BENİ YORMA!
Yusuf-ı Hemedânî hazretleri bir gün evinde iken gönlüne dışarı çıkmak arzusu geldi. Hâlbuki cuma gününden başka bir günde dışarıya çıkmak âdeti değildi.
Bu arzu o kadar ağır bastı ki, bunun sebebini çözemedi. Derken merkebine bindi. Allahın dilediği yere gitsin! diyerek binitinin yularını salıverdi. Merkep onu şehrin dışında bir mescidin yanına kadar götürdü.
Orada bir genç başını eğmiş, murakabe halinde idi. Bu genç Yusuf-ı Hemedânfnin müridiydi. Mürşidini karşısında gören genç, Sultanım, halledemediğim bir derdim var, iyi ki buradasınız! dedi.
Genç meselesini mürşidine anlattı. Mürşidinin verdiği cevap ile müşkil meselesini çözdü. Böylelikle sıkıntıdan kurtuldu. Yusuf-ı Hemedânî onun rahatladığını görünce, Evladım! Ne vakit bir sıkıntıya düşersen şehre gel, derdini bana söyle. Beni buraya kadar yorma dedi.
Muhyiddin İbnül-Arabî hazretleri bu hadiseyi anlattıktan sonra şöyle der: Sadık bir mürid, rabıtasında mürşidini yanına getirmeye güç yetirebilir.
Yusuf-ı Hemedânî hazretleri bir gün evinde iken gönlüne dışarı çıkmak arzusu geldi. Hâlbuki cuma gününden başka bir günde dışarıya çıkmak âdeti değildi.
Bu arzu o kadar ağır bastı ki, bunun sebebini çözemedi. Derken merkebine bindi. Allahın dilediği yere gitsin! diyerek binitinin yularını salıverdi. Merkep onu şehrin dışında bir mescidin yanına kadar götürdü.
Orada bir genç başını eğmiş, murakabe halinde idi. Bu genç Yusuf-ı Hemedânfnin müridiydi. Mürşidini karşısında gören genç, Sultanım, halledemediğim bir derdim var, iyi ki buradasınız! dedi.
Genç meselesini mürşidine anlattı. Mürşidinin verdiği cevap ile müşkil meselesini çözdü. Böylelikle sıkıntıdan kurtuldu. Yusuf-ı Hemedânî onun rahatladığını görünce, Evladım! Ne vakit bir sıkıntıya düşersen şehre gel, derdini bana söyle. Beni buraya kadar yorma dedi.
Muhyiddin İbnül-Arabî hazretleri bu hadiseyi anlattıktan sonra şöyle der: Sadık bir mürid, rabıtasında mürşidini yanına getirmeye güç yetirebilir.