Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe

Bak işte gözlerim;

Hani sana pencere pervazlarında çırpınan o zavallı kırlangıcı anımsatan.
Yalnız ve yaralı kahverengi düşlerin senin.
Kırdığım potların düzeneğine işlenmiş bir nakış zerafetinde aşk?
Aşkın gölgende yeniden,
yeniden ateşe atılışı,
yanışı dünyanın.

Taşralı bir bozgunum ben nihayet,
şaşkınlığımı mazur görme ama.
Bilmediğin bir ülkenin ayak basılmaktan yorgun arka sokaklarından,
bıçkın kaldırımlarından sesleniyorum boşluğa.
İçimden taşan sana çaresizce sarılan yüreğim midir gerçekten,
inanmıyorum buna.

Taşralı bir yanlışlıktır yüreğim,
kendini bir ağıdın koynuna gizleyen.
Sessizce geceleri demleyen bir köşede,
sıradan ve mülayim.
Göremediğin tersinde yaşanır burda düşler hayatın.
İşte ben bu hayatı sen gibi görmeyen kalplerin yamacında
çocuk oldum ve
büyümemeye yemin içtiğim günün ertesinde
kovuldum sırça köşkünden aşkın.

Küçük bir kızın türküsünü çığırışım bundandır belki de.
Hayata gözlerimi ilk açışımda daha,
yabancılayışım ışığı bir ağustos akşamında.
Temmuzun hemen sonrasında ve
eylülün yamacında sıkılgan bir merhabaya.

Sen hangi diyarın gülcesiydin yabancı,
sen hangi ağacın dalında bozardın toprağa eşlik eden bir
tütsünün şımarttığı şarkıları.
Söylemedin, ben de sormadım en son dağıttığın rüyayı.
Biliyordum,
belki de bilmek kadar acıtıyordu canımı
gözlerinin rengine ithaf edilmemiş şiirler.
Birine alışmadan benzerini doğuran garip bir hikayen vardı.
Yine de bir sonu vardı nihayet bu iç içe geçmişliğin
ama ben yeniden örtüyordum gözlerini bebeklerin,
her gün sil baştan .

Taşralı bir hikayeciyim ben,
kırgın bir dağa yaslanmış masallara ihanet eden.
O kadar renksiz ki herşey
ve o kadar alışkın ki hayat buralarda sıkılmaya.
Bir çınarın toprağına emanettir kelimelerim
ve laf aramızda bu şehrin gecelerine rengini veren
derbederin ecriyim.
Bütün cinayetlerin kalemine mürekkep bir yürek,
unutulmaya mahkum hikayecisi uzak diyarların.

Ve işte ellerim;

Ne çok hikayeyi gölgene mahkum eden uçuk beyaz dillerim…
Sen kendi uçurumunu doğururken zalim bir aynanın damarında, yettim.
İzi yoktu gözlerinin o uçurum kenarında,
ne de şarkını söyleyen kuşlar tutunduğun dalın yaprağında.

“Beni kör kuyularda...Beni kör kuyularda…”

Nur Zelal...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Ağlama Azze; en güzel yenilgimsin…

Düş görmeyen yarınların gün kavgasında olacak olmayan mıydın sen?
Ağlanarak terk edilen, terk edildiğinde ise daha çok sevilen,
geçmişin ve geleceğin sonsuzluk türküsü müydü özlemin;
aziz hatırası uğruna celp kâğıtlarını yaktığım?
Her ayrılık erkendir aşkta, bilirim Azze.
Zamana yetmeyen gücümün tükenişine tam vakitli bir isyan
dilimin ucundaki suskunluk…
Anlatılmayacak olan aşkın mümkün kelimelerle ayrılığı bildirişi…

Sağanak sessizliğin hükmünü verirken yargıcılar,
tuza batan yaramın derinliğine aşk değdi.
Voltasız gülüşlerle beklerken ellerini,
sana bırakmayan yüzler dondu çehremin çıkmaz sokaklığında.
Kalbinin sapalığına yol uğratmayan şehirlerden doludizgin
geçti kırıklığımın tanım bilmez harfleri.
Vaadim yalan bilmezdi, yanlış kaldım kendime.
İnceldiği yerden kopan ipin ucu boynuma dolandı.
Ne baharım ne yaz.
Ne suskuyum ne avaz.
Ne alevim ne ayaz.
Kirlenen ömrümün talan edilirken kanatılan ilk gençliğiyim sadece.
Her şey bu kadar isyanken ben bu aşkın neresini heceleyeyim Azze?
Gözyaşı doğumundan olan acıma kimi bulayım gömmek için?
Sönsün bütün ışıklar.
Aydınlıklar kapansın üstüme.
Mezar taşında unutulsun adım.
Ben yüzümü talihi asi hangi aynada kırayım?

Adı anılası hatırlama özürlü bilincime kara çaldım.
Dehşetli bir hatıranın gözbebeklerine mil çektim erken doğum yaparken ayrılık.
Geceye ilmek vurup sabahı zor ettim vurgun saatlerimin dönmemişliğinde.
Sonrasız bir mevsim miydin göç etmeye kıyamadığım?
İç suskuların karanlığında kaybolan kelimelerine sürgün düş’ündüm;
beni bir kere görmeyi deneseydin ölmeyecektim!
Zamanı yok saydığım an mıydı gülüşünün zamansız gelişleri
yoksa rüzgârın peşine takılıp gelen kokun muydu hatırına yandığım hicran?
Kalk Azze, uyuma,
aşk teheccüde benziyor bu kez.

Her kaybediş bir buluş olsa da,
yitirilen aşkın telafisi olmuyor sensizlik.
Ömrün kalanında adın geçmesin diye mi aldın yokluğunu benden?
Gerekçesiz değilken ayrılık ve tufan gecelerinde yırtılırken aşk zabıtları,
her şeyin başına nokta koydum.
İncinen yanlarımdan içime dolarken acı,
yalnızlığımı avuttum gözlerinle.
Kan kaybetme saatlerime ellerinden ödünç aldığım ılıklıkla
pansuman yaptım.
Yüzüm sende tanınırken yalnızca,
aşk yaralaması muhtemel bir ihtimal miydi sende?
Ayn, şın ve kaf karanlıkta nasıl okunuyor söyle!

Yaratılan aşkın eşkâli sensiz şimdi.
Saçlarının yağmuruna öykünen gözyaşım yanağımda harabe.
Ölümün öldüremediği aşkın yemini için
morg akşamlarına kadar uzanan kuyrukta arkandayım Azze.
Bilmeceler bulma’calardan daha uçurum.
Kalbimin doğum yapmaz sevinçlerini şehrin sesine karışan
güvercin çığlıkları eşliğinde kirpiğine kurulan darağaçlarına astım.
İstanbul’un yüzündeki bir Ankara sabahı kadar dağınık,
kirli ve soğuktu ölümlerim.
Hangi çiçeğin kokusuysa tenin tenimde tanıdık o ağıttı ellerin.
Seni özlerken susmak aşkın anadilini yutup
alt yazılı bir heyecanla ağlayamamaktı.
Sana bakmayı gözümün zulmü sayarken,
eşkiyaydı bakışının anlamı:
Gözlerin aşkın bölünmez bütünlüğünde ancak özgürlük olabilirdi Azze.

Utanmaz ağlayışları gözbebeklerimde boğarken
adınsız hıçkırmayı haram bildim.
Ruhuma cellad kılıcıyken aşk kanımı akıtmanın helalliğiydi
özrümün beyanına varan sözcükler.
Her ikimizin yokluğuna denk düşerken gitmek,
hangimizin adımları daha yalnız koşacaktı ayrılığın karayoluna?
Hangimiz daha güzel bitecekti en sevgili yanından?

Ben seni dua kadar güzel olasın diye mi sevdim?
…AZZE!

Cengizhan Konuş...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Ağlamak anlatmaktır
Sözün bittiği yerde şebnemlerin konuşmasıdır/ağlamak
Anlatmaktır
Sayfalara sığdıramadığını bir damla gözyaşında
Acı bir zehir içmektir mısraların kadehinden
Kelimeleri idam etmek her şiir bitiminde
Sonra yeniden/ bir daha yazmaktır
Her harfi gözyaşı olan bir şiirdir/ağlamak
Şarkı sözlerinde okumaktır kanlı idam fermanını
Yazılan her şiirde 'biz'i
Söylenen her şarkıda “sen”i bulmaktır
Dillerin lal olduğunda dillenmek
Gözlerin kör olduğunda sadece “sen”i görmektir
“sen”inle dolu sensizlikle konuşmaktır/ağlamak
Ağlamak
Anlatamadıklarını düşlerde haykırmaktır
Kırlangıç gagasında bir damla su içinde göndermektir
Unutulmamış bir sevdanın kıvılcımlarını
Siyahın ecel/kahverenginin kefen olduğunu bilmek
İsyanlarını gözpınarlarıyla konuşturmaktır
Anlatmaktır ağlamak

Ağlamak anlamaktır
Anlamaktır/uçup giden boynu bükük güvercinin
Yabancı semalardan artık geri dönmeyeceğini
Ömrümün “ah-u zar” olduğunu görmek
Hasret denizinde vurgun yemeyi bilmektir
Gözpınarından süzülen bir damla yaşta boğmaktır
Segah makamının nağmelerini
Ağlamak/“Ah”larda yitip gitmek
“yok”larda yok olmayı anlamaktır
Sır içinde sırlara gömmeyi bilmektir yürektekini
Gözyaşının gündüz siyah gece beyaz aktığını görmek
En acı çığlığın sükut olduğunu anlamaktır
Ağlamak
“ben”in içinde “sen” i
“sen”in içinde “ben” i yaşamaktır
Anlamaktır ağlamak


İrfan Özcan...
 

Yusufça

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Ocak 2012
Mesajlar
9,323
Aldığı Beğeniler
30,359
Konum
Bitlis
Takım
Beşiktaş
İnce Sızı
Var mıdır nalçaları sevincin
gün tene değince kanatları uzar mı
derin bir secde gibi rüzgara aşılanmak
dostları düşünmenin çarpıntısından mı

Yokum arkadaş düşünmekle varılan tada
hayata yalnızca kafanı banmak
gövdende namusluca güdebilmek sevinci
elbet burkulup kalmaktan iyi.
Kara gözlerimde uğuldayan bu değil ancak
elde tüfek, elde alet, yürekte kor
cebelleşmek yalanla, kirle, tahvilatlarla
damarlarına papatyalar doldurarak
bir serinlik olup dünyaya sokulmak

ben bir deli fışkın değil miyim
sahibim Köroğlu'nun da sahibi değil mi
ve çocukların ezbere bildiği gömleğimin
kendirini kendim ekmedim mi

Öyleyse arkadaşım sinem kanayadursun
ta ki sürgün ya da mahpus kırışıklar yerine
yüzümüz köylü ve gurbetçi yanıklığa dursun
sevmekle doğrulanmıyor madem kalbimiz
girelim yarimizin avlusuna tam tekmil
ve mürdüm erikleri
ve dopdolgun elmalarıyla o bahçede
o geniş kalçalı yarimizi dört kere.




İsmet Özel
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Şükeyra! Gel seninle kim olduğunu seyredelim aşk aynamda…

Dile gelen nara sığmaz, narı yakanı dil anlatmaz Rumi.
Toprak can alınca tozdan, sudan ve çamurdan,
alemin bildiği sırrı kalem yazamaz.
Kırılır öteyle hiç arasındaki her şey.
Her şey kelimenin yetmezi ve vesikası sadece.
Aşk yetenin ve aslın kalp kabı yalnızca.
Doldukça taşan, taştıkça dolan ama asla boşalmayan ve dolmayan…
Sen bir bilmecesin bilmesi gerekene;
cevher bilinmeden bulunur mu Rumi?
Akmayan, yıkamayan gönül nasıl bilsin aşkın yakarak sağalttığını?

Aşka sür de yüzünü güneş bilsin aşk neymiş,
yanmak neymiş
Gel gülüşünü düşür aynaya da aşk bilsin aşk neymiş
Var olduğunu bilsin toprak, deniz, yıldızlar,
karanlık ve aydınlık
Aklın ötesinde yırtılsın hayal
Aç gözünü bak öteme Rumi
Sır kapıya dayandığında bilir sır olduğunu
Sır kapıya geldiğinde bilir kapı,
kendisinin sırla yoğrulduğunu
Ve yalnızca sırla açıldığını
Öyleyse hem kapı hem sır olmalısın bende Rumi.
Meyveyi saklayan, kollayan kabuktur da
soyulduğunda yeniyor çoğu zaman
o yüzden beni hem bil hem bilme
hem bul hem bulma
hem ol hem olma Rumi.

Aşk geldi ya sana,
bilebilir misin ben kimim, sen kimsin?
Irmak denize akar, deniz ummana koşar
Umman kimi bulmalı dolmak,
taşmak ve yanmak için?
Yağmurda damla, damlada yağmur olmak nedir Rumi?
Beni bildiğinde sen kimsin,
beni bilmediğinde sen kimsin?
Aşkla kutsandığında alem-i üryan yer ile gök nasıl ayırt edilemiyorsa
Öyle kaybol bende, öyle yok ol.
Benimle biliniyorsa varlığın, kemâlin,
ülfetin benden azade tanınmıyorsa
Benden ayrı düşünce seni kim neylesin Rumi?
Özün sözü, sözün özü aşksa alem neylesin aşksız aklını?

Yörüngen benim, döndüğün,
tavafında cezbeye kapıldığın ışık benim.
Söyle o halde Rumi, bu kadar benken sen,
bu kadar senken ben, ben kimim, sen kimsin?
Diyorsan ben senim, benim olana nasıl ben diyorsun?
Diyorsan sen bensin, senin olana nasıl sen dersin?
Yok eğer yokuz diyorsan varlığımıza kanıt bu aşk kim?
Seslendir beni Rumi
Sesinin tınısına karışmış hüzün notası gibi seslendir.
Olmuş gibi, ölmüş gibi, yokmuş gibi seslendir.
Geceye karışan gündüz gibi,
gündüze akmış gece gibi kanıtla beni.
Hem var hem yok de
Hem ol hem öl de
Hem dur hem dön de
Ama illa ki kanıtla kim olduğumu Rumi.
Sır olayım kapında
Kapı olayım sırrına
Güneşi saçlarına, kameri kirpiklerine dola da yer ile gök arasında durup ne yere ne göğe ait olmadığımı kanıtla.
Aşkına suret sürerken siretim olduğunu
Aşk soyuna mensup bir şems olduğumu anlat aşka.
Durma Rumi,
Ne kadar susarsan o kadar kârdayız
Ne kadar konuşursan o kadar zarardayız
Susuşuna hükmedecek kadar konuş
Cümlene hükmedecek kadar sus ama anlat kim olduğumu.
Ecel terleri dökerken ecel
Giy aşkın tennuresini ve sağ elinle aldığını,
sol elinle dağıttığını aşka galebe çalarak anlat.

Aşk kaç harftir ve kaç kelimeyle dillendirilir Rumi?
Denize karışan ırmağı, ummana koşan denizi nasıl adlandırırsın aşkın haritasında?
Aşkı bilenin adı, aşkı bulanın cismi olmaz.
Olacak kadar öl, ölecek kadar ol.
Yağmur hem damladır, hem yağmur
Damla hem yağmurdur hem damla
Çöz bu sırrı ama sırrı çözerken sır ol.
Düğüme düğümlenmeden vermez düğüm kendini
Neye nefes veren aşktır ama nefes diye bilinir
Ney seni üflemeden üfleyemezsin ya,
aşk seni bilmeden bilemezsin aşkı.

Aşk böyle ortadayken sen kimsin,
ben kimim, biz kimiz?
Aşkı yalanlamadan,
varlığımızı yok etmeden,
yokluğu reddetmeden söyle bana
Aşk kim Rumi?

Cengizhan Konuş...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Rüzgâr! Sen saçlarımdan geçerken, geç veya erken,
geçmişken okudum saçlarımdaki tel tel şiir boşluğunu.’’

Dargın düşkünlükler geçiyor düş izin kalan alnımın çizgi aralarından.
Durup durup yoruluyorum kaydı silinmiş ayrılığa.
İçimden çıkarıp attığım aynada görünmeyen yüzümün incitici sahteliğiyle ‘ben’ kırılıyorum.
Doldurulmasına kimsenin göz yummadığı boşluk oluyor her yanım.
Küfürbaz susmaların eşiğinde kaskatı bir figan gibi asılı duruyor öpülesi ellerin.
Adıma çizdiğin her yalnızlık seni çağırıyor benden.
Geç kalıyorum ardımca uzayıp duran saçlarına.
Yağmurun damlalarına masallar yaz zahmin.
Birde ıslat şarkıları dudaklarında.
Ellerim gözlerinin içine sığınmış.
Çekemem kendime.

Yoğun bakım gecelerindeyim.
Kanatma günlerine süsleniyorum heyecanla.
Telaşı hırpalanmış mısralar ayakucumda ayaklanan bir ihtilalin kanında pıhtılaşıyor.
Tenimde kalakalan acıyı sesinin koridorunda çırılçıplak bırakıp
sürgün voltalar biriktiriyorum esmer adamların yorgunluğuna.
Her gece uykusuzluğumu yakıyor taş yatakların arkasına
yatıp kirpikleriyle yağmurları emen bulutlar.
Yenilgilerim alıp başımı yürüyor.
Vurdurma beni bana. Gençliğimi tabut gıcırtılarına sığdırmak ar geliyor.
Daha dağlar aşıp çöle düşmedim.
Çöllerden geçip saçlarını öpmedim.
Sızla! düştüğüm yerde… hadi bana hınçla susmayı öğret.

Islak gözlerimin ardından adımlarımın beni terk edişini seyrediyorum.
Yüreğimde biriken şiirlerin omuzlarıma bıraktığı yorgunluktan
sıyrılarak yürüyorum gecenin ardına.
Kırılan aynaların içine batan rüyalarımın kanından akıyor suretim.
Unutuyorum yüzümün adını.
Gece gözlerinin ardında. Dönmüyor.
Bana dönmüyor gece. Gözlerinde uyusun sözlerim.
Sözlerinle ısınsın yüreğim.
Efkârından sarıl bana.
Yollara çizsem adını, adım adım yol alsam sana.
Ardına düşmüşlüğümle kaybolsam adında.
Yağmur yağıyor buralara,
damlalardan düşersin diye çekmiyorum alnımı

Vadedilmiş tüm kahkahaların yangınlarını eski ahitlerin satır
sonlarında yok edişlerine kan döküyorum.
Gelecek gün için beni yitirme ayinlerim.
Eylemine zamansız kalsam da sensizliğin ölüm duraklarında
seni beklemelerim hiç bitmiyor.
Kelimeler ifraz edilirken Beytulhazan’da kalbimi uzaklara
yatırıp göğsünü ovuyorum saçlarınla rüzgârın.
Toprağa sür kirpiklerini.
Korkma çekip gelemezsin hikâyeme.
Aşk sadece cümlenin kalbine.
Ten birazda senin niyetine heba.
Bu deniz tamam zahmin.
Bırak dalgalar içime aksın.
Gecenin sol omzuna çarpıp nehirlerin beyazlığına melek
sancısı bırakan yokluğuna aldırmıyorum.
Ben sana yokluğundan aşinayım.
Yırtılmış yanlarıma şarkılarından nakaratlar giydirmen değil
de kokunun kıyısında uykusuz bırakman ne güzel.

Parmak ucunda saklanan öykünü yazamayacak kadar
kelimesiz suskunluğun. S
en kendine cümleler kuramadan konuşmayı savunmuştun oysa;
kuramadığın cümlelerin nokta işaretlerinden vuruluyorsun şimdi.
Bir yanının kaldığı yoklukta unutuyorsun zamanı.
Ayaklarından geçen yaprakların savrukluğunda kalıyorsun
. Yazamaz seni hiçbir şair.
İnciteceğim düşlerin ağlayan kadınlığından daha büyükken
celladın dudağını öpmekte neyin nesi?
Karanlığımı çekiyorum insan kalabalığında eriyen düş
uçurumlarının isimsiz esintilerinden.
Dönüyorum gizli bir öznenin yıkılmaya meyilli duvar diplerine.
Kuşkunun ensesinden (günahkar) şarkılar geçiyor durmaksızın.
‘Herkesin bir yarası vardır, kanında kanayan’ diyor çirkin şehrin çocukları.
Sana yaramı vereyim mi zahmin?
İçimde tutamıyorum kendimi.
Şah damarımda asılı kalıyor tüm çığlıklar.
Kalemler kalbime batar çıkar, yazar kendimi.
Uçun kuşlar uçun bende mevsim zahmin.
Aklın fesadına uğrayıp bakışlarımı yasaklayan bir aşka
cinnetler ve cinayetler ortasında tövbeler biriktiriyorum.
Düğümlendikçe acıya kendimi kaybediyorum yüzümün
şairden bozma yanında.
Baba erken ölme uykusuz rüyalarımda.
Çocukluğumu susturamıyorum.
Delilik provalarından bıktım. Delirmek istiyorum.

Kefenime üryan çığlıklar bulaştırırken soysuz cesetler
kederin ateş bahçelerine değdiği yerde kırıyorum
ehilleştirilmiş cümleleri.
Mahcup sular ihanetlerimi arşınlıyor yer ve gök arası.
Boşluğa yapıştıkça feryadımın eskimeyen tınısı,
sesinin ucundaki enkazlarda çok suskulu (yarım) yaşanmış hayat oluyorum.
Kuyudan çıkmaya bir sen kala gidiyorsun,
tamamlanıyorum gidişlerinle.
Ayrılığın renginden yürüyorum yalnızlığın son İstanbul seferine.
Dillendirilmemiş her yalana ayna oluyorum.
Hep doğruyu kusuyorum.
Sensiz büyümüyor sensizliğim sevgilim.
Gittikçe uzuyor yara makamı ağlayışlarım.
Kaldır gözlerini içimin siyahından, gittiğine inanmayayım.
Seni sevmiyorum, sana aşık değilim,
ben sana başka bir şeyim zahmin.

Başka sen kalmadan suretimde caddeleri yakılmış şehir
içimin sokaklarında kalıyor.
Birde notası ıslak şarkılar…
Beklemiyorum artık yolumun sonundan gidenleri.
Ellerimde kalan tekliğimin resmini parçalıyorum kara sularında.
Yıldızlar kaymaya hâlâ meyilliyken ağıtlar tutuyorum bir ömür boyu düşmek için.
Bana tahammülsüzlüğümden kirleniyorum.
Gözlerimin daldığı noktada çerçevesiz asılı kalıyor bakışlarım.
Azalan bir su olmak istiyorum kendime.
Ama sen ol geçtiğim yol.
Öyle öl ki bende senden başkasında yaşamayayım.
Yağmur yağacakmış gibi dokun saçlarıma.
Bilmediklerim var kendimde beni düşüren.
Beni benden alıp sana düşüren.
Git suretinden.

Ellerine sığınan kuytu şehir dalgınlığındasın biliyorum.
Derinliğinden sıcak cümleler geçen öykümü gece geçerken
yalın ayak parmaklarını yakıyorsun avuntusuz bir hayatta.
Saçlarını kesiyorsun ellerimin izini sökmek için.
Ayrılık aşkın iç kanaması diyerek sende öznesizleştiriyorum kendimi.
Şimdi ceplerimde bağrı ıslak martıları, ölü beklentileri,
yakılmış mektup satırlarını ve rüzgârın kırık esişini taşıyorum.
Lekesiz değilim.
Meğer hayat ölümden başka adres göstermiyormuş insana sevgilim.

Hiçliğe yol alan sessizliğimin adım adım susmalarını izlerken
bulmuştum varlığıma sürünen yokluğumu.
Saat başı yokluk çeken içimin ertesinde bitmeli öyküm.
Sakin değil yollar.
Yarılan acıların ortasından gidenlerin bıraktıkları şahit değil.
Sen bana inmeye korkan uçurumken bitmeli öyküm.
Ben yazmadan.

Zahmin! Biz yine…
yağmurda…
yağmurda…
yağmurda…
Dudaklarım sırılsıklam yine.
Gidersem gelir misin benimle ayrılık için?

Cengizhan Konuş...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Kanamaya yüz tutmus hatiralarin git-gel‘leri arasinda,intihara teşebbüsten hüküm giymis yüregimin cerahetidir bu..
Gece diriltmiyor hiçligime adadigim bu meçhul yalnizligimi ..
Mecburiyetten giyindigim ölüm renginin karsisinda kirpik inceligi kadar bile bahsedemiyorum bu hüznün bitap düsürülmüs kismindan
S/özlerimin anlamlarini öldürdügüm günden bu yana cinnet korkusundan yazamiyorum mahiyeti mavi‘ligimde kaybolanim
Kabuk baglar nasilsa yaralar zamanla diyor okudugum her sen/sizliklik,
Oysa kandirdigim ürkek satirlarimdan baskasi degil sancili yanim
Aklimca kurdugum cümleler disinda aglayan olmasin istiyorum
-ki gözlerime söz geçiremeyen bir kalp dolusu gözyasi t/asiyorum gece sayiklamalarima dair
s/özümüzden döndügümüzden bu yana ,aklimla basim belada
Bana kalsa,hani bana kalsa biliyorum vaktiyle azraili bile erkenden davet ederdim bu yakisiksiz yalnizligima..
İki yakasi bir araya gelmeyen misralarimin tümcesini kurban ediyorum her gece bu z/amanlara..
Durup durup genzime kaçan bakislarinin infazini veriyorum adini koyamadigim gecelerime..
Kalmayacak biliyorum kimsede kalmadigi gibi bu sizida bende !!!
Mürekkebi kokusunu çoktan kaybetmis kelamlarin adim atmaktan korkan mayin tarlasi tehlikesi kaldi içimde yar
”Sen yaz siir yolunu bulur diyor son okudugum kitabin son satiri”
Oysa ritmi bozuk kalp atislarimin dogru yolu olsa ne olmasa ne ?
Kendime çizemedigim yolun beyin ölümünü gerceklestirdim ben gecen geceden sensiz uyandigim sabaha ..
K/an kaybediyorum yar
Acil etkisi keskin bir ”gitme” sür gözüme…
Veda olmasin bu müebbet suclusu siirin ya/saklanabilir kismi..
Günahi boynuna yazdiklarimin , çatisi düsmeleri ile inleyen yüregim…
Hadi son yildizdan bir gitme daha dile de.. sabaha mühürleyelim s/özümüzü
Yinede tutsak bir dille tüm kirilmisligima inat rotasi olmayan bir kalbin kelebek ömrü sevinciyle pas tutuyorum yine ..
Son çare !!
Yüregimin hüznünü ilk secdeye b/agladim az önce..
Amin der misin yar ?


Kahraman Araz...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Varsın anlamasın ağyar hâlden ne çıkar? Biz yürüyelim yine de, gözlerimiz yangın, gözlerimiz fersiz ve sitemli? Gözlerimizde gizli uçurumlar, fersûdeliğimiz âşikâr? Olsun yârenlik; rahat/sızım? Olsun?

Gündelik sevdalara geçmedi kaydımız; gün, delik deliktir içimizde yıllar yılı? Dipnotumuz düşmüştür hayâta; çekilmez çok yanımız olsa da, yansız kalmadık zulüm terânelerine!.. Terennümlerimiz aşk olsun diye düştüysek yola ya da düşürüldüysek; şüphesiz bundandır, yüzümüz yere düştüğünde düşüşü yeryüzünün.

Yalımlarımız uzak kıldı bizi içine sevgi tohumu katılmamış her aştan. Başımız aşka fedadır, diye diye ulaştık ferdalara. Kim bilir kaç gün oldu yola bırakalı gözlerimizi? Gün saymayı unuttuk sene hesâbından!..

Şimdi yangın varsa gözlerimizde, bırak, olsun yârenlik... Satırlar sır dolsun. En güzel'e yolcu olalım her yolda; varsın, taşsın yalazlar sadrımızdan!

...

Ya böyle mi olmalıydı dünya? Bir müşfik anne bulduğumuzda, koşmalı mıydık ellerini öpmek için hasretle; zamân, ışık hızıyla devrilirken ömrümüze?.. Oysa bir zamanlar, anneler vardı ki, şefkatleri ulaşırdı yarınlara... Zaman mı yaşlandı ne; yükümüze direnç katsın diye yorgunluğumuzu bileylerken...

...

Âh yârenlik; şakaklarımda müzminleşen şarkımı duyuyor musun? Sevda böyle bir şey galibâ; kilometrelerin sıfırlandığı nokta... Anlıyor musun beni? Gece, ilmeğine geçiriyor gecikmişliğimi... Uzaklarda olman neyi değiştirir ki? Yalnızca, yanarım daha fazla, fazla fazla... Füzûn bir yalnızlık olur adım, derin bir iç çekişle Fuzûlî'yi çağırırım asırlar berisinden iliğime...

Kimse dinlemez sessizlik dinletimizi, sen dinle yârenlik; cân kulağını çevir de aşka, duy gönlümüzün derûnî gâzellerini... Ki, bir yerlerde imzan durur bilirsin!

Ama bir ses ver önce, "tın.. tın.." ayak sesin duyulsun. Gece gözlerim yetişemiyor ihtimallere! Haydi bir ses ver de, sesim fezâda kaybolmasın. Uçur sesini içimin en uç yanlarına!.. Gözlerim, gecelerce güz...

...



Muammalığımıza mesafeli duruyor dünya! Dursun da yârenlik; satır satır serilişimizi sayfalara, kim anlatır hüzünbaz bakışlı ince rûhlara?Bir bebeğin bakışından devşirip umûdu nasıl da demleriz biz!.. Topu topu terekemiz bir çuval harftir ki, alıcı bulmaz bezirgânlarda; bergüzârlığımız geçer kayıtlara usulca... Sûretimiz aşka resmolur. Terekemiz tesellîmiz. Kimse bilmeyedursun yârenlik...

Pervânelerin bahtında bahtiyarlıktır aşk. Vakit be vakit dönerek yanarız, yanarak döneriz... Bir mum ağlayışıdır talihimizin tahlîli. İçimdeki çığı çağır artık diyorum! Çağlarca içleniyorum sana... "İç" diyorum... Ve içerliyorum sessiz... Tarihleri yazmaya yetiştiremiyorum; nasıl da akıp gidiyor ömür... Kayıtta kalmaya kayıtsızım neylersin. Az var bahâra; ürküten, titreten nevbahâra...

...

Kapılar ardında küçük bir kız çocuğu gibiyim yârenlik... Zulamda hüzün ve hasret... Azığım, gözyaşından ibaret... Ne çok ırak kaldık visal muştulu rüyalara! Ve üstelik yeni bir bahara az kala, cemre olup düşesim geliyor havaya, suya, toprağa? Yorgunum yârenlik; tek ateşlik topum. Şu'le şu'le şerholma vaktidir! Ağır bir kış geçip giderken ömrümden, ağrılı kalırım kış uykusundan kalkmamış gözlerime. Ve kalakalırım göz önünde bir güz hânendesi gibi hâreli?

?

Bizde mevsimler içte yaşanır yârenlik? İlkbahar: düş. Güz: düşüş. Yaz: yanışın rengi. Ve kış: harmanlanan armoni?

Bahara çok az kaldı yârenlik; azalıyorum, az alıyorum şua'sını umudun? Levhâ levhâ asılıyor her ânım. Ne çok zamandı ardımızda kalan; şirazesiz defterlerin ciltsizliğinde şerhâlandım? Bahara az kala yine yaralandım? Ağyar anlamasın hâlden de; sen anlayasın diye, bunca satırların sütunsuzluğunda kaldım. Aşka daldım bir küçük düşte, mazur görülmemi diliyorum her düşüşümde? Ve yeni bir nevbahâr girişinde, intizârımdır sana armağanım? Yârenlik?






Zeynep DİLYARE...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Adını haykırdım içimden
Yüreğimde yankılandı harfleri
Harflerin kasatura
Harflerin yüreğimi parçaladı
Yüreğim vücuduma dağıldı
Kaybettim bütün hislerimi..

Adın ağzıma geldi
Bir türlü haykıramadım
Haykırsam anlayacaklardı
Haykırsam öğreneceklerdi
Her nefeste seni soluduğumu
Her geri verişte seni
Can verdiğimi hayata
Anlayacaklardı

Sustum !
Bu kez konuşmamak için değil
Adını yutmak için.
Yutmalıydım adını,
içimide parçalamalıydı harflerin.

Yutkundum;
Adın boğazıma takıldı
Harflerine kesildi boğazım
Şimdi...
Boynu bükük bir aşk
Ne kadar dik olursa
işte o kadar dikim karşında

Hücrelerim yüreğime tok,
Varlığına aç.
Tut beni bir adıma kalmam
Düşerim şimdi.

Söyle !
Sen ayağa kalkmadan düştünmü hiç ?
Ben çok düştüm.
Hem de hiç bitmeyecek bir düş...



Kahraman Tazeoğlu...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Yitirmis bir geceden, aydinligin gözlerime gülümseyinisi
unuttugum bir günden sonra seslenmek de varmis, sessizce
Bilemezsin bu mevsimde pariltili günesler,

nasil buz sarkitlari olusturur insanin yüreginin ta iclerinde!
Nasil da her isik huzmesi acitir insanin canini?
Yildizlar ülkesi kadar uzaklara ucmusumdur,

ayaklarin diplerine yigilacak kadar acizken.
Gözlerimin ta iclerinde yagar bu mevsimde yagmurlar.

Sular hep tuzludur ve gül suya vurgun, yapraklari solgun.
Ve dünya hep döner bu mevsimde ve insanlar dökülür islak kirpik aralarindan birer birer.
Anlamini yitirmistir bu mevsimde yüregimizi acitan kelimeler.
Tuhaf mi bu mevsimde gülmeler, ic cekmeler.

Yorgun bir cinar agacinin yapraklarinin arasinda saklanmistir keskeler.
Bilir misin mevsimlerden 5..??
Bu mevsim insani bir tuhaf eder,

bir kelebegin kozasında olusumu gibi kozasinda ve besinci mevsimin tam ortasinda,

yeniden dogusu bekliyor insan.
Gecenin karanligi yürekleri sarar sessizce ve egilir sevda;
Yürekler bir kiristalin, mermer üzerinde parcalanisi gibi dagilir bir bir etrafa.
Ve öylece damla gülümseyecek ilkbahara, yaza, sonbahara, kisa.
Sana yitirilmis bir geceden,

aydinligin gözlerime gülümseyinisi unuttugum bir günden seslenmekte varmis,

böylesine sessizce
Ya da tüm sesimle, tüm gücümle, tüm seslerden öte.
Üzülürken gülümsemek de varmis bu mevsimde öylesine garipce.
Yüregimin azgin dalgalarinda yelken acarken efsunlu yüzler,

islak kirpik aralarindan gözlerimle aramak da varmis sevgiliyi
Yüregime dalmak da varmis, dalgalandirmak icin seni
Sevgiliye hasret yanmak da varmis,

uzaklarda,ici bos bir gülle gibi basi dik yüregi göcük kalmak da varmis..
Tuhaf mi tuhaftir bu mevsimde gülmeler,
Yitirilmis bir mevsimden kalan, yikik dökük sevgiliye
kosmak da varmis bu mevsimde sessizce
Gül suya vurgun, yapraklari solgun.
Rüzgar durgun, günes bir firtina olurmus bu mevsimde azgin.
Yitirilmis bir geceden,
aydinligin gözlerime gülümseyisini unuttugum bir günden,

sana seslenmekte varmis sessizce.
Ya da tüm seslerden öte.
Öylece kalakaldigim yerde, 4 mevsimden uzakta.
Bilir misin mevsimlerden 5.?..
Yanik bir sevda kokusunun hakim oldugu bir geceden,

tüm sesimle, tüm gücümle, tüm seslerden öte,

sevdami fisildamakta varmis bu mevsimde.
Fani hayattan, nice canli gecmekte varmis 4 mevsimde uzakta,

yanik bir sevdayla salinmakta varmis sevgiliye
Bilir misin mevsimden 5?
Gül suya vurgun yaprakları solgun.
5 mevsimde sevdalar vardir kapina düsmüs vurgun..


Kahraman Tazeoğlu...
 
Üst Alt