Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
asr.gif


B i s m i l l a h i r r a h m a n i r r a h i m :..

Asr suresi üç ayettir ve Mekki bir suredir. Bu sure kısalı ına ra men, anlamca en yo un ve mesajları bakımından da oldukça önemli bir suredir.
İmam Şafii Hazretleri, "İnsanlar, Asr Suresi'nin manasından gafildirler. Kur'an namına yalnız bu sure nazil olsaydı, bize yeterdi; insanlar yalnız bu sureyi düşünmüş olsalar ve bu sureyi ihata edebilselerdi onlara kafi gelirdi." demiştir.

Andolsun asra ki...( Asr, 1)
Bu ayeti kerimede Cenab-ı Hak, yarattı ı varlıklardan birisi üzerine yemin ediyor. Bu noktada düşünülmesi gereken iki husus vardır.

Bunlardan birincisi, Allah niçin yemin eder?

Yemin genel olarak söylenen bir söze, ortaya atılan bir iddiaya muhatabını inandırabilmek için, saygı duyulan, iki tarafça da kutsal olarak bilinen ve adı anıldı ında, söylenen sözün yalan ve yanlış olmayaca ı kabul edilen bir varlı ın adını zikretmek, böylece karşı tarafa iddianın do ru oldu u mesajını vermektir. Ço u zaman ise yemin için adı verilen varlık, kudretli ve aldatan kimseyi cezalandırması beklenen bir varlıktır. Müslümanların bu manada Allah'tan (c.c.) başkasının adına yemin etmesi haramdır.

Peki Allah (c.c.) neden yemin ediyor? Elbette ki, Allah'ın (c.c.) böyle bir şahit getirmeye, sözünün do rulu unu ispatlamak için bir başka varlı a ihtiyacı yoktur. O'nun bu yemininden kasıt, yemin etti i varlıkla ilgili olarak insanların yanlış düşüncelerini düzeltmek ve insanların dikkatini yeminden sonra gelen ifadenin önemine çekmektir. İnsanlar kimi zaman varlıkların de erlerini oldu undan daha düşük gösterir ve onlara u ursuzluk, kötülük ve çirkinlik sıfatlarını yakıştırırlar. Halbuki onlar Allah'ın (c.c.) yarattı ı di er varlıklar gibi şereflidir ve bu kötü sıfatlara haiz de ildir. İnsanlar bazen de bu varlıklara, kendilerinde bulunmayan sıfatlarla nazar ederler ve onlarda uluhiyet vehmederler. Bu da do ru de ildir. Onlar yalnızca Allah'ın (c.c.) yarattı ı varlıklardır. İşte Allah-u teala (c.c.) bu varlıklara yemin ederek bunların ne insanların su-i zan etti i gibi u ursuz ve de ersiz varlıklar oldu unu, ne de insanların onlarda vehmetti i gibi bir uluhiyet vasıflarının bulundu unu, bunların yalnızca Allah'ın (c.c.) eserlerinden oldu unu vurgulamak için üzerlerine yemin etmiştir.

Düşünülmesi gereken

ikinci husus ise "Asr" ın anlamı ve Allah'ın (c.c.) neden onun üzerine yemin etti idir.
Bir görüşe göre(1) "Asr" zaman (ed-dehr) demektir. Zaman insanların hayatlarını, fiillerini kuşatan bir olgudur. Yaptı ımız iyi veya kötü bütün işler, zaman içerisinde gerçekleşir. Rahatlık, sıkıntı, hastalık, sıhhat, zenginlik, fakirlik hep zamanın içinde meydana gelir. Bu yüzden zaman, insanların dikkatini çeken bir olgudur. Zamana yemin etmekle, insanların dikkatleri daha sonra söylenecek sözlere çekilmiştir.
Ayrıca cahiliye Arapları zarar ve ziyanı, zamanın kötülüklerine ba lardı. Bu gün bile insanlar başlarına bir iş geldi inde günlerin ve rakamların u ursuzlu undan bahsetmekteler. Böylece Cenab-ı Hak, asra yani zamana yemin ederek, insanlara kötülü ün zamanda de il kendilerinde oldu unu belirtmiştir.

Di er bir görüşe göre (Ebu Müslim) "Asr", ikindi vakti demektir. Allah (c.c.) kuşluk vaktine (Duha) yemin etti i gibi, günün di er ucu olan ikindi vaktine de yemin etmiştir. Ayrıca ikindi vaktinin önemini anlatan bir çok hadisi şerif vardır. İkindi, artık günün sonunun yaklaştı ı, insanların işlerini bitirmek için u raştı ı, kazanç veya kayıp hesaplarının yapıldı ı bir vakittir. Ve bu özelli i ile kıyametten önceki, veya ölümden önceki son vakitlere benzemektedir. Artık hüsranda olan veya saadet içerisinde olan insan, hesap vermeye hazırlanmaktadır.
Ayrıca cahiliye Araplarının bu vakitte işlerini bitirerek, Kabe etrafına toplandı ı, burada işsiz güçsüz insanların dedikodu ve di er çeşitli kötü işlere daldı ı, bunun neticesinde çeşitli kavga, dövüş ve çirkin neticelerin hasıl oldu u rivayet edilmiştir. Bunun sonucunda Araplar, ikindi vaktinin u ursuzlu una hükmetmişler ve aslında kendilerinde olan kötülü ü, ikindi vaktine yüklemişlerdi. İşte Allah (c.c.) bu vakte yemin ederek, insanlara onun, Allah'ın (c.c.) yarattı ı şerefli bir varlık oldu unu belirtmiştir.

Üçüncü görüşe göre, "Asr" ikindi namazı demektir. Buna delil olarak Bakara Suresinin 238. ayetinde geçen "ve, ...orta namaza(ikindi namazına) da devam edin." emri gösterilmektedir. Hz. Hafsa'nın (r.a.) Mushaf'ında bu ayetin açıklaması "ikindi namazına (salat il-Asri)" şeklinde geçmektedir. Peygamber Efendimiz(s.a.v) bir hadisinde "İkindi namazını kılmayan kimse, sanki çoluk-çocu unu ve malını-mülkünü kaybetmiştir." buyurmuştur.(2) İkindi namazı, gündüz vakti kılınan en son namaz olması itibari ile de çok kıymetli bir namazdır. İşte bundan dolayı Allah (c.c.) ona yemin etmiştir.
Dördüncü ve son görüşe göre "Asr", Peygamber Efendimizin yaşadı ı zaman dilimidir. Zaman, Hz. Adem'den Hz. Musa'ya kadar ilk asırlar, Hz. Musa'dan Hz. Peygambere kadar orta asırlar, Hz. Peygamberden sonra ise son asırlar (ahir zaman) olarak üçe ayrılmıştır. Hz. Peygamberle birlikte İslam tüm insanlara ve cinlere, onları karanlıklardan aydınlıklara çıkarmak için gönderilmiş, vahiy son defa inmiştir. Ve Allah (c.c.), "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz." (Âl-i İmran, 3/110) buyurarak, Peygamberimizin ümmetini övmüştür. İşte bu yüzden, Allah (c.c.) Peygamber efendimizin yaşadı ı zamana yemin etmiştir.
Sonuç olarak "Asr" kelimesi, çeşitli manalara gelen müşterek bir lafızdır. Ve bunlardan birine yönelik kesin bir ipucu bulunmamaktadır. O halde "Asr" a bu manaların hepsi verilebilir.


"
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Muhakkak insan, kati bir ziyandadır" (Asr 2)

Bu ayeti kerimede insan (el-insan) kelimesi ile insan cinsi kastedilmiştir. "El" takısı, İngilizce'deki "the" gibi isimleri belirli hale getirir. Ayrıca Arapça'da bu kelime "isti rak" (genelleme) için de kullanılır. Burada da isti rak için kullanıldı ı şüphesizdir. Bir sonraki ayette kullanılan "illa" (haricinde, dışında) kelimesi ile yapılan istisna buna delildir. Böylece belirli bir insan de il, bütün insanlar bu kelimenin muhatabıdır. Gene ileride yapılan istisnadan anlaşılaca ı üzere burada zikredilen insan, mükellef insandır. Dolayısı ile insan kelimesi ile, akıl bali olan, deli olmayan bütün insanlar kast edilmiştir.

Muhakkak ki insan kati bir ziyandadır. Burada ziyan için (husr) kelimesi kullanılmıştır. Manası "helak, dalal (şaşkınlık), zarar, ziyan, noksanlık, ana sermayenin elden gitmesi, iflas" tır. Burada dünya ve ahiret ayırımı yapılmamıştır. Öyleyse insanlar dünyada ve ahirette ziyan içindedir. Ziyan için (el-husr) kelimesi kullanılmamıştır. Böylece bu kelime belirsiz (nekra) hale getirilmiştir. Belirsizlik ya vahamet ve korkunçlu u, yada önemsizli i ifade eder. Burada birinci mana daha do rudur. Yani bu öyle bir ziyandır ki, mahiyetini ancak Allah (c.c.) bilir.

Ayrıca husr kelimesi ço ul de il, tekil olarak kullanılmıştır. Burada şöyle bir soru sorulabilir. İnsan yalnızca tek bir ziyan içinde mi? Halbuki pek çok çeşit hüsran var. Razi bunun cevabını şöyle veriyor : "Gerçek hüsran, kişinin Rabb'ine hizmetten mahrum olmasıdır. Di er hüsranlara gelince, onlar buna göre bir hiç mesabesindedir. Bu tıpkı insanın varoluşunda bir çok fayda ve gayenin mevcut olması, ama Cenab-ı Hakk'ın 'Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım' demesi gibidir." İfadenin başına "inne" (muhakkak ki) edatı getirilmesi, ve "le fi husrin" ifadesinin başına lam harfinin getirilmesi bunun delillerindendir.

Buradaki lam harfi ile ilgili iki ihtimal vardır. Birincisi bunun manası, (insan) hüsran yolundadır demektir. İkincisi ise insan hiçbir zaman, kendisini zarardan kurtaramaz demektir. Zira kişinin sermayesi ömrüdür. Ve zamanın akıp gitmesi ile sermayesi tükenmektedir. İnsan vaktini günah için harcamışsa şüphesiz sermayesini do ru kullanamamıştır ve zarardadır. E er vaktini mübah işler için harcadıysa, gene ziyandadır çünkü vaktini ibadet ve taat için harcasa idi, sermayesini daha karlı bir işi için kullanmış olacaktı. Ve nihayet vaktini sevap işler ve ibadet ile geçirdi ise de, gene ziyandadır çünkü Allah katında huşunun mertebeleri sınırsızdır ve her ibadetten daha üstünü vardır. O halde insan ziyandan kurtulamaz. Seleften bir kişinin (r.a) şöyle dedi i rivayet edilmiştir. "Ben, Asr Suresi'nin manasını, bir buz satıcısından ö rendim. Çünkü o satıcı ba ırıyor ve 'Ana sermayesi eriyip yok olana merhamet ediniz! Ana sermayesi eriyip gidene merhamet ediniz!..' diyordu. Bunun üzerine ben "Muhakkak insan, kati bir ziyandadır" (Asr 2) ifadesinin manası işte budur dedim. Çünkü insanın ömrü bitiyor, ama insan henüz bir şey kazanmış de il." O halde insan ziyandadır.

"Ancak iman edenlerle, güzel güzel amellerde bulunanlar, bir de birbirine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler böyle de ildirler..." (Asr, 3)

İnsan muhakkak olarak içinde bulundu u hüsrandan kurtulmak için, bu ayet-i kerimede bahsedilen vasıflara sahip olmalıdır. Görüldü ü üzere dört vasıf sayılmıştır.
İman,
salih amel,
hakkı tavsiye etmek ve
sabrı tavsiye etmek. Şimdi bunların üzerinde duralım.

İman: Hüsrandan kurtulmanın ilk şartıdır. Ve yeri itibari ile di er şartlardan daha öndedir. Burada kastedilen iman, Allah'a (c.c.), meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kaza ve kadere, ölümden sonra dirilişe, mükafat ve cezaya, Hz. Muhammed(sav) tarafından tebli edilen hükümlere inanmak şeklinde tarif edilen "tafsili iman" mıdır; Yoksa, Allah'ın (c.c.) varlı ını ve birli ini tasdik ve ikrar, hayır ve şerlerin hakikatlerinin ayrı ayrı oldu unu, Allah'ın (c.c.), insanların hidayeti için peygamberler gönderdi ini, hayırlar işleyip şerden kaçınmak gerekti ini bilmek midir?

Burada imanın mahiyetini, bir önceki ayette yer alan hüsranın bütün insanlar için kaçınılmaz oldu u ifadesinden anlıyoruz. Bütün insanlar hüsranda oldu una göre, burada imandan kastedilen yukarıdakilerin ikincisidir. Burada imandan, daha içerikli olanı (tafsili imanı) anlamak, önceki ayetin genelli ine aykırıdır.

Fakat bu iman sadece ikrarla kalmayacak, kişiyi salih amellerde bulunmaya yöneltecektir. Zira Hucurat suresi 15. ayette "Müminler anca şu kimselerdir ki. Allah'a ve Rasuluna iman ettiler de, sonra onda bir daha şüpheye düşmediler. Bununla beraber, hem mallarıyla, hem canlarıyla Allah (c.c.) yolunda mücahede ettiler. İşte onlar, evet onlar mümin oldukları iddiasında do ru olanlar yalnızca onlardır." buyuruldu.

Salih ameller: Amel iş demektir. "Salih" ise "salah" kökünden türeyip, iyi yaraşıklı, ve hayırlı manasına gelmektedir. "Salihat" ise "salih" in ço uludur ve şeriatın onayladı ı ve aklın güzel gördü ü, başka bir deyişle akla ve nakle uygun olan güzel işler demektir. Kur'an'da "salihat" "maruf" işler, bunun zıddı ise "münker" işler olarak zikredilmiştir. Bu işler kişinin kendisine faydalı olan ve topluma faydalı olan güzel işler olmak üzere ikiye ayrılır. Birincisine ibadetler örnektir. İkincisine ise Hakk'a ça ırma, iyilik etme ve ıslah etmeyle beraber başkasını kemale erdirmeye gayret etme gibi işler örnektir. Şeriatın emretti i işler de hiç şüphesiz salih amellerdendir. Fakat kendisine herhangi bir peygamberin şeriatı ulaşmayan kimsenin, o şeriattaki füru amellerle sorumlu olamayaca ı açıktır. Fakat insanlar genel olarak hesaba çekilece inden ve iyi davranışlar yapanlarla kötü işlerde bulunanlar bir olmayaca ından, bu kimselerden Allah'a (c.c.) iman edip, aklın gösterdi i faziletli davranışlarda bulunanlar şüphesiz heva ve hevesine göre hareket edip, kötü davranışlarda bulunanlardan daha üstündür ve ziyandan kurtulanlar da onlardır.

Hakk'ı tavsiye etmek: "et-Tevasi" kelimesi iki şahıstan birinin di erine tavsiyede bulunmasıdır. Hakk ise batılın zıttı dır. Do ru ve gerçek olan demektir. Bir görüşe göre burada kastedilen "do ru", kişilerin kendi do ruları de ildir. Zira böyle olsaydı, herkes kendi inandı ı do rusunu başkalarına tavsiye eder fakat di erine göre bu batıl olabilirdi. Do ru olan, insanların "Hakk" ı araştırmayı, deliller ve gözlemlerle "Hakk" a ulaşmaya gayret etmeyi tavsiye etmesidir. Di er bir görüşe göre "Hakk" dan kasıt, iman, tasdik ve Allah'a ibadet gibi hayırlardır.

Müminler yalnızca iman edip salih ameller işlemekle kalmazlar. Başkalarının ziyandan kurtulmaları için de gayret sarf ederler. Bunun için emr'i b-il maruf, nehy'i an-il münker yaparlar. Yani "Hakk"ı tavsiye ederler.

Sabrı tavsiye etmek: Manası, sıkıntı ve musibetler karşısında, ibadet etme ve haramları terk etme hususunda sabretmek ve sabretmeyi tavsiye etmektir. "Sabr" ı tavsiye etmek de "Hakk" ı tavsiye etmenin bir parçasıdır. Fakat ayrıca zikredilmiştir. Burada "et-Tevasi" kelimesi tekrarlanarak itnab yapılmıştır. Bu sabrı tavsiyenin önemini vurgulamak içindir. Sabır kelimesi lügatte haps anlamına gelir. Istılahta ise aklın ve şeriatın gerektirdi i şeyler üzerine nefsi haps ve vakfetmek ve bunlara devam etmek, bunun yanı sıra da aklın ve şeriatın men etti i şeylerden nefsi uzak tutmak ve alıkoymak, bu gibi işlerden kaçınmaktır. İçeri i bakımından sabır üç kısma ayrılır.

İlki, heva ve hevesin emretti i kötü fiillerden nefsi men etmek. Nefiste bunlara karşı duyulan arzu ve iştiyaka karşı nefsini alıkoymaktır.

İkincisi, acı ve zorluklara, musibet ve belalara gö üs germek, bunlar karşısında telaş ve heyecan göstermemektir.

Üçüncüsü, korkunç ve hatta tehlikeli bir ortamda bir hakkı müdafaa etmek, bireysel ve sosyal bir faydayı himaye etmek, şeref ve namusu korumak hususunda direnip sebat göstermektir.
Bu mahiyeti ile sabır, bütün iyi huyların ve erdemlerin anasıdır. Fakat burada bir yanlış anlama söz konusu olabilir. Sabır, miskinlik ve zillet veya, bunlara yol açan herhangi bir şey de ildir. Hakarete dövülmeye, sövülmeye, insanlık şerefine uzanan musibetlere katlanmak sabır de ildir. Hoşa gitmeyen, insana elem ve keder veren ve çaresi olmayan musibetlere katlanmak sabırdır. Fakat, önlenmesi, giderilmesi veya zararlarının azaltılması söz konusu olan musibetlere rıza göstermek sabır de ildir. Bu gibi durumlarda sabır, bu musibetten kurtulmak için ne gerekiyorsa onu yapmaya gayret etmektir.

Zemahşeri ise sabrı "Dinin emir ve yasaklarına hakkıyla riayet etmektir." Diye tarif etmiştir.

Bu ayeti kerimelerde alabildi ine bir tehdit vardır. Çünkü sayılan vasıflara haiz olmayan insanlar muhakkak ziyan içerisinde zikredilmiştir. O halde Müminler, bu vasıflara sahib oldukları için müjdelenmiş, di er insanlar ise topyekün uyarılmıştır.

Ebu Huzeyfeden naklen: "Rasulullah'ın (s.a.v) ashabından iki adam buluştuklarında, biri di erine "ve'l-asr" suresini okumadan ve birbirlerine selam vermeden ayrılmazlardı"(3)

Ashab'ın bu tutumu, dini bir seremoniden ziyade, birbirlerine bu sureyi hatırlatarak, ayrılmadan önce "bana Hakk ve Sabır olarak tavsiye edece in bir şey var mı?" diye sormak içindir.

Allah teala (c.c.) en iyisini bilir.

Salat ve selam, Peygamber Efendimize, onun yakınlarına ve dostlarına olsun.



------------------------
1 İbn Abbas
2 Buhârî, Mevakit, 14; Müslim, Mesacid, 200, 201
3 Beyhaki, eş-Şuab


Kaynaklar:
Ve'l-Asr Tefsiri - Ahmet Hamdi Akseki
Tefsiri Kebir - Fahruddin Er-Razi
Hak Dini Kur'an Dili - Elmalılı Hamdi Yazır.
Safvet üt tefasir - Muhammed Ali Essabuni

(H a z: M u r a t Y I L D I Z )
 

safak1

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Şub 2007
Mesajlar
2
Aldığı Beğeniler
0
teşekürler paylaşım için hayrullah arkadaşım sağolasın
 

FurkanCan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Mar 2006
Mesajlar
1,775
Aldığı Beğeniler
6
Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.

RABBİMİZ bizleri bu zümreden eylesın.
 

ExELaNcE

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
3,446
Aldığı Beğeniler
13
Allah asr suresini gereği gibi anlayıp amel eden kullarından eylesin bizleri..amin..
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Müminler yalnızca iman edip salih ameller işlemekle kalmazlar. Başkalarının ziyandan kurtulmaları için de gayret sarf ederler. Bunun için emr'i b-il maruf, nehy'i an-il münker yaparlar. Yani "Hakk"ı tavsiye ederler.

RABBIM razı olsun ve bu sureyi huşu içinde anlayan kullarından eylesin...
 

bedir61

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
16 Nis 2008
Mesajlar
19
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Trabzonspor
Amin Kuranın özeti diyebiliriz
 
Üst Alt