“Bir mü’min (başına gelen) bir belâ sebebiyle din kardeşini tâziye (ve tesellî) ederse, Allâhü Teâlâ Sübhânehû kıyâmet gününde ona kerâmet elbisesini giydirir.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
---
05
Mayıs Pazar 2013
Hicrî: 25 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 22 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
03:51 04:11 05:49 13:11 17:04 20:16 21:57
Avrupa Konseyi'nin Kuruluşu (1949)
125. Gün 18. Hafta 5. Ay FAZİLET TAKVİMİ
HUDEYBİYE SULHUNUN ŞARTLARI
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Mekkeliler ile imzaladığı Hudeybiye sulhunun başlıca şartları şunlardır:
1- Müslümanlar ile diğer taraf arasında on sene harp olmayacak, iki tarafın hiçbiri diğerinin malına, canına taarruz etmeyecek.
2- Müslümanlar bu sene Beytullâh'ı ziyaret etmeksizin geri dönecekler. Gelecek sene üç günü geçmemek üzere Mekke-i Mükerreme’ye gelip Kâbe-i Muazzama’yı ziyaret edebilecekler. Bu üç gün içinde Mekkeliler şehir hâricine çıkacaklar.
3- Müslümanlardan Kureyş’e sığınacaklar olursa geri döndürülmeyecek, fakat onlardan müslümanlara sığınanlar geriye döndürülecek.
4- Müslümanlardan hac, umre veya ticâret için Mekke-i Mükerreme'ye geleceklerin canları, malları emniyet altında olacak, Kureyş tarafından Mısır’a, Şam’a geçip gitmek ve ticârette bulunmak üzere Medîne-i Münevvere’ye gelenlerin dahi canları ve malları emniyette bulunacak.
5- Kureyş’ten başka kabileler isterlerse müslümanların ve isterlerse Kureyş'in himayesine girebilecek.
Hudeybiye sulhunun ehemmiyeti pek büyüktür. Bunun bir kısım fâideleri şunlardır:
a) Ashâb-ı kiram harbe hazırlanmamışlardı, silahları noksandı. Bu musâlaha ile harbin önü alınmış oldu.
b) Harb edilse idi Ka'be’ye hürmetsizlik edilmiş olurdu. Bilhassa, Mekke-i Mükerreme’de bulunup da müslüman olduklarını korkularından saklayan bir kısım zayıf müslümanlar ayaklar altında kalabilirdi.
c) Mekkeliler, Medîne-i Münevvere’de kurulan İslâm hükûmetini o zamana kadar tanımıyorlardı. Bu sulh sayesinde tanımış oldular.
d) Müslümanlar, Kureyş’in taarruzundan emin olarak başka düşmanlarıyla uğraşmaya vakit buldular, başka taraflarda fetihler elde ettiler.
e) Birçok kabileler, müslümanlar ile serbestçe görüşerek Müslümanlığın yüksekliğini anlamış oldu, Müslümanlığı kabul edenlerin sayıları birdenbire pek çok arttı.
Hâsılı Hudeybiye musâlahası bir feth-i mübîn idi.
---
05
Mayıs Pazar 2013
Hicrî: 25 Cemâziyelâhir 1434 • Rûmî: 22 Nisan 1429
Türkiye
İstanbul
İmsak Sabah Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
03:51 04:11 05:49 13:11 17:04 20:16 21:57
Avrupa Konseyi'nin Kuruluşu (1949)
125. Gün 18. Hafta 5. Ay FAZİLET TAKVİMİ
HUDEYBİYE SULHUNUN ŞARTLARI
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Mekkeliler ile imzaladığı Hudeybiye sulhunun başlıca şartları şunlardır:
1- Müslümanlar ile diğer taraf arasında on sene harp olmayacak, iki tarafın hiçbiri diğerinin malına, canına taarruz etmeyecek.
2- Müslümanlar bu sene Beytullâh'ı ziyaret etmeksizin geri dönecekler. Gelecek sene üç günü geçmemek üzere Mekke-i Mükerreme’ye gelip Kâbe-i Muazzama’yı ziyaret edebilecekler. Bu üç gün içinde Mekkeliler şehir hâricine çıkacaklar.
3- Müslümanlardan Kureyş’e sığınacaklar olursa geri döndürülmeyecek, fakat onlardan müslümanlara sığınanlar geriye döndürülecek.
4- Müslümanlardan hac, umre veya ticâret için Mekke-i Mükerreme'ye geleceklerin canları, malları emniyet altında olacak, Kureyş tarafından Mısır’a, Şam’a geçip gitmek ve ticârette bulunmak üzere Medîne-i Münevvere’ye gelenlerin dahi canları ve malları emniyette bulunacak.
5- Kureyş’ten başka kabileler isterlerse müslümanların ve isterlerse Kureyş'in himayesine girebilecek.
Hudeybiye sulhunun ehemmiyeti pek büyüktür. Bunun bir kısım fâideleri şunlardır:
a) Ashâb-ı kiram harbe hazırlanmamışlardı, silahları noksandı. Bu musâlaha ile harbin önü alınmış oldu.
b) Harb edilse idi Ka'be’ye hürmetsizlik edilmiş olurdu. Bilhassa, Mekke-i Mükerreme’de bulunup da müslüman olduklarını korkularından saklayan bir kısım zayıf müslümanlar ayaklar altında kalabilirdi.
c) Mekkeliler, Medîne-i Münevvere’de kurulan İslâm hükûmetini o zamana kadar tanımıyorlardı. Bu sulh sayesinde tanımış oldular.
d) Müslümanlar, Kureyş’in taarruzundan emin olarak başka düşmanlarıyla uğraşmaya vakit buldular, başka taraflarda fetihler elde ettiler.
e) Birçok kabileler, müslümanlar ile serbestçe görüşerek Müslümanlığın yüksekliğini anlamış oldu, Müslümanlığı kabul edenlerin sayıları birdenbire pek çok arttı.
Hâsılı Hudeybiye musâlahası bir feth-i mübîn idi.