Hz. Peygamber (sav) diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Ölü mezara konduğu vakit mezar: ‘Yazıklar olsun sana ey âdemoğlu, benim hakkımda seni kim aldattı? Benim fitne, karanlık, yalnızlık ve kurtlar, böcekler yeri olduğumu bilmiyor muydun? Üzerimde bir ileri bir geri gezinip dururken beni düşünmedin mi?’ Der.”
“Şayet iyi insan ise onun namına bir yetkili mezara cevap verir ve der ki: ‘Bu adam iyiliği emretti ve kötülükten sakındırdı ise ne dersin?’ Mezar: ‘O zaman ben onun için yeşil bir bahçe olurum. Cesedi de nur olur ve ruhu Allah'a yükselir.” (Taberani, Hâkim, İbn Ebi'd-Dünya)
İnsan bir yere oturduğu zaman, altına halı ya da minder seriyor. İşte kabir toprak olduğu için oraya bir şeyler döşemek lazımdır. Kim salih amel işlerse, Allah-u Zülcelâl, onun kabrine halılar ve döşekler serer.
Buna göre her Müslüman için gerekli olan şey, kabir azabından Allah'a sığınmak ve kabre girmeden önce salih ameller işleyerek orası için hazırlanmaktır. İnsan kabre girdikten sonra, bir tek iyi amel işlemek için geri dönmesine izin verilmesini ister, fakat bu arzusu yerine getirilmez. İşte o zaman pişmanlığa gömülür.
O halde aklı başında olan kimse, ölülerin durumunu düşünmelidir. Ölüler iki rek’at namaz kılmak için veya bir defa kelime-i tevhid söyleyebilmek için veyahut bir tek kere Allah-u Zülcelal'i zikretmek için izin isterler, fakat kendilerine izin verilmez. O zaman da günlerini gaflet içinde harcıyorlar diye, yaşayanlara hayret ederler.
Onun için Yahya bin Muâz (rahmetullahi aleyh) şöyle demiştir: "Ey Âdemoğlu! Rabbin seni selamet ve esenlik yurdu olan cennete davet etmiştir. Sen dünyada iken bu davete icabet edersen, o yurda girersin. Fakat kabre konulduktan sonra, icabet etmiş olmayı temenni edersen, iş işten geçmiş olur."
“Ölü mezara konduğu vakit mezar: ‘Yazıklar olsun sana ey âdemoğlu, benim hakkımda seni kim aldattı? Benim fitne, karanlık, yalnızlık ve kurtlar, böcekler yeri olduğumu bilmiyor muydun? Üzerimde bir ileri bir geri gezinip dururken beni düşünmedin mi?’ Der.”
“Şayet iyi insan ise onun namına bir yetkili mezara cevap verir ve der ki: ‘Bu adam iyiliği emretti ve kötülükten sakındırdı ise ne dersin?’ Mezar: ‘O zaman ben onun için yeşil bir bahçe olurum. Cesedi de nur olur ve ruhu Allah'a yükselir.” (Taberani, Hâkim, İbn Ebi'd-Dünya)
İnsan bir yere oturduğu zaman, altına halı ya da minder seriyor. İşte kabir toprak olduğu için oraya bir şeyler döşemek lazımdır. Kim salih amel işlerse, Allah-u Zülcelâl, onun kabrine halılar ve döşekler serer.
Buna göre her Müslüman için gerekli olan şey, kabir azabından Allah'a sığınmak ve kabre girmeden önce salih ameller işleyerek orası için hazırlanmaktır. İnsan kabre girdikten sonra, bir tek iyi amel işlemek için geri dönmesine izin verilmesini ister, fakat bu arzusu yerine getirilmez. İşte o zaman pişmanlığa gömülür.
O halde aklı başında olan kimse, ölülerin durumunu düşünmelidir. Ölüler iki rek’at namaz kılmak için veya bir defa kelime-i tevhid söyleyebilmek için veyahut bir tek kere Allah-u Zülcelal'i zikretmek için izin isterler, fakat kendilerine izin verilmez. O zaman da günlerini gaflet içinde harcıyorlar diye, yaşayanlara hayret ederler.
Onun için Yahya bin Muâz (rahmetullahi aleyh) şöyle demiştir: "Ey Âdemoğlu! Rabbin seni selamet ve esenlik yurdu olan cennete davet etmiştir. Sen dünyada iken bu davete icabet edersen, o yurda girersin. Fakat kabre konulduktan sonra, icabet etmiş olmayı temenni edersen, iş işten geçmiş olur."