Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Yüce Allah için sevmek ancak, onun için şart koşulan şeylerin bulunmasıyla sahih olur. Bunlar, beraber olundu u zaman birbirine merhamet ve şefkat göstermek; ayrıldıklarında da irtibatlarını devam ettirmektir. Bu da, birbirine nasihat etmek ve bunda samimi olmak, gıybetten kaçınmak, dostlu a tam bir vefa göstermek, ünsiyet ve muhabbet tesis etmek, dostuna eziyet etmemek, aradaki so uklu u gidermek, birbirine karşı rahat davranmak ve çekingenli i ortadan kaldırmaktır.
Fudayl b. Iyaz derdi ki: İki dost arasında birbirinden uzaklaşma meydana geldi inde, dostluk ortadan kalkar.
Cüneyd el-Ba dadi demiştir ki: İki kimse Yüce Allah için kardeş olduktan sonra, onlardan birisi so uk davranmaya ve arkadaşından çekinmeye başlarsa, bu ancak birisinin bozuk davranışından ileri gelmektedir.

Hz. Resûlullahtan (s.a.v) rivayet edilen şu hadis bu konuyla ilgilidir:

Yüce Allah için birbirini seven iki kimsenin Allaha en sevimli olanı, arkadaşını en fazla sevendir. Di er haberde:
en faziletli olanı şeklinde gelmiştir.



Di er rivayette ise şöyle buyrulmuştur: Kardeşlerin Allaha en sevimli olanları, arkadaşına en yumuşak davrananıdır.


Meşhur hadiste ise şöyle buyrulmuştur;



Kul, sevdi i kimseyi ancak Allah için sevmedikçe imanın tadını alamaz.


İbnu Abbas (r.a), Mücahide yaptı ı bir vasiyetinde şöyle demiştir:



Senden ayrı oldu u zaman arkadaşın hakkında, ancak senin arkandan konuşulmasını istedi in şekilde konuş. Sen affedilmeyi sevdi in gibi, arkadaşını da affet.


Seleften/önceki salihlerden birisi demiştir ki: Allah için sevdi im bir kardeşim yanımda anıldı ında, hemen onu karşımda oturuyormuş gibi düşünürüm ve onun hakkında ancak yüzüne karşı söyledi imde hoşlandı ı şeyleri söylerim.


Bir di eri de şöyle demiştir: Uzakta bulunan bir kardeşim yanımda zikredildi inde, hemen kendimi onun yerine korum; benim hakkımda neyin konuşulmasından hoşlanıyorsam, onun hakkında da o şekilde konuşurum.


Bu ahlak, İslamı samimi olarak yaşamanın bir göstergesidir. Bir kimse, kendisi için olmasına razı oldu u şeyi kardeşi için de istemedikçe, aynı şekilde kendisi için kötü gördü ü bir şeyi din kardeşi için de kötü görmedikçe, gerçek müslüman olamaz.



Ediplerden birisi demiştir ki: Kim, kardeşlerinden onların kendisinden istemedi i şeyleri ister ve beklerse, onlara haksızlık etmiş olur. Onların kendisinden istedi i ve bekledi i şeyleri onlardan isterse, onları yormuş ve zora sokmuş olur. Kim onlardan bir şey beklemezse, onlara iyilikte bulunmuş ve fazileti ele geçirmiş olmuş olur.


Bu manada bize hikmet ehlinden birisinin şöyle dedi i rivayet edildi: Kim, din kardeşleri yanında nefsini oldu undan fazla kıymetli gösterirse; günaha girmiş ve onları da günaha düşürmüş olur. Kim nefsini, sahip oldu u kıymetiyle ortaya korsa, kendisi yorulur, kardeşlerini de yorar. Kim de nefsini oldu undan daha aşa ıda gösterirse, kendisi selamette olur, insanlar da rahat ederler.


Bunun için önceki insanlar Yüce Allah için edinilen dostlukları çok şerefli bir iş olarak görmüşlerdir; çünkü imanın hakikati bu dostluklarla yaşanmakta ve tadılmaktadır.

Bazı haberlerde şöyle rivayet edilmiştir: ki kıymetli şey var ki onlar ço aldıkça kıymet ve şerefleri artar: Bunlar, helal para ve kendisiyle muhabbet edip huzur bulaca ın kardeştir.


Yahya b. Muaz (rah) demiştir ki: Bu zamanda üç şey çok kıymetlidir. Bunlardan birisi de vefalı kardeşliktir.

Yani, kardeşinin hiç bilmeyece i ve ulaşmayaca ı durumlarda, onun gıyabında yanındaki gibi davranmak; vefatından sonra ona ve ailesine hayatındaki gibi muamele etmektir. İşte Allah için sevilen din kardeşine vefalı olmak budur. Bu, Hz Peygamberin (s.a.v):
Bu sevgi üzere birleşirler ve yine bu sevgi üzere birbirlerinden ayrılırlar sözüyle, kardeşlik için şart koştu u vefadır. Efendimiz (s.a.v), bunun mükafatının Kıyamet günü Arşın gölgesinde gölgelenmek oldu unu belirtmiştir.



Bu konuda ediplerden birisi şöyle demiştir: Kardeşin vefatından sonra gösterilen azıcık vefa, onun hayatında gösterilen çok vefadan daha hayırlıdır.

Selef de bu şekilde hareket ederdi. Hasan-ı Basrî ve di erleri şöyle demişlerdir:
[BÖnceki salihlerden birisi, din kardeşi vefat ettikten sonra kırk sene onun ailesinin bakımını üstlenirdi. Bu durumdaki aileler, yakınlarının sadece zatını kaybetmiş olurlardı.[/B]


Anlatılır ki; Mesruk, a ır bir borcun altına girdi. Allah için kardeşi olan Heysemenin de borcu vardı. Mesruk, gitti hiç haberi olmadan Heysemenin borcunu ödedi; Heyseme de, haberi olmadan gizlice Mesrukun borcunu ödedi.


Kutul Kulub 4.Cild Semerkand
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
Müminlerin Birbirlerine Olan Sevgileri
Sevgi, Allah'ın insanlara verdi i en büyük nimetlerden biridir. Allah, insan fıtratını sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır. Kuran ahlakını yaşayan insanlarla birarada olmak, onlarla dostlu u ve sevgiyi yaşamak ise, iman eden bir insana birçok nimetten çok daha fazla zevk verir. Bu nedenle Allah'ın sevdi i ve hoşnut oldu u kullarına vadetti i cennet, gerçek sevginin, dostlu un ve yakınlı ın sonsuza kadar büyük bir coşku ile yaşanaca ı ola anüstü güzellikte bir yerdir. Allah'ın Kuran'da cennet hayatına dair verdi i haberlerde hep neşe, arkadaşlık, sevgi, muhabbet, güzel söz ve huzurdan bahsedilmektedir. Sevgi ve dostlu u engelleyecek herşey cennetteki insanlardan uzak tutulmuştur. Örne in Allah bir ayette, cennete girecek olan müminlerin kalplerinden kinden ne varsa alındı ını bildirmiştir. (Araf Suresi, 43) Kıskançlık, düşmanlık, rekabet, öfke, darılma, alınma gibi sevgiyi ve dostlu u engelleyen bütün kötü özellikler cennetin dışında kalacaktır.

Cennetle müjdelenen Müslümanların önemli özelliklerinden biri, onların dünya hayatındayken de Allah'ın elçilerini, peygamberlerini ve Allah'ın rızasına uyan tüm Müslümanları çok sevmeleridir. Kuran'da müminler arasındaki bu sevgi ve dostluk ba ı şöyle bildirilmektedir:

Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku' ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren müminlerdir. (Maide Suresi, 55)
İman edenler Allah'ın rızasını kazanmak için çaba gösteren tüm salih müminlere yakınlık duyar, onları kendilerine yakın birer dost ve veli edinirler. Her koşulda onlarla birlikte olmaktan büyük zevk alırlar. Bütün Müslümanlara büyük bir vefa ve sadakat ile ba lıdırlar. Bu sevgi, soy, ırk gibi yakınlıklara ya da herhangi bir çıkara dayalı de ildir. Paranın, makamın, kültürün ya da maddi de erlerin de hiçbir önemi yoktur. Allah'ın razı oldu unu umdukları kişiden müminler de razıdır; Allah yolunda olan salih müminler, Allah'ın en sevdi i kullarındandırlar. Bu nedenle müminler de birbirlerini çok severler ve birbirlerine çok düşkündürler. Kuran'ın birçok ayetinde müminlerin birbirlerine olan sevgilerinden, ba lılıklarından, merhametlerinden ve düşkünlüklerinden bahsedilmektedir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:

Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Da ılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)

Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz. (Hucurat Suresi, 10)

Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf ba layarak mücadele edenleri sever. (Saf Suresi, 4)

Bir başka ayette ise Allah, müminler arasındaki bu sevgiyi şöyle bildirmektedir:

Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret eden (mümin)leri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Haşr Suresi, 9)

Müminler, iman eden herkesi öz kardeşleri gibi kabul ederler. Bir başka müminin iyili ini, rahatını sa lamak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmazlar. Müminlerin bu sevgi anlayışı ise ancak imanın ve Kuran ahlakının yaşanması ile kazanılabilmektedir. Allah bir ayette iman edip salih amellerde bulunanlara Kendi Katından bir sevgi kılaca ını şu şekilde bildirmiştir:

İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır. (Meryem Suresi, 96)

Peygamber Efendimiz (sav) ise, sevginin önemini ve gerçek sevgiyi yaşayan müminlerin üstünlüklerini bir hadisinde şöyle belirtmiştir:

Hz. Ömer (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allahın kulları arasında bir grup var ki, onlar ne peygamberlerdir ne de şehidlerdir. Üstelik kıyamet günü Allah indindeki makamlarının yüceli i sebebiyle peygamberler de, şehidler de onlara gıpta ederler. "Orada bulunanlar sordu: "Ey Allah'ın Resulü! Onlar kim, bize haber ver! Onlar aralarında ne kan ba ı ne de birbirlerine ba ışladıkları bir mal olmadı ı halde, Allahın ruhu (Kuran) adına birbirlerini sevenlerdir. Allah'a yemin ederim, onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken, onlar korkmazlar. İnsanlar üzülürken, onlar üzülmezler.1

İman edenlerin birbirlerine olan bu sevgilerinin asıl kayna ı ise Allah'a olan derin sevgileridir. Dünya hayatındaki amaçları Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak olan müminler tüm hayatlarını Allah için yaşarlar. Kuran'ın "De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allahındır." (Enam Suresi, 162) ayetiyle bildirildi i gibi, yaptıkları her işte, gösterdikleri her tavırda Allah'ın rızasını kazanmayı hedeflerler. Sahip oldukları herşeyi Allah'ın hoşnutlu unu kazanmaya adayan müminlerin sevgileri de yine ancak Allah içindir. Allah'ı tüm sıfatlarıyla tanıyan, O'nun gücüne ve büyüklü üne her an şahit olan, rahmetini, sevgisini ve şefkatini tüm yaşamı boyunca hisseden bir müminin Allah sevgisi, hiçbir sevgiyle kıyaslanmayacak kadar güçlüdür. Müminlere karşı olan sevgileri de, sevgilerinin temeli Allah sevgisine dayandı ı ve Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla sevdikleri için aynı şekilde güçlü ve derindir. İman edenlerle yaşadıkları dostlu un, ahirette sonsuza dek sürece ini bilmeleri de bu sevgilerini güçlü ve daimi kılan bir başka nedendir.

Allah, Kuran'da müminlerin bu sevgi duyarlılı ına Hz. Yahya'nın ahlakını örnek vermiştir:

(Çocu un do up büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik. Katımız'dan ona bir sevgi duyarlılı ı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi. (Meryem Suresi, 12-13)
Peygamber Efendimiz (sav) hadislerinde müminlerin birbirlerine olan sevgilerinin Allah rızası için oldu unu şöyle hatırlatmıştır:

Hz. Ebû Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için bu zetmektir (sevmemektir). " 2

"İman ba larının en sa lamı Allah için dostluk, Allah için düşmanlık, Allah için sevgidir."3

Allah'ı çok seven, Allah'tan korkan, O'nun kendisinden hoşnut olması için samimi bir gayret gösteren müminler, dünyaya güzellik kazandıran hayırlı insanlardır. Bu üstün ahlakları dolayısıyla Allah'ın yarattıklarını da sever, onlara karşı şefkat ve merhamet duyar, onları korumak, onlara hayır ve güzellik getirmek isterler. Allah, müminlerin kalplerindeki imanlarından, Allah korkularından kaynaklanan bu güzel sevgiye ve Rabbimiz'e olan içten ba lılıklarına karşılık, onları sevginin ve sadakatin en güzel mekanı olan cennetle ödüllendirece ini müjdelemiştir.

İman edenlerin birbirlerine; Allah'ı ve müminleri sevmenin önemini hatırlatmaları önemli bir ibadettir. Her mümin cennet sevgisini dünyadayken yaşamaya çalışmalı, tek dost ve Veli olan Rabbimiz'e ve müminlere sevgi ve vefa ile ba lanmalıdır.


 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
MÜMİNLERİN SEVGİ VE DAYANIŞMALARINDAN GELEN MANEVİ KUVVETLERİ

Allah'a ve ahirete inanmayan insanların birlikteliklerinin temelinde genellikle hep dünyevi de erlere verilen önem ve yine dünyevi menfaatlere yönelik beklentiler yatar. Bu kimseler biraraya gelmekle bir anlamda karşılıklı bir menfaat anlaşması yapmış olurlar; taraflar karşılıklı olarak birbirlerine destek olur ve böylece müşterek menfaatler elde etmeye çalışırlar. Bu ittifaka dahil olan kimseler birlikteliklerinin karşılıklı bir güven ya da dostlu a dayanmadı ını ve her ne kadar dile getirilmese de bu ittifakın birtakım şartlara dayalı oldu unu bilirler. Taraflardan birinin menfaat sa layıcı vasfı ortadan kalktı ında, ittifak da ortadan kalkar. Bu şartlar oluştu unda di er kişilerin zor durumda kalması ya da deste e ihtiyaç duyması di er tarafın ilgisini çekmez. Çünkü kurulan bu ittifak sadece bir güç birli inden ve menfaat beklentisinden kaynaklanmıştır. Dolayısıyla da beklentiler yok oldu unda birli in bozulması da son derece do aldır. Allah'ın "& Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir." (Haşr Suresi, 14) ayetiyle insanlara haber verdi i gibi, iman etmeyenler her ne kadar birlik ya da dayanışma içerisinde gibi görünseler de temelde birlik olamazlar.

Dünya üzerinde insanlar arasında gerçek bir dostluk ve ittifak sa layabilecek yegane güç ancak 'iman'dır. Hesap gününden korkan müminler dostluklarıyla, dünyada başlayıp ahirette de sonsuza kadar devam edecek sa lam bir ittifakın temellerini atmış olurlar. Birbirlerini, araya hiçbir çıkar ya da menfaat beklentisi katmadan, halis niyetle ve sadece Allah rızası için sever, Allah rızası için dost olurlar. Temeli Allah sevgisine ve Allah korkusuna dayalı olan bu ba ın bozulması Allah'ın dilemesi dışında hiçbir şekilde mümkün olmaz.

İman edenler, Allah rızası için birbirlerini sevmelerinin verdi i güç ile büyük bir manevi kuvvet oluştururlar. Bir ayette "& (O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir toplulu a Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 249) sözleriyle bildirildi i gibi, kalplerindeki iman ile az sayıda bile olsalar, manen, büyük zorluklara ve güçlüklere karşı galip gelecek bir şevk ve irade kazanmış olurlar. Gösterdikleri güzel ahlaktan dolayı Allah'ın yardımını ve deste ini kazanmış olurlar. Allah'ın "& e er (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz." (Al-i İmran Suresi, 139) ayetiyle bildirdi i gibi, kimsenin birbirine düşüremedi i, gücünü kıramadı ı manevi bir kuvvet oluştururlar.

Kendi aralarında ise samimiyetle Allahın rızasını aradıkları için, hiçbir zaman bir kargaşa, anlaşmazlık ya da ihtilafla karşı karşıya gelmezler. Çünkü Allah'ın sözü birdir; Kuran ayetleri açıktır. Tüm inananlar Kuran'a kayıtsız şartsız uydu u ve her zaman Allah'ın rızasının en ço unu kazanmaya yönelik hareket etti i için, büyük bir uyum ve düzen meydana gelir. Tüm işleri akıcı bir düzen içinde kolaylıkla hallolur. Kendi menfaatleriyle çatıştıklarında her biri, Kuran ahlakının ve müminlerin menfaatlerinden yana tavır koydukları, kardeşlerinin nefislerini kendilerinkinden üstün tuttukları için güçlü bir dayanışma oluşur.

Müminler, birbirleriyle sonsuz ahiret arkadaşı olmaya niyet etmiş olmalarından dolayı derin bir sevgi, saygı ve sadakatle birbirlerine ba lanırlar. Bundan dolayı da asla rekabete, çekişmeye ya da ihtilafa imkan tanımazlar. Her ne zorluk ya da sıkıntıyla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, Allah korkularından ve samimi imanlarından dolayı yılgınlı a, gevşekli e ya da iradesizli e kapılmazlar. Birinde bir kusur olacak olsa, bir di eri güzel ahlakla ona destek olup iyili e teşvik eder. Sürekli birbirlerine iyili i emredip, kötülükten sakındırdıkları için giderek imanları daha da güçlenir, kuvvetleri artar. Amaçları, çabaları ve duaları hep aynı olan müminlerin, imanları ve sevgilerinden oluşan bu manevi güçlerini Bediüzzaman Said Nursi bir sözünde şöyle bir örnekle dile getirmiştir:

& Çünkü nasıl insanın bir eli di er eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkid etmez (eleştirmez), dili kula ına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını tamamlar, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine yardım eder; yoksa o vücud-u insanın (insan bedeninin) hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de da ılır. Hem nasıl ki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârane u raşmaz, birbirinin önüne geçmeye çalışmaz, birbirinin kusurunu görerek eleştirmek suretiyle şevkini kırıp yılgınlı a u ratmaz. Belki bütün meziyetleriyle, birbirinin hareketini genel amaca yönlendirmek için yardım ederler, hakiki bir dayanışma ve bir birlik ile yaratılış gayelerine do ru yürürler. E er zerre mikdar bir saldırı, bir zorbalık karışsa; o fabrikayı karıştıracak, neticesiz meyvesiz bırakacak. Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp da ıtacak...12

Bediüzzaman'ın verdi i bu örnek müminlerin arasındaki sevgiden kaynaklanan birlik ve beraberli in anlaşılabilmesi açısından oldukça önemlidir. İmanlarından kaynaklanan samimi sevgilerinden ve ihlaslarından dolayı, aynı bir fabrikanın çarklarının biraraya gelerek büyük bir güç oluşturması gibi, onlar da birbirlerine olan sevgi ve ba lılıklarıyla sarsılmaz bir manevi kuvvet kazanmış olurlar.

Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku' ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren müminlerdir. (Maide Suresi, 55)

Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf ba layarak mücadele edenleri sever. (Saf Suresi, 4)
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
uzun bir yazı oldu ama okumaya de er diye düşündüm..
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Gerçek Sevgi Kuran Ahlakı ile Birlikte Yaşanır


Allah (cc)'a gönülden ba lanan ve Allah (cc)'ı çok seven bir insan, O'nun yarattı ı tüm güzelliklere karşı kalbinde bir sevgi hisseder; bir çiçek, kelebek, kuş, kedi ya da güzel bir manzara böyle bir kişinin içinde büyük bir heyecan uyandırır. Aynı şekilde güzel huylu, güzel yüzlü bir insan da kalpte samimi bir hayranlık oluşturur. Çünkü insanın tüm bu gördükleri Allah (cc)'ın tecellileridir. Allah (cc)'a duyulan coşkulu sevgi, O'nun sonsuz güzelli inin, sanatının, aklının ve gücünün tecelli etti i herşeye karşı insan ruhunda do al bir sevgi ve muhabbet meydana getirir. Bu nedenle Allah (cc)'a gönülden ba lanan insanlar, gerçek sevgiyi yaşayabilen kişilerdir.

Kuran ahlakı ise gerçek sevginin temelini oluşturur. Bir insanı ahlakıyla, kişili iyle ve sahip oldu u tüm özellikleriyle derin bir sevgiyle sevmek, ancak kişinin Kuran'a uymasıyla mümkün olabilir. Çünkü Kuran'a uyan bir insan, Allah (cc)'ın be endi i ahlakı yaşamakla, pek çok sevilecek güzel özellik kazanmış olur.

Allah (cc)'ın "...Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır." (Meryem Suresi, 76) hükmünü bilerek tüm bu güzel ahlak özelliklerinde bir ömür boyunca sabır ve kararlılık gösterir. Vefa, sadakat, saygı, sevgi, alçakgönüllülük, fedakarlık, dürüstlük, hoşgörülü olmak, ba ışlayıcılık, merhamet, yumuşak huyluluk, cesaret, kararlılık gibi özellikler ancak Allah (cc) korkusunun ve Kuran ahlakının yaşanmasıyla süreklilik kazanabilir.

Bu süreklilik, müminin sevgide de bir ömür boyunca sabır ve kararlılık göstermesini sa lar. Sevgisinin temeli iman, Allah (cc) korkusu ve Kuran ahlakına dayanan ve Allah (cc) rızası için seven müminin sevgisi çok güçlü ve derindir. İman edenlerle yaşadı ı dostlu un, ahirette sonsuza dek sürece ini bilmesi de sevgiyi güçlü ve daimi kılan bir başka nedendir.

Kuran'a uyan bir insanın yaşadı ı bu üstün ahlak, onu hem Allah (cc) Katında hem de müminlerin gözlerinde çok de erli hale getirir. Kuran'a uyan, takva sahibi bir mümin herşeyden önce Allah (cc)'ın sevgisini ve rızasını kazanaca ını umar. Allah (cc) sevdi i kulunu, di er müminlere de sevdirir, ona Kendi Katından
bir nur, güzellik verir ve insanların kalplerinin ısınmasını sa layacak özellikler kazandırır.kuran mucizeleri. org
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Orjinal Yazarı keremm
Kim demiş arkadaş ugrunda ölmek zor. Asıl ugrunda ölünecek arkadaş bulmak zor.

(Kelam-ı Kebir)

Ne kadarrr dogru..

;(

Rabbim de içimizi temizlesin,

Ve hakiki kardeş olmayı nasip eylesin..

Aminnn..
 

TebessüM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,558
Aldığı Beğeniler
9
Orjinal Yazarı keremm
Kim demiş arkadaş ugrunda ölmek zor. Asıl ugrunda ölünecek arkadaş bulmak zor.

(Kelam-ı Kebir)

Biz arkadaşımız ugruna canımızı verirsek sizce bizede bir canını veren bulunmaz mı?

Bize canını verecek dost arkadaş bulunmadı diyelim bunun sebebi bizdeki samimyetsizlik olabilirmi?
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Orjinal Yazarı eslem
uzun bir yazı oldu ama okumaya de er diye düşündüm..

Bu güzel yazıyı hazırladıgın için Allah razı olsun gerçekten okumaya deger bir yazı , yazını okudum
 

*perwerder*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
2,975
Aldığı Beğeniler
2
Birlikten kuvvet dogar paylaşımlardan muhabbetten sevgi artar....herşey karşılıklı inşaallah.....ama biz Rabbimize bir adım atsak O bize on adım yaklaşır, biz yürüyerek gitsek O koşarak gelir.......

iki kişi birbirini Allah(cc) rızası için severse Üçüncü olarak ta Allah(cc) 'ta onları sever.....
 
Üst Alt