- Üyelik Tarihi
- 3 Eyl 2005
- Mesajlar
- 910
- Aldığı Beğeniler
- 1
- Takım
- Galatasaray
Sedirin üzerinde bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyor, elini bazen başının altına koyuyor, bazen aşa ı sarkıtıyordu. İç âlemi karmakarışıktı. Hâlâ o tartışmanın tesiri altındaydı.
Tekinleri niçin susturamadım? diye kızdı kendi kendine. Sorularını a ızlarına öyle bir tıkamalıydım ki! Gerçi beni dinlemeye de pek niyetli de ildiler ya!.. İkisi iki yandan durmadan konuştular. Kantin kalabalık, her kafadan bir ses çıkıyor! Konuşamadık ki, âdeta ba rıştık! Olsun, yine de bir şeyler söyleyebilirdim!
Daha fazla yatamadı. Âni bir hamleyle sedirden fırladı. Huzursuzlu u iyiden iyiye artmıştı. Pencereye do ru ilerledi. Dışarısını seyre koyuldu. Aklı hep o tartışmadaydı. Ne yapsa, unutamıyordu bir türlü.
Yine söylenmeye başladı:
Ne olacak, kitap okudu um yok ki! Elin o lu gelir, bir soru sorar, çık işin içinden
Odada birkaç tur attıktan sonra, somyanın köşesine ilişti. Sa yumru unu sol eli içine aldı. Olanca gücüyle sıktı, sıktı, sıktı... Sonra alnını titrek ellerine dayayıp uzun uzun düşündü. Günün yorgunlu u ve tartışmanın tesiriyle kafası hala zonkluyordu. Mutlaka bir çıkış yolu bulmalıydı.
Birden bir ümit ışı ı belirdi içinde:
Tamam! dedi, Arif Beye telefon açaca ım! Bayramda a abeyimi ziyarete gelmişti. Geç saatlere kadar sohbet etmişlerdi. Çok bilgili bir insan. Hem, karşısındakini dinlemeyi de biliyor. Tamam, tamam! Ona telefon açmalıyım!
A abeyinin odasına geçti. Özel rehberden Arif Beyin telefonunu buldu:
Alo! Arif Beyle mi görüşüyorum?
Evet efendim, buyurun.
Arif a abey! Ben Çetin. Hüseyin Beyin küçük kardeşi. Hani bayramda tanışmıştık.
Tamam Çetin, hatırladım. Hayırdır inşallah!
Fakültede bazı arkadaşlarla bir tartışmamız oldu da... Size bazı sorularım olacak. Bilmem telefonda mı arz etsem?
Arif Bey:
Konu ne? diye sordu.
Kader, diye cevap verdi Çetin.
Arif Bey candan bir sesle:
Çetinci im, dedi, Sorularını bilmiyorum ama, sanırım bu konuyu telefonda halledemeyiz. İstersen adresi vereyim bize gel.
Hayır, hayır... Evde rahatsız etmek istemem. E er çarşıya çıkarsanız, bir pastanede buluşabiliriz.
Arif Bey:
Pastaneye pek gitmem. Ama senin için gelirim. Zaten çarşıya inecektim. Yeme imi yiyip çıkabilirim.
Nasıl buluşalım?
Sen söyle, Çetin.
Dokuzda Lâle Pastanesi'ne gelebilir misiniz?
İnşallah.
Çok teşekkür ederim a abey.
Tekinleri niçin susturamadım? diye kızdı kendi kendine. Sorularını a ızlarına öyle bir tıkamalıydım ki! Gerçi beni dinlemeye de pek niyetli de ildiler ya!.. İkisi iki yandan durmadan konuştular. Kantin kalabalık, her kafadan bir ses çıkıyor! Konuşamadık ki, âdeta ba rıştık! Olsun, yine de bir şeyler söyleyebilirdim!
Daha fazla yatamadı. Âni bir hamleyle sedirden fırladı. Huzursuzlu u iyiden iyiye artmıştı. Pencereye do ru ilerledi. Dışarısını seyre koyuldu. Aklı hep o tartışmadaydı. Ne yapsa, unutamıyordu bir türlü.
Yine söylenmeye başladı:
Ne olacak, kitap okudu um yok ki! Elin o lu gelir, bir soru sorar, çık işin içinden
Odada birkaç tur attıktan sonra, somyanın köşesine ilişti. Sa yumru unu sol eli içine aldı. Olanca gücüyle sıktı, sıktı, sıktı... Sonra alnını titrek ellerine dayayıp uzun uzun düşündü. Günün yorgunlu u ve tartışmanın tesiriyle kafası hala zonkluyordu. Mutlaka bir çıkış yolu bulmalıydı.
Birden bir ümit ışı ı belirdi içinde:
Tamam! dedi, Arif Beye telefon açaca ım! Bayramda a abeyimi ziyarete gelmişti. Geç saatlere kadar sohbet etmişlerdi. Çok bilgili bir insan. Hem, karşısındakini dinlemeyi de biliyor. Tamam, tamam! Ona telefon açmalıyım!
A abeyinin odasına geçti. Özel rehberden Arif Beyin telefonunu buldu:
Alo! Arif Beyle mi görüşüyorum?
Evet efendim, buyurun.
Arif a abey! Ben Çetin. Hüseyin Beyin küçük kardeşi. Hani bayramda tanışmıştık.
Tamam Çetin, hatırladım. Hayırdır inşallah!
Fakültede bazı arkadaşlarla bir tartışmamız oldu da... Size bazı sorularım olacak. Bilmem telefonda mı arz etsem?
Arif Bey:
Konu ne? diye sordu.
Kader, diye cevap verdi Çetin.
Arif Bey candan bir sesle:
Çetinci im, dedi, Sorularını bilmiyorum ama, sanırım bu konuyu telefonda halledemeyiz. İstersen adresi vereyim bize gel.
Hayır, hayır... Evde rahatsız etmek istemem. E er çarşıya çıkarsanız, bir pastanede buluşabiliriz.
Arif Bey:
Pastaneye pek gitmem. Ama senin için gelirim. Zaten çarşıya inecektim. Yeme imi yiyip çıkabilirim.
Nasıl buluşalım?
Sen söyle, Çetin.
Dokuzda Lâle Pastanesi'ne gelebilir misiniz?
İnşallah.
Çok teşekkür ederim a abey.