Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Bu dünya fanidir, güvenme sakın!
Geçici şeylerle övünme sakın!

Aklı olan buna gönül bağlamaz,
En sonunda pişman olup ağlamaz.

Bakınca görülür, dünyanın fendi,
Benim diyen nice insanı yendi.

Zelil dünya, kötü kadından pistir,
Çok erkekten arka kalmış habistir.

Yüze güler, üç gün yanında kalır,
Sonra bin mihnetle canını alır.

Yedi başlı ejderhadır bu dünya,
İnsanoğlu her an yem olur ona.

Büyük küçük demez, yutar her şeyi,
Toprak etti nice, paşayı beyi.

Nice hükümdârı, nice veziri,
Şu kara toprağın etti esiri.

Zaloğlu Rüstemi koyup sapana,
Taş gibi fırlatıp attı yabana.

Ferhatlara kayaları deldirdi,
Külünk ile başın ezip öldürdü.

Nasıl mahzun etti, Mecnunu dünya,
Şaşırıp kalmıştı, bu hâle Leyla.

İskenderi dertle süründürmüştü,
Bütün cihânı ona güldürmüştü.

Hani, hikmet ehli hazret-i Lokman?
Saldırdı ona da, vermedi aman.

Ararken fanide âb-ı hayatı,
Duyuldu onun da bir gün vefatı.

Hiç kimseye insaf etmez bu fani,
Bunca enbiya ve evliya hani?

Sultan Süleymana kalmadı dünya,
Bütün cin ve insan mahkumken ona.

Her mahlukun lisanını bilirdi,
Rüzgara biner de gökte gezerdi.

Hani dünya netti Nuşirevanı,
Kaplamıştı adaleti cihanı.

Şu yalanca dünya onu da aldı,
Kendi gitti, ismi dillerde kaldı.

Nice gonca gülü dağıttı dünya,
Nice bülbülleri ağlattı dünya.

Nice yanan ocakları söndürdü,
Nicesini parmağında döndürdü.

Herkesin başında yel gibi esti,
Balta ile vurdu, kellesin kesti.

Nicesinin gül yüzünü soldurdu,
Gözünün içine toprak doldurdu.

Nicesinin ateşinde kavurdu,
Harman gibi küllerini savurdu.

Gelmiş idi nice kükremiş aslan,
Dişlerini döktü vermedi aman.

Bu fanide ne bahçe kalır, ne gül,
Bu külhânda, ne ateş kalır, ne kül.

Bu âlemde, ne bostan kalır, ne bağ,
Hepsi ölür, ne hasta kalır, ne sağ.

Asla yoktur, bu dünyanın amanı,
Bir gün yıkar başa bu köhne hanı.

Fani dünya her geleni ağlattı,
Gözlerinden kanlı yaşlar çağlattı.

Hazret-i Âdeme yaptı çok hile,
Senelerce ona çektirdi çile.

Oğlu Kâbil, Hâbili öldürünce,
Çok ağladı, ölüsünü görünce.

Çile bir mirastır, Âdem babadan,
Hep böyle gelmiştir bu âlem baştan.

Zalim dünyâ bin bir çeşit zulmeder,
Kıyamete kadar hep böyle gider.

Nuh, bin sene davet etti Hak dine,
Fakat inanmadı kavmi kendine.

Münkirlere dahildi bir oğlu da,
Gemiye binmedi boğuldu suda.

Odunları yığdı, bir ateş yaktı,
Halil İbrahimi içine attı.

Hakkın emri ile ateş yakmadı,
Nemrut yine küfrünü bırakmadı.

Dünya, Yakuba ciğer dağlattı,
Yıllarca Yusufum diye ağlattı.

Yusufu da bir kuyuya attırdı,
Daha sonra köle diye sattırdı.

Züleyha, ne çekti aşkın elinden,
Düşmedi Yusufun adı dilinden.

Sırrı ifşa oldu, el âlem duydu,
Aşk onu ne hâlden, ne hâle koydu.

Zengin iken fakir eyledi onu,
Aziz iken hakir eyledi onu.

Bu fani dünyanın cefası çoktur,
Unutma kimseye vefası yoktur.

 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Hemen her gördüğün alma lisana!
İnsan, dili ile uğrar ziyana.

Görünüşte dilin cirmi küçüktür
Fakat, cürmü = yaptığı iş büyüktür.

Pişmân olur, düşünmeden konuşan,
Sonunda kesilir baş, dökülür kan.

Kimi bir söz söyler düşer hataya,
Sözünü bilmeyen uğrar belaya.

Kâfir olur, bir sözüyle Müslüman,
Bir söz ile gider, İslam ve iman.

Diline sahip ol, boş söz söyleme!
Su-i zannı bırak, gıybet eyleme!

Kimsenin aybını ağzına alma!
Sonra pişman olup, saçını yolma!

Bulunmaz, ayıpsız, kusursuz insan,
Ancak Rabbimizdir, kusursuz olan.

Nasıl kusur etmez, dünyada insan?
Ona düşman iken nefsiyle şeytan.

Hep kusur araştıran, dost bulamaz,
Noksandır o, kâmil insan olamaz.

Kusursuz bir insan, olmaz muhakkak,
Kulunun yüzüne vurmaz onu Hak.

Hakiki dostluğa eyle riayet!
Dostunu, kusuru ile kabul et!

Resul-i Ekremin öğüdünü tut!
(Ya hayır söyle, yahut eyle sükut!)

 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Her uzuv bizlere ihsan-ı Haktır,
Mühim olanlardan biri kulaktır.

Eğer kulak yoksa durmadan çağır,
Duymayan kimseye denmez mi sağır?

Göz, kudret-i Hakkı, eder temaşa,
Kulak ile bunlar edilir ifşa.

Kulak verebilmek için hak sese,
Elbet lazım olur, kulak herkese.

Kulak açık ise, sesi işitir,
Kulağı korumak yiğit işidir.

Kapatırız dili, dişle dudakla,
Gözler de kapanır iki kapakla

Fakat kulağını neyle kaparsın?
Kötü sözler dinler, gıybet yaparsın.

İlkönce kulağın sesleri duyar,
Sonra gözün görür o sese uyar.

Neticede bunlar kalbe eder kâr,
Onu döndürürler, kalır hep nâçar.

Gönül mülâyimdir, itiraz etmez,
Nereye göndersen hiç hayır demez.

Dikkat et aklını kaçıran olur,
Bu gönül kuşunu uçuran olur.

Uçup gider ise bu gönül kuşu,
Artık durmaz akar gözlerin yaşı.

Dikkat et her sözü koyma kulağa,
El üstünde iken düşme ayağa!
 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Üstadımın fazileti pek çoktu,
Fen ilminde bile bir eşi yoktu.

Hudâ irfan ile onu süslemiş,
Derece üstüne derece vermiş.

Benzeri yoktu desem Arab Acemde,
Doğrudur hilafım yoktur bu demde.

Onu görmek büyük saadet idi,
Sohbetleri büyük bir nimet idi.

Adı âşıkların dilinde sedâ,
Dertlerine deva, ruhlara gıda.

Beş vakitte cemaate giderdi,
Sünnetlere çok riayet ederdi.

Boşa geçirmezdi gece gündüzü,
İlimle meşguldü, zikirdi sözü.

Ulemanın, evliyanın yârıydı,
Onların medâr-ı iftihârıydı.

Müminin mümine aynası idi,
Gizli marifetler deryası idi.

Çalışmakla çıkılmaz bu makâma,
Hakkın vergisiydi bunlar hocama.

Bütün hocaların efendisiydi,
Bu âciz de onun bir bendesiydi.

Teveccüh etmişti pek bahtiyarım,
Onun elindeydi hep ihtiyarım.

Topluluk içine öyle gelmedi,
Setretti kendini, kimse bilmedi.

Çalışanı sever, daim överdi,
Düşmanları sustur sonra gel derdi.

Vefatı âlemin ölümü oldu,
Şu fani dünyanın çehresi soldu.

Vefatları acı kattı acımıza,
Dua ediyoruz hep hocamıza.

Hakka niyazımdır, kabri nur dolsun,
Makamı Cennette pek yüksek olsun.

 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Öğle oldu, güneş erdi zevâle,
Ne kadar sevindim, bilsen bu hâle.

Çünkü onun geliş vakti olmuştu,
Ayrılıktan gözüm yaşla dolmuştu.

Oturdu yerine gelip civanım,
Arttı heyecanım çıkacak canım.

Gönül yerindeyse, niçin yerine?
Yerine düşmeyen gönül yerine!

Gönlümün tahtında şâhtı o server,
Esrarlı kitabı okurdu ezber.

Sarhoş gibi olup çekmiştim bir âh!
Âhımdan haberdar oldu küçük şâh.

Gizlice eyledim, arz-ı muhabbet,
Etmişti benimle bir süre sohbet.

Onun da yüreği sevinçle doldu,
Öğrenciydi şimdi öğretmen oldu.

Nasıl büyüledi gönül evimi?
Başka bir âlemde buldum kendimi.

Sanki kalbime hançer sapladı,
Acısı her yeri birden kapladı.

Ne tuhaf hâl imiş aşkın hâleti,
Sözle anlatılmaz hiç keyfiyeti.

Ne anlar bu aşkı tatmayan kimse,
Aşk, ancak bilinir verdiği zevkle.

Anladım şimdi neymiş fenâ-fillâh
Mürşide ne yetki vermiştir Allah.

Bu nura bir çocuk bile kavuşur,
Ona hürmet, vusûle sebep olur.
 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
[span=limegreen]Bir gün çocuklarla pikniğe gittik,
Beraber çeşitli yemekler yedik.

Mürşidim Muhammed yoktu orada,
Onun payı ayrıldı bu arada.

Payı verdim çocuğun birisine,
Dedim: Al götür annesine!

Sor nasılmış Muhammedin mizacı,
Vermiş mi ki ona sıtma ilacı.

Haydi bir an önce gitmelisin sen!
Hayırlı haberle dönmelisin sen!

Sakın oyalanıp yollarda kalma!
Hocanı bir dertten bin derde salma!

Beklemekle âhım göğe çıkardı,
Göz yaşlarım ırmak gibi akardı.

İnsanlardan kaçar dağa çıkardım,
Ahu figanımla şehri yıkardım.

Her nefeste derinden, bir âh ederdim,
Ah çekmek aşığın şiârı derdim.

Dert çekip inlemek aşka alamet,
Dünyâda âşığa yoktur selamet.

Beni gören herkes deli sanırdı,
Yanıma gelen hemen usanırdı.

Yanlış konuşurdum her seferinde,
Çünkü değil idi kafam yerinde.

Kulağım her şeyi işitmez idi,
Gözüm varı yoğu fark etmez idi.

Namaz için hazır olurdu cismim,
Fakat hiç de hazır olmazdı kalbim.

Sabah namazına etsem ikamet,
Ona akşam diye ederdim niyet.

Zihnimi toplamam olurdu pek güç,
Kılardım iki rekat yerine üç.

Maksatsız, manasız gelir giderdim,
Yine de hâlime çok şükrederdim.
[/span]
 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Babasını gördüm, gözü dolu yaş,
Buna nasıl can dayanır arkadaş!

Dedi: Başıma yıkıldı bu dünya,
Dedim: Sabırlar ihsan ede Mevlâ!

Dedi: Kuzucuğum gitti elimden,
Dedim: Kim kurtulmuştur bu ölümden,

Dedi: Gel şimdi yanına gidelim,
Her ne iş varsa yardım edelim.

Haber saldık o yerde cümle halka,
Hazırlığa başladık, düşe kalka.

Toplandı konu komşu ve çok insan,
Akardı gözlerden yaş yerine kan.

Kolumu sığadım, Hakka sığındım,
Cenazesini ben kendim yıkadım.

Oraya bütün halk cem olmuş idi,
Avlular, sokaklar hep dolmuş idi.

Matem tuttu, yer gök ve bütün cihan,
Çünkü artık göçmüş idi o civan.

Anası, babası ve akrabası,
Cihanı kapladı hazin sedası.

Yâ Rabbi, bu ne acıklı bir gündür,
Yüreklere vurulmuş bir düğümdür.

Aslında düğündür, bilenler için,
O Cennete gitti, ağlanır niçin?

Yakınları geldi, hep birer birer
Ölüsünü sıra ile öptüler.

Batıp gitti, gönlümüzün güneşi,
Yaktı bizi ayrılığın ateşi.

 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Ağlıyorum çünkü, mahbub-u kibriyâdan ayrıldım,
Yanıyorum çünkü o nur-i evliyadan ayrıldım.

Nasıl yer ile bir olmasın ki bu nâçiz bedenim?
Mazhâr-ı tecelli, vâris-i enbiyadan ayrıldım.

Uçsuz bucaksız bir çölde garip ve kimsesiz kaldım,
Marifet incileri saçan bir deryadan ayrıldım.

Ayrılığı, yıkıp hep harap etti vücut şehrimi,
Yıkıldım, viraneye döndüm, Süreyyâdan ayrıldım.

Dünyalarım karardı, ışık saçan güneşim gitti,
Zulmete boğuldum, Marifet-i guyâdan ayrıldım.

Ben o cevher satıcısını kaybettim, gelmez artık,
Karanlık gönlüme tabipti, dâr-üş-şifâdan ayrıldım.

Güle aşık bülbül gibi, durmadan feryat ederim,
Sermaye-i ticaret sunan ağniyâdan ayrıldım.

Tasavvufu, edebi, hayâyı ondan öğrenmiştim,
Gözüm hep kan ağlıyor sahib-i hayâdan ayrıldım.

Sizler de dua edin, o civanın ruh-i pâkine!
Hakkın seçip gönderdiği o asfiyâdan ayrıldım.
 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Haydi durma yalvar yüce Hâlıka!
Rahmeti pek çoktur Onun mahluka.

Geceyi gündüzü yaratan Odur,
Yumurtadan civcivi çıkartan Odur.

İnsanı topraktan sudan yarattı,
Kalbleri kendine bir ayna yaptı.

Hakka hâlis iman etse bir kişi,
Onun her emrine uygunsa işi.

Bunun kalb aynası parlar böylece,
Kavuşur ledünni ilme gizlice.

Onu gören herkes cahil sanırdı,
Kalbini bilmeyen mahrum kalırdı.

Hamd olsun ki etti bana iltifat,
Köleye acıdı eyledi irşat.

Tanıttı onu bana, şükür Allaha,
Kavuştum vâris-i Resulullaha.

Bu ihsanı görence serverimden,
Sevincimden kalktım hemen yerimden.

Reva mı efendim ayakta dura?
Kölesi küstahlık edip otura?

El bağlayıp huzurunda durayım,
Ne emrederse onu hemen yapayım.

Cihanda bulunmaz böyle bir lezzet,
Bir veliyle nasip olmuşsa ülfet.

Ayna olup bakar hep yüzümüze,
Marifetullahtan bahseder bize.

O Resule âşık nasıl koşmaz ki?
Muhabbet denizi nasıl coşmaz ki?
 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Bu gece korkulu rüya gördüm,
Telaşla uyandım, çoğaldı derdim.

Ne yapayım, diye düşünürken ben,
Baktım çıkageldi, babası hemen.

Dedim: Sabah vakti ne hâldir böyle?
Yaramaz bir şey mi oldu tez söyle!

Dedi: Oğlum hastalandı bu gece,
Birden ağırlaştı, korktuk iyice,

Bu durumu size haber verelim
İstersen beraber hemen gidelim!

Vücudum âniden yere çakıldı,
Sandım ki başıma dünya yıkıldı.

Kim dayanır böyle kara habere,
Gark etti beni kederden kedere.

Düşe kalka gidip evine vardım,
Eşiğe yüz sürüp kapıya vurdum.

Kapı açılınca lalası çıktı,
Yaşlı gözler ile âcize baktı.

Müsaade alıp içeri girdim,
Onu baygın halde yatarken gördüm.

Yanına diz çöküp tuttum elinden,
Ölü gibi, habersizdi kendinden.

Sanki yanıyordu, ateşi çoktu,
Yanında kimler var haberi yoktu.

Bildin mi beni dedim, ağlayarak,
Haydi gözünü aç, kim gelmiş bir bak!

Büyük anası, dizini döverek,
Gözlerinden kanlı yaşlar dökerek.

Dedi: Tanıyamaz, aklı gitmiştir
Bizi dünden beri deli etmiştir.

Yemiyor, içmiyor, kapalı gözü
İki gündür duyulmuyor hiç sözü

Dün bir şeyi yoktu, okuldan geldi,
Oynadı, neşesi yerinde idi

Gece yatıp sabah kalkınca yine,
Elbiselerini ister giyine.

Bu işe vermedi hiç ehemmiyet
Okula gitmeye gösterdi gayret.

Babası der: Bugün okula gitme!
Hastasın, kendini hiç harap etme!

Demiş: Belki hoca azarlar beni,
Babası der: Azarlamaz o seni.

Yüzü kâh kızarır, kâh ağarırdı,
Başı ise pek ziyade ağrırdı.

Yardım etmek için gayret ederdi,
Gelene gidene hizmet ederdi.

Ayakta gezerdi bilmem ki noldu,
Birden hastalanıp sararıp soldu.

Demiş ağrıyan yeri bacısına,
Sabreder katlanırım acısına,

Sakın ha duymasın anamla babam,
Benim için onlar çekmesin hiç gam.

Bacısı anlattı bu hâli bize,
Ben de olanları ilettim size.

Dedim kolay değil, böyle bir acı,
Sabretmekten başka yoktur ilâcı.

Nine, yine ediyordu âhu zar,
Hasta torununa ettikçe nazar.

Ah oğul diyerek feryat ederdi,
İşiten insanın aklı giderdi.

Benim de yüreğim durmaz taşardı,
Hastaya baktıkça aklım şaşardı.

Kalmadı hiç sabrım, bitti güç kuvvet,
Artık onu edip Hakka emanet.

Çıkıp hemen düştüm süratle yola,
Göz açıp bakmadan hiç sağa sola.

Gam haneme gelip kaldırmadım baş,
Gözlerimden akardı sel gibi yaş.

Gece boyu bu hâl üzere oldum,
Sabah vakti hemen yola koyuldum.

Varıp eve sordum nicedir o mâh?
Dediler: İyidir elhamdülillah.

Ama kalbim gayet hızlı atıyor,
Baktım yine dünkü yerde yatıyor.

Yaklaşıp yanına tuttum elini,
Hastalık ateşi bükmüş belini.

Dedim: Tanıdın mı dün gelmiş idim,
Dedi: Noldu hiç farkında değildim?

Dedim: Söyle bugün hâlin nicedir?
Sararıp solmuşsun iki gecedir.

Dedi: İki gündür başım ağrıyor,
Öyle ki beynim hep parçalanıyor.

Dedim: Gözünü açtın geçmiş ola,
Şifa ihsan ede Rabbimiz Mevlâ.

O ciğer pârenin büyük anası,
Dövünmekten yıkılırdı yakası

Sevgili yavrucuk dedi ki ona;
Yaptığınız bu iş reva mı bana?

Gözyaşıyla beni üzüyorsunuz,
Ölürse diye mi ağlıyorsunuz?

Ölüm, emri Haktır asla gam yemem,
Kalırsam hamd olsun Mevlâya her dem.

Herkes ölmek için gelmiş cihâne,
Baş ağrısı buna olur bahâne.

Nine, hep ağlarsın inceden ince
Ecel bakar mı hiç, yaşlıya, gence?

Tuhaf sözler söyler dalıp giderdi,
Yakında yolculuk var hocam derdi.

Dedi: Artık ben hareket edeyim,
Atımı getirin hemen gideyim.

Babası dedi ki: Nere gidersin?
Hasta yatarken atı nidersin?

Dedi: Babacığım, eğerle atı!
Durmam artık, geldi seyahat vakti!

Dedi: iyi ol, bir kuzu alayım,
Gezmen için seni kıra salayım.

Kimi istersen onu al arkadaş!
İstediğin gibi eğlen ve dolaş!

Dedim: Dilersen beraber gidelim,
Gönül hoşluğuyla seyran edelim!

Dedi: Ben gidince gelmem bir daha,
Kim bilir çıkamam belki sabaha.

Dedim: Hayatım niçin böyle dersin?
Bizi yalnız koyup nere gidersin?

Dedim: Bazen kızıp vurmuştum sana,
Hakkın çok üstümde helal et bana!

Söylerken alnımdan soğuk ter aktı,
Derinden ah çekip yüzüme baktı.

Dedi: Helal olsun, ne hakkımız var?
Hocanın vurduğu yeri yakmaz nâr.

Yataktan kalkmaya gayret eyledi,
Mushaf yok mu biraz okusam dedi.

Dedim, sen zayıfsın, Mushaf ağırdır,
Gücün kuvvetin yok, kolun ağrıtır.

Hemen okumaya başladı ezber,
Okudu sure-i Fethi o server.

Dua edip elin sürdü yüzüne,
O an herkesin yaş doldu gözüne.

Dedi ki: Mushafı getirin bana!
Yüzümü, gözümü süreyim ona.

Dalıp yine dedi: Getirin atı!
Baksanıza geldi sefer saatı.

Kalmadı artık hiç ağzımın tadı,
İşte yaklaşıyor, gönül muradı.

Davet ediyorlar, beni nimete,
Getirin atımı, gidem Cennete.

Daraldı canım, duramıyorum,
Arzulanan yere varamıyorum.

Yatakta dönerdi hep sağa sola,
Kendinden geçerek bakardı yola.

Neler gösterdi ki Allah gözüne,
Görünüp âlem-i berzâh gözüne.

Gecikmeden hemen gideyim derdi,
Duramazdı, pek acele ederdi.

Yine kendisine geldikte o mâh,
İhlâs ile derdi, Amentü billâh

Sonra dedi Lâ ilâhe illallâh
Ardından Muhammedün Resulullah

Üç oğlum vardı, bu birinci idi,
Bir ipte dizili, dört inci idi.

Dünyada olmadı benim muradım,
Ben ölsem, o kalsa diye umardım.

Belirdi yer yer, ölüm nişanı,
Pek yaklaştı artık gidiş zamanı.

Bu hâline annesi nasıl ki yanmaz?
Parçalanır yürek, âha dayanmaz.

Nasıl ağlamaz, ciğerparesine?
Zavallı gönlünün eğlencesine.

Evladı Muhammed, iki gözüydü,
Baktığı kınalı bir kuzuydu.

Güneşten sakınırdı gül yüzünü,
Üstünden hiç ayırmazdı gözünü.

Onun gibi oğul kaybeden ana,
Bir daha nasıl bakar bu cihana?

Herkesin gözleri dolmuş idi yaş,
Nasıl dayanır yürek olsa da taş.

Dedi: Oğullarını bir göreyim,
Hakkınızı helal edin diyeyim.

Acele gelsinler, git haberdar et!
Ölürsem gitmeyim onlara hasret.

Dedim ki: Sen de bir oğulsun bana,
Dayanamam senden hiç ayrılmaya,

Fakat arzun için hemen gideyim,
Çocukları alıp sana geleyim.

Hemen çıkıp yola düştüm süratle,
Gelip gam haneme bin bir mihnetle.

Oğullarım dedim, haydi tez koşun,
Hasta, sizi ister, gidip görüşün!

Yanında oturun, sözüne bakın,
İzin vermedikçe gelmeyin sakın.

Selamımı söyleyin ona benden,
Dua etti deyin canı gönülden.

Onlar gitti Muhammedi görmeye,
Ben yine başladım âh vah etmeye.

Bir odadan ötekine girerdim,
Kâh başımı, kâh dizimi döverdim.

O an sicim gibi yağmur yağardı,
Yağmur değil, ona gökler ağlardı.

Baktım güneş batmış gibi göründü,
O an cihan matemlere büründü.

Oğullarım mahzun çıka geldiler,
Kan ağladı hep bağrımız dediler.

Dedim: Geçiyor mu kendinden yine?
Ne söylüyor geldiğinde kendine?

Dediler: Hep diyor ki, gidebilsem,
Bu fani âlemi terk edebilsem.

Ezberden Yasin okurdu durmadan,
Amentü billâh derdi yorulmadan.

Durmuyordu döşekte ve kucakta,
Gözleri de hep yolda ve sokakta.

Bakın geldi diye sayıklıyordu,
Acep kimdi o, ne bekliyordu?

Annesi bize dedi ki: Oğullar,
Böyle bir acıyı görmeye kullar.

Haydi gidin sizi evde beklerler,
O gitti Hak size versin ömürler.

Teslim etmek üzereydi canını,
İşte böyle bıraktık son anını.

Dayanamayıp bu vahim habere,
Dengemi kaybederek düştüm yere.

Gece karanlıkta çıktım çarşıya,
Kim var diye bakıyordum karşıya.

Kâh başımı, kâh göğsümü döverek,
Mânâsız dolaştım, âh vâh ederek.

Derdim, acep gitmiş midir Cennete?
Kavuştu mu orada bol nimete?

Kendi kendime böyle düşünürken,
Uzaktan birini gördüm gelirken.

Karaltı yaklaşıp geldiği zaman,
Gördüm onun babasıymış o insan.

Dedim: Evde ciğer köşen yatarken,
Niçin geldin çarşıya böyle erken?

Hastayı bırakıp nasıl gelirsin?
Geceleyin burada nasıl gezersin?

Gözümün nurunun ahvâli nice?
Yoksa bir şeyler mi oldu bu gece?

Dedi: Ağırlaştı yatsıdan sonra,
Hiç durup eğlenmez oldu bir ara.

Yatakta yatamaz, hep âh ederdi,
Düşe kalka, sağa sola giderdi.

Sık sık şöyle derdi: Amentü billâh,
Muhammed hak resul ve birdir Allah.

Göğsümün üstünde tuttum cananı,
Yakın olmuş idi vermeye canı.

Amcası bazen alırdı kucağa,
Tutardık düşmesin diye ocağa.

Annesi çıkıp gitti duramadı,
Yanında daha fazla kalamadı.

Kardeşi de üzülüp gitti hemen,
Sadece amcası kaldı bir de ben.

Bakardı kâh bana, kâh emmisine,
Ecel kuşu konmuş tam ensesine

Konuşamaz oldu artık lisanı,
Bir ân önce uçmak isterdi canı.

O anda amcası tuttu belinden,
Yâ Allah sesini duyduk dilinden.

Ve sağa bakıp gülümsedi bir an,
Böylece Hakka teslim eyledi can.

Amcası kucaktan koydu yerine,
Sonra da haber verdi medarına.

Getirip koydular onu meydana,
Hepsi de başladı ahu figana.

Artık sen sağ ol, o dünyadan gitti,
Ayrılık ateşi canıma yetti.

Evimi terk edip yollara düştüm,
Yavru acısıyla avare düştüm.

O an ona dedim: El hükmü lillah,
Bize sabır vere, Cenab-ı Allah!

Dünyaya gelenler göçecek elbet,
Ecel şerbetini içecek elbet.

Müslümanlar için ölüm nimettir.
Bu masumun yeri elbet Cennettir.

 
Üst Alt