- Üyelik Tarihi
- 28 Mar 2010
- Mesajlar
- 3,714
- Aldığı Beğeniler
- 44
- Takım
- Galatasaray
Anadolu kadın bilgeliğini te-vazusuna gizleyen büyük anne-me odasında bulunan aynanınüzerini neden örttüğünü sordu-ğumda aldığım cevapla başladıayna üzerine düşüncelerim.“Ne zaman bakacağını bilecek-sin evlâdım. Ona baktığında se-ni Yaratan’a şükredeceksin.Ama karşısında fazla durmaya-caksın. Ola ki seni benlik sarar;güzel yarattığın için şükürler ol-sun demek yerine çok güzelimdersin. Ayna tıpkı dostluk gibi-dir. Dostlukları değerli kılan ise,paylaşımlar ve bu paylaşımlarınmahremiyetinin korunmasıdır.Tıpkı aynanın sırrı gibi bir mah-remiyet, tıpkı olduğu gibi gös-teren bir safiyet. Hangi göz ilebakarsa yüzün onu gördüğünonu bulduğun dostluklar. Amaher şey kararınca evlâdım. Ölçü-yü kaybedince insan, aynanınsırrı dökülünce yani dostluklaryara alıyor. Neden kadim dost-luklar kurulamıyor sanıyorsun.Neden dost elinden gel olunca koşulmuyor? Sırlar dökülünceayna değil alelâde bir cam kalı-yor geride...“ Diye devam edensözleri.O zaman çok iyi anlamadı-ğım ama farkına varmadan bel-leğime nakşettiğim bu sözler,her aynaya baktığımda şükrümevesile oldu ve ayna, ahlâk ders-leri çıkardığım bir derinliğe sa-hip oldu hep. Bir ibret yakaladı-ğım oldu ona bakarken. Muha-sebelerim oldu aynalarda. Ne-dametlerle iç geçirip keşke de-memek için bir daha, kendimesöz verişlerim de oldu.Durgun suda, üzeri parlatıl-mış madenlerde insanın kendinigörüşüyle başlayan, camın yan-sımasından esinlenilip Asya’daışıldayan cam aynaların, bura-dan Avrupa’ya geçişiyle devameden bu serencamından çok,onu ayna yapan sırrın, Allah içinkurulan kadim dostlukların te-mel prensibi olması düşündür-müştür beni. Ayna, sır ve dost-luk... Birlikte düşünüldüğündene kadar benzerlikleri var remzâleminde. Büyük annemin mekteptetedris edilmemiş irfanıyla nakışlıörtüyü üzerine örttüğü sırlı camaynalardan sonra gümüş ayna-larla tanışıklığım, hayranlıklabirlikte acziyet içinde bıraktı be-ni. Bu büyük medeniyeti anla-yamamanın, anlatamamanınaczi bu. İşi bitince ayna tarafınıduvara çevirenlerin, aynanın sır-rına giydirdikleri yazıyla, hatayiçiçeklerle bezenmiş gümüş elbi- se bir değer taşıyıcısı. Sadecetezyini bir unsur olsun diye de-ğil verilen emek. “Aine-i idrakinipâk eyle sivâdan/Sultan mı gelirhane-i nâ pâke hicap et” diye-rek idrak aynasına, vurgu yap-mak, aynaya bakanları surettensîrete çekmek.Gönül insanlarının birbirineayna hediye etmelerinin unutu-lanlar arasında olması, gönlüylederdi olanların azalmasındanmıdır acaba derken, kimseningönlünü kırmak değildir maksa-dımız. Aynayı kendimize tut-maktır. Çalışma masasında gü-müş ayna bulunduran ehl-i dilyöneticinin; ”hatalarımı alkışla-mıyor, beni yersiz övmüyor, ba-na yalan söylemiyor ve onunlapaylaştıklarımı sırrında tutuyor,en kadim dostum” deyişindensonra, ”ayna olacak dostlar vedostluklar ver Rabbimiz” duası-nı vird edinmek gerekiyor bize.Gerçeğe ihanet etmemek,emanet edilen her ne ise yük-sünmeden, sızlanmadan, yorul-madan taşımak, hem de ifşa et-memek başka dillere. Sana söy-lenenin sende kalması, sanasöylenenin seninle ölmesi yanisırrı ‘sin’e götürmek büyük er-demlerden. Eski aynaların bir kısmı işeyaramaz kabul edildiği, modasıgeçmiş olarak düşünüldüğü içintavan arasında veya kullanılma-yan eski eşyalar arasında. İhmalonlara da dokunuverdi kim bilir,tıpkı ihmale gelen dostluklar gi-bi...