30 bin kişinin katili ve PKK terör örgütünün başı Öcalan da; Sezer gibi, En büyük tehlike irticadır diyor
PKK lideri ve İmralı mahkûmu Abdullah Öcalanın da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer gibi düşündüğü ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezerin Harp Akademileri Toplantısı başta olmak üzere, hemen hemen yaptığı her konuşmada, İrtica en büyük tehdit açıklamalarına, İmralıda yatan PKK lideri Abdullah Öcalanın da destek verdiği belgelendi.
Avukatlarıyla yaptığı görüşmede, Türkiyedeki tüm gelişmeler hakkında bilgiler veren, PKK ve yandaşlarına talimatlar yağdıran Apo; irticadan, 28 Şubat sürecine, AB ile görüşmelerden Fethullah Gülen Hocafendi'ye kadar çok geniş yelpazede görüşlerini aktarıyor.
Aponun en dikkat çekici sözleri, 13 Mayıs 1999 tarihinde yani 28 Şubat sürecinin en etkin olduğu dönemde, avukatlarıyla yaptığı görüşmede ortaya çıkıyor. Apo, 13 Mayıs tarihli görüşmesinde avukatlarına aynen şu cümleleri söylüyor: En büyük tehlike irticadır. İrticacı kesim, bizim için çok büyük tehlikedir. MHP, kesinlikle onlar kadar tehlikeli değildir. Hatta MHP, kendi içindeki şahinleri tasfiye ediyor. MHP, idamı da onaylamayacak. Hep birlikte göreceğiz, iddia ediyorum, MHPde sertlik yanlıları dışlanacak. MHP ve MHPlilere kimse karışmasın. MHP kesinlikle idamı kaldıracak. Burada yapılan görüşmelerden edindiğim izlenim bu yönde. Avrupanın Türkiye üzerinde etkisi fazla yok. Değişmeleri Avrupa için yapmıyorlar. Bu devlet bizim için imha kararı almışsa, Avrupa dikkate alınmaz, gizli yapılır. Kaldı ki, biz deli miyiz deniliyor.
28 ŞUBATI OLUMLU BULDUM
Abdullah Öcalanın İmralıya getirildikten sonra avukatlarıyla yaptığı görüşmelerin tutunaklarından oluşan, Abdullah Öcalanın Avukatlarına Verdiği Talimatlar, İmralı PKKnın Yeni Karargahı mı? isimli kitapta, bu ifadelerin yanısıra Öcalanın 28 Şubat sürecine de destek verdiği anlaşılıyor.
Neden Kitap yayınlarından çıkan kitapta, Aponun 6 Eylül 2000 tarihli görüşmede, avukatlarına 28 Şubatı destekler tarzda talimatlar verdiği görülüyor. 28 Şubat sürecinin PKKya yaradığını açıkça dile getiren Apo şunları söylüyor: 28 Şubat süreci demokrasiye açık bir form getirmiştir. Değerlendirmeyenler, ciddiye almayanlar siyasi tasfiyeye uğrarlar... Şimdi 28 Şubat'la ilgili bir değerlendirme de yapmış oluyorum. 80lerden sonra irticai hareket yükseldi. PKKnin 84 atılımından sonra Türk İslâm Sentezi'nde alabildiğince açılım yaşandı. Ordunun bunun üzerinde durması, yalnız birkaç memuru kadro dışına atma sorunu değildir. Cumhuriyetin laik niteliği değişiyor. Demokratik niteliği zaten gelişmemişti. 28 Şubat bir tarzdır, anlamaya çalışıyorum. Objektif olarak bakmaya çalışıyorum. Türkiye tarzı laikliğin aşılması, demokrasinin tamamen ortadan kalkması, Cumhuriyetin niteliğini değiştirdi. Cumhuriyet, rant ve çete cumhuriyetine dönüştü. 96 sonrası süreci olumlu buldum. Bize gelen kısa notlarda, Devletin raydan çıktığı, PKKnin de bundan çıkarı yoktur deniyordu. Ben o zamandan sonra devleti çok ciddi ele aldım. Bu eğilime dikkat etmeli diyordum. Buna uyduk.
Fettullah Gülen Hocaefendi hakkında, Fethullah Gülen kontrol altına alınacak diyen Öcalan; 6 Eylül 2000 tarihli görüşmesinde de, 20 yıllık dinci eğilimin yerine ne geçebilir?.. Türkiyenin klasik laikçileri, İslâmı dışlıyor, inkâr ediyor. İslâmın demokrasi formunun şekillenmesi gerekir. Fetullah Gülen yumuşak davranıyor. Belki bu tavrıyla da kazanabilir. Fetullah Güleni doğrudan karşıya almak gerekmez. Demokratik bir eğilime dönüşebilir diyor.
Anladığım kadarıyla, devlet HADEPe Refah'tan daha olumsuz yaklaşmıyor gibime geliyor diyen PKK lideri, 29 Ağustos 2001 tarihli görüşmede İmralıda Suriyeden daha özgür olduğunu şu cümlelerle anlatıyor: Benim Suriyedeki yaşamım da çok zordu. Orada da özgür değildim. En ufak bir hatada imha bile olurdum. Burada kendimi daha özgür hissediyorum.
VAKİT.
PKK lideri ve İmralı mahkûmu Abdullah Öcalanın da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer gibi düşündüğü ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezerin Harp Akademileri Toplantısı başta olmak üzere, hemen hemen yaptığı her konuşmada, İrtica en büyük tehdit açıklamalarına, İmralıda yatan PKK lideri Abdullah Öcalanın da destek verdiği belgelendi.
Avukatlarıyla yaptığı görüşmede, Türkiyedeki tüm gelişmeler hakkında bilgiler veren, PKK ve yandaşlarına talimatlar yağdıran Apo; irticadan, 28 Şubat sürecine, AB ile görüşmelerden Fethullah Gülen Hocafendi'ye kadar çok geniş yelpazede görüşlerini aktarıyor.
Aponun en dikkat çekici sözleri, 13 Mayıs 1999 tarihinde yani 28 Şubat sürecinin en etkin olduğu dönemde, avukatlarıyla yaptığı görüşmede ortaya çıkıyor. Apo, 13 Mayıs tarihli görüşmesinde avukatlarına aynen şu cümleleri söylüyor: En büyük tehlike irticadır. İrticacı kesim, bizim için çok büyük tehlikedir. MHP, kesinlikle onlar kadar tehlikeli değildir. Hatta MHP, kendi içindeki şahinleri tasfiye ediyor. MHP, idamı da onaylamayacak. Hep birlikte göreceğiz, iddia ediyorum, MHPde sertlik yanlıları dışlanacak. MHP ve MHPlilere kimse karışmasın. MHP kesinlikle idamı kaldıracak. Burada yapılan görüşmelerden edindiğim izlenim bu yönde. Avrupanın Türkiye üzerinde etkisi fazla yok. Değişmeleri Avrupa için yapmıyorlar. Bu devlet bizim için imha kararı almışsa, Avrupa dikkate alınmaz, gizli yapılır. Kaldı ki, biz deli miyiz deniliyor.
28 ŞUBATI OLUMLU BULDUM
Abdullah Öcalanın İmralıya getirildikten sonra avukatlarıyla yaptığı görüşmelerin tutunaklarından oluşan, Abdullah Öcalanın Avukatlarına Verdiği Talimatlar, İmralı PKKnın Yeni Karargahı mı? isimli kitapta, bu ifadelerin yanısıra Öcalanın 28 Şubat sürecine de destek verdiği anlaşılıyor.
Neden Kitap yayınlarından çıkan kitapta, Aponun 6 Eylül 2000 tarihli görüşmede, avukatlarına 28 Şubatı destekler tarzda talimatlar verdiği görülüyor. 28 Şubat sürecinin PKKya yaradığını açıkça dile getiren Apo şunları söylüyor: 28 Şubat süreci demokrasiye açık bir form getirmiştir. Değerlendirmeyenler, ciddiye almayanlar siyasi tasfiyeye uğrarlar... Şimdi 28 Şubat'la ilgili bir değerlendirme de yapmış oluyorum. 80lerden sonra irticai hareket yükseldi. PKKnin 84 atılımından sonra Türk İslâm Sentezi'nde alabildiğince açılım yaşandı. Ordunun bunun üzerinde durması, yalnız birkaç memuru kadro dışına atma sorunu değildir. Cumhuriyetin laik niteliği değişiyor. Demokratik niteliği zaten gelişmemişti. 28 Şubat bir tarzdır, anlamaya çalışıyorum. Objektif olarak bakmaya çalışıyorum. Türkiye tarzı laikliğin aşılması, demokrasinin tamamen ortadan kalkması, Cumhuriyetin niteliğini değiştirdi. Cumhuriyet, rant ve çete cumhuriyetine dönüştü. 96 sonrası süreci olumlu buldum. Bize gelen kısa notlarda, Devletin raydan çıktığı, PKKnin de bundan çıkarı yoktur deniyordu. Ben o zamandan sonra devleti çok ciddi ele aldım. Bu eğilime dikkat etmeli diyordum. Buna uyduk.
Fettullah Gülen Hocaefendi hakkında, Fethullah Gülen kontrol altına alınacak diyen Öcalan; 6 Eylül 2000 tarihli görüşmesinde de, 20 yıllık dinci eğilimin yerine ne geçebilir?.. Türkiyenin klasik laikçileri, İslâmı dışlıyor, inkâr ediyor. İslâmın demokrasi formunun şekillenmesi gerekir. Fetullah Gülen yumuşak davranıyor. Belki bu tavrıyla da kazanabilir. Fetullah Güleni doğrudan karşıya almak gerekmez. Demokratik bir eğilime dönüşebilir diyor.
Anladığım kadarıyla, devlet HADEPe Refah'tan daha olumsuz yaklaşmıyor gibime geliyor diyen PKK lideri, 29 Ağustos 2001 tarihli görüşmede İmralıda Suriyeden daha özgür olduğunu şu cümlelerle anlatıyor: Benim Suriyedeki yaşamım da çok zordu. Orada da özgür değildim. En ufak bir hatada imha bile olurdum. Burada kendimi daha özgür hissediyorum.
VAKİT.