Yok yok.. Bu böyle sürüp gitmeyecek. Ya Sana kavuşacağım sonunda ya sensizlikten öleceğim..
Ya yolda eski bir dostuyla ansızın karşılaşmış bir insanın sevinci olacak içinde, ya hiç tanımadan geçip gideceksin yanımdan; tanınmamışlığın beyninden vurulmuşluğunu yaşatarak...
Ya karşımda kollarını sevgiyle açmış bekleyeceksin beni, ya arkanı döneceksin hiç iltifat etmeyerek...
Ya birbirimize sımsıkı sarılacağız onca ayrı geçen zamanın acısını çıkartmak istercesine, ya sırtına kapanıp ağlayacak, kolunu çekiştirecek, yüzünü kendime döndürmeye çalışacağım; " Bırakma beni böyle yol ortasında" diye haykırarak..
Ya " Ayak izlerimi iyi takip ettin. Bana, böylece Kur'ana, böylece Allah'a uydun" diyeceksin, yüzünde güller açacak, birlikte gideceğiz sohbet ederek ve gülümseyerek.. veya " Yolun ortasında kendini bırakan sendin. Sırtını dönen, yüzünü bana dönmeyen sendin" diyeceksin...
işte o zaman gerçekten ölürüm. İşte o zaman yandığımın resmidir. İşte o zamandır ayrılık, hasret, yeis, hüsran ve daha ne beter acı varsa sonsuza dek içmek. İşte o zamandır bir kapıdan kovulup, başka gidecek kapısı olmayanın yaşadığı çaresizlik...
O zaman şimdidir oysa..İşte şimdi, henüz hayattayken hala. Eminim SEn hergün bana bakıyorsun, görüyorsun. Yüzüm sana dönük mü, kollarımı sana açmış mıyım, selamlamış mıyım seni bolca, sevgilerimi sunmuş muyum bugünde en içten dileklerimle, ayak izlerini takip etmiş miyim ?
ben sana gelmiş miyim günlerce, saatlerce, adımlarca , senin gibi yaşamaya çalışarak yaşayışımla anmış mıyım ?
Hayattayken hergün ve her vakit sana gelmyip, en sonunda bir kere o da ölürken mecburen gelen biri olmanın beter halini yaşamak istemiyorum. Göğsünü gere gere " Ben iman ettim. Getirdiklerini baş göz üstüne aldım ve vazifemi hasbelkader ifa ettim. Gösterdiği gib yaparak, yaşayarak seni kabul ettiğimi , sana inandığımı kainata ilan ettim. Sana benzedim ve sen de aynada kendini görmüş gibi beni tanıdın" diyebilmeyi ne çok isterdim
Oysa göğsüm gerilmek yerine daralıyor çoğu kez. Sana olan uzaklığımı , bu sırtı dönüklüğümü , ayak izlerin yol şeklinde önümde dururken sağa sola seksek gibi geçiş ve yalpalayışlarımı neyle izah edeceğimi bende bilmiyorum..
Ne söyleyebilirim ki mazaret olarak ?
"Ben ahirzamanda geldim. geldiğimde her taraf berbattı. Herkes kafasına göre yaşıyordu. Adının anıldığı yerlerden uzaktım.Hep başka şeyleri anıp bahsediyorduk. Medyadaki haberler, senin getirdiğin haberlerin önünde duvar gibi duruyordu. Günah işlmek çok kolay, iyilik yapmak çok zordu...
Bildiğim ve yaşamaya çalıştığım doğrular bu hengamede hedefine varmayan oklar gibi sağa sola uçup gdiyordu.vs...vs.. Lütfen beni affet, beni kabul et ve bana yüzünü göster.."
Ya yolda eski bir dostuyla ansızın karşılaşmış bir insanın sevinci olacak içinde, ya hiç tanımadan geçip gideceksin yanımdan; tanınmamışlığın beyninden vurulmuşluğunu yaşatarak...
Ya karşımda kollarını sevgiyle açmış bekleyeceksin beni, ya arkanı döneceksin hiç iltifat etmeyerek...
Ya birbirimize sımsıkı sarılacağız onca ayrı geçen zamanın acısını çıkartmak istercesine, ya sırtına kapanıp ağlayacak, kolunu çekiştirecek, yüzünü kendime döndürmeye çalışacağım; " Bırakma beni böyle yol ortasında" diye haykırarak..
Ya " Ayak izlerimi iyi takip ettin. Bana, böylece Kur'ana, böylece Allah'a uydun" diyeceksin, yüzünde güller açacak, birlikte gideceğiz sohbet ederek ve gülümseyerek.. veya " Yolun ortasında kendini bırakan sendin. Sırtını dönen, yüzünü bana dönmeyen sendin" diyeceksin...
işte o zaman gerçekten ölürüm. İşte o zaman yandığımın resmidir. İşte o zamandır ayrılık, hasret, yeis, hüsran ve daha ne beter acı varsa sonsuza dek içmek. İşte o zamandır bir kapıdan kovulup, başka gidecek kapısı olmayanın yaşadığı çaresizlik...
O zaman şimdidir oysa..İşte şimdi, henüz hayattayken hala. Eminim SEn hergün bana bakıyorsun, görüyorsun. Yüzüm sana dönük mü, kollarımı sana açmış mıyım, selamlamış mıyım seni bolca, sevgilerimi sunmuş muyum bugünde en içten dileklerimle, ayak izlerini takip etmiş miyim ?
ben sana gelmiş miyim günlerce, saatlerce, adımlarca , senin gibi yaşamaya çalışarak yaşayışımla anmış mıyım ?
Hayattayken hergün ve her vakit sana gelmyip, en sonunda bir kere o da ölürken mecburen gelen biri olmanın beter halini yaşamak istemiyorum. Göğsünü gere gere " Ben iman ettim. Getirdiklerini baş göz üstüne aldım ve vazifemi hasbelkader ifa ettim. Gösterdiği gib yaparak, yaşayarak seni kabul ettiğimi , sana inandığımı kainata ilan ettim. Sana benzedim ve sen de aynada kendini görmüş gibi beni tanıdın" diyebilmeyi ne çok isterdim
Oysa göğsüm gerilmek yerine daralıyor çoğu kez. Sana olan uzaklığımı , bu sırtı dönüklüğümü , ayak izlerin yol şeklinde önümde dururken sağa sola seksek gibi geçiş ve yalpalayışlarımı neyle izah edeceğimi bende bilmiyorum..
Ne söyleyebilirim ki mazaret olarak ?
"Ben ahirzamanda geldim. geldiğimde her taraf berbattı. Herkes kafasına göre yaşıyordu. Adının anıldığı yerlerden uzaktım.Hep başka şeyleri anıp bahsediyorduk. Medyadaki haberler, senin getirdiğin haberlerin önünde duvar gibi duruyordu. Günah işlmek çok kolay, iyilik yapmak çok zordu...
Bildiğim ve yaşamaya çalıştığım doğrular bu hengamede hedefine varmayan oklar gibi sağa sola uçup gdiyordu.vs...vs.. Lütfen beni affet, beni kabul et ve bana yüzünü göster.."