar. Fahr-i Âlem Efendimiz de ashâbıyla beraber çalışıyordu. Büyük bir kaya çıkmıştı. Resûl-i Ekrem'e arz ettiler.

Peygamber Efendimiz mübarek eline aldığı balyozu “Bismillah” diye kayaya indirdi. Kayanın üçte birini kopardı, kayadan bir kıvılcım çıkıp Yemen tarafına sıçradı. Peygamber Efendimiz;

“Allâhu ekber, bana Yemen’in anahtarları verildi. Şu anda San’a’nın kapılarını görüyorum!” dedi. Sonra Bismillah diyerek bir daha vurdu, kayanın bir parçası daha koptu, bu defa da çıkan kıvılcım Şam cihetine sıçradı. Resûl-i Ekrem Hazretleri;

“Allâhü ekber, bana Şam’ın anahtarları verildi, Şam’ın kırmızı köşklerini görüyorum!” dedi. Bir daha vurunca kaya büsbütün parçalandı. Bu defa da çıkan kıvılcım İran tarafına sıçradı. Fahr-i Âlem Efendimiz;

“Allâhü ekber, bana Fars ikliminin anahtarları verildi, Medâyin’de Kisrâ’nın beyaz köşklerini görüyorum!” diye buyurdu ve Selmân-ı Fârisî Hazretleri'ne hitaben:

“Yâ Selmân! Bu fütuhat benden sonra ümmetime nasîp olacaktır.” diye müjde verdi ve hakikaten öyle de oldu.

Düşman hendeği görünce şaşırıp kaldı. Hendeği geçmek isteyenler, atılan oklar ve taşlar ile menediliyordu.

Muhasara on beş gün kadar sürdü. Mevsim soğuk idi. Düşman usanmağa başlamıştı. Bir gece çıkan şiddetli bir fırtına ile çadırları altüst oldu. Artık ertesi gün dağılıp gittiler. Bıraktıkları develer ve zahirelerle müslümanlar kıtlık sıkıntısından kurtuldular.
 
Üst Alt