Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
Anlatılması en güç olan yüce Sultan Hz. Fâtıma (r.anha)'yı hiç değilse bir zerre konuşabilme fırsatı ver YARABBİ!.

Gerçekten Hz. Fâtıma'yı anlatmak fevkalade güç bir olaydır. İslam'ın Nurdan Annelerini anlatmaya niyet ettiğimiz günden beri bunun sıkıntısı içindeyim. Çünkü bir kimseyi tanıtma, anlatmak için onun on tane özelliğinden bir tane*sini anlatsanız kafidir. Aşağı yukarı onu tanıtmış olursunuz. Yüz tane özelliğinden hiç değilse on tane anlatırsanız yine o şahsı tanıtmış olursunuz. Ama bir kişi düşününüz ki, otuz trilyon özelliği var nasıl anlatabilirsiniz? Mümkün değil. Ne kadar anlattım sansanız, ancak milyarda birini anlatabilirsiniz. Milyarda birini anlattığınız 'zaman da hakikat ışığı gerçekleşmemiş olur. Çünkü, Hz. Fatıma bu zaman dilimine düştüğü zaman, yani mana aleminden beşeri zaman dilimine . düştüğü zaman bunun esrarını çözmek ne bir alime, ne bir . veliye ne de her hangi bir kimseye nasip olmamıştır.

VAHDETLE KESRET ARASINDAKİ AHENK

Çünkü Hz. Fâtıma'da yaratılışın çok çetin bir esrarı gizlidir. Bu yüzden Hz. Fatıma'nın sıradan bir insan gibi anlayabilmemiz, anlatabilmemiz mümkün değildir. Onu anlamaya kalkmak, alem-i vahdetle, alem-i kesret arasındaki o gizli ahengi hissedebilmek sırrına sahip. olabilmekle mümkündür. Çünkü Hz. Fatıma'nın varlığı, aşk-ı İlahi olan Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellemin gönül nurunun anlaşılması anlamına gelir.

O, KENDİSİNİ ANLATIR

Ama fevkalade ilginç bir kolaylığımız var. 0, rahmetin zirvesi olduğu için kendi kendisini anlatır. Göreceksiniz ben ne kadar eksik anlatırsam anlatayım, gönlünüzde Hz. Fâtıma’ya ait bir takım güzellikleri fark edeceksiniz. Hz. Fâtıma bütün mü'min ve mü'minelere şefkat etmeye, merhamet etmeye, şefaat etmeye söz vermiş. Onun için 'kadir gecesi Fâtıma annemizce çok önemlidir.

Mahkeme-i Kübra'nın, yani kıyametteki ilahi mahkemenin, bütün insanların, ebedi saadetin peşinde koşarak cennette bir adımlık mesafe kapabilmek için yarıştıkları o müthiş imtihan gününün perdesinde bir zat vardır: Hz. Fâtıma. Kesinlikle herkesin evrakı Hz. Fâtıma'nın önüne gidecek.
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
GÖNÜLDEKİ ZEVK

Çünkü, Hz. Fâtıma annemiz Efendimizin (s.a.v.) zahiri görüntüde maddi gücünün çok zayıf olduğu, mali imkanlarının çok düşük olduğu bir zamanda evlendi. Ve .evlenirken gerçekten tasavvuru mümkün olmayan bir tevazuyla Hane-i Saadetten hiç bir dünyevi eşya beklemedi. Hz. Fâtıma,maddeyle mananın karışım yeri olan Ehl-i Beyt kanalının sırrını intişar ettirmek üzere yüklendiği bu vazifenin içerisinde büyük bir zevk alemindeydi. Öyle bir zevk alemindeydi ki, maddesel bir eksikliği düşünecek durumda değildi. Zaten öyle bir gönüle de sahip değildi. Onun gönlünde yalnız ALLAH zevki vardı

HZ. FÂTIMA'NIN DUASI

Biliyorsunuz Hz. Fâtıma'nın meşhur bir duası vardır. Allah'ın çok hoşuna giden bir duadır bu. Hz. Fâtıma, ''YARABBİ BENİ BİR GÖZ AÇIP KAPAYACAK KADAR ZAMANDA SENDEN GAYRI BIRAKMA" diyordu Allah'a duasında. Onun için, Fâtıma annemizin dünyevi herhangi bir şeye üzülmesi mümkün değildir.

İddianame mutlaka Hz. Fâtıma kanalından geçecek. Bu, elbette Hz. Fatıma'nın daha beş yaşındayken alemlerin Fahr-i Ebedisi yüce Peygamberimizin arkasında o minicik adımlarıyla İlay-ı Kelimetullahın, İslamiyetin yayılması fazındaki büyük çabası, büyük hevesi, büyük aşkıdır.

İnsanlar ne kadar gaflette olmalı ki, Hz. Fatıma gibi sonsuz merhamet ve şefkat sahibinin vizesine rağmen imtihandan geçmemek ahmaklığını gösteriyor.

Hz. Fâtıma annemiz müşriklerle mücadele verirken bir taraftan cesaretiyle, bir taraftan gönlündeki heyecanla, bir taraftan da o minicik yavru manasıyla Efendimizin etrafındaydı. Fahr-i Kainat Efendimiz nerede bir mücadele veriyorsa, o minicik adımlarıyla Hz. Fatıma oradaydı.

Hatta bir gün Ebu Cehil denen it, Fahr-i Kainat Efendimize yüksek dozda hakaretlerini yağdırırken, Hz. Fâtıma bize bir cesaret örneği göstererek: "SÖZLERİNİ AYNEN SANA İADE EDİYORUM. O HAİN SÖZLERİ, O ADİ SÖ2l-ERİ AYNEN SANA İADE EDİYORUM" dedi. Ebu Cehil hırsa kapıldı ve Hz. Fâtıma'ya bir tokat attı. O attığı tokatla beraber Hz. Fâtıma'nın gönlünden öyle bir ok çıktı ki, o anda herkes bu tokat nasıl telafi olacak, İlahi huzurda bunun hesabı nasıl verilecek diye tereddütler içerisinde kıvranırken Hz. Fâtıma gönlünden çıkan bu oklarla bütün İslam düşmanlarını kahretti. Onun için Fâtıma annemiz Müslümanlara ne kadar müşfik ve merhametliyse, İslam düşmanları ve İslamiyeti tahrip etmek üzere tuzak kuranlara karşı da o kadar bir cesur mücahideydi
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
HER BAKIMDAN USTA

Çünkü Hz. Fâtıma'nın hem savaş ustalığı, hem gönüllere merhem ustalığı, hem mücadele ustalığı hem de irade ustalığı vardır. Bütün bu ustalıkları beş yaşından başlayarak beraber yürütmüştür. Fâtıma annemizin bu cesaret sırrının içerisinde büyük bir hikmet vardır. Bu milletin Türk-İslam cemaatlerinin özündeki cesaret sırrı Hz. Fâtıma'nın o beş yaşında mücadeleye girdiği sırla özdeştir. Hz. Fâtıma'nın gönlündeki bu cesaret sırrı Kerbela'da Zeynel Abidin'in Horasan'a kaçırılması şeklinde Türklere verilen bir görev olmuş ve o günden bu güne kadar bu milletin sırtı yere gelmemiştir. Çünkü bu millet Hz. Fâtıma'dan dua almıştır. Bunun için de bu milleti kimse yıkamıyor. Herkes birden ayağını kaydırmak istiyor. Hep beraber akıllısı, delisi, haini hepsi bu milleti yere yatırmak istiyorlar, mümkün deği. Bu millet Hz. Fâtıma sırrı taşıyor boşuna heveslenmesinler.

Hz. Fâtıma dünyasını değişmeden minicik yavrusu Hz. Hüseyin'in masum yüzüne baktı, baktı ve gelecekteki hıyaneti seyretti. Büyük bir elemle yavrusunun bu dünyada hainlerin hıyanet sofrasına bıraktırılmışlığının acısıyla gözlerini kapamak üzereyken o anda Zeynel Abidin Hazretlerinin, dolayısıyla Ehl-i Beyt'in yedi Türk atlısı tarafından kurtarılıp Horasan'a Türkistan'a götürülmesini seyretti ve gözlerinden bir damla zevk göz yaşı döküldü. Zeynel Abidin Hazretlerinin Horasan'dan Türkistan'a doğru kaçırılırken uğradığı en büyük durak ve yedi atlı ÇEÇENLERDİR, unutmayınız. Bu sırla, bir hayvan ordusunu, bir hayvan sürüsünü; nasıl dize getirdiklerine bakın.

NEREDE BİR IŞIK, BİR AŞK VARSA

Sanıyor musunuz maddesel bir sırdır bu? Hz. Fâtıma'yı tanırken hepsini tanıyın. Nerede bir ışık varsa, nerede bir gönül cesareti varsa, nerede bir aşk varsa orda Hz. Fâtıma'yı şekil olarak aramayın. Bütün güzelliklerin, bütün sevdaların, bütün cesaretlerin, bütün ilmin içinde Hz. Fâtıma vardır. Çünkü Fahr-i Kainat Efendimiz çok açık ve net olarak "KUR'ANIN ZAHİRİ MANASI ÜZERİNDE PEK ÇOK ALİM GELECEK, BİRBİRİNDEN GÜZEL YORUMLAR YAPACAKLAR AMA KUR'ANIN ENFÜSİ MANASINI FÂTIMA DA BİLECEKTİR" buyuruyor.
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
GÖNLÜN KAPISI

Gerçekten Kur'an'ın özündeki enfüsi sırların anlaşılması akılla fikirle değil, ancak gönül kanalıyla yapılacak bütün esrarlı yorumların merkezi Hz. Fâtıma'dır. Hz. Fâtıma, Fahr-i Kainat Efendimizdeki manevi sırların manaya aktarım noktasıdır. Hz. Ali nasıl ilmin kapısı ise, Hz. Fâtıma da gönlün kapısıdır.

Hz. Fâtıma'dan vize almayan hiç kimse gönül telleri üzerinde raks edemez, hiç kimse sevemez, hiç kimse merhamet edemez, hiç kimse şefkat gösteremez. Bütün şefkatlerin, merhametlerin ve dolayısıyla gönlün tek ilacı olan infakın, ita'nın sırrı, Hz. Fâtıma'dan geçer. Nasıl geçer? Bakın ben size yine ilahi tabloda sabitleşmiş bir görüntüyü anlatacağım.

Kainat yaratıldığı günden itibaren enva-i çeşit ilahi senaryolar oynanır. Bunların bize en sık bahsedileni biliyorsunuz ELEST MECLİSİ'dir. (inananlar, Fahr-i Kainatın sırrını sezebilenler yahut da elest meclisinden telef olanlar) Bu bir İlahi senaryodur ama hep devam eder. Elest Meclisi zamanı bitmemiştir, zaman ötesinde devam eder. Bir çok hadiseler böyle esrarlı bir senaryonun zevki içerisinde İlahi nazara, ilahi seyre muhatap olurlar.

HURMA TATLISI

Hz. Fâtıma annemizin bir olayı vardır ki, İlahi zevkle çok büyük coşku vermiştir. Hz. Fâtıma annemiz evlendiği zaman az evvel de arz ettiğim gibi çok darlıkların olduğu günlerdi. Efendimiz düğün yemeği yapmak üzere hususi ,surette hurma, tereyağı ve yoğurt (süzme. yoğurt) getirtti ve kendi eliyle bir hurma tatlısı yaptı. İlk defa Fahr-i Kainat Efendimiz icad etti bu hurma tatlısını. Hurmayı yağla yoğurdu, bir saat kadar yoğurduktan sonra, onu da süzme yoğurtla kesti. Bu yemeği Hz. Fâatıma annemizin mahrum kalmaması için düğün yemeği olarak hazırladı ve bütün ashab bu yemekten tattı. Düğün gecesi bir tabak da gerdek için ayrıldı ve gelin odasına kondu.
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
GERDEK NAMAZI

Hz. Fâtıma annemiz ve Hz. Ali Efendimiz namazlarını kıldılar. Önce bu namazın özelliğini anlatmak istiyorum. Gerdek namazı İslamiyete bu gece intikal etmiştir. Fahr-i Kainat Efendimiz Hz. Ali ve Hz. Fatıma'ya gündüzden tembih etti. "BU ÇOK ESRARENGİZ BİR NAMAZDIR. BUNU SAKIN KENDİNİZ KILMAYIN. BEN KILDIRACAĞIM" dedi. Efendimiz o namazı kıldırırken madde ile mananın tıpkı o hurma misalinde olduğu gibi yoğunlaşıp büyük bir sırrın çıkacağını gösteriyordu ki Efendimizin kıldırdığı o namaz sonunda insanlığın ölmesi engellendi. Çünkü Ehl-i Beyt zuhur etti. Ehl-i Beyt'in zuhuru, evrenler için o kadar önemli bir hadise ki, Ehl-i Beyt'in zuhur etmesiyle insanlık yeniden kaosa girmekten kurtuldu, İslamiyet nuru, İslam nuru geldi. İslamiyetin nurunun gelişi insanları kör kuyuya düşmekten kurtardı. Zira insanlar gerçekten kör kuyuya düşmüşlerdi.

Hristiyanlık, Bizans denilen manyakların eline düşmüş, zaten diğer dinlerden hayır yok vahşeti talim ediyorlar, Romalı insanlar ise zevk için yaşıyorlar. Böyle bir devirde nasıl İslamiyet gelip insanlığı kurtarmışsa, Efendimizden sonra da bu İslam nuru Ehl-i Beyt kanalıyla yer yüzüne yeni bir dirilik getirmiştir. İşte bu diriliğin kapısı Efendimizin kıldırdığı zifaf namazıyla açılmıştır. Bu zifaf namazıyla beraber açılan o kapıdan madde ile mana tıpkı Efendimizin yaptığı hurma tatlısı gibi yoğrularak girdi. Hurma tatlısının yapısındaki hikmet gibi madde ile mana karışarak yeni bir enerji meydana getirdi.
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
HURMA TATLISI

İşte bu tatlı, zifaf yemeği olarak konduktan sonra, Hz. Ali ve Hz. Fâtıma tam yemeğe niyet ettikleri sırada kapı çalındı ve bir yoksul geldi. "ÜÇ GÜNDÜR AÇIM. BANA BİR LOKMA YİYECEK VERİN" dedi. Daha fakirin sözü bitmeden Hz. Fâtıma babasının büyük emekle yaptığı tatlıyı fakire verdi. İkinci gün Efendimiz bir tatlı daha gönderdi. Aynı şekilde gece yine kapı çalındı "Üç GÜNDÜR AÇIM" diyen bir yetim geldi. Hz. Fatıma annemiz yine tatlıyı verdi.

Üçüncü gün yine kapı çaldı. "Çok açım" diyen bir esir geldi. Hz. Fâtıma annemiz başka bir yiyecekleri olmadığı halde yine tatlıyı verdi. Kendileri aç olarak sabahladılar.

Bunun üzerine Fahri Kainat Efendimiz İnsan Sûresinin 8-11. ayetlerinin vahyedildiği müjdesini vermiştir:

«Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, yetime, ve esire yedirirler. "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler. Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur, onların yüzüne parlaklık ve neşe verir."

GÖNÜLDEKİ SEHA

Allah bazı senaryoların bazı bölümlerini dondurur. Nasıl dondurur? O an devamlı işleyen bir film gibidir. Baştan sona kadar biter, tekrar başlar, biter yeniden başlar. Çünkü Cenab-ı Hak, Fâtıma annemizin gönlündeki bu sehanın, bu herşeyini vermenin bu cömertliğin hikmetini seyretmiş. Bir düğün yemeğini, bir zifaf yemeğini, üstelik Fahr-i Kaİnatm özelolarakonun için yaptığı yemeği, yani, Fahr-i Kainatın özel hediyesini dahi bir fakire infak etmek hikmetinden ayrılamıyor Hz. Fâtıma
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
RESÛLULLAH EVDE Mİ?

Hz. Fâtıma, bu sırların macunlarım hazırlarken tıpkı Efendimizin düğününde yaptığı o müthiş tatlı gibi mana zevkini bütün mü'minlere tattırdı. Bu hikmet içerisinde bir gün Hz. Veysel Karani, Efendimizi ziyarete geldi. Kapıyı Fâtıma annemiz açtı. Veysel Karani "RESÛLULLAH EVDE YOK MU? diye sordu. Fâtıma annemiz "YOK YA ÜVEYS" diye cevap verdi. Veysel Karani Hz. "PEKİ O ZAMAN SELAMLARIMI SÖYLEYİN. AMA NEREYE BASIYORDU? BANA GÖSTERİR MİSİNİZ" dedi. Gösterdiler. Eğildi yeri öptü ve "ALLAHIN İZNİ BU KADAR" dedi.

GÖNÜLDEN GÖNÜLE ANLATSIN DİYE!..

Veysel Karani hazretlerinin Fahr-i Kainat Efendimizle görüşememesi bir anne tenbihatı veya annesinden izin alamadı gibi gösterilir ama aslı bu değildir. Çünkü Rasülullah'ı görmesine Cenab-ı Hak müsaade etmemişti. Veysel Karani Fahr-i Kainatı göremeyenlerin okuludur. Gönüllerden gönüllere Resûlullahı anlatsın ve öğretsin diye Cenab-ı Hak müsaade etmemiştir.

MÂNÂ KANALI

Bu nedenledir ki, Fâtıma annemizin çok özel durumlar dışında maddi sohbetlere geldiği, katıldığı pek görülmezdi O yanlız mana kanalıyla gönülden gönüle cereyan geçirirdi. Bunun da en büyük sırrı asr-ı saadetteki fakir ve kimsesizleri İslam çadırının altına toplamasıdır. Dikkat ederseniz, asr-ı saadette köleleri ve fakirleri vurmak, asmak, kırmak, dövmek müşriklerin çok kolay başvurdukları bir yoldu. Böyle bir icra sırasında, hiçbir kölenin, hiçbir fakirin, hiçbir yetimin, hiçbir cariyenin Müslümanlığa gelmemesi lazımdı. Gelemezdi, çünkü ertesi gün perişan ederlerdi. Peki nasıl oldu da, köleler, cariyeler akın halinde İslamiyete gelmeye başladılar? İşte bu Hz. Fâtıma'nın sırrıdır.

CESARETİN ENJEKTESİ

Hz. Fâtıma, nerede bir zavallı cariye, nerede kimsesiz bir yetim varsa evvela gönüllerine bir cesaret enjekte ediyordu. Manada, Hz. Fâtıma'nın nazarına ermek için dua ederlerdi. Halen, daha yeryüzüne inmemiş, diyelim ki on sene sonra gelecek bir insan, yeryüzünde varlığını sürdürebilmek için, hele hele mü'min olarak yaşayabilmek için Hz. Fâtıma eczanesinden ilaca muhtaçtır Gönül ilacına, cesarete muhtaçtır. Çünkü Allah demek yürek ister. Şimdi bakmayın siz millet bedava Allah diyor. Yoksa Allah demek gerçekten yürek ister. İşte bu yürek Hz. Fâtıma sırrında gizlidir.
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
ZAYIFLIĞIN, ÇARESİZLİĞİN SÖNDÜRÜLÜŞÜ

Hz. Fâtıma, nerede, yetim, kimsesiz, boynu bükülmüş varsa, evvela nazar eder, o nazarıyla onun gönlündeki büküntüyü, zayıflığı, çaresizliği söndürür ve yerinde bir ışık yakardı. Hatta biliyorsunuz Hz. Ebu Bekir çok köle satın almış, onları azad etmiş ve bu şekilde şöhret yapmış bir yüce büyüğümüzdür. Bir gün bir sohbet sırasında konuşulurken Hz. Ebu Bekir'e sordular: "SİZİN SEVABINIZA NASIL ERİŞİLİR? BU KADAR KÖLE ALDINIZ, AZAD ETTİNİZ, ONLARI HÜRRİYETLERİNE KAVUŞTURDUNUZ" dediler. Bir çoklarını tanıyoruz. Başta Bilal-i Habeşi olmak üzere bir çok köleyi, cariyeyi büyük İslam hanımlarını satın. alarak hürriyetlerine kavuşturdu. İşte bu şanları kendisine hatırlatırken Hz. Ebu Bekir "BİZİM YAPTIĞIMIZ BİR ŞEY DEĞİL. ONLARI DİRİLTEN FÂTIMADIR. ÇÜNKÜ ONLARIN EVVELA DİRİLMESİ CESARET BULMASI LAZIM. SATIN ALMA İKİNCİ FASIL" diye cevap verirdi.

HZ. ŞEYMA MÜJDESİ

Nitekim biliyorsunuz kölelerin, cariyelerin, öksüzlerin, yetimlerin, . kimsesizlerin hayatının yaşanması için Hz. Şeyma. müjde vermiştir. Efendimizin Bi'set-i Muhammedisinde, yani Asr-ı Saadette Kur'an inzal olur olmaz Hz. Şeyma o müthiş türküsünde müjdeler olsun açlar, susuzlar, kimsesizler, çaresizler, öksüzler Muhammed (s.a.v) geldi diye Fahri-i Kainatın sırrını açıyordu. Bu Muhammed (s.a.v) geldi, sırrıyla beraber Hz. Fâtıma gönülleri diriltiyordu.

Niçin acaba cariyelerin, kölelerin mü'min olarak canla*nabilmeleri için cereyan veriyordu? Çünkü Fahr-i Kainatın gönlü mutlaka bir kişinin daha mü'min olmasını istiyordu. Fahr-i Kainat Efendimizin gönlündeki bu sevda, Hz. Fatıma'ya öyle bir yansıyordu ki, Efendimiz ne düşünürse, Hz. Fâtıma'da onu düşünüyordu.
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
HERŞEYİYLE BENZEYİŞİ

Hz. Fâtıma annemiz çok genç yaşta dünyasını değiştirdiği için ilerideki senelerde Hz. Fâtıma'yı tanıyanlar çok az oldu. En iyisi Hz. Aişe'ye sormaktı. Hz. Aişe annemize, Hz. Fatıma'yı en iyi sen tanırsın diye sorduklarında: "RASULULLAH'A BU KADAR BENZEYEN BİR CANLI DAHA OLAMAZ. SESİ, HAREKETLERİ, DAVRANIŞLARI, GÖZÜNÜ AÇIP KAPATIŞI, AKLINIZA NE GELİRSE HERŞEYİYLE RASULULLAHA ÇOK BENZERDİ. HATTA YÜRÜYÜŞLERİNDE BİLE BEN BİLE BAZEN RASULULLAH MI GELİYOR DİYE TEREDDÜTE DÜŞERDİM" derdi

GÖNÜL FOTOKOPİSİ

Bu içli dışlı benzeme nedir? Bu, Aşk-ı İlahinin aynı karta' basılmasıdır. Hz. Fâtıma bir nevi Fahr-i Kainat gönlünün fotokopisi olmuştur. Yanlız, Hz. Fâtıma'nın ve Fahr-i Kainat Efendimiz gönlü temelli olarak İlahi tecelli ile mustağraktır.

Biliyorsunuz Allah, kainatı yaratma sırrını sonsuz güzelliğini seyretmek, akıl almaz ilmini sergilemek için zuhur ettirmiştir . Bu akıl almaz sırrın, ilmin ve güzelliğin zuhuru bir taraftan Cenab-ı Hak'kın yaratma sırrı içerisinde bir motivasyon yani bir noktadan, bir hareketten bir harekete geçişti. Her an ayrı bir şe'nde tecelli etme sırrıydı. Bu sır öylesine derinlemesine bir sürate girdi ki, Allah sonsuz derinliklerinde öyle bir aşk ateşi ile cereyanını fırlattı ki, o cereyanın en son noktasında Kalb-i Muhammediyi, Nur-u Muhammediyi yarattı. Bu MUHAMMED MUSTAFA SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM'dir. Niye?

BÜTÜN GÜZELLİKLERİN CEM'İ

Üstad Necip Fazıl'ın dediği gibi KULUN BİTTİGİ AMA ALLAHIN BAŞLAMADIĞI bir hikmettir. İşte bu hikmet Fahr-i Kainat Efendimizin gönlündeki hikmettir. Bundan dolayıdır ki Allah ne zaman kendisini seyretmek istese Kalb-i Muhammediye teveccüh eder.

HZ. FÂTIMA ELİYLE

Fâtıma annemiz doğduğu zaman Fahr-i Kainat Efendimizin beş, altı çocuğu daha vardı. Fakat Fâtıma annemiz doğduğunda Resulullah Efendimiz "BU EBEDİ NURDUR" dedi. Çünkü kendi nurunun ebedileşmesi, sonsuzlaşması söz konusuydu. İşte bu hikmeti yakala mü'minler ve mü'mineler tasavvuftan gelen, mana ilimlerinden gelen hikmetle her şeylerini Hz. Fâtıma sının içerisinde toparlamaya çalışmışlardır. Öyle olmuştur ki, eski Osmanlı Selçuk kadını yoğurt çalarken (mayalarken) Hz. Fâtıma eliyle demiş yara sararken Hz. Fâtıma'nın eliyle dem gözünü kapatırken Hz. Fâtıma'nın sırrından Muhammed’le demiştir. Bu sayede bin sene ayakta durmuştur. Özelli İslam hanımları ve aklı başında İslam erkekleri de tabii Fatıma'nın sırrıyla yaşadığı için onlar da ebedileşmiştir.
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
KILICA YANSIYAN SIRRI

Yeniçerilerin kılıcında Hz. Fâtıma' sırrı vardır. Allah' izniyle Çeçenlerin kılıcında da Hz. Fâtıma sırrı vardır Bundan dolayı yenilmeleri mümkün değildir. Televizyon Şeyh Şamilin sözünü bazen gayet güzel veriyorlar. "SON ÇEÇEN ÖLENE KADAR BU SAVAŞ BİTMEZ" diye Neden? Çünkü Hz. Fâtıma sırrı vardır da ondan.

KEVSER NEDİR?

Hz. Fâtıma sırrının özünü bakın Kur'an nasıl tarif ediyor: İNNA ATAYNA KEL KEVSER (BİZ SANA KEVSERİ VERDİK) Bütün müfessirler Kevser üzerinde zihin yormuşlar, gönül yormuşlar, kitap okumuşlar, hadisle ayetler incelemişler. Kevser ne demek diye Kevser konuşulurken lisan kalıpları içerisinde geçmiş bir kelime değil. Kur'anda geçtikten sonra bütün alimler toplanmış acaba Kevser nedir diye yakalamaya çalışmışlar. En sonunda bir çok alim kabul etmiş ki KEVSER KESİNLİKLE FÂTIMA'DIR.

BİTMEZLİK SIRRI

Unutmayınız, Fatıma annemizin bir sırrı da Kevser sırrıdır. Binaenaleyh, Hz. Fatıma'nın kevser sırrına bir çokları da cennette bir nehir demiş. Enva-i çeşit yorumlar getirmişler ama Kevser kesinlikle Hz. Fatıma annemizdir. Allah: SANA BİTMEZLİK SIRRI VERDİM" diyor. Çünkü kevser, ebter'in zıddıdır. Ebter güdük, soyu kesik demektir. Bir ömür boyu yaşar, ondan sonra biter demektir. Kevser, ebterin zıddıdır. Ebterin zıddı Hz. Fâtıma'dır.

İLMİN BEREKET SIRRI

Bütün bereketin sırrı Hz. Fâtıma'dır. Bütün bereketin hikmeti Hz. Fâtıma'dır. İlmin bereketinin sırı Hz. Fâtıma'dır. Bu, Hz. Fâtıma'nın şahsi meselesi olmaktan çıkmış, Allah Fahr-i Kainat kanalından bereket intişar ettirmiştir. Çünkü Cenab-ı Hak Miraç'da Efendimize doğrudan doğruya: "SENİN BANA YAPTIGIN TAHİYYATLAR-ÖVGÜLER, GÜZELLİKLER, TESBİHLER, HEPSİ SENİN DE ÜZERİNE OLSUN , AYRICA BEREKETİM DE ÜZERİNE OLSUN" diye hitap etmiştir.

Kesret alemi dediğimiz, Allah'tan gayrı olan her şey ancak bereket sırrıyla ayakta durabilir. Cenab-ı Hak bu sırrının anahtarını Fahr-i Kainat Efendimizin nezdinde, Hz. Fatıma'ya yansıtmıştır. Bereket dediğimiz şey, yani hiç olmaz gibi görülüp de büyük bir rahmetle gerçekleşen şeylerdir. İşte.bu bereket sırrı doğrudan doğruya Hz. Fatıma'ya aittir, bunu hiç unutmayınız.

CİMRİLİKLE O KAPIYA VARILMAZ

Eğer bereketin peşinde koşacaksanız. Hz. Fatıma'yla ilgi kurmaya bakın. Elbette ki ilgi kurmak onun rahmetine aittir.Biz ne yapsak ona layık değiliz ki, ilgi kuralım. Ama unutmayalım ki, Hz. Fâtıma üst üste iki gün aç kalarak zifaf yemeğini fakire veren bir gönüle sahiptir. Hz. Fâtıma'nın kapısına gidip de cimrilikle, pahillikle hele hele israfın envai çeşit manyaklığıyla ve dünya rağbetiyle kapısını çalamazsınız. Eğer sen dünyaya böyle çılgın bir şekilde rağbet ediyorsan, git başka kapıda oyna arkadaş. Hz. Fâtıma'nın kapısında sessizlik var, Hz. Fâtıma'nın kapısında gönül aşkı var, cesaret var, sevgi var, rahmet var, merhamet var. Ama bunların hepsini biz kendimiz yapamayız da, Hz. Fatıma vasıtasıyla kazanabiliriz. Hz. Fâtıma'nın özellikle kendisinden sonra gelen ümmete karşı apayrı bir şefkati ve sevgisi vardır.
 
Üst Alt