Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
TEFERRUAT MEDENİYETİ

Şu medeniyet sözü çıkalı rahatımız bozuldu doğrusu. Nereye varsan, ne yapsan bir medenîlik sıkıntısı, adabımuaşeret üzüntüsü. İstediğin gibi giyinemezsin, istediğin gibi yiyip içemezsin! Hatta istediğin gibi yürüyemez, konuşamazsın. Meselâ şu pantolon denilen kör olasıyı ütülemeden giyemezsin!.. Giydin mi ona esir oldu gittin. Artık bağdaş kurup oturamazsın. Merdivenden dimdik çıkacaksın. Aksi hâlde diz yapar! Ya o kolalı yakalar. Mermer gibi.. Gırtlağını bir sıktı mı, başını ne sağa çevirebilirsin ne sola!.. Hâşâ kara canavar gibi başını bir yere çevirmek istersen, kendin de dönmek zorunda kalırsın! Hele o kravat!.. Halkın medeniyet yuları dediği bu nesne, neye yarar acaba!.. Bir ziyafete gidersin.. Sofra kurulur. Önüne yemekten çok bir yığın çatal, kaşık, bıçak konur. Hangi yemeği ne ile yiyeceğini bir türlü bilemezsin!.. Meselâ, sofraya bir kızartma konulmuştur. Bıçakla keseceğim, çatalla parçalayacağım, derken insanın canı çıkar.. Suyu, beyaz masa örtüsüne, peçetelere sıçrar. Utanırsın, üzülürsün, bitersin, tükenirsin.. Bunun en kolayı, en tabiîsi ve zevklisi, et parçasını eliyle alıp ağzını şapırtada şapırtada yemektir. Amma böyle yaptığın an, medeniyetten çıktın demek!.. Nerede bir sofraya oturup bağdaş kurup kemiklerin iliklerini somura somura, içlerine sindire sindire yemek yiyen, çorba içen ecdadımız!.. Herkes önüne küçük bir tabak koyuş, tıpkı kediler gibi birbirlerine yan gözle baka baka çatır-mıtır tıkır-mıkır medenîce yemek yiyoruz! diye kendimizi aç bırakıyoruz!..

Sonra efendim, şu günaşırı hatta her gün tıraş olmak da ne oluyor!.. Kadınlar gibi yüzümüzü cascavlak bırakıyoruz! Mademki yeryüzümüzde kıl çıkıyor, elbette bir hikmeti var. Yaratan, abes şey yaratmaz!.. Onu öyle bırakmak, ecdadımız gibi 15 günde bir berbere düzelttirivermek yeter. Jiletler, sabunlar, fırçalar, tıraş makineleri, pudralari kremler.. Bunlara verilen paralar, kaybedilen kıymetli zamanlarımız.. Hepsine, hepsine yazık!.. Ya kadınlarımızın çu medeniyet hastalığından çektikleri?!.

Zavallılar her an, her gün azap içindedirler. Dar, bir karış ökçeli ayakkabılarıyla yürüyebilmek kolay iş midir? Ya o korseler! Biçimli, endamlı gözükeceğiz diye, sıkmadık yerlerini bırakmazlar. Ya saçlar! Ondüle yaptıracağız diye ne hâllere sokulur. Azap melekleri, kabirde bile günahkâr bir insana bu kadar işkence yapmazlar!.. Sonra her zaman kim bilir günde kaç kere saçlarına muhtelif şekiller vermek, kaş yolmak, kirpiklerin beş altı tanesini bir araya getirip, kirpi dikeni gibi bir hâle sokmak... Ya, dudak, göz boyamak gibi işler!.. Bunlara ayrılan bunca zaman?.. Bunca para!.. Acaba hangi hayatî, zarurî ihtiyacın neticesidir?! Asrî bir kadının günlük hayatını tetkik edecek olursak, sabahtan akşama kadar zamanının kısm-ı âzamını aynalar karşısında geçirdiğini görüyoruz. Her şeyden evvel asrîlik-sosyete-modernlik gibi kelimelerle bize giren Avrupa medeniyeti, doğru söylemek lazım gelirse hazır rahatımızı da bozdu.. Kimimiz bir pantolonun , kimimiz bir kravatın esiri. Kimimiz sosyetenin, kimimiz ondülenin esiriyiz.. Şekilperestlik ve teferruat içinde bulanıyoruz. Medeniyet icabı, muaşeret icabı diye ne yaptığımızı bildiğimiz yok!.. Millet ve idare demokrasisi lazım.. Bunun için de yine halka dönmemiz icap ediyor. Ecdadımız ne kadar rahat ve sade yaşamışlar, ne uzun ömürler sürmüşler. Onları bir düşünelim. Avrupalılar ne yaparlarsa yapsınlar, biz kendimize, rahatımıza bakalım. Varsın bize bu bakımdan medenî demesinler. İnsanı aynaya, görünüşe, cekete, pantolona, korseye esir eden medeniyeti ben ne yapayım?

Böyle medeniyetin Allah belâsını versin!..

Osman Yüksel Serdengeçti/ Mabetsiz Şehir
 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
Medeni olmanın ölçüsünü giyim kuşam, alkol ve batı müziğine indirgeyen egemenlerin derdini çekiyor bu millet.

Bir gecede bin yıllık harfleri kaldırırsan ortaya 'cahil' bir millet çıkar haliyle,
Yunus'ların diliyle türkü söyleyenlere batı müziğini söyletmeye kalkarsanız türküsüz kalır bu millet.
Başörtüsünü gericilik diye lanse ederseniz iffetsiz oluur bu halk.
Medeniyetin halkımıza yaptıklarına bakar mısınız? herkes çook mutlu ve herkes çağdaş uygarlığın keyfini çıkarıyor.. değmesin keyfimize.

 

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
Okkalı bir bakış açısı ve yorum. İşte ben burda bunları görmek istiyorum. Bulunduğum bir konserde (mistik/tasavvufi bir konserdi) Sinan Çetin'in uyarlamış olduğu bir kısa filmi izlettiler. Bir topluluk toplanmış evlerinde ufak çaplı bir eğlence düzenliyorlar. Buram buram Anadolu kokan bir hava, bağlama herşey biziz yani.

Ne oluyor efendim, eli silahlı askerler evi basıyor. Ve dediklerine bakar mısınız?
_Bundan böyle Mozart, Beethoven çalacaksınız, yasak var! diye bağırıyor.

Millet ilkin afallıyor. Sonra adam başlıyor bağlama ile Mozart çalmaya.

Askerin cümlesi şu;
_Nasıl olur, bir bağlama ile batı müziği nasıl çalınır?!

İşte bizim mesele burda, batıyı olduğu gibi kopyalamayı medeniyet ve muasırlık sanıyoruz. Oysa iş tekniklerini alıp kendine göre uydurman ve de kimliğini muhafaza etmende.

Ahh ah okumak lazım bunun için okumak! Karga kitapları değil, bizi tutup kaldıracak, bir fikir inşa edecek kitapları.. Yarın kuzu postuna bürünen kurtların boyunlarındaki yaftaları okuyabilmek namına!

Haydi devrimci gençlik ne duruyorsun?! :)
 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
Okkalı bir bakış açısı ve yorum. İşte ben burda bunları görmek istiyorum. Bulunduğum bir konserde (mistik/tasavvufi bir konserdi) Sinan Çetin'in uyarlamış olduğu bir kısa filmi izlettiler. Bir topluluk toplanmış evlerinde ufak çaplı bir eğlence düzenliyorlar. Buram buram Anadolu kokan bir hava, bağlama herşey biziz yani.

Ne oluyor efendim, eli silahlı askerler evi basıyor. Ve dediklerine bakar mısınız?
_Bundan böyle Mozart, Beethoven çalacaksınız, yasak var! diye bağırıyor.

Millet ilkin afallıyor. Sonra adam başlıyor bağlama ile Mozart çalmaya.

Askerin cümlesi şu;
_Nasıl olur, bir bağlama ile batı müziği nasıl çalınır?!

İşte bizim mesele burda, batıyı olduğu gibi kopyalamayı medeniyet ve muasırlık sanıyoruz. Oysa iş tekniklerini alıp kendine göre uydurman ve de kimliğini muhafaza etmende.

Ahh ah okumak lazım bunun için okumak! Karga kitapları değil, bizi tutup kaldıracak, bir fikir inşa edecek kitapları.. Yarın kuzu postuna bürünen kurtların boyunlarındaki yaftaları okuyabilmek namına!

Haydi devrimci gençlik ne duruyorsun?! :)

ben üstteki yorumu yazarken sinan çetin'in anlattığınız belgeselini anlatmak istemiştim aslında. Mutlu ol, mutlu ol yoksa sen devlete karşı mı geliyorsun diye bağırıyordu medeniyetin askeri.

Şimdi okumak diyorsunuz, devrimci gençlik diyorsunuz da 30 yıldır apolitize edilmiş bir halk var karşımızda. Hakan Albayrak'ın dediği gibi 'Dengeler Adına' her şey ve bu denge adamı şair yapar. dengeler adına hiç bir şey yaptırmıyorlar, yapamıyoruz

Üzülerek söylüyorum kendimi de dahil ediyorum sistem içinde eritildik veya eritiliyoruz, son çarkı kırmazsak ezilir gideriz.




 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Bilindiği gibi dünya coğrafyası genel anlamda Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu ayrımı belirleyen temek ölçüt her ne kadar coğrafî gibi görünse de aslında Doğu ile Batı arasındaki farkı belirleyen temel unsur yaşam felsefesidir. Doğuda, “İnsan yaşat ki devlet yaşasın.’’ Felsefesi hâkim durumda iken Batı’da “Ya bendensin, ya bana karşı yaklaşımıyla “Göze göz dişe diş’’ mantığı hâkim olup ‘Pax Romana’’ anlayışı vardır. Doğu ile Batıyı incelemek ayrı bir yazı konusu olduğundan konuya kısaca değinip geçiyoruz.
Malumumuz olduğu üzere, dünya terazisinde güç dengeleri her zaman değişmiştir. Yani dünya terazisi hiçbir zaman eşit kollu olmamıştır. Ortaçağ’dan sonra Skolastik bataklığından kurtularak değişmeye, gelişmeye başlayan Avrupa’nın günümüzdeki ihtişamı hepimizin mâlumu. Şekil itibariyle zirveyi yaşayan bu medeniyetin elma şekeri gibi dıştan süslü, içten çürümüş, kokuşmuş olduğu hakikati bir yana, Tarihî kanunlar incelendiğinde Avrupa’nın çöküşe doğru son sürat yol aldığı görülecektir.

Muhammed İkbal, bir şiirinde şöyle der: “Avrupa, bugün içinde olduğu hali bilseydi aklını oynatırdı.’’ Bu tespitte, hiç kuşkusuz dıştaki ihtişam ve debdebenin perde arkasında bambaşka bir hakikatin olduğu düşüncesi yatıyor olsa gerek. Tarihe yön veren şahsiyetlerin görüşleri incelendiğinde, Batı’nın dünya terazisindeki ağırlığını kaybederek yerini Doğuya bıraktığı, artık şüphe götürmez bir hakikattir ki bunu tahmin etmek de kehanet değildir. .

Malûm olduğu üzere Batı, eline geçen fırsatı, elde ettiği gücü kötüye kullanarak suiistimal etmiş ve Frankaynştayn’ı oynama tutkusuyla kendi sonunu hazırlamıştır. Bilimi, Tarih ideolojisinin emrine veren Batı dünyası, gücü tekeline aldığında, bunu insanlığın saadeti, ferah ve refahı için kullanacağı yerde kendi kültürü dışındakileri ötekileştirerek sömürme yoluna gitmiş ve evrensel olma yerine tek olma yolunda faaliyet göstermiştir. Tarihin Sonu, Medeniyetler Çatışması tezleri ile Mesihçi Kompleks, Armagedon gibi faaliyetler, Batı’nın ve Batı zihniyetinin ötekilere olan tahammülsüzlüğünü göstermektedir. !

Bugün itibariyle Batı Dünyası iç çözülme ve Dış Tehdit ile yıkıma gitmektedir. İç çözülme, aile yapısının bozulması, suç oranlarının tava yapması, gayri meşru faaliyetlerin artması gibi konularda gözlenmektedir. Dış tehdit ise Yükselen Doğu’nun güç dengesini zorlaması ve alternatif arayışlarının çoğalmasıyla ortaya çıkmaktadır. !

Daha düne kadar her ikisi de Batı zihniyetli olan Rusya ile ABD arasında yaşanan Soğuk Savaş döneminin iki kutuplu dünyası yerine bugün dünya tek kutuplu hale gelmiş, ardından, uyanan öteki milletler dengeleri zorlamaya başlamışlardır. Bugün itibariyle Çin, Rusya, Hindistan, İran, Batı’ya meydan okumakta ve ABD’nin arka bahçesinde yumuşak meyve yerine sert ceviz yetişmekte, bu arada Afrika’da köklü atılımlar gerçekleşmektedir. Bu durumda, iç çözülme ile çöküşe geçen Avrupa’nın dış tehdit ile dengelerin dışına itilmesi kaçınılmazdır. Meseleleri böylece özetledikten sonra işin ikinci boyutuna geçebiliriz. !

Hiçbir kültür, medeniyet ebed müddet olmamıştır. Ölse dahi tabutunun dünyaya sığmayacağı düşünülen Osmanlı’nın bile Tarihe karıştığı düşünüldüğünde, şartlar farklı olsa da bugünkü Batı’nın zevalinin yakın olduğu açıkça görülecektir. !

“Bir şey kemale erdiğinde zevalini bekle!’’ tespiti bir yana, yükselen topun belli bir yükseklikten sonra aşağı düşmekte olduğu hakikati, olayların gidişatı hakkında önemli ipuçları vermektedir. .

Arnold Toynbe’ye göre Medeniyetler inişli çıkışlı bir yapı izler. Ona göre Kurtuluş Tanrı’da ve Hıristiyanlıktadır. Ancak bugün itibariyle Batı’nın batıllarıyla olan ilişkisi, Toynbe’nin ümitlerini boşa çıkarmıştır. C.W.Ceram’ın şu tespiti ise Batı’nın akıbetini göstermektedir. “Her Medeniyetin en yüksek noktasında çöküş belirir.’’ Hükümdarların danışmanı olan Tarihin seyrine bakıldığında, farklı güzergâhlar izlense de, bu tespitin ne derece doğru olduğu anlaşılmaktadır. İleri derecede ileri görüşlülüğüyle tanınan Atatürk’ün, “Emperyalizm yeryüzünden silinecek ve yerine insanlar arasında renk farkı gözetmeyen yepyeni bir ahenk gelecektir.’’ Tespiti de, yıllarca, hatta yüzyıllarca dünyanın kaymağını yiyen Batı’nın Tarih sahnesindeki başat rolünü kaybetmekte olduğunu akıllara getirmektedir. !

İç çözülme, dış tehdit, tabiat kanunları bir yana, ötekileştirilen bir kültür ve medeniyetin fertleri olarak bugün her Doğulunun Tarihi vazifesini yapmasının zamanı gelmiştir. Batı, eline geçen fırsatı insanlığın felaketi için kullanmıştır; ancak devlet yaşatmayı insan yaşatmaya endeksleyen bir kültürün mensubu olarak bizler, tüm insanlığı felaket ve helakate sürükleyen kontrolsüz gücün yaptığının aksi yönünde hareket ederek dünya barışı yolunda hareket edebiliriz. !

Kendisine müjde verilen bir zatın oturup o günü beklemesi yapılacak en son iştir. Aksine bir silkinişle, asırlık çilelerin semeresi olacak olan ödüle doğru yol alınması, yapılacak en akıllıca iştir. Yalnızca Doğulu ulusların değil, tüm milletlerin saadeti, Doğu Zihniyetinin evrenselliği yakalamasıyla gerçekleşecektir. Batı dışı alternatif oluşumların zihni yapısı da göz önüne alındığında, kalıcı barış ve çifte standartsız hoşgörünün mümessili ve uygulayıcısı rolünde olan Türkiye’nin sorumluluğu ortaya çıkacaktır. Batı dışı dünyada açığa çıkan enerjiyi insanlığın saadeti yolunda değerlendirebilecek olan Türkiye’nin Doğulu toplumları evrensel şemsiyesi altına alması an meselesidir. !

Kısaca özetlersek, Batı’nın sonu yakındır. Bu durumda yapılması gereken, Medeniyet Çatışmalarının mucidi olan bir tahrip medeniyetinin sahneden çekilmesini hızlandırmak olacaktır. Bu da Medeniyet Çalışmasıyla, sebepler dairesinde, hızlanacaktır. Türk, Kürt, Arap, Çeçen, Boşnak vd Doğulu zihniyetteki milletlerin toptan çabalarıyla dünya refah ve feraha kavuşacaktır. !

Sezai Karakoç’un şu tespiti, konumuzun özünü oluşturmaktadır. !

“İnsanlığın dirilişi Ortadoğu’nun ve Müslümanların dirilişiyle doğru, Avrupa’nın dirilişiyle ters orantılıdır. Ne zaman Ortadoğu dirilmişse insanlık dirilmiş, ne zaman bunlar ezilmişse insanlık da ezilmiştir.’’!

Bu durumda yapılması gereken, Batı’nın şiddetini Doğu’nun adaletiyle sona erdirmek olacaktır. Bu yolda herkesin yapacağı bir şeyler elbette vardır. Herkesin, yaptığı pozitif işi en iyi şekilde yapmaya çalışması bu yolda atılacak olumlu bir adımdır. Yine tüm olumsuzluklara rağmen battığı bataklıktan başını kaldırıp son bir çırpınışla “Ben buradayım!’’ diyebilenlerin çabası, önemli bir gelişmedir. Yabancılaşmaya karşı öze dönüş yolunda atılan her adım, aslında huzur ve saadete doğru atılan bir adımdır. Unutma ki, “Büyük işler küçük başlangıçlarla olur ve “Her şey seninle başlar.

İnsan nasıl düşünmez? Nasıl olur da gaybi kurcalamayı bırakıp kendini hayvani bir akışa bırakabilir? İnannılır gibi değil. Fakat malesef hayatın gerçeği bu. İnsanın diğer yönleri bu ulvi yönü perdeliyor. Muvaffakiyetse tefekküre hakkını vermeye bağlı hiç bıçağın deştiği yerden kan akmaz olur mu?
 

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
Hmm bende yaptığınzı yorumda direkt o kısa film uyandı aklımda o yüzden ekleme gereği duymuştum.

Tamam üzerimizde kofullaşan bir kostüm ve de kafalarımızda sahte ideolocya var. Belki ilk etapta giderilmesi, izale edilmesi güç. Dediğiniz gibi bunun yıkımını sevgili Atatürkümüz ve milli şefimiz İnönü bir anda başabildiler. Ve ne yazık ki inşası yıkmak kadar olmuyor. Ama bir yerde bahsettiğiniz çarkı geriye döndürmeyi başarmalı. Bir 90 yıla bu hali alan millet üzerine bir 50 yıl eklesenize; havsalam almıyor yahu, almıyor aklım! İnanın ben derdini kafasında, yüreğinde derinlemesine hisseden bir bireyim. Allah Üstadım NFK'dan razı olsun. Bunu ancak iletecek olan kanal bizleriz yani gençler!

Gerekirse kapı kapı dolanılmalı. Hiç olmazsa ıstırabını çekmeli. Oturduğu, yattığı yerde düşünmeden büyük haysiyet olmadığını düşünmeli! Saman ekmeği nesline daha tahammül etmemeliyiz! Off yine galeyana geldim. Ama eksik olan ne kuzum biliyor musunuz? Teşkilat, teşkilat. Üstad diyor ki, "Bir Büyük Doğu Fikir Kulubü kurar gibi olduk. Sonunda korktuğum başıma geldi, bir arkama baktım ki, kimse yok!" diyor.

Ben ye'se düşmüyorum. Allah'ın izniyle bir gün düştüğümüz yerden kalkacağımıza inanıyorum.

"Büyük Doğu inşallah çok yakın!"
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Aslında düşünmemiz lazım.. o denli düşünüyoruz ki; bir velinin buyurduğu gibi, haddini aşan düşünmelerimiz tersine inkılap etti...

Mal için düşünüyoruz.
Makam için düşünüyoruz.
Eş için düşünüyoruz.
Ne derler? diye düşünüyoruz.
Ne yer, ne içerim diye düşünüyoruz.

Düşünemediğimiz tek şey; hiç düşünmeden İslam'a bağlanma ulviliği..

Evet.. Düşünmemen lazım genç adam! Hem de hiç düşünmemen.... Bir an evvel; giyiminden, yeme içmesine kadar; bütün hayatını Allah resulüne endekslemen lazım..

Yoksa; düşüne düşüne; düşünmemeye mahkum kalmaya doğru yol alıyorsun...

Bugünün dünyasında yanlış bir düşünme tarzının kalıplaşması seni tefekküre düşman etmesin genç adam. Bizzat dinin sana bunu salık verirken, teslimiyet tefekküre engel değilken dur, intihar etme ve ikisinden de sakın vazgeçme!..

Eyvallah Ervah sayende düşünce patlaması yaşanıyor :)manada düşünmediğimiz sürece mağlubiyete mahkumuz.Düşünmeden, gelişigüzel yaşayarak ancak insanlığımızı kaybederiz.

Ve Üstad bize bunu öğreten adamdır..
 

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
Büyük doğu ve Batı'nın güzide doğuluları, yarın birgün ne yaptınız diye soracaklar bizlere.

Misyon ve dava adamı olmak zor. Tv başında gündemi takip eder, ahkam keseriz.

 

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
Hakikat hakikat dağ gibi önümde, ne diyebilirim?.. Doğrusun :(
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Her ne kadar hakikatlar galiz olsa da teslimiyet tefekküre engel değilken dur, intihar etme ve ikisinden de sakın vazgeçme!Bari fikir çilemiz olsun Mehmet Akifin'in buyurduğu gibi "hakkıdır hakka tapan milletim istiklal..
Tefekküre akacağı istikameti gösteren ilahi kaynaktan Allah ayırmasın en azından araz ve maraz üzerine müşteki bir illetimiz var tespitini yaptık.
 
Üst Alt