“…Gecenin; zifiri karanlığına karışmış ürkütücü sessizliğinde, kulakları tırmalayn tek sesin; açlıktan, belimize yapışmış karnımızın gurultusu idi… Açtık…
“…Ağabeyim tıpkı bir asker edasıyla sürünerek, sığınak dışına çıkmış ve yere düşen yarı çürük yarı kurşunlardan dolayı kalbura dönmüş turunçlardan bir kaç tane toplamış ve yanımıza sağ-salim dönebilmişti… İki kardeş bu turunçları kabuklarıyla yemiş ve ağzımızda bıraktığı acı ve iğrenç tadı, baldan daha tatlı bulmuştuk… “ (Alıntı-Gerçek hayattan kişisel anlatım)
“…Gece sığınaklara gelen müjdeli haberle, yalınayak koşuyorduk hepimiz. “Türk Askeri” gelmişti ve bizi kurtaracaktı. Koştuk, koştuk, işte karşımızda askerler… ve içimizden taşan duygu seliyle ağlayarak, daha hızlı koştuk, kollarımızı sonuna kadar açık, sarılmayı, sarmalanmayı beklerken; o da ne, bu askerler silahlarını niçin bize doğrulttular ki, oysa biz, Türk idik…
Allahım…! Neden bizi vuruyorlar…? Çoluk-çocuk demeden, niçin bizi öldürüyorlar…? Annemin kollarında geriye doğru başlayan koşuda, herkesin bağırtısı neler olduğunu anlatmaya yetiyordu…”Bunlar Türk Askeri değil… Türk askerinin kıyafetini giyen Samson’un askerleri, kaçın, kaçın…” (Alıntı – Gerçek hayatttan kişisel anlatım.)
Ve geriye dönük, daha nice anlatımlar, nice ağıtlar, nice yok oluşlar…
Şimdi mi…? Asimile olmuş, çoğu etnik kökeninin Türk olmasından rahatsızlık duyan nice gençlik…
Türk Askerine “işgalci” diyebilecek kadar ileri giden çapulcu güruhu…
Ancak, ne olduğunu ve kim olduğunu unutmayıp; Vatanına, Bayrağına ve Dinine sahip çıkan nice insanları da, bu son cümlemden tenzih ederim…
20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın 37. yıl dönümü, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı resmi kutlamaları, bu gün yavru Vatan da kutlanıyor.
Sonuç olarak; her Kıbrıslı Türk’ün kendine sorması gereken soru şu: 20 Temmuz olmasaydı, ne olurdu…?
KKTC’nin ve KKTC’li tüm kardeşlerimizin, bağımsızlık ve özgürlük günü kutlu olsun…
Bu bağımsızlık için, canını feda eden şehidlerimize de, Rabbim rahmet eylesin…
“…Ağabeyim tıpkı bir asker edasıyla sürünerek, sığınak dışına çıkmış ve yere düşen yarı çürük yarı kurşunlardan dolayı kalbura dönmüş turunçlardan bir kaç tane toplamış ve yanımıza sağ-salim dönebilmişti… İki kardeş bu turunçları kabuklarıyla yemiş ve ağzımızda bıraktığı acı ve iğrenç tadı, baldan daha tatlı bulmuştuk… “ (Alıntı-Gerçek hayattan kişisel anlatım)
“…Gece sığınaklara gelen müjdeli haberle, yalınayak koşuyorduk hepimiz. “Türk Askeri” gelmişti ve bizi kurtaracaktı. Koştuk, koştuk, işte karşımızda askerler… ve içimizden taşan duygu seliyle ağlayarak, daha hızlı koştuk, kollarımızı sonuna kadar açık, sarılmayı, sarmalanmayı beklerken; o da ne, bu askerler silahlarını niçin bize doğrulttular ki, oysa biz, Türk idik…
Allahım…! Neden bizi vuruyorlar…? Çoluk-çocuk demeden, niçin bizi öldürüyorlar…? Annemin kollarında geriye doğru başlayan koşuda, herkesin bağırtısı neler olduğunu anlatmaya yetiyordu…”Bunlar Türk Askeri değil… Türk askerinin kıyafetini giyen Samson’un askerleri, kaçın, kaçın…” (Alıntı – Gerçek hayatttan kişisel anlatım.)
Ve geriye dönük, daha nice anlatımlar, nice ağıtlar, nice yok oluşlar…
Şimdi mi…? Asimile olmuş, çoğu etnik kökeninin Türk olmasından rahatsızlık duyan nice gençlik…
Türk Askerine “işgalci” diyebilecek kadar ileri giden çapulcu güruhu…
Ancak, ne olduğunu ve kim olduğunu unutmayıp; Vatanına, Bayrağına ve Dinine sahip çıkan nice insanları da, bu son cümlemden tenzih ederim…
20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın 37. yıl dönümü, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı resmi kutlamaları, bu gün yavru Vatan da kutlanıyor.
Sonuç olarak; her Kıbrıslı Türk’ün kendine sorması gereken soru şu: 20 Temmuz olmasaydı, ne olurdu…?
KKTC’nin ve KKTC’li tüm kardeşlerimizin, bağımsızlık ve özgürlük günü kutlu olsun…
Bu bağımsızlık için, canını feda eden şehidlerimize de, Rabbim rahmet eylesin…