Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

keremm

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
7 Eyl 2005
Mesajlar
1,242
Aldığı Beğeniler
9
Konum
AĞRI ( İSTANBUL - İstinye)
Takım
Galatasaray
İlmi arttıkça insanın tevazuu artar.

Ama cehli arttıkça insan kendini tartar.

Meyve yüklü dala bak ki, bunun misalidir,

Meyve yükü azalınca hep havaya kalkar.

Abdulkadir Geylani.
 

silaucan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
1,962
Aldığı Beğeniler
7
hakikat tektir,gerçekten içi boş olanın sesi daha çok çıkar,
neden ama neden,
herkes kendini,yerini,haddini,bildigini ve bilmedigini bilmek zorunda!
BİLMEDİGİNİ BİLMEYENDEN KAÇININ!
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
ABDÜLKADİR GEYLÂNİ HAZRETLERİ'NDEN ÖĞÜTLER



Sakın yaptı ın işlerde ve buldu un manevi halde kendi gücünü görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATANın rahmet nazarından uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmayasın. Önce temeli at sonra üzerine binayı çık. Kalbini derin kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle o binayı yükselt. Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.

***

Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap. Kötülükleri ancak İMAN yıkar. Bu durumda RABBin sana işlerinde yardımcı olur. O kötülü ü yok etmek için arkadaş olur, O kötülü ü ezer ortadan kaldırır. E er bir kötülü ü nefsin için, halkın seni tanıması için ortadan kaldırmaya niyet edersen rezil olursun. Her işte HAKKın rızası aranmalıdır.

***

İSLAM gömle in yırtık, İMAN elbisen pis, kalbin cahil, için kederle dolu. Gönlün İSLAMİYETe açık de il. İç alemin harap, dışın mamur, bütün sayfaların günah karası. Sevdi in ve arzuladı ın yalnızca dünya.

Kabir kapısı açık ve ahiret sana do ru gelmekte. En kısa zamanda aklını başına topla, yalnız dünya azı ı toplamaktan vazgeç de ahiret azı ını toplamakta acele et...

Sabırlı kulların bu dünyada çekti i cefa, Yüce Allahın (C.C) gözünden kaçmaz. Siz bir an olsun Onun u runa sabır yolunu tutun, yıllarca ecrini alırsınız. Ömrü boyunca Kahraman lakâbıyla gezen, onu bir anlık cesareti sonunda kazanmıştır.

***

Ey evlad, önce nefsine ö üt ver, onu yola getir, sonra da başkalarını... Senin henüz ıslaha muhtaç hallerin var, bunu sen de biliyorsun. Bunu bildi in halde başkalarının islâhı ile u raşma yolunda nasıl başarılı olabilirsin? Gözlerin bir adım öteyi görmüyorken körleri neyle yola getirme sevdasındasın?

***

Size gereken, Yüce Yaratanı sevmek ve Ondan başka kimseden korkmamaktır. Ve bütün işleri onun rızasını gözeterek yapmak... Bunlar Kalp le olur, dil gürültüsüne getirip söze bo makla olmaz. Sonra mihenk taşına vurulunca utanırsın. Kuru davaya kimse inanmaz. Halk arasında söyledi in sözleri yalnız kaldı ında söylüyormusun?... Aynı duyguları tek başına kaldı ın zaman da duyman mümkün oluyor mu?... İşte bunları yapabiliyorsan mesele yok... Kapı önünde TEVHİD, içeriye girince ŞİRK, yakışır mı? Bu, nifak, ikiyüzlülük alametidir, içi bozuk olmanın ta kendisidir. Acırım sana, sözün kötülükten sakınma hakkında, kalbin ise fitne çıkarmaya istekli. Şükrü dilinden bırakmıyorsun, ama kalbin daima itiraz halinde.

***

Geliniz aşırı, uygun olmayan arzularımızı bir yana atıp YARATANIMIZA koşalım. Bu yolda biraz perişanlık çekelim. Ne olur sanki biraz zahmet çeksek? Ona vardıktan sonra bütün çekilen sıkıntılar unutulur. İçimize ve dışımıza hükmeden nefsimizi HAK yoluna çevirelim, Rabbimizin Elçisine, Sevgilisine başvuralım, Onun ete ini bırakmayalım.

***

Bütün amacın yemek, içmek ve arzularının tatmini olmasın. Bunların hepsi amaç de il, Yüce ALLAHa (C.C.) ulaşmak için birer araçtır. Bütün hedefin sana en çok gerekli olana ulaşmak olmalı. Sana en gerekli olan ise YARATANındır. Onu ara. Her şeyin bir bedeli olur. Dünyaya AHİRET, yaratılmışlara ise bedel YARATANdır. Dünyayı kalbinden atarsan yerini HAK alır.

Yaşadı ın günü ömrünün son günü bil, işlerini ona göre ayarla. Bu duygu sana yeter.

***

ALLAHtan (C.C) başka ilah yoktur, dedi inde bir DAVA peşine düştün demektir. Her davada şahit isterler, şahidi olmayan davasını kaybeder. Ayrıca bu u urda gelecek her türlü sıkıntıya gö üs gerip, sabır göstermek de birer şahid sayılır. Bunları yaparken İHLASlı olmak gerekir.

***

Hiçbir söz amelsiz ve ihlassız kabul edilmez. Kainatın Efendisinin (S.A.V) yolu İHLAStan ibarettir.

***

Dünyalık toplarken dikkatli ol. Gece odun toplayan gibi olma. Elini uzattı ında neyi alaca ını önceden kestirmelisin.

Gece odun toplayan eline geçece ini bilemez, seni de ona benzetiyorum. Ayık ol, sonra felaket büyük olur.

***
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
HAKla çekişme, nefsin için Onu kötüleme, malın azaldı diye Onu itham etme, insanlar sana yüz vermiyor diye Onu suçlama. Suçu kendinde ara. Her işin kendi keyfine uygun olmasını istiyorsun, en büyük hüküm senin mi yoksa Onun mu? Sen mi fazla biliyorsun yoksa O mu? Merhametin Onunkinden fazla mı?

Sen ve bütün yaratıklar Onun kuludur. Her şeyde yalnız Onun hükmü geçer bunu sakın unutma.

***

YARATANın rızasına erme yolunda yapmacık hareketler fayda getirmez, bu yolda yersiz arzu ve boş temenni ile yürünmez. Hele içi başka dışı başka birinin eline hiçbir şey geçmez. Bir de yalancılık ortaya çıkarsa felaket o zaman başlar. E er bu hallerin azı sende varsa hemen tevbe et ve tevbeni bozma. Tevbe etmekten ziyade, tevbeyi bozmamak esas hünerdir.

***

Böbürlenmeyi bırakın, Yüce ALLAHa (C.C) karşı büyüklük satmakta neymiş? Kullara da kibirli davranmayın, haddinizi bilin. Varlı ınıza tevazuyu yerleştirin. Önceden ne oldu unuzu düşünün; bir damla su.

Sonrası ne olacak malum...Bir hende e yuvarlanacak bir a ırlık. Hali böyle olana büyüklük taslamak yaraşır mı?

Hırsa kapılmayın, kötü arzular sizi esir etmesin. Dünyalık adamların kapısını aşındırmayın. Ezilip büzülerek onlardan dünyalık dilenmek size yakışmaz, sabırla do ru yoldan nasibini arasan daha iyi olmaz mı? Ya bir de yaptı ın dilencili in sonu boşa çıkarsa... Sevgili Peygamberimizin (S.A.V) En büyük belâ, nasibte olmayanı aramaktır, buyru unu hiç duymadın mı? Nasibte olmayanı kullar hiçbir zaman veremez. Dünya o ullarının buna hiçbir zaman gücü yetmez.

***

Ey ilim iddiasında bulunan, hani a laman? Yüce ALLAHın (C.C) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? Ondan korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? Onu HAK tarafına ça ırman nerede?

Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve e lenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden kurtulursun, hırsın a ırlı ı seni yormaz. E er bu şekilde davranmazsan, bütün bu u raşmalarından sana ne kalacak dersin? Sadece bir yorgunluk ve a ır bir hesap...

***

Do ruluk olmadan bilginin sana ne yararı dokunur? Do rulu un olmadı ı için bilgi sana bela olur. Ö rendin, namaz kıldın, oruç tuttun sebebi sana mal versinler, iyili ini görsünler, seni ö sünler oldu. Sana yakışır mı bu düşünceler?

Farzet ki halkın sana ilgisi arttı, bunun ölüm anındaki sıkıntıya faydası olur mu acaba? Seni sevenlerle aranda uçurumlar olacak o anda. Topladı ın malları başkaları paylaşacak, hesabı ve cezası da sana kalacak.

***

Yazık sana! Cehennemlik işleri yaparken cenneti umuyorsun. Geçici şeylerle avunuyor onları seviyor ve senin sanıyorsun. Ama yakında elinden alacaklar.

Yaratan hayatı sana emanet olarak verdi, Onun rızası yolunda yaşamanı emretti. Sen ise kendi iste in, heveslerinin peşinde hayatını tükettin. Sana verilen zenginlik, makam, sıhhat birer emanettir. Bütün bunları YARATICININ rızasına uygun yolda kullan.

***

Ey evlad, ana rahminde seni kim besledi. O halde iken ne kadar acizdin, bu hale seni getiren kim? Sen ise kendi varlı ına ve halka dayanmaktasın, parana, mevkine, bilgine güveniyorsun. Güvendiklerin bugün var yarın yok olabilirler. Yüce ALLAHtan (C.C) başka her kime güveniyor veya kimden korkuyorsan o senin ilahındır. Yakında bütün güvendiklerin yok olur kullarla aran açılır, sana karşı kalpleri katılaşır, kapıları yüzüne vururlar seni kapı kapı dolaştırırlar. Ça ırsan yardımına koşan olmaz.

Bütün bunlara sebeb Haktan başkasına güvenmiş olman, Onun nimetlerini başkalarından bilmiş olmandır.

***

Yüce ALLAHın (C.C) dininde olmayan şeyleri yapmaya çalışma. Elinde iki şahit olsun; biri KUTSAL KİTABIMIZ, di eri SÜNNET-İ RESULALLAH. Bunlar seni RABBİNE ulaştırır. Ama sen bu şahitleri bırakıp nefsinin peşinden gitmeye devam ediyorsun. Elinde iki şahidin var; biri zayıf aklın, di eri de şahsi arzun. Şüphesiz bunlar seni ateşe iter. Firavun gibilerin arasına katar.

***

Ey içi bozuk, yakında öleceksin, öldükten sonra yaptıklarına çok pişman olacaksın ama çok geç...Dilin güzel söze alıştı ı için konuştu ve aldandı, ama kalbin hiçbir şeyden anlamaz bir halde. Bu durum seni kurtarmaz. Güzel konuşmayı kalb yapmalı, yalnızca dilin iyi söz söylemesi faydasızdır.

***

Ey ALLAH (C.C) yolcularını bulamayan; varlı ını ve yaratılmışları HAK varlı ına perde eden kişi; a la, başkasına bir a larsan kendine bin defa a la
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
ALLAHtan (C.C) başka ilah yoktur, dedi inde bir DAVA peşine düştün demektir. Her davada şahit isterler, şahidi olmayan davasını kaybeder. Ayrıca bu u urda gelecek her türlü sıkıntıya gö üs gerip, sabır göstermek de birer şahid sayılır. Bunları yaparken İHLASlı olmak gerekir.

Evet, ne güzel demis,Geylani Hazretleri...
Rabbim bizleri ihlasli kullarindan ve O'nun(cc) davasinda bu dünyadan göc etmeyi nasip buyursun insa'Allah....Amin
 

Günes

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Eki 2005
Mesajlar
555
Aldığı Beğeniler
2
GÖNÜLDEN AMIN...

hangi insan bunu anliyamicak kadar aptal olabilir acaba diye düsünüyorum ve ne yazikki oldugunu da biliyorum akillari yok mus gibi ama asil olmayan kalpdeki sevgi sanirim sevmek birini degil herkezi sevebilmektir...ne kadar dogru yakinda bütün güvendiklerin yok olur kullarla aran acilir,sana karsi kalpleri katilasir,kapilari yüzüne vururlar seni kapi kapi dolastirirlar.Cagirsan yardimina kosan olmaz... insan oglunun icinde bütün duygular saklidir sevgi gibi kin ve nefrette öyle önemli olan icindeki duygunun hangisini dogru buldugun ve onu ön plana cikardigindir ve sana yardim eden sadece imandir...iman dolu bi kalp sevgiyle beslenir....kapi kapi dolasmak istemiyorsak asil dogru kapiyi bilmekten gecer...diye düsünüyorum...zaten iman dolu bi kalbimiz varsa kapida yüzümüze ins. carpilmaz ki en büyük kapi o`nun kapisi yeterde artar... :)
 
Ş

ŞEVVAL

Guest
Orjinal Yazarı Günes
GÖNÜLDEN AMIN...

hangi insan bunu anliyamicak kadar aptal olabilir acaba diye düsünüyorum ve ne yazikki oldugunu da biliyorum akillari yok mus gibi ama asil olmayan kalpdeki sevgi sanirim sevmek birini degil herkezi sevebilmektir...ne kadar dogru yakinda bütün güvendiklerin yok olur kullarla aran acilir,sana karsi kalpleri katilasir,kapilari yüzüne vururlar seni kapi kapi dolastirirlar.Cagirsan yardimina kosan olmaz... insan oglunun icinde bütün duygular saklidir sevgi gibi kin ve nefrette öyle önemli olan icindeki duygunun hangisini dogru buldugun ve onu ön plana cikardigindir ve sana yardim eden sadece imandir...iman dolu bi kalp sevgiyle beslenir....kapi kapi dolasmak istemiyorsak asil dogru kapiyi bilmekten gecer...diye düsünüyorum...zaten iman dolu bi kalbimiz varsa kapida yüzümüze ins. carpilmaz ki en büyük kapi o`nun kapisi yeterde artar... :)
bende güneşe katılıyorum :baby:
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
Abdulkadir-i Geylani (ksa) Hz.leri'nin Menkibeleri

Hz. Pir Abdulkadir-i Geylani (ksa) Efendimiz'e Cenab-ı Hakk (cc) Hz.leri nice nice lütuflarda bulunmuş, insanları hidayete eriştirme noktasında ilahi katından çok ikramlar vermiştir.

Hz. Pir Abdulkadir-i Geylani (ksa) Hz.leri anlatıyor: Küçük idim, Arefe günü çift sürmek için tarlaya gittim. Bir öküzün kuyru undan tutup arkasından gidiyordum. Hayvan dile gelerek: Ey güzel çocuk! Sen böyle işler için (çift sürmek için) yaratılmadın. Esas vazifene dön. dedi. Korktum geri döndüm. Evin yolunu tuttum. Evimizin damına çıktım. Gözüme Hacılar gözüktü. Arafatta vakfeye durmuşlardı. Anneme gidip: Ey gözüm nuru annemf! Beni Allah-ü Teala Hz.leri'nin yolunda çalışmaya bırak. İzin ver, Ba dat'a gidip ilim ö reneyim. Salih zatları ve evliyaları ziyaret edeyim. dedim. Annemin gözleri hayretle açıldı, sebebini sordu. Gördüklerimi anlattım. A ladı, kalkıp babamdan miras kalan seksen altının kırkını kardeşime ayırdı. Yarısını bana verip koltu umun altına, kaftanıma belli olmayacak şekilde dikti ve: Ey Hayat a acımın tek çiçe i! Haydi sefere çık ve kemal yolunda ilerle! Her iş ve her harekette do ruluktan ayrılma! deyip benden söz aldı. Haydi Allah (CC) rızası için senden ayrılıyorum. Allah (cc) Hz.leri selamet versin. O lum, kıyamete kadar da belki yüzünü bir daha göremem. Tekrar ediyorum, e er Yüce Allah (CC) Hz.leri'ni ve beni hoşnut etmek istersen, do ruluk üzere ol. Bir nefes olsun yalan söyleme. Allah (cc) Hz.leri do rularla beraberdir., buyurdu. Söz ey benim biricik canım annem. dedi ve sarılıp annesinin mübarek ellerini öptü öptü, ondan helallik aldı. Her ikisinin de gözleri bulut gibi yaş döküyordu.

Nur yuma ı çocuk küçük bir kafile ile Ba dat'a gitmek üzere yola düştü. Hemedanı geçince birden bire silahlı altmış atlı eşkıya çıkageldi. Kafilenin önünü kesip soydular. Eşkıyalardan biri gelip: Ey fakir çocuk! dedi. Senin de üzerinde bir şeycikler var mı? Nur yuma ı Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri: Var! dedi. Kırk altınım var. Eşkıya güldü. Git oradan fakir çocuk. dedi, onu bırakıp gitti. Bir başkası geldi sordu. Nerededir? dedi. Koltu umun altındadır. dedi. Alay ediyor zannederek Reisimizin yanına yürü deyip çete reisinin yanına götürdüler. Azılı eşkıya sordu: Ey çocuk. Kırk altınım var demişsin. Do ru mu bu? Gavs cevaben: Evet. dedi. Eşkiya başı Nerede? diye sorusunu tekrarlayınca: Elbisemin altında dikili. diye yanıt aldı. O anda elbiseyi hemen kesip baktılar. Gerçekten kırk altını buldular. Eşkıya reisi hayrete düşüp: Çocuk. Neden söyledin? diye sordu. Eşkiya başının aldı ı yanıt çok enteresan: Anneme ne olursa olsun do ruluktan ayrılmayaca ıma, yalan söylemeyece ime söz verdim. İhanet edemem. Eşkıya reisinin birden gözleri pınar oldu ve haykırdı: Bu çocuk annesine verdi i ahde bu kadar vefa gösteriyor, ben bunca senedir beni yaratıp yetiştiren Rabbime ihanet ediyorum. Tövbe edip eşkıyalı ı bırakıyorum dedi. Bu çocuk benim kurtarıcım oldu. Eşkıya reisinin gözyaşı ile tevbe etmesi di er şakileri de etkiledi. Ey reisimiz! Şimdiye kadar yol kesmede, eşkıyalıkta başımız idin, şimdi de tevbe etmede ve iyili e dönmede reisimiz ol dediler. Reis: O halde kervandan aldıklarınızı geri verin. Kalbleri yosun tutmuş altmış civarında eşkıya Hz. Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri'nin dizinin dibinde tevbe ettiler. Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri Ba dat'a gitti inde onsekiz yaşında idi. Orada bulunan meşhur alimlerden ilim ö rendi
.
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri ders ve vaazına başladı ve medresesinde otuz üç sene talebe ve dervişlere ders verdi. Allame İbn-i Neccar Cübbai, Hz. Pirin (KSA) şöyle buyurdu unu bildirmiştir: Bütün amelleri inceledim, yemek yedirmek ve güzel ahlaktan daha iyi bir şey bulamadım. Bütün dünya bana verilse, hiçbir aç ve fakir bırakmam, hepsini doyururum. Şu anda bana bin altın verilse, bir gece bile bekletmeden tasadduk ederim.

..........................................



Pir Gavsul Azam Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.lerinin her gün gizli ve açık çeşitli kerametleri görülürdü. Harikulade ve keramet, ancak bir hayır ve hikmet için gösterilir. Kerametini gizlemeyen dünyaya düşkündür. Bana mürid olan, yahut evladımdan ve halifelerimden hilafet alıp, keramet derecesine ulaşıp, maksatsız keramet izhar edenin yüzü iki dünyada kara olur. buyururdu.

..........................................



Müerric bin Benhan şöyle anlatmıştır: İlimdeki şöhreti, keşf ve kerameti her tarafa yayıldı, sonra yüz kişilik bir grup alim, onu imtihan etmek ve tecrübe etmek istemişlerdi. Her biri ayrı ayrı sual hazırlayıp sormak üzere Pir Abdülkadir-i Geylani (KSA) Hz.lerinin huzuruna gelince, Pir Abdülkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri öyle bir galeyana geldi ki, gö sünden nurdan şimşekler ve kılıç gibi gö sünden nurlar saçılmaya başladı. Sual sormaya gelenler hayret ve ızdırap içerisinde feryat etmeye başladılar. Sonra Pir Abdülkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri sual sormaya hazırlananların her birinin gö süne basarak, Senin sualin şudur cevabı da şudur. buyurarak hepsinin suallerini cevaplandırdı. Daha sonra ben o alimlerin her birine: Bu hadisede size neler oldu? dedim. O anda bildi imiz her şeyi unutmuştuk. Gö sümüze Pir Abdülkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri basınca hatırladık. Bilmedi imiz birçok şeyi de ö rendik. dediler.

..........................................



Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri ilimde çok yüksek derecede idi. İmam-ı Rabbani (RA) Hz.leri buyuruyor ki: Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri, Velayet-i Muhammediyyenin son noktasına ulaşmıştır. Bu ümmette en çok keramet ondan görülmüştür. Bir gün Hızır'ın (AS) hutbe okurken kapının önünden geçmekte oldu unu görmüş ve: Ey İsrail o lu! Gel de Hz. Muhammed'in (SAV) mübarek sözlerini dinle. buyurmuştur.

..........................................



Pir (KSA) Hz.leri buyurdu ki: Yirmibeş sene sahralarda dolaşıp yerden biten otları yemeden, derelerdeki sulardan içmeden ve bir yıl veya daha fazla susuz durmadan, insanlar içinde oturup, onları irşada başlamadım. Ben sahralarda dolaşırken Ol! sözü ile ihsan olundum. Ondan sonra çok yiyecek maddeleri buldum, istedi imi yerdim. Kuma tuzlu su dökerdim, tatlı su olurdu, içerdim. Da dan bir parça koparınca elimde helva olurdu. Sonra Allah-ü Teala (CC) Hz.lerine karşı edebi gözeterek bunları terkettim. Maşukluk makamında, gök kubbe altında, Gavs-ül A'zam (KSA) Hz.leri gibi bir kimse gelmemiştir ve gelmez.

..........................................



Şeyh Ebu Midyen Ma ribi (RA) Hz.leri buyurdu ki: Hızır'a (AS) rastladım. Asrımızdaki do u ve batıda bulunan meşayihi sordum. Cevabında: O (KSA) sıddıkların, İmam-ı Ariflerin hücceti, Marifetin ruhudur. Evliya arasında şanı büyüktür. buyurdu.
..........................................



İmam-ı Hasen-i Askeri (RA) Hz.leri, seccadesini yarenlerinden birine emanet bırakıp, Gavsul Azam (KSA) Hz.lerine ulaştırmasını vasiyyet etti. Onu muhafaza edip ömrünün sonunda, güvenilir birine emanet edip, aynı vasiyyeti yapmasını böylece elden ele, Hicri beşinci asrın ortalarında, Seyyid Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri İsmi ile meşhur Gavsul Azam (KSA) Hz.leri zuhur edince, Ona (KSA) verilmesini ve kendisinden Ona (KSA) selam söylemesini tavsiye etti.
..........................................



Gavsul Azam (KSA) Hz.leri, Medine-i Münevvereden Ba dadi Darüsselama gelirken, yolda hırsızlardan birine rastladı. Gavsul Azam (KSA) Hz.leri ona: Sen kimsin? buyurdu. Hırsız: Ben çölde yaşayanlardanım. dedi. Gavsul Azam (KSA) Hz.leri ona, isminin masiyet günah mürekkebi ile yazılmış oldu unu açıkladı. Hırsızın kalbinden: Bu heybet ve azamet sahibi kişinin Gavsul Azam (KSA) Hz.leri olması muhtemeldir. düşüncesi geçti. Hırsızın kalbinden geçeni hırsıza söyledi ve: Evet ben Abdulkadirim. buyurdu. Hırsız, derhal düşüp mübarek ayaklarına kapandı ve dilinden: Ey Seyyid Abdulkadir (KSA). Allah (CC) için bana bir ihsanda bulun. sözleri çıktı. Gavsul Azam (KSA) Hz.leri, haline acıdı ve kalbinin düzeltilmesi için Allah-ü Teala (CC) Hz.lerine dua etti. Hitab geldi: Ey Gavsul Azam, hırsızı do ru yola götür. Onu sevgililer hidayetine irşad eyle. Onu kutublardan biri eyle. Hırsız, eşsiz teveccühleri ile kutublardan oldu.

..........................................



Gavsul Azam (KSA) Hz.leri leri bir gün İmam-ı Ahmed bin Hanbelin kabrini ziyaret etti. Yanında evliyadan bir cemaat da vardı. Kabrin başında okudular. İmam-ı Ahmed bin Hanbel (KSA) Hz.leri kabirden çıktı, elinde gömlek vardı. Gömle i verdi ve birbirlerinin boynuna sarıldılar. Sonra İmam-ı Ahmed: Ey Seyyid Abdulkadir (KSA)! Fıkıh, Tasavvuf (Tarikat) helalin, haramın ilmi sana muhtaçtır. buyurdu.
..........................................



Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri buyurdu ki: Hicri 521 senesi Şevval ayının 16 olan Salı günü ö leden önce, Resulüllah'ı (SAV) rüyamda gördüm. Ey o lum, niçin konuş muyorsun? buyurdu. Babacı ım ben yabancıyım, Ba dat fasihlerinin yanında nasıl konuşurum? dedim. A zını aç buyurdu. A zımı açtım. Yedi defa mübarek a zının suyundan a zıma saçtı ve: İnsanlara konuş, onları güzel hikmet ve vaazlar ile Rabbinin yoluna ça ır. buyurdu. Ö le namazını kıldım. Yanımda kalabalık insanlar gördüm. Nutkum tutuldu. İmam-ı Ali bin Ebu Talib (KV) Hz.lerini lerini gördüm. Mecliste benim karşımda ayakta duruyor ve bana: Ey o lum niçin konuşmuyorsun? diyordu. Babacı ım, nutkum tutuldu, konuşamıyorum. dedim. A zını aç. buyurdu. Açtım. A zımın içine mübarek a zının suyundan altı defa saçtı. Niçin yediye tamamlamadınız? dedim. Resulüllah'a (SAV) karşı olan edebimden. buyurdu. Ve gözden kayboldu. Bundan sonra en fasih bir dille konuşmaya başladım. ..........................................



Gavsul Azam (KSA) Hz.leri bir mahalleden geçerken bir müslümanla bir hıristiyanın münakaşa ettiklerini gördü. Sebebini sordu. Müslüman: Bu hıristiyan, Bizim peygamberimiz sizin peygamberinizden üstündür. diyor, ben ise bizim peygamberimizin üstün oldu unu söylüyorum. dedi. Gavsul Azam (KSA) Hz.leri hıristiyana: İsa (AS)'ın, Hz. Muhammed (SAV) Efendimizden üstün oldu unu hangi delille isbat ediyorsun? buyurdu. Hıristiyan: Bizim peygamberimiz ölüyü diriltirdi. dedi. Gavsul Azam (KSA) Hz.leri: Ben peygamber de ilim, sadece peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)'a uyan bir müslümanım. E er ölüyü diriltirsem, peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)'e inanır mısın? buyurdu. Hıristiyan: İnanırım. dedi. Gavsul Azam (KSA) Hz.leri: Bana harab olmuş, eski bir kabir göster ve peygamberimizin üstünlü ünü gör. buyurdu. Eski bir kabir gösterdi. Gavsul Azam (KSA) Hz.leri hıristiyana: Sizin peygamberiniz ölüyü diriltmek istedi i zaman hangi sözleri söylerdi? buyurdu. Hıristiyan: Kum Bi İznillah- Allah'ın izni ile kalk, diril derdi. dedi. Gavsul Azam (KSA) Hz.leri leri ona: Bu gösterdi in kabirde yatan kişi, dünyada şarkıcı idi. İstersen onu şarkı söyler halde dirilteyim. buyurdu. Hıristiyan: Peki, öyle olsun. dedi. Gavsul Azam (KSA) Hz.leri kabre döndü ve: Allah'ın (CC) izni ile kalk. buyurdu. Kabir açıldı ve ölü şarkı söyler halde kalktı. Hıristiyan bu kerameti görünce, Peygamberimizin (SAV) üstünlü ünü ikrar edip, Gavsul Azam (KSA) Hz.lerinin elinde müslüman oldu.
 
Üst Alt