Sizlerle taaa ötelere, insanlık tarihinin başına dönelim. Adem babamızın ve Havva annemizin yaratıldığı zamana,
Rabbimiz onları var ettikten sonra cennetine koydu. Cennetin bütün nimetlerini ayaklarına serdi. Ama bir de yasak getirdi. Bir ağaç. Ve onları şeytan konusunda uyardı.
İblis insana düşmanlığını ilan etmişti bir kere. Adem ile eşinin ayaklarını kaydırmak için fırsat kollamaktaydı. Ve günün birinde söylediği yalanla onların akıllarını büyüledi. Derken yasaklı ağacın meyvesinden yediler. Bir anda dünyaları değişti. Yeryüzüne düşüverdiler. Ama ayağa kalkıp, rablerine varan bir yol tuttular. Böylece insan neslinin yolculuğu başlamış oldu (Kardeşlerimizin Bakara 30-39 arasını ve Taha suresi 115-125, Araf 11-25 arası ayetleri okumasını tavsiye ederim).
Düşünsenize bir kere cennette yaşıyorsunuz. Bir dediğiniz iki edilmiyor. Bir eliniz yağda bir eliniz balda. Ne soğuk ne sıcak bilmiyorsunuz. Bu tablonun içine güzellik adına her ne varsa yerleştirilmiş. Sizde hayranlık içinde seyrediyorsunuz. Derken bir hata yapıyorsunuz. Yaşamınız tepe taklak oluyor. Kendinizi yeryüzünde buluyorsunuz. Artık üşüyorsunuz. Karnınız acıkıyor, yiyecek peşinde koşuyorsunuz. Geceler korkutuyor sizi. İliklerinize kadar insan olduğunuzu hissediyorsunuz.
Çölde kaybolmuş gibisiniz.
Yabancısınız. Yalnızsınız. Bir dosta, kılavuza o kadar ihtiyacınız var ki. Bakışlarınız gökyüzünde dolanıyor. Kutup yıldızının parıltısı yüzünüze ışıyor. Rabbinizin yüreğinizi dolduran sıcaklığını hissediyorsunuz bir anda. Üşümüyorsunuz artık. Korkularınız yok olup gidiyor. Her şey size tanıdık gelmeye başlıyor. Ben bu yükü nasıl kaldırırım diye düşünürken, bir de bakıyorsunuz koca dünya yüreğinize sığıvermiş.
Hz.Ademin ki böyle bir yolculuktu işte. Cennette başladı, ve cennette son buldu. Dünyası evine uzanan bir yol oldu. Her insanında yolculuğu cennette başlar ama cennette son bulur mu? Cevabı kendi dünyasında saklı.
Açık olan şu ki; haramlar dikili ağaçlar gibidir. Siz ona yaklaşmadıkça onlar size yaklaşamaz. Ve bu ağacın müptelası insan ve cinden şeytanlar dibinde sizi beklerler. O taraflardan geçmeye görün, hemen karşınıza çıkıp türlü yalanlarla aklınızı çelmeye çalışırlar. Ki haramın meyvesinden yiyesiniz.
Meyve tatlı gelir önce, ama ya sonra. Acısını bütün bir ruhunuz hisseder. Bir kere yoldan saptırdılar mı da, denizde kum şeytanda yalan çok aldatmak için. Bir daha, bir daha derken artık sizde bir yol kesen olup çıkmışsınız.
Salih bir kul olmak işte bu noktada gösterir kendini. Şeytan bile gücünün ona erişemeyeceğini bilir. Çünkü o insan hatasının kendisinden başlayarak bütün bir aleme zarar vermek olduğunun bilincinde ikincisine tevessül etmez. Tövbesine bütün bir hayatını şahid kılar
Diyecek çok daha söz var ama son olarak şunu söylemek istiyorum.Yasak ağaç Adem(a.s.) ve eşi için küçük bir imtihandı. Her ne kadar kaybetmiş olsalarda, bu hatadan kendi paylarına düşen dersi almış olarak asıl büyük imtihanı verdikleri dünyadan kazanmış olarak rablerine döndüler.
Unutmayın her şafak yeni bir yolculuk başlar. Selam ve dua ile...
Rabbimiz onları var ettikten sonra cennetine koydu. Cennetin bütün nimetlerini ayaklarına serdi. Ama bir de yasak getirdi. Bir ağaç. Ve onları şeytan konusunda uyardı.
İblis insana düşmanlığını ilan etmişti bir kere. Adem ile eşinin ayaklarını kaydırmak için fırsat kollamaktaydı. Ve günün birinde söylediği yalanla onların akıllarını büyüledi. Derken yasaklı ağacın meyvesinden yediler. Bir anda dünyaları değişti. Yeryüzüne düşüverdiler. Ama ayağa kalkıp, rablerine varan bir yol tuttular. Böylece insan neslinin yolculuğu başlamış oldu (Kardeşlerimizin Bakara 30-39 arasını ve Taha suresi 115-125, Araf 11-25 arası ayetleri okumasını tavsiye ederim).
Düşünsenize bir kere cennette yaşıyorsunuz. Bir dediğiniz iki edilmiyor. Bir eliniz yağda bir eliniz balda. Ne soğuk ne sıcak bilmiyorsunuz. Bu tablonun içine güzellik adına her ne varsa yerleştirilmiş. Sizde hayranlık içinde seyrediyorsunuz. Derken bir hata yapıyorsunuz. Yaşamınız tepe taklak oluyor. Kendinizi yeryüzünde buluyorsunuz. Artık üşüyorsunuz. Karnınız acıkıyor, yiyecek peşinde koşuyorsunuz. Geceler korkutuyor sizi. İliklerinize kadar insan olduğunuzu hissediyorsunuz.
Çölde kaybolmuş gibisiniz.
Yabancısınız. Yalnızsınız. Bir dosta, kılavuza o kadar ihtiyacınız var ki. Bakışlarınız gökyüzünde dolanıyor. Kutup yıldızının parıltısı yüzünüze ışıyor. Rabbinizin yüreğinizi dolduran sıcaklığını hissediyorsunuz bir anda. Üşümüyorsunuz artık. Korkularınız yok olup gidiyor. Her şey size tanıdık gelmeye başlıyor. Ben bu yükü nasıl kaldırırım diye düşünürken, bir de bakıyorsunuz koca dünya yüreğinize sığıvermiş.
Hz.Ademin ki böyle bir yolculuktu işte. Cennette başladı, ve cennette son buldu. Dünyası evine uzanan bir yol oldu. Her insanında yolculuğu cennette başlar ama cennette son bulur mu? Cevabı kendi dünyasında saklı.
Açık olan şu ki; haramlar dikili ağaçlar gibidir. Siz ona yaklaşmadıkça onlar size yaklaşamaz. Ve bu ağacın müptelası insan ve cinden şeytanlar dibinde sizi beklerler. O taraflardan geçmeye görün, hemen karşınıza çıkıp türlü yalanlarla aklınızı çelmeye çalışırlar. Ki haramın meyvesinden yiyesiniz.
Meyve tatlı gelir önce, ama ya sonra. Acısını bütün bir ruhunuz hisseder. Bir kere yoldan saptırdılar mı da, denizde kum şeytanda yalan çok aldatmak için. Bir daha, bir daha derken artık sizde bir yol kesen olup çıkmışsınız.
Salih bir kul olmak işte bu noktada gösterir kendini. Şeytan bile gücünün ona erişemeyeceğini bilir. Çünkü o insan hatasının kendisinden başlayarak bütün bir aleme zarar vermek olduğunun bilincinde ikincisine tevessül etmez. Tövbesine bütün bir hayatını şahid kılar
Diyecek çok daha söz var ama son olarak şunu söylemek istiyorum.Yasak ağaç Adem(a.s.) ve eşi için küçük bir imtihandı. Her ne kadar kaybetmiş olsalarda, bu hatadan kendi paylarına düşen dersi almış olarak asıl büyük imtihanı verdikleri dünyadan kazanmış olarak rablerine döndüler.
Unutmayın her şafak yeni bir yolculuk başlar. Selam ve dua ile...